16-08-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow ÖRTÜŞMELER
ÖRTÜŞMELER PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 1
KötüÇok iyi 
Yazar Necmettin EVCİ   
05-11-2010
ÖRTÜŞMELER
                                          Necmettin EVCİ
 
Her insanda fıtrat olarak zamana ve insanlara hükmetme eğilimi vardır. Herşey istediğimiz gibi olsun isteriz. Herkesin böyle bir arzusu vardır. İstekler örtüştüğü gibi çakışır da. Bireysel veya toplumsal egomuzun sırf nefsi çekişme sebebi ile ötekine karşı geldiği olur. Bu karşı oluş benliğimizi, ferasetimizi, algı kanallarımızı ve en nihayet muhakeme kabiliyetimizi körelten hastalığa bile dönüşebilir. O durumda mesele facia boyutuna ulaşmış demektir. Hakikat
diye bir derdimiz kalmamıştır. Hakikat kaygılarımızın, davamızın merkezinden çoktan uzaklaşmış, kaprislerimizin körolası enaniyetimizin baskısı altında ezilmiştir.

Özel zaaflarımızdan sıyrılıp, meseleye ilim ve hikmetle bakabilsek, çoğu durumlarda karşımıza aldığımız insanların haklı olduğunu görmek işten olmayacak. Önemli olan doğrunun ve hakikatin belli bir sınırının, kavminin olmadığını bilmektir. Gerçek, kimsenin varlığı ile özdeşmiş mülkiyeti değildir. Öyleyse önemli olan kimseye ait olmayan hakikatin herkese ait olduğunu bilmektir. Hakikatin sınırlar, sınıflar üstü bir niteliği vardır. Her kim ona sahip çıkarsa yücelir. Hakikati yüceltmek ancak onu sahiplenmekle mümkündür. Önemli olan kendimizi aşmayı bilmek, başarmaktır. Kalbimizin, gönlümüzün kapılarını başkasına açtığımızda sayısız güzelliğe erdiriliriz. Bizatihi bu açılış, bu açılım başlı başına bir güzelliktir.

Hakikatin kendilerine ait bir gerçeklik olduğunu sananlar dışa kapalı bir tip inşa ettiler. Hem bireysel hem toplumsal kategoride yaşandı bu vahim yanlışlık. “Üstün insan, üstün toplum, üstün devlet” anlayışı modern ulus devlet aşamasında insanlığın yaşadığı bir sapmaydı. Vestfalya anlaşmasından sonra kurulan ulus devlet ve toplumlar kendi meşru iyilik ve güzelliklerini, sınırlarının ötesindeki kötüler ve çirkinler üzerinden söyleme dönüştürdüler. İyi, güzel, üstün, akıllı, başarılı olan bendim. Öteki bütün bu kıymetleri yok etmek için bize düşmandılar.

İçe kapalı ulus örgütlenmeleri düşmanlıklar, nefretler büyüttü. İdeolojiler bu nefretlerin enerjisi oluyordu. Başkaları cehennemdi. Başkası ile ilişkiye girmek gereksizdi, hatta suç olarak algılanır oldu. Çünkü başkası düşmandı, tehditti, cehennemdi. Böyle bir algıyı otoriter yönetimler, kitlelere egemen olmanın garantili gerekçesi olarak benimseyip, siyasete dönüştürdüler. Ulusal ruh bu tarz siyasi söylemler etrafında oluştu.

Ülkeler, milletler hapishanesinden farksız oldu. İlişkiler, dostluklar, bilgi, kültür alış verişi yok seviyesinde tutuldu. Oysa bu yaşananlar, yaradılışın temel esprisine aykırı bir durumdur. Hiç bir din; dil, renk, kültür farklılığından dolayı bir başkasını ötekileştirmemiştir. Bütün farklılıkları, aynı inancın kuşatıcılığı içinde birbirine bağlamış, birbirine kardeş kılmıştır. Farklılıklar, düşmanlığın değil dost olmanın vesilesi telakki edilmiştir.

Biz birbirimizi, ayrı ya da benzer yanlarımızı fark etmekle kavrarız. Ben kendi bilincime öteki ile varırım. Bu noktada herkes birbirine ayna olur. Öteki ile karşılaşmaksızın iyi ve kötü yanlarımla kendi gerçekliğimin ayrımına varmam zordur. O zaman sınırlar, duvarlar, engeller ortadan kalkmalıdır. Engelsiz, engellemesiz bir yeryüzü İslâmın esprisine en uygun olanıdır. İnsanlar, düşünceler, kültürler, anlayışlar, birbirleri ile en ileri düzeyde kaynaşmalı, ilişki içinde olmalıdır. Kültür bu yolla gelişir. Doğruların, yanlışların; aracısız ve daha iyi anlaşılması bu yolla sağlanır.

Varoluşun doğasına aykırı değerlendirilecek kapalı yapılar, fazla sürdüremedi eğemenliğini. Gelişmeler duvarları yıktı. Sınırlar sanal hale geldi. Özellikle bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişme, dışımızda da bizimki gibi dünyaların, o dünyalarda bize benzer insanların olduğunu ortaya çıkardı. Meğer düşmanlarımız ne kadar dost gönüllü imişler!.. Aaa bizler gibi düşünüyor, bizler gibi tepki veriyor, bizler gibi duygulanabiliyorlarmış. Bu kaynaşma bilgi, emtia ve para akışının hızlanması ile daha somut bir nitelik kazandı. Sonuç itibariyle ülkeleri birbirinden ayıran duvarların, telörgülerin de önemi kalmamıştı. Yıkıldılar veya kaldırıldılar.

Şimdi global bir evreye girdik. Bu evrede ülkeler, milletler daha rahat, daha kolay kaynaşacaklar. Bu arada milli keskinlikler de yontuldu, yumuşadı. Belki liberal kapitalist gelişmelere uygun ve belki gelişmeler birilerinin çıkarına uygun dizayn ediliyordu. Bu da bir görüş ve üstelik yabana atılamayacak bir görüş. Ama ben, içine girdiğimiz bu yeni sürecin daha insani ve yaradılışın doğasına daha uygun imkânlar hazırlamakta olduğunu düşünüyorum. İşte bu bir örtüşmedir.

Bazen farklı amaçlara yönelen gelişmeler hiç birinin öngörmediği bir aşamada yepyeni bir olgusal gerçekliğin realitesinde örtüşür. İşte böyel bir örtüşme yaşıyoruz. Bence bu bizim hayrımıza olacak bir süreçtir. İşte şimdi yakınlarımızdan başlayarak bütün bir yeryüzüne yürüme vaktidir diye düşünüyorum. Bu konuda Türkiye TİKA gibi resmi kurumları, başta yadım kuruluşları olmak üzere çeşitli sivil toplum örgütleri ile yeryüzüne bir sefere çıkmış durumdadır. Önümüzde müthiş yeni imkânlar var. Bu imkânları bütün bir insanlığın hayrına, selâmetine, barışına kullanacağımızdan eminim. Gittiğimiz her yere İslâmın hayat veren nurunu götürmeyecek ayrıca oralardan diri bir benlikle döneceğiz. Can götüreceğiz, can bulacağız. Can yeşertecek, can yeşereceğiz. Bundan eminim.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 05-11-2010 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
85776849 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net