14-07-2024
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow M. Said Çekmegil arrow KAYACIK (Bir rüya yazısıdır)
KAYACIK (Bir rüya yazısıdır) PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 18
KötüÇok iyi 
Yazar Hurşit PEKER   
16-09-2010
KAYACIK (Bir rüya yazısıdır)
                                                    Hurşit PEKER
Babam, kocası ölmüş, arkasında birkaç yetimi kalmış, inanç olarak alevi mezhebinden olan babaannemden 1927 yılında doğmuş. Anlattığına göre babam doğduğunda dedemin yaşı yüzün üzerindeymiş ve dedem 120 yaşında vefat etmiş. Babam 100 yaşın üzerindeki dedemin ikinci hanımından tek çocuğudur. Dedemin önceki hanımından babamın üvey iki kardeşi vardır. “Seferberlik” denen askeri sevkıyata giderler ve bir daha da dönmezler. Yani babam öz kardeş ve bacıdan yoksun ve kimsesizdir...

Dedem “ölmeden evereyim”  diye 15-16 gibi çocuk denecek yaşta evlendirir. Annemle izdivacından 3 erkek 4 kız 7 çocukları olur. Erkeklerden biri bebekken, iki kız kardeşim evlendikten sonra vefat ederler.

Babam, iyi bir güreşçi-pehlivanmış. Anlatıldığına göre hiç sırtı yere gelmemiş. Güçlü bir vücuda sahip; tuttuğu yere kan oturtturan pehlivan… Babamla 60 yıl beraber yaşadık, hep beni yıktı. Taki ikinci evliliğine kadar… Hiç bir gücün yere düşüremediği sırtını ikinci eşi düşürdü. Kendi deyimiyle “pehlivanlığım da, insanlığımda tarih oldu.” derdi.

Babam köylü ve çiftçiydi. Dedemden miras kalan arazileri vardı. Zamanla ineğimiz, öküzümüz, atımız, merkebimiz oldu. Bunlar hayatımızın ayrılmaz parçasıydı. Onlarla yatar, onlarla kalkardık. Ben ve kardeşlerim dedemden kalan iki gözlü (oda demeyelim) ve iki katlı, alt katı ahır olarak kullanılan evimizde büyüdük. Artık bizler büyümüş ve nüfus artmıştı. Yine alt katı ahır olmak üzere iki katlı bir ev yaptık. Hala ayakta ve kullanılmaktadır.
Ben ve erkek kardeşim okula, kız kardeşlerim kocaya, annem mezara gitti… Annemin ölümünden 5-6 ay sonra babam tekrar evlendi.

Babam analığım olan ikinci eşiyle yaşamakta ve çiftçidir. Ne var ki hayvanlarından bir inek ve atı kalmıştır. Her gün ama her gün ya atının sırtında, ineği yanında ya da atı yüklü kuyruğu elinde baba mirası olan ‘Kayacık’ a gider, gelir. Ta ki takatten düşünceye kadar… Serin havası ve soğuk suyu olan, anlatmakla bitiremediği baba mirası ‘Kayacığına’ son zamanlarda gidemez… Soğuk suyunu içemez, dizinin bağı çözülmüştür… Yaşlanmanın yanında duyduğu ılgıt- zılgıttan gün geçtikçe iyice takatten düşer. artık kendi evinde rahat edemez ve son iki kışını oğulları olan bizlerin yanında geçirir…

Tabidir ki “ Her canlı ölümü tadacaktır”. Aslında babamın ölümü tatması hastalığından değil,içine düşmesinden,kahrındandır…

İyice yatağa bağlı kalınca “hanımını çağıralım bir gör” dendiğinde; elinin tersiyle “yok,.. yookk!”derdi…

Babam birkaç defa ölmüş; birinci ölümü kahrından,içine düşerek…
İkinci ölümü, iyice yatağa düşüp altını bağladığımızda utancından…
Son nefesini Adana Başkent Hastanesi’nde…
Şimdi Çukurova’nın sıcak çukurunda, Kayacığın havasından, suyundan uzak Osmaniye Belediyesi’nden aldığımız aile adına aldığımız “aile mezarlığı”mızda ikamet etmektedir. Henüz yalnız… Bizlerden  yanında kimsecikler yok…

Babamı , anamı dualarımda anmanın yanında; ya atının sırtında ya arkasında, kuyruğu elinde ya da semerini vurmaya (giydirmeye) çalıştığı durumu hep hayalimde canlanır…
Tabiatım (huyum) icabı  kimseye sezdirmeden babamı zikrediyorum. Anamı da… Dualar edip, rahmet diliyorum. Gizli anışımdan mıdır nedir, çoğu kez rüyalarıma giriyorlar. İşte anlatacağım rüyam ve rüyamdan etkilenerek yazdığım şiir… Bu hatıra yazısı içimde kalan bir ukdemdir. 

Tarih 6 Eylül 2010 bir Kadir Gecesi(Her gecenin bir kadri kıymeti verdır)… Sabah namazından sonra babamı rüyamda gördüm. Ömrü süresince değer verdiği baba mirası  arazisine =Kayacık= uğradım. Kazma kürekle yaptığı düzenlemeleri seyrettim… Beraber dikmiş olduğumuz üzüm bağı tamamen yok olmuş, bağ olduğuna dair hiçbir iz , emare kalmamış…

Biraz ilerledim…Ekip diktiği tarlaya uğradım. Mısır darısı ekilmiş, biçilmiş, deste edilmiş… Ekin destelerinin arasına o kadar fazla sığır girmiş yiyor, otluyor ki, hayvanların çokluğundan toparlanmış mısır desteleri neredeyse fark edilmiyor…( Rüya bu… O manzarayı yazı ile ifade edemiyorum. Edilemez de…) Tarlanın her tarafına üşüşmüş, yayılmış, yüzlerce, binlerce hayvan…

  Yedi sekiz çoban kenara oturmuş yemek yiyorlar…Yoğurt ekmek yiyen çobana
- Kadılı köyünden misiniz?dedim, “ evet” deyince “Peki bu yaptığınıza kalbiniz razı mıdır?” ikazıma pek te eziklik duymadı, o taraflı olmadı. Uyandım.

3 gün sonra yani 09.09.2010 günü Ramazan Bayramıdır. İnşallah babamı mezarı başında ziyaret edip Rabbimden af, rahmet ve bağışlama dileyeceğim ve diyeceğim ki;
“Ya Rabbi! Burada yatmakta olan bu kulun benim babam…

Vermiş olduğun uzunca bir ömrü bu dünyada harcadı. Sana sığınıyor ve yalvarıyorum. Günahlarını affet, kusurlarını bağışla. Kötü olarak yaptıklarını iyiye ve güzelliğe çevir, kabrini cennet bahçelerinden bir bahçe eyle… Ey Rabbim! Sen affedicisin , affı seversin… Babamı ve bizleri affet… Bizlere Senin rızana uygun yaşamayı nasip et! Bizleri Salih kulların arasına kat.

Rabbim şurada yatan kulun ikinci evliliğinden maddi- manevi bir tad alamadı. İlk eşi olan annemle ikisini cennetine koy. Yeniden bir aile eyle. O cennet sofrasında biz evlatlarını da bir araya getir. Hepimizi cennet ailesine kat…’’AMİN
 
                    RÜYAM
Uykularım kaçtı yine bu gece
Rüyalarım ayrı ayrı birer bilmece
Doğup büyüdüğüm topraklar üzerinde
Hayallere çakılıp kaldım, sadece..!

Babamı göremedim tarlasında, taşında
Sahi, yolcu etmiştik seksen iki yaşında!
Kazma- kürek izleri görülüyor toprağında,
Şimdi anmaya geldim mezarının başında!

Zaten dünya öyledir, hepsi şu;
Durma, didin, çalış… işin başında!
Sonra malı, mülkü, çocuğu bırakırsın nihayet,
Sadece tarihtir.. yazılır mezarının taşında!
                                                        HURŞİT PEKER/06/09/2010

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 16-09-2010 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
115955644 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net