27-11-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow ORTAÇAĞ KAPANDI MI?
ORTAÇAĞ KAPANDI MI? PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 4
KötüÇok iyi 
Yazar Raci Durcan   
31-10-2010
                               ORTAÇAĞ KAPANDI MI?
                                            Raci Durcan  
   Müslüman Türk olarak övünç kaynaklarımızdan biri de çağ açıp kapatan bir padişahımızın olmasıdır. İstanbul’un fethiyle birlikte karanlık ortaçağın tamamlanıp yerini yenisine terk ettiği, Milli eğitim ders kitaplarında anlatıla gelmektedir.

   İnsanlık tarihi boyunca adı geçen birkaç tane çağ olduğuna göre bunların birinin kapanmasında söz sahibi olmak oldukça gurur vericidir. Bununla birlikte ortaçağın gerçekten kapanıp kapanmadığı, üzerinde kafa yormayı gerektirir önemdedir. Ben şahsen bu fikre katılmıyor;
Osmanlının yıkılışı ile birlikte ortaçağın tüm haşmetiyle birlikte günümüzün tek süper gücü olan Büyük Britanya İmparatorluğu tarafından devam ettirildiğini iddia ediyorum.

   Ortaçağ; feodal olarak da söylenegelen, derebeylerin hâkimiyetiyle tanınan bir dönemdir. Tarım ve hayvancılığa elverişli arazilere hâkim bir bölgede, müstahkem bir kale kuracak kadar itibar sahibi olmak derebeyi olmaya yetiyordu. Barış zamanı arazilerin üzerinde yerleşmiş çiftçileri vergilendiriyor, savaş zamanı vergi ödeyenleri kale içine alıp düşman saldırısından koruyabiliyorlardı. Kale kapıları kapandığında bir daha orayı açacak, içeridekileri teslim alacak bir kuvvet yoktu. Kaleyi muhasara ederek içerdekilerin açlık ve susuzluktan ölmesini beklemek yıllar alıyordu. Dönemine göre hayli ileri inşaat teknolojisi sayesinde kale içindeki az sayıdaki insan büyük ordulara dahi direnebiliyordu. Önemli her kervan yolu ve elverişli her arazi derebeyleri tarafından tutulmuş; köylüler bunlar arasındaki iktidar savaşları yüzünden bizar olmuşlardı. İnşaat teknolojisi döneminin çok ilerisinde olmasından dolayı yapılan surlarla büyük imparatorluklara kafa tutulabiliyor, yayılmalarının önü kesilebiliyordu. Bunlardan en önemlisi ve ünlüsü İstanbul surlarıydı. Müstahkem yapısıyla çok uzun bir dönem, içindekileri dış dünyaya karşı koruyabilmişti. Ta ki Fatih Sultan Mehmet’in toplarıyla karşılaşana kadar… Eğer surları yıkacak toplar dökülmeseydi fetihte bulunan askerlerin onca kahramanlığı boşa gidecek, fetih gerçekleşmeyecekti.

    Konu buraya gelmişken şu noktayı açıklığa kavuşturmalıyız: İstanbul’un fethinde olduğu gibi tarihin her döneminde değişim yaratan, çağlar açıp kapatan şey silahtır. Yanlış hatırlamıyorsam iki yıl kadar önce tesadüfen karşıma çıkan bir haber, İstanbul’un fethini o zamana kadar görülmemiş bir volkan patlamasından havalanan toz bulutlarının görüş mesafesini azaltmasına bağlıyordu. Bu haberi yapan ekibin Zaman Gazetesine yakın ve dolaysısıyla Fethullah Gülen grubundan olması dikkatimin konu üzerine daha da yoğunlaşmasına yol açtı. Haberi yapanların gerçeği kasten saptırdıklarını, okuyucuları fethi gerçekleştiren asıl şeyden uzaklaştırma amacı taşıdıklarını düşünmüştüm. Her ne yapılıyorsa bilinçli olarak yapılıyordu.
  
   Tarih çağlarını dönemin silahlarıyla irtibatlandırarak isimlendiren bir tasnife hiç bir yerde rastlamadım. Tarih çağlarının bu şekilde anılması daha gerçekçi olacaktır. Gözlemlerime göre dünyanın en önemli şeyini söyleseniz dahi bunu kimse kale almayabiliyor. Ancak elinizde güçlü bir silahınız varsa herkesin kulağı sizde oluyor. Fransa bu noktada iyi bir örnektir. Fikri alanda nerdeyse yüz yıldır hemen hiçbir şey üretmeyen bu ülke; dünya siyasetinde en çok söz sahibi olan birkaç devletten biridir.

     Döneminde Moğollar, önlerine çıkan her kaleyi fethederken ellerindeki silah mancınıktı. Kale duvarlarını aşan güllelerle içeriye zarar verebiliyor; savunmayı zayıflatabiliyorlardı. Kale surları bu yeni silaha karşı daha müstahkem hale geldiğinde mancınık önemi yitirmiş, Moğolların dönemi de sona ermişti. Yerini alan Osmanlı savaş topları ortaçağın derebeylerinin sonunu getirdi. Barut Çin’de belki bin yıldır eğlence amaçlı olarak şimdiki havai fişekler şeklinde tanınıyordu. Fakat kimse onu kale duvarlarını yıkmada kullanmayı akıl etmemişti. Fatih’in dev topları en müstahkem surları dahi yıkacak büyüklüğe ulaştığında bir dönemin sonu gelmiş, Osmanlı çağı başlamış oluyordu. Osmanlının dönemini sona erdiren şey sırasıyla makineli tüfek ve bombardıman uçaklarıdır. Uçak çağı günümüzde dahi devam etmektedir. Savaş uçağınızın erişim menzili sizin hükümranlık sınırınızı çizer.

   Moğolların geliştirip tarihin bir dönemine damga vurdukları Mancınıktan önceki önemli silah; savaş arabalarıdır. Bizans’tan çok önce bilinmekte olan tekerlek; at arabasında uygulama alanı bulmuştu. Romalılar onu günümüzün tanklarına benzer şekilde savaş arabasına dönüştürdüklerinde yeryüzünün en büyük işgal ordusu görev başındaydı. Ordular ilerleyip işgal edebilsin diye yollar ve köprüler yaptılar. Günümüzde demiryollarında kullanılan raylar arasındaki mesafe; halen iki atın yan yana yürüyebileceği mesafedir. Çünkü buhar makinesi icat edilip lokomotif haline dönüştüğünde mevcut at arabası yolları kullanılmıştır. Alman savaş tanklarının ilkel şekli Roma savaş arabalarıdır.

   Tarihe geri dönüp baktığınızda, muasırlarından daha üstün silaha sahip ulusların diğerlerine üstün geldiğini görürsünüz. Tarihin gerçeği şudur ki söz kesmez, kılıç keser. Kimin kılıcı keskinse onun sözü geçer. Şimdi bu gerçeğin üzeri karartılmıştır. Boş, faydasız bir hedefe yönelmeyen bilgileri bizlere bilim diye yutturmaktadırlar. Herkesin bildiği şeyi bilmemek sizi belki gülünç duruma düşürür ancak orada kalmak da sizi âlim yapmaz. Bilgili, bilim sahibi ve önder olmanız için herkesten daha çok şey bilmelisiniz. Üstelik bu bildiğinizin size pratik bir yararı olmalıdır.

    Kur'an ilk indirildiğinde söylediklerini kimse bilmiyordu. Onu benimseyenler bu yeni ve üstün bilgilerle parlak bir dönem ortaya çıkartabildiler. Ancak bilginin Kuran’dan ibaret olduğu yanlış inancıyla İslam dünyası çöküşe geçti. Halen reçetenin ne olduğu aşikâr değildir. Bilginin tümünün kurandan ibaret olduğunu zannedenler sabah akşam sadece onu okumalarına rağmen ilerleyemediklerini gördükleri halde yanıldıklarını anlamak istemiyorlar.

    Günümüzde Müslümanların sözü geçecekse eğer, bu sözü dinlenir kılacak bir silahları olmalıdır. Peygamberimiz kendisini, Mekke’nin azgın müşriklerinin saldırısından hendek kazarak koruyabilmişti. Günümüzün dünyasında, ada devleti Büyük Britanya İmparatorluğunun uçak erişim mesafesinin dışında kalan hiçbir nokta yoktur. Kendilerinin adasına hiçbir güç ulaşamazken onlar her yere rahatlıkla müdahale edebilmektedirler. Ortaçağın kaleleri ve onların derebeyleri ortadan çekilmiştir ancak bu zihniyeti sürdüren İngiliz İmparatorluğu, rahat surlarının içinde her yere dişini geçirebilmektedir.

     Günümüzün İngiliz imparatorluğunun izlediği siyaset; insanlığın gelişimi önünde bir ayak bağıdır. Kendi güvenliği için dünyanın uzak bölgelerini dahi ateşe vermekten çekinmemektedir. Firavun dönemindeki gibi doğacak her çocuğun kendisi için bir tehdit oluşturacağını düşünerek daha onu beşiğinde boğmakta, ölüme mahkûm etmektedir. Dünyanın her bölgesini birbiriyle savaştırarak karıştırmaktadır. Kendi ilerleyişine engel oluşturacağını düşünerek ulusların eğitim politikalarını etkilemekte; bilim üzerindeki tahakkümünü derinleştirmektedirler. Büyük kitleler bilim adına içi boş bilgilerin arkasından sürüklenmektedir.

     Ortaçağın henüz bitmediğini, kendi müstahkem kalelerindeki birilerinin dünyayı yönettiğini bilmek, ne yapmamız gerektiği konusunda önümüzü aydınlatacaktır. İnsanlık bombardıman uçaklarının altında çaresizlikten kurtulduğunda yeni bir çağ doğmuş olacaktır. Karayoluyla, karayoluna mahkûm bir ulaşım şeklinden, bağımsız havayoluna geçildiğinde bu sağlanmış olacaktır. Kastım devlet kontrolündeki hava alanlarından kitle halinde uçuş değildir. Herkes kendi kapısı önünden, hiçbir yere bağlı kalmadan istediği yere gidebildiğinde onları bir adadan silah tehdidiyle yönetmek mümkün olmayacaktır. Bu erişilmez bir teknoloji değil; bilakis şimdikinden daha basittir.

     Yöneticilerimiz insanımızın özgürlüğünü gözeterek ulaşım şeklini; buna bağlı olarak çağın istikametini değiştirme cesaretini gösterebilirler mi? Yoksa küresel ısınma senaryosuna iştirak ederek göklerin kullanımını bizden çalıp çağın efendilerine teslim mi edeceklerdir. Ortaçağı sonlandırmayı gerçekten isteyecekler midir?

Yorum
Do u like anime?
Yazar Affibrife açık 2010-11-08 20:06:08
Anime for u

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 31-10-2010 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
90640707 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net