05-10-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow sanattan anladığımız
sanattan anladığımız PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 8
KötüÇok iyi 
Yazar Emre Tokdemir   
22-10-2010
Dünyanın sanattan anladığı, bizim anladığımız nedir?

                                                     Emre Tokdemir(*)
Ülkemizde, geçen günlerde Altın Portakal adlı bir film festivali vardı ve bu festivalin skandal yaratan bir jüri üyesi vardı 'Emir Kustirica'. Bu jüri üyesi  ülke gündemini meşgul ettiğinden  beri şu konuları düşünmeye başladım:’Sanat nedir? Sanatçı nedir? Sanatçıda bulunması gereken özellikler neler?.. Onun  yaptıklarını sıradan insanların yaptıkları şey den ayıran ve o şeyi sanat yapan özellikler nelerdir? Ve en önemlisi de 'Emir Kustirica’ sanatçı mıdır?

Kendime bu soruları sordum ve düşündüm. Ancak ne yazık;  gördüm ki büyük emperyalist devletler sinema sektörünü bir araç olarak kullanıyor, bizim sanatçı diye alkışladığımız insanları kullanıyor, tüm dünyayı -sinema sayesinde- vermek istedikleri şeklin kalıbına döküyor ve sonunda istediklerini elde ediyorlar… Dünyayı bu araçla parmaklarında oynatıyorlar…  Bu durum sadece sinemacılar için geçerli değil elbette müzisyenler, ressamlar, yazarlar bütün aydınlar içinde geçerli… Güçlü olmak isteyen, dünyaya kendi istediği şekli vermek isteyen büyük ülkeler; sömürmek, kullanmak istedikleri ülkeler için bu kalıplardan birisini seçiyor ve bu ülkelere istediği şekli veriyorlar... Örneğin bir film yapıyor üstün teknolojinin kullanıldığı, diğer sömürülen ülkelerin hayallerini süsleyen ama dile getiremedikleri  konuların yer aldığı bir film yapıyor ve bu üstün teknolojiye hayran kalan milyonlarca insana bu filmi izletiyorlar. O Film dünyada fenomen halini alıyor ve Filmin kahramanları o ülkenin sokaklarında da kahramanlaşıyor. Sokaklarda o filmin kahramanına özenen onun gibi giyinmek isteyen, onun bindiği arabaya binmek isteyen kısacası onun gibi olmak isteyen milyonlarca insan oluşuyor. Bu sayede de emperyalist ülkeler kendi ürettikleri ayakkabıyı, kotu, ceketi, arabayı, telefonu, saati, bilgisayarı, hatta şampuanı, jöleyi o ülkede istediği gibi satıyor ve tabi sonuç olarak ta sömürülen ülkeler ne olduğunu anlamadan bir de bakmışlar ki dışarıya her yıl milyonlarca lira para akıtan, üretim yapamayan, geliri giderini karşılayamayan birer ülke haline gelmişler..  ekonomik bağımsızlığını kaybetmiş, Sömürge halini almış bir ülke kalmış ellerinde… Onları kurtarması beklenen, onların umudu olan gençliğin ise ne sömürge olmaları ne de kötü giden ekonomileri umurlarında… Onların da düşündükleri tek şey: - Film kahramanları ne giyerse onu giymek, yabancı sanatçılarınki gibi birer arabaya ve eve sahip olmak. Yani kısacası onların umudu olan gençlik te uyuşmuş oluyor… Ne yazık ki. bu durum öyle bir hal alıyor ki ülke kendi öz yemek kültürünü,  kendi ana dilini dahi kaybediyor..  yoz çevirilerle, yabancı sözcüklerle kuşatılmış olan kendi ana kültürleri kaybolup  gidiyor. Yabancılara özenen uyuşuk bir gençlik kimliğini, benliğini, kendi öz menfaatini pis bir sigara dumanı gibi boşluğa savuruyor…
 
Böyle amaçlara bilerek veya bilmeyerek hizmet etmiş kişilere  sanatçı demek bana hiç doğru gelmiyor. Normal şartlarda ülkeleri girdikleri bataklıktan çıkarabilecek yegane kişilerdir sanatçılar, aydınlar. Ulu önder Atatürk’ün de dediği gibi ‘Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa, tam bir hayata sahip olamaz’. Ancak sanat ve sanatçı ülkesini aydınlığa taşıyacak kişi olmalı önce kendini benliğini bilmeli geçmişini unutmamalı. Tarihi bilmeli, bilmediği konular ve delillerle ispatlanması gereken hassas konular hakkında –soykırım, savaş suçu, insan hakları, ülkesinin tarihi, ülkesinin benliği gibi konularda belli amaçlara hizmet edermiş gibi bilip bilmeden konuşan, kendini, milletini inkar eden, olmayan olayları olmuş gibi gösteren, iftira eden kişiler olmamalı... Atalarımızın da dediği güzel bir laf vardır: - ’Yarım doktor candan, yarım imam da dinden çıkarır insanı. ’Böyle sanatçılar da yarım sanatçıdırlar hem candan, hem dinden,  hem de ülkesinden eder insanı...
 
Şimdi biz, yıllarca İslam dinini terör diniymiş gibi gösteren Hollywood yapımlarına nasıl sanat deriz?.  Kalemlerinin ucuyla ülkelerin kaderlerini belirlemeye yönelen  böylesi yoz  yazarlara nasıl sanatçı deriz de benimseriz. İnsan haklarını savunduğunu söyleyen ama Amerika’dan İsrail’den çekindiği için  Afganistan’a, Filistin’e gidemeyen  ressamlara fotoğrafçılara nasıl sanatçı deriz. Aç bir çocuğa yardım etmek yerine ölüme terk eden fotoğrafçıya nasıl sanatçı deriz.
 
Bu dediklerimin hiçbirisi siyasetle alakası olmayan konulardır. Bunlar insanlıkla alakalı konulardır. Sanatçıların aydınların siyaset hakkında demeç vermelerine mitingler yapmalarına karşı değilim: onlar ülkelerinin aydınlarıdır.. miting yapmalılar ki miting meydanları hiçbir şeyden haberi olmayan kandırılmış cahil provokatörlere kalmasın. Siyaset yapsınlar ki ülkesinden dünyadan haberi olmayan insanlara kalmasın siyaset. Hepsini de yapmalarından yanayım; sonuçta ülkeleri karanlıklardan çıkmazlardan çıkarmada en büyük pay onlara düşüyor. Ama dediğim gibi bunları sanat maskeli ajanlar değil; gerçek sanatçılar yaparsa ülke aydınlığa çıkar; daha da bataklığa saplanmaz  Sanatkar kişi Amerikan askerlerini ülkesinde görünce parti veren kişiler değildir. Sanatkar, toplumda uzun çaba ve çalışmalardan sonra alnında ışığı ilk duyan insanlardır…
 
Büyük, güçlü devletlerin oynadıkları bu tip oyunlara kendi yöntemleriyle cevap vermekten başka şansımız yok. Biz de sinemacımıza köstek olup sansürlemek yerine ona destek olmalı reklamını tüm dünyada yapmalıyız. Gerekirse resmi ziyaretlerde onları dış dünyaya açarak  tanıtmalıyız sinemacımızı, müzisyenimizi, yazarımızı, ressamımızı… Yurtdışındaki organizasyonlarında engeller varsa kaldırmalıyız reklamlarını yapmalıyız, onların... Sanatçımızı da, siyasetimizi de, iş adamımızı da değişen dünya karşısında değiştirmeliyiz artık. Tabii -onlar gibi biz de- sanatı, ülkeleri belirli kalıplara sokmak, insanlarını kandırmak, sömürmek için kullanalım demiyorum.Biz kendimizi anlatalım yeter…  “Ermeni soykırımı” yapmadığımızı sinemacımız tüm dünyaya anlatsın. Kıbrıs da Rumların kardeşlerimize yaptıklarını fotoğraf sanatçımız sergilerinde anlatsın. Kürt kardeşlerimizle aramızda bir sorun olmadığını müzisyenlerimiz tüm dünyaya haykırsın. Onların bizi sokmak istedikleri kalıbı kırıp  kendi şeklimizi, kalıbımızı, doğrularımızı, düşüncelerimizi tüm dünya göstersin, görsün. Görsün, bilsin ve anlasın ki bu Türkiye ne büyükmüş densin. Uyansın artık herkes Amerikan rüyasından. Milletimize ve tüm dünyaya büyük Türkiye’yi birlikte gösterelim…


(*) Öğrenci

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 04-11-2010 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
88012921 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net