28-10-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Medyadan Seçmeler arrow FİKİR DÜNYAMIZIN YILDIZLARINDAN : M.SAİD ÇEKMEGİL
FİKİR DÜNYAMIZIN YILDIZLARINDAN : M.SAİD ÇEKMEGİL PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 21
KötüÇok iyi 
Yazar http://www.vakit.com.tr/detail.asp?id=15492   
23-07-2005
Image24 Temmuz 2004 onun ebedi âleme göçtüğü tarih. Akşam güneşi ufukta kayboluş noktasına akıp giderken, acılarını dindirmek için hizmet eden büyük kerimesinin nezdinde son nefesini verip, dünyamızla olan alakasını kesmişti.
Hastalanıp, yatağa düşünceye kadar tedkik, tahkik, araştırma ve dikkat ve teenni ile okuma, okuma, yine okuma. Ve bu alanda pek çok olay, pek çok yaşanmış hatırat. Neden, niçin ve nasılların yoğun bir çaba ile cevapları... Konferanslarla olsun, kitap ve sohbetlerle olsun, bu insanlara ne verebilirim? Tabii, bunun için önce ben almalıyım ki, başkalarına verebileyim düşüncesiyle yola çıkma.
Bilhassa ele alıp üzerinde işlediği konular, insanların ebedi alemlerini ilgilendiren konular olunca asla taviz vermeden, doğru çizgiden sapmadan malâyaninin ve ilimsiz tutum ve davranışların karşısına çıkıp onu hesaba çeken bir duruş. Muhatabı kim olursa olsun, öğrendiği, inandığı şu doğru ona yön verdi: "Güç, Hakk'ta olup, maddede değildir." Sen yeter ki doğruda ol, Hakk'ta ol, onu samimiyetle korumaya çalış, Rabb'il Âlemin yardım ederdi.
1960 senesine kadar yaptığı çalışmalar, konferans ve seminerleriyle bir hayli tanınmış ve fikir dünyasında kendine özgü bir yeri doldurmuştu. Bu şöhret, İslam'ı bilmeyen, anlamayan dar kafalılar ve sisteme katıksız bağlı olan kimseler tarafından hoş karşılanmadı ve rahatsızlık verici olarak yerini aldı. İlla da siyasi erk tarafından dikkatle izlenmeye başlandı. Nitekim, 1960 ihtilalinin hemen ardından sistem onu tutukladı. Hiçbir partide kaydı yoktu ve hayatı boyunca hiçbir zaman partici olmadı ve bu insanlara oy da vermedi.
Hâl böyle iken yine de rejim onu tutuklayarak Sivas ilinde kurdukları bir esir kampına almıştı, tabii daha pek çok kişiyle birlikte. "Misafirimizsiniz, yakında evlerinize döneceksiniz" demişler, ihtilâl subay ve komutanları. Misafir kelimesi kulağa hoş gelen ve gerçekten itibari değeri büyük olan bir mânâ taşıyor. Fakat bu misafirlik biraz uzun sürüyor. Hürriyetleri ellerinden alınmış ve bir kısım kurallara bağlı olarak yaşamaları gerektiğinin ve bunun misafirlik değil, bir esaret olduğunun bilincindedirler kamp sakinleri. Çıkış tarihi belli olmayan bu misafirlik altı ayı bulmuştur maalesef.
Rahmetli Çekmegil üstad, burada esir olduğunun bilincinde olunca, fazla bir beklentiye girmeksizin, umudunu da kırmayıp sunulan hayata kendini hazırlamıştır. Misafir sözcüğünden umuda girenler ise beklediklerini bulamayınca rahatsız olurlar. Öyle ki, bir kısım rütbelileri araya koyarak dışardan yün yataklar, yün döşekler getirirler. Diğer yandan, ücretsiz verilen yemekleri beğenmeyip, özel mutfaklar bile kurarlar.
Bu esaret süresince rahmetli Şeyh Said'in iki oğlu, Ali Rıza ve Selahaddin Efendiler de orada tutukludurlar. Onlarla tanışıp, ilmi sohbet halkaları kurarlar. Ali Rıza muhteremle yer yer satranç oynarlarmış ve âlim ve fadıl bir kişi olduğunu yeri geldiğinde zikrederdi. Kamp süresinde ev sahiplerinden bir beklentiye kapılmadığından rahat ve huzuru yerindedir. Hiçbir istek ve ricaya tenezzül etmez, onların verdikleri ile iktifa eder, izzetli yaşamayı hak ederdi.
Doğru ve hak olan davasını orada bulunanlara da iletmeyi ihmâl etmez. Altı aylık Sivas esareti izzetle ve bazı deneyimlerle son bulup salıverilirler.
Resûlullah (sav)'ın şu sünnetini kendine şiar edinmişti: Bir işin halledilmesinde gereken iki şıkkın kolayını tercih eder, zor olanı terk ederdi. İnsan şeref ve haysiyetine halel getirecek ucuzluğa ve beleşçiliğe asla prim vermedi. Yerinde kesenin ağzını açar, ama israftan son derece sakınırdı. Zaruri bir ihtiyaç olmayan tek lüksü kahve idi. Evet, kahve içmeyi severdi, fakat bunda da itidâli elden bırakmaz, misafireten gittiği evlerde "Belki kahve bulunmayabilir, ev sahibi mahçup olur" diye istemezdi, kendiliğinden gelirse müteşekkir kaldığını arzederdi.
Bir başka özelliği ile de, Mehmet Akif merhumu hatırlatırdı: Aldırma geç git diyemez, aldırırdı, neme lâzım demez, bana lâzım derdi. Onun için de bir şiirinde;
Şair olmak, ne münasebet
diyeceklerim öyle doğdu,
Ben de öyle söyledim.
Belki zannedersin, gönül eğledim
Değil dostum, değil
Ne zaman dağdaki bağdakini kovdu,
Duramadı Çekmegil.
Yaşantısı ve sözlerinin birbirine uygun olmasına son derece dikkat eder ve bunu Rabbimizin yardımıyla başarırdı da. Etrafında sinsice ayıp arayanlara bu fırsatı vermez ve onları sevindirmezdi. Aile hayatını, yasak olan tecessüs ile araştırırlar ve elleri hep havada kalırdı. Elbet bunda Rabbimizin yardımı muhakkaktı ve bir de bütün çocuklarının İslam'ı sevip benimsemeleri ve yaşamalarının da payını teslim etmek gerekir.
Bazen de insanları çok şaşırtırdı. Sanki bu devrin insanı değildi, asırlar öncesinden gelen çok düşündürücü tavır ve görüşler serdederdi.
Tefekkürden uzak, gaye ve fani dünyaya taparcasına bağlanarak son derece klişe hayattan nefret ederdi.
Alışkanlık denen şeye asla müsamaha göstermezdi. Tefekkürsüz ibadet nasıl olurdu, bunu mü'minler nasıl kabul ederlerdi? "Cehaletten kötü fakirlik, akıldan faideli zenginlik, tefekkür gibi ibadet yoktur" demiyor muydu, bu yüce yolun temsilcisi ve tebliğcisi? Öyleyse nedir bu aymazlık, bu başıboşluk ve tefekkürden uzak yaşamak?
Ta 1950'lerde tesbit ettiği bu milletçe zaafımızın yanına bir de verememe, yerinde harcayamamayı ekleyince ızdıraplar yumağı daha da büyüyordu.
Ve şöyle diyordu:
Tenezzüle değmez bu fani alem
Her kalbe geleni yazar mı kalem?
Leblebiyi anla, ben deyince leb...
Taşıma sularla dönmez bu dolap
Ruhta istiyoruz, ruhta inkılap.
Öyleyse daha çok çalışmalı, çok daha dolaşmalı, dükkan, işyeri ve ev sohbetleri daha sık yapılmalıydı. Resmi bir kuruluş olan 'Malatya Fikir Kulübü'nün sohbet seminerleri olabilirse her gün yapılmalıydı. Bu gayretler, bu çabalar İndi İlahi'de mutlaka, hem de fazlasıyla karşılık bulacaktı ve dünya gözüyle meyveleri de deriliyordu bile.
İntibaha gelenler, uyananlar yurdumuzun her köşesinde bu doğruları yaşıyor ve yaşatmaya çalışıyorlar. Hamdle, şükürle yad ediyorlar.
Evet, böyle yoğun bir koşturmaca ve gayret içerisinde iken hastalanıp yatağa mahkûm olmuştu. Dört yıl sürdü bu yatak mahkûmiyeti.
Ta ki; şuur kaybına kadar. Biz okurduk, o dinlerdi. Yanlış olarak takıldığı noktada ikaz eder ve müzakereye başlardık. Doğrusunu tesbit edip ortaya koyduktan sonra okumaya devam ederdik, o da dinlemeye.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 23-07-2005 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
73645730 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net