24-10-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
Son Eklenenler
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
MÜSLÜMAN'IN TAVRI, ENDÜLÜSÜN DRAMI PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 44
KötüÇok iyi 
Yazar Mümtaz Firidin'den alıntılanmıştır.   
27-02-2006
Image

(Bir Papazın dilinden)

      " Endülüs Devleti'nin yıkılışının, yani medeniyetin zirvesindeki Müslüman bir milletin vahşetin zirvesindeki bir Batı ulusu tarafından hunharca katledilişinin 514. yıldönümündeyiz.

      Papaz Bartolome de Las Casas(*) 1542'de İspanya Prensi II. Philip'e anılarını takdim etti. Dominiken Tarikatına mensup olan Las Casas tarihin tanık olduğu en büyük katliamlardan birinin nasıl işlendiğini inanılmaz derecede ayrıntıları ile anlatıyor ve Tanrı adına yola çıkılan bu seferlerde, Tanrı adına hareket edenlerin nasıl vahşileştiğini gözler önüne seriyordu. İnsanlıkla adları bir arada anılması mümkün olamayan o İspanyol kafilesinin vahşetleri bakın bu eserde nasıl dile getiriliyordu:

      "İspanyollar atlarıyla, kılıçlarıyla ve mızraklarıyla yerlileri kolayca savuşturup öldürdüler ve onlara karşı her türden vahşeti sergilediler. Yerli yerleşim bölgelerine zorla girerek, küçük çocuklar,yaşlı erkekler, hamile kadınlar, hatta yeni doğum yapmış

kadınlar dahil karşılarına çıkan herkesi katlettiler. Şiddetle

vurarak parça parça kestiler, sürüler halinde ağıla toplanmış koyunlar gibi

karınlarını yardılar. Bir adamı tek bir darbede ikiye bölüp

bölemeyeceklerine veya bir kişinin başını gövdesinden ayırıp

ayıramayacaklarına ya da tek bir balta darbesiyle bağırsaklarını

çıkarıp çıkaramayacaklarına dair bahislere bile girdiler. Memeden kesilmemiş bebekleri ayaklarından tutup annelerinin göğüslerinden ayırdılar ve baş aşağı kayalara çarptılar. Bütün bunlar olurken diğerleri ise gülüp

eğleniyorlar, bebekleri omuzlarının üzerinden bir nehre atıp, "Kıvran,

seni gidi küçük velet!" diye bağırıyorlardı. Yollarına çıkan herkesi

öldürdüler, fırsat buldukça bir kadını ve bebeğini tek bir hamleyle kılıçtan geçiriyorlardı. Kimseyi sağ bırakmadılar, kurbanlarını ayaklarından asabilmek için özellikle ters L şeklinde geniş darağaçları kurarak bir defada on üç tanesini birden diri diri yakıyorlardı. Vücutlarına kuru saman bağlayıp ateşe   veriyorlardı. Bazılarını öldürmeyip bileklerini kesiyorlar, ellerini öylece asılı bırakıp onlara, "Bu mektubu al" diyorlardı. Amaçlan, onları böyle zavallı durumlara düşürerek, tepelerde gizlenenleri tehdit etmekti. Yerli liderleri ve eşrafını ise yere çakılı iki yaba üzerine oturtulmuş dal parçalarından oluşan, bir tür demirden düz ızgaraya bağlayıp, kısık ateşte kızartıyorlardı. Yerli liderler, yavaş yavaş ölürken çaresizlik içinde inliyorlardı. Zavallıcıkların inlemeleri İspanyol komutanın uykusunu bölmüştü. Hemen esirlerin boğulması için talimat verdi. Ancak, ortalama sıradan bir cellattan daha kana susamış olan infaz müfrezesinin başındaki iki adam (bu adamın kimliğini biliyorum, hatta Sev illa'da bazı akrabalarıyla görüştüm), onları boğarak eğlencesini yarıda kesmek istemiyordu. Bu yüzden gürültü yapmalarını engellemek için bizzat kendi elleriyle ağızlarına tahta tıpa yerleştirdi ve kendi canı istediği zaman ölmeleri için ateşi artırdı. Bütün bu olanları ve başka olayları kendi  gözlerimle gördüm. Yerlilerin bir kısmı, bu merhametsiz ve insafsız katillerin pençesinden kurtulmak için tepelere ve dağlara kaçınca, insan türünün bu amansız düşmanları, izlerini bulmak için av köpeklerini eğittiler. Bir yerliyi görür görmez saldırıp ısıran, parçalara ayırıp adeta bir avı yer gibi etlerini silip süpüren bu vahşi köpekler, yerlilere çok zarar verdi; katliama ortak oldular. Ara sıra da olsa yerliler bir Avrupalıyı öldürdüğünde (ki kendilerine karşı işlenen suçların hüyüklüğü göz önüne alınırsa buna hakları da vardı), İspanyollar kendi aralarında gayri resmî bir anlaşma yaparak öldürülen her Avrupalı için yüz yerlinin idam edilmesine karar veriyorlardı. Bu vahşeti işleyenler çok değil daha 35-40 sene önce İspanya'daki sonuncu İslâm devleti olan Endülüs Arap Devletini yıkanların ya kendileri ya da onların elinde yetişen

çocuklarydı.

      İnanıyoruz ki bu satırlar, Endülüslülerin nasıl bir katliamın kurbanı olduğunu hissetmeniz için size yeterince ışık tutacaktır. ENDÜLÜS

DEVLETİNİN YIKILIŞI İspanya'daki sonuncu İslâm devleti olan Endülüs

Devleti, 2 Ocak 1492'de İspanyollar'ın eline geçti. Hıristiyan

İspanyollar, Endülüs Devleti'ni yıkınca, görülmemiş bir vahşet ile, ilim merkezi olan Endülüs'teki Müslümanları yok ettiler. Sonra da eşsiz sanat eserlerini tahrip ettiler. Bu sırada Avrupa'nın en büyük ve medenî şehri olan Gırnata, feci yağmalara mâruz kaldı. Dünyanın en büyük kütüphanelerinden olan ve birkaç yüz bin kitabı bir araya getiren Gırnata Kütüphanesi'nin kitapları,Kardinal Cisneros'un emri ve Kral ile Kraliçe'nin tasvibiyle şehrin büyük meydanında tamamen yakıldı. Bu kitapların mühim kısmı, yeryüzünde tek nüsha idi. Halbuki, Müslümanlar, medeniyeti İspanya'dan Avrupa'ya soktu. Fas, Kurtuba ve Gırnata Üniversitelerini kurup, batıya ilim ve fen ışıklarını yaydı. Hıristiyanlık âlemini uyandırıp, bugünkü müsbet ilerlemenin temelini attı. Dünya yüzündeki ilk üniversite, Fas'ın Fez şehrinde bulunan Keyruvan üniversitesidir. Endülüs Sultanı   Üçüncü Abdurrahman, Kurtuba'da Dünyanın İlk Tıp fakültesini kurdu. Bu fakülteye Avrupa'nın kralları bile tedâvi için gelirlerdi.

      İslam aleminin yeni bir 2 Ocak yaşanmaması için yalnızca bilimin değil, ekonomik ve stratejik gelişmelerine zirvesinde olması gerekirken, bulunduğu konum hayli düşündürücüdür...

______________________

(*) 1484 – 1566 Güney Amerika’da Emperyalizme karşı mücadelenin simgesi olmuş, bir İspanyol rahibi 

Yorum
bir seyredin, on düşünün
Yazar sanih açık 2010-04-25 10:15:41
 
 
http://videoizle.video75.com/R23Xx-mCpwL/when-the-moors-ruled-in-e/
Seyredin ve düşünün
Yazar sanih açık 2010-04-25 10:19:07
 
 
http://videoizle.video75.com/vy.php?n=CZ8UaihXoNb

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 03-01-2010 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Anket
Kullanıcı Girişi
Kimler Çevrimiçi
Şuan 40 misafir çevrimiçi
Ziyaretçi Sayısı
60242643 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net