18-11-2017
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL İÇİN YOL BİRDİR

(THERE İS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleriSAĞ TIKLAYIN
lütfen)

Bülent ECEVİT'e dair


How Nice to be 
                  remembered...
        (Sesi de açınız lütfen)
Murat Bardakçı'dan: 

Değerli yazar 
Soner YALÇIN sorup: 
Hangi Gerçek diyor!... 











 
Önerdiğimiz sayfalar:
M. SAİD ÇEKMEGİL 
anısına
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090


Nuri BİRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek



Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   kardeşimizin
(facebook sayfasından
dikkate değer görüşler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52



M.Selami Çekmegil'den
(twitter'da kısa beyan 
                ve tartışmalar)
https://twitter.com/M
SelamiCekmegil



M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!
1-
http://tr.wikipedia.org/
w
iki/Selami_%C3%87
cekm
egil
2-
http://www.biyografya.com
/biyografi/5959



    ____________________
BU SİTE
    Selami ÇEKMEGİL’in
Yeğenleri:
    MelikeTANBERK ve 
    Fatih ZEYVELİ'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGİL 
  anısına ARMAĞANIDIR!  


   Anasayfa arrow Temel Konular arrow "Ali dururken"
"Ali dururken" PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 7
KötüÇok iyi 
Yazar Bahattin BİLHAN   
28-11-2010

"Ali dururken"

                                Bahattin BİLHAN
   Alevi kardeşlerimizden diyen olur ki: “Ali dururken başkasına bîat edenler haindiler”.  “Sünni’yim” diyen kesimden de, az da olsa bu iddiaya katılanlar olur. Devam ederler: “Çünkü Peygamber’in en yakın akrabası, damadı ve amcası oğlu Ali’ydi. Bunlar, Ali’yi bırakıp bir başkasına biat ettiler. Ali’nin hakkını gasp etmiş oldular. İslâm davasına ihanet ettiler”

   Aslında böyle bir iddiada bulunmak, İslâm davasına ihanet olur. Allah’ın dinini anlamamak ve o Yüce Dine iftira etmek olur. Allah’ın Dinini, bir hanedanın hükmettiği krallık yerine koymak olur. Peygamber (as)i de kral kimliğinde görmek olur. Peygamber (as)i tenzih ederiz, O, "haşa kral

değildi". O, Allah’ın Elçisiydi. Hanedanlık kurmadı. Vefat ederken “Siz benim çocuklarımın, torunlarımın, zürriyetimin yönetiminde yaşayacaksınız” demedi. “Siz onları hep kendinize baş bilin, onların emrinde yaşayın” demedi. Çocukları, zürriyeti için bir “ayrıcalık” tanımadı. “Eğer Muhammed’in kızı Fatıma dahi olsa…” dedi.

   Allah’ın Aziz Elçisi, elçilik vazifesini hakkıyla yaptı, görevi eda etti, kendisine gelen vahyi noksansız olarak tebliğ etti. Ümmetine nasihat etti, doğru yolu gösterdi, karşılığında kimseden ücret beklemedi, kendi şahsına menfaat istemedi, dünyalığa talip olmadı. Bütün yarım ada kendisine itaat ettiği zaman, yine toprak evde oturdu, yine fakirce yaşamayı yeğledi, yamalı elbise giymeye devam etti. Şahsı için saraylar yapmadı, kapısında nöbetçi, teşrifatçı, sekreter bulundurmadı. Halkına mesafeli durmadı, halktan biri, hatta fakir halktan biri gibi yaşamayı tercih etti. Çükü kendisini kral görmedi.

      Hz. Ali’yi çok seviyordu, çok seviyordu ki, kızını O’na verdi. Birçok sözlerinde O’nu övdüğü doğrudur. Bütün evinin halkını çok seviyordu amma, diğer vefalı arkadaşlarını da seviyordu. Onları da övdüğü gerçektir. Bir kızını Ali’ye vermişti, iki kızını Hz. Osman’a verdi. Şüphesiz Osman’ı ve diğer arkadaşlarını da çok seviyordu. O, asla soyculuk gibi bir yanlışı yapmadı. Soyculuğa, ırkçılığa en kahhar darbeyi indirdi, insanlığa “adalet” dersini verdi. “Akrabası” diye kimseye öncelik tanımadı. Her işinde âdil davrandı. Üstün hizmeti olan kişi, yabancı da olsa, hatta Arap bile olmasa onları geri tutmadı. İmamı olduğu mescide Habeşli Bilal’i Müezzin atadı. Habeşli zenci bir köle olan Bilal, Allah elçisinin en yakın adamlarından biri oldu. İranlı Selman’ı evinin halkından saymıştı. Anadolulu Suheyb’i de çok seviyordu. Torunları Hasan’la Hüseyin’i çok seviyordu amma, akrabası olmayan  çocukları da çok seviyordu. Dostlarından hediye aldığı olurdu, hediye verdiği de olurdu. Çok kere aldığından fazlasını veriyordu.  Devlet hazinesinden ihtiyacı olanlara yardım ederdi amma, çocukları muhtaç bile olsa hazineden onlara yardım etmezdi. Çocuklarını ülkenin başına yük etmedi, “Bunları siz besleyin” demedi. “Benden sonra onlar sizi yönetsinler” demedi. “Onlar sizin efendilerinizdir” demedi. “Kavmin efendisi hizmetçisidir” esasına sadık kaldı.

   Medine’den ayrıldığı zaman Hz. Ali’yi vekil bıraktığı olmuştu, başka zamanlar başkasını vekil bıraktığı da olmuştu. Bu vekâlet, kendi soyundan olanlara özgü değildi. Ashabın en fakirlerinden, iki gözden özürlü Mektüm oğlu Abdullah’ı da yerine vekil bıraktığı olmuştur. Böylece, herhangi birini vekil bırakmakla ona bir ayrıcalık, bir özel paye verdiği anlamının önüne geçilmiş oluyordu. Çünkü O, Allah Elçisiydi, haşa kral değildi. Risaleti tebliğ etti, emaneti ödedi. Hanedanlık kurmadı.

   Peygamber (as), bütün insanlığa adalet dersi vermiştir, dünya durdukça ak vicdanlar, O’nun adaletini hayranlıkla yad edecektir. Aynı hizmeti ifa eden iki kişiden birisi akrabası olduğu için onu öne geçirmesi, diğeri yabancı olduğundan onu geri bırakması düşünülemez.

   Risalet mi saltanat mı?
   Hz. Muhammed (as), Allah’ın Resulü, yani ilahi vahyi tebliğ eden Elçisiydi. O’nun görevi risaletti, saltanat değildi. Bütün Resuller gibi O da dünyalık beklemeden, “Ben sizden bir ecir istemiyorum” diyerek ilahi emanet olan vahyi tebliğ etti. Yakınlarını sevmemizi bize önerdi ama, bütün müminleri sevmemizi önerdi. (Şura: 23)

   Bunun aksini düşünmek, İslâm gerçeğini anlamamaktır. Bu gerçeği anlamayanlardan biri de “Emevi Şefi” durumunda olan Ebu Süfyan’dı. Mekke’nin fethi sırasında İslâm ordugâhına gelen, sonra ordugâhta alıkonan Ebu Süfyan’a, ordunun düzen ve disiplini gösterildi. Ebu Süfyan, şaşkınlığını gizleyemedi, Hz. Abbas’a dedi ki:

    “Abbas! Gerçekten senin Yeğeninin saltanatı muhteşem! Artık sizin soyunuz, bütün Araplara lider oldu demektir, kimsenin size gücü yetmez”.

    Hz. Abbas, İslâm’ı anlayamayan, bu yüzden zihni karışık olan bu adamı şiddetle azarladı:
   “Ebu Süfyan! Yazıklar olsun sana! Sen hala gerçeği öğrenemedin mi? Bu saltanat değildir, bu ilahi risalettir, aklını başına al, Şimdi Ömer’le karşılaşırsan seni hiç söyletmez, başın yerde yuvarlanır.

   Bilindiği gibi, Ebu Süfyan, o zaman Müslüman değildi, haliyle İslâm gerçeğine yabacıydı ki böyle demişti. Yazık ki, senelerden beri İslâm’ı yaşadığını sanan bir kesim hala Ebu Süfyan’ın o günkü seviyesinde!  Nübüvvet gerçeğini anlayamamakta!

   Bütün Resûllerin karşısına aşılması zor iki engel çıkmıştır: Birincisi, putçuluk engeli ise, ikincisi, “soyculuk” engelidir. İkisinin birbirine benzer yönleri vardır. Putçular için en güçlü mesnet, “Biz, atalarımızı böyle gördük” sözleriydi. İtirazlarına şöyle devam ediyorlardı: “Hele şu züğürtlere bakın! Onların aslı, nesli ne ki! Şimdi biz onlarla eşit mi sayılacağız?

   Emevilerden “soyculuk” yapanlar oldu, onları suçlamayan, taşlamayan yok gibidir. Elbette bu hataya düşen kim olursa olsun kınanır, kınanmalıdır. Ancak başka bir soy için aynı hataya düşeni alkışlamak mı icap eder? Doğru birdir, doğru, herkes için doğrudur. Biri için doğru, başkası için yanlış! Bu nasıl bir mantık? Böyle bir şey düşünülür mü?

   Yüz yıllarca Abbasilik, Haşimilik yapan olmadı mı? “Emirlik Al-ı Muhammed’indir” diye on binlerce, yüz binlerce insan öldürülmedi mi?

   Emevilerden bu yanlışı yapanlar olmuştur, ancak Emevilerin hepsi mi böyle yanlış yaparlar? Hepsi mi günahkâr? Emevileri yaratan yüce irade, onları günah ile malul olarak mı yarattı?  Emevi olmak, günah keçisi olmak mı? Hep onları suçlamak, taşlamak mı gerek?

    Emevilerin dışında bu yanlışa düşen hiç yok mu? Emevilerden Muaviye vardır. O’nu suçlayanlar vardır ama Peygamberimiz (as), bir gün onu suçlamadı, Halbuki, Peygamberimiz, insanları bizden çok iyi bilir, çok iyi tanırdı.

    Muaviye’yi de bizden çok iyi tanırdı. Bununla beraber yanından kovmadı, kötülemedi, aleyhinde bir söz söylemedi, suçlamadı, aksine kendi yanında O’na yer verdi. Vahiy merkezinin sekreterliğini verdi.

    Emevilerden Yezit vardır, doğrusu, O’na iyi diyen birine rastlamadım. Yezit suçludur, günahkârdır ama, onun suçu bütün kabilesini, bütün Emevileri de suçlu durumuna mı getirdi? Başka soylarda Yezit kadar suçlu, hatta Yezit’ten beter suçlu hiç kimse yok mu?

   Allah’ın Aziz Elçisi, Haşim oğullarındandı. Gerçekten, Haşim oğulları çok saygınlığı olan bir soydu ama, o soyun bütün mensupları ter temiz, suçsuz, günahsız mı?

   Yüce Peygamber’e, O’nun izzetli bütün yakınlarına selam olsun.  Unutmayalım: Aynı soydan bir de Ebu Lehep vardı. Ebu Lehep’i Kur’an lanetlemektedir. Kim diyebilir ki, Ebu Lehep, Yezit’ten daha iyidir? Böyle diyen, Allah’ın kitabına ters düşmez mi?. (Bak: Tebbet suresi)

   Irkçılığın, soyculuğun, ulusalcılığın İslâm’da asla yeri olamaz. Bütün insanlar Âdem’den, Âdem ise topraktan.

   Cahillik iğrençtir
   Kur’an, “Putçulardan yüz çevir” diyor. (En’am: 106)
   Kur’an, “Cahillerden yüz çevir” diyor. (A’raf: 199)
   Anlaşılan Kur’an’a göre puta tapmak iğrenç!
   Cahilliğe razı olmak da iğrenç! İkisinden de yüz çevirmek gerek.
   Cahil insan, çok kez kötülüğü iyilik diye yapar. Dostu düşman, kabahati ibadet sanır.
   Cahil insan, çok sevdiğini sandığı Hz. Ali’ye farkında olmadan lanet etmiş olur. “Ali dururken başkasına bîat edenler…” diye lanet okuyanlar, düşünmeden Hz. Ali’ye lanet etmiş olmazlar mı?

   Etmiş olurlar.  Ali’ye sayısız selam olsun!
   Yazık ki, bazı cahiller o büyük imamı lanetlemiş oluyorlar.
   Çünkü, Ali de kendisi dururken başkasına bîat etti.

   Hz. Ali’nin diğer üç  Halife’ye de bîat ettiği tarihi bir vakıadır. Bu gerçeği hiç kimse inkâr edemez. Hiç kimse, bunun tersini söyleyemez. Hz. Ali kendisinden önceki Halifelere özgür iradesiyle bîat etmedi mi?

    Etti. Halbuki, istemeseydi bîat etmezdi. O’nu zorlayacak, zorla yönlendirecek, iradesine ipotek koyabilecek bir babayiğit düşünülür mü?
   Nitekim, Hz. Ebu Bekir’e altı ay bîat etmedi. Sonra gelip hür iradesiyle bîat etti. Bu süre içinde, kendisini zorlayan, baskı yapan biri de yoktu, zaten olamazdı.
    Hz. Ömer’e herkesten önce ve gönül hoşluğuyla, Hz. Osman’a hiçbir mecburiyeti olmadan bîat etti. Bu olanları, kim (olmadı) sayabilir?

   Şimdi iyi düşünelim: Ali dururken başkasına bîat etmek suç ise, ihanet ise, laneti gerektiriyorsa bu suçlulardan biri de Ali olmaz mı?
   Başkası için “ihanet” olan bir hareket Ali için marifet mi olur?

   Hz. Ali’yi lanetlemek küçük bir kusur değil, büyük bir cinayettir. Böyle bir hataya düşmekten Allah’a sığınırız. İlk üç Halife’ye bîat edenler de, Hz. Ali de çok aziz insanlardır, onlar Allah’ın dostu kişilerdir. Hepsini rahmetle anarız. Hepsine minnetimiz vardır. Cahillere de Allah’tan hidayet dileriz.

                                                              Bahattin Bilhan

Yorum
ilgili bir anlatım
Yazar admin açık 2010-12-15 00:31:51
Haber Türk-İsmail. Nacar: 
Emevi Düşmanlığının Arka Planı  
 
http://www.dailymotion.com/video/xb05ve_ysmail-nacar_news
Hocamızdan bir de şiirle...
Yazar admin açık 2010-12-15 00:44:21
Bahattin Hocamız daha sonra gönderdiği bir şiirle de bu konuda diyor ki: 
 
Ali-Muaviye 
 
Dedi: Muaviye bozdu işleri, 
O, İslam’a soktu bu yanlışları. 
 
Bu yüzden bölündük ve parçalandık, 
İlerlemekteyken geriye döndük. 
 
Bu yüzden camii de biz terk ettik, 
Doğruyu bıraktık, geriye gittik 
 
Hak yolu bıraktık şeytan izinden, 
Gittik. Ah bu işler Muaviye yüzünden. 
 
Dedim: Biz kardeşiz, arkadaşız gel! 
Şuurumuz varsa kim buna engel? 
 
Engel değil Ali ve Muayiye, 
Eski kavga için yeniler niye? 
 
Bir işi inada getirmek günah, 
Her insandan hesap soracak Allah. 
 
İyilik verecek tüm iyilere, 
Ceza da verecek tüm kötülere. 
 
Bir kardeş kavgası ki çok önceydi, 
Bilmeyiz kavga nasıl-niceydi? 
 
Kardeşim! Nedir bu, neyin davası? 
Ne güne dek sürsün: “kavganın kavgası?”

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 28-11-2010 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
29404426 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net