09-12-2023
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Medyadan Seçmeler arrow Gazze Şeridi'ne ablukanın, tarihi arka planı
Gazze Şeridi'ne ablukanın, tarihi arka planı PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 2
KötüÇok iyi 
Yazar BBCden aktaran: Celal SANCAR,Genç BİRİKİM dergisi   
17-07-2010

Gazze Şeridi'ne ablukanın, tarihi arka planı

                  BBC’den aktaran: Celal SANCAR, Genç BİRİKİM dergisi
Türkiye merkezli İnsani Yardım Vakfı’nın liderliğinde Gazze Şeridi’ne gönderilen yardım malzemelerini taşıyan gemilere yönelik İsrail operasyonu, konuya ilişkin tartışmaları yeniden dünya gündeminin en ön sıralarına taşıdı. Dokuz kişinin hayatını kaybettiği operasyon Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimi zirveye çıkarırken, uluslararası siyasette bazı dengeler de yeniden değerlendirmeye alındı. Bu haftaki gündemdi birbuçuk milyon Filistinlinin günlük hayatını İsrail ablukası altında sürdürmek zorunda kalmasıyla sonuçlanan sürecin tarihine, bir pencere açıyoruz.

Gazze Şeridi'ni kimilerine göre dünyanın en büyük “mülteci kampı”, kimilerine göre de dünyanın en büyük “açık hapishanesi” haline getiren sürecin yaklaşık altmış yıllık bir tarihçesi var. Bu süreç, bir yandan yeni Yahudi devleti İsrail'in kuruluş öyküsü, diğer yandan da Filistinlilerin topraklarından edilme ve kendi topraklarında mülteci haline düşmelerinin tarihçesidir. Tabi daha somut olarak altmış yıllık olan bu tarihi, nüveleri itibariyle yaklaşık bir buçuk asır geriye götürmek de mümkün. Siyonist Yahudiler, o zamanlar “Filistin” olarak tanımlanan topraklarda devlet kurma çalışmalarına 19. yüzyılın ikinci yarısında başladı. Kendi ifadeleriyle "Vaadedilmiş Topraklar"da, devlet kurma çalışmalarının tohumu İngiltere'de atıldı. 1870'den itibaren Yahudiler bu topraklarda tarımsal yerleşim merkezleri kurmaya başladı. Siyonistler 1896'ya kadar, "Eretz-İsrail" olarak da andıkları topraklarda onyedi tarım kolonisi kurdu. Yirminci yüzyılda daha da hızlanan bu yerleşim süreci, bölgede gerilim ve şiddetin kapısını açan başlıca unsur oldu. Bu süreci şahsen yaşayan bir Filistinli olan Ahmed Abdullah’la, başından geçenleri konuştuk. Günümüzde İsrail topraklarında olan, altmış yıl önce ise küçük bir Filistin köyündeki evlerini terk etmek zorunda kalan ve günümüzde Gazze Şeridi’nin bir sakini olan Ahmed Abdullah, bir yaşındayken yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “1948 yılında İsrail askerleri bizim köyü üç taraftan kuşattı, sonra saldırıya geçtiler; amaçları köy halkını, köyü terk etmeye zorlamaktı. Bir İsrailli bize bomba attı, tüm ailemi öldürdü; beş kız, üç oğlandan bir tek ben hayatta kaldım. Annem ve ben ağır yaralanmıştık, benim de öldüğümü düşünmüşler.”

                                                            Gazze Şeridi'nde bir buçuk milyon Filistinli
                                                            İsrail ablukası altında yaşıyor
İkinci Dünya Savaşı sonrası
İkinci Dünya Savaşı'nın müttefik güçlerin galibiyetiyle bitmesinden sonra, Filistin meselesi son safhasına ulaştı. İngiltere, Amerika'nın da yardımını aldıktan sonra Filistin meselesini Birleşmiş Milletler'e götürüp, bu sorunun çözülmesini istedi. BM, Kasım 1947'de Filistin'in biri Yahudi öteki Arap olmak üzere iki devlet arasında paylaşılmasına karar verdi. Yahudiler bu kararı kabul ederken Araplar reddetti. Kudüs şehrine ise BM denetiminde milletlerarası bir bölge statüsü tanındı; bu da Arapları tatmin etmedi ve Yahudilerle Filistinliler arasındaki gerilim, silahlı düzeye taşındı. İsrail devletinin kuruluş sürecinde yaşanan bu olaylar sırasında köyü saldırıya uğrayan Ahmed Abdullah, ifadenin gerçek anlamıyla ölümden döndüğünü anlatıyor: “Köydekiler önce öldüğümü düşünmüş, az kalsın gömüyorlarmış beni; bazı akrabalar bizi alıp gömmeye götürmüş. İki mezar kazmışlar; biri kızlar, diğeri oğlanlar için. Önce kızları gömmüşler, sıra oğlanları gömmeye gelince de ‘En küçük çocuğu en alta mı, yoksa en üste mi koyalım’ diye tartışmaya başlamışlar; sonunda en üste koymaya karar vermişler. Ağabeyimi gömdükten sonra sıra bana gelmiş; biri, gömmek için beni kaldırmak isterken yaramın olduğu yere dokunmuş, ben de ağlamaya başlamışım. O zaman canlı olduğumu anlayıp, beni bir kenara koymuşlar. Tam ağabeylerimi gömmekte oldukları sırada, birileri üzerlerine ateş açmış; onlar da beni orada bırakıp kaçmışlar.”

Böylece bir yaşındaki Ahmed, kardeşlerinin mezarının yanı başında vücudu yaralar içinde tek başına kalıvermiş: “Bütün geceyi orada geçirdim, kanlar içinde yaralı bir çocuk; etrafta vahşi hayvanlar, köpekler. Ertesi sabah hala köyde kalmış olan sağır bir kadın, köyü terk ederken bulunduğum yerden geçiyormuş; beni bulup, halama vermiş.”

Ahmed Abdullah’ın, Yahudilerin saldırısında aldığı yaralardan kalma şarapnel parçaları, hala ayağında. Saldırıda iki abisini, beş de ablasını kaybeden bu Filistinlinin annesi de yaralanmasına rağmen hayatta kalmış. Ahmed Abdullah, daha sonra annesinin ağzından dinlediklerini şöyle anlatıyor: “Ortalığın tozu dumanı dağıldıktan sonra, benim ölmekte olduğumu düşündüğü için yardım istiyormuş. O en büyük oğluna seslenmiş; ‘Muhammed, Muhammed!’ Muhammed’den ses yok. Fatma’ya seslenmiş, ondan da yanıt yok. Adnan da cevap vermemiş. Neler olup bittiğini anlamaya çalışıyormuş, beni bir kenara koyup ayağa kalkmaya çalışmış; ama ağır yaralı olduğu için kalkamamış. Sürünerek en büyük oğluna yaklaşmış, ‘Muhammed, Muhammed!’ diye seslenmiş. Muhammed ona bakıp, ‘Ana susadım’ demiş ve ölüvermiş. En büyük kızı olan Fatma’yla da aynı şey olmuş; Fatma, ‘Anne su istiyorum’ demiş ve ölmüş. Bunların acısını annem ömür boyu hissetti; ne zaman tek başına bir kenarda oturuverse, gözlerine yaşlar dolar. İşte bu anları hatırladığını anlarım o zaman.”

Bir yaşındayken, şu anda İsrail topraklarında kalmış olan köyünün saldırıya uğraması ardından evinden ve ailesinden olan Ahmed Abdullah’ın anlattıkları.
***
Filistinliler için acı anılarla dolu olan, yüz binlerce Filistinliyi mülteciliğe mahkum eden bir dönem Yahudiler için bir kaç bin yıllık mülteciliğin sona erdiği dönemdi. Bir topluluk olarak Yahudiler için belki de son iki bin yılın "en kutlu" dönemiydi bu. Filistinliler evlerinden, topraklarından, sevdiklerinden olurken, Yahudiler İsrail devletinin kuruluşunu ilan ediyordu. Bu devletin kuruluşunun ilan edildiği gün, 14 Mayıs 1948 oldu: “Yağmurlu bir gündü, Cuma öğleden sonra bir toplantıya çağrılmıştık.”

Tel Aviv’deki bir müzede yapılan toplantıya davetli olan Ariya Hander, ikiyüz Yahudi lideri bir araya getiren bu toplantıda, İsrail devletinin ilanına tanık olur.   Bir Yahudi devletinin ilanına ilişkin aylar süren tartışmalar ve gerilimin ardından, Yahudi liderler nihai adımı atmaya karar vermiştir. Yeni devletin kuruluşu şu sözlerle ilan edilir: "Eretz-İsrail'in, Yahudi halkının ve Siyonist hareketin temsilcisi olan Halk Konseyi'nin üyeleri olarak, Eretz-İsrail üzerinde İngiliz mandasının sona erdiği günde bir araya gelmiş bulunuyoruz. Doğal ve tarihi haklarımız ışığında ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kararı doğrultusunda, Eretz-İsrail'de bir Yahudi devletinin kuruluşunu ilan ediyoruz. Bu devletin adı İsrail olacaktır."

Ariye Hander, bu sözleri duyduğunda hissettiklerini şöyle anlatıyor: “İçimin rahatladığını söyleyemem; çünkü İngiliz ve Amerikalıların, bizi durdurmak için mümkün olan her şeyi yapacağını düşünüyorduk. Yeni devletin kurulmasına karşı değillerdi; ama henüz bunun için zamanın uygun olmadığını söylüyorlardı.”

Tüm bu kuşkulara rağmen devlet ilanı, toplantıda hazır bulunanlar tarafından coşkuyla karşılanır: “Coşkulu bir tezahürat ve alkışlar yükseldi; herkes tarihi bir an yaşamakta olduğunu söylüyordu, ‘Bu tarihi bir an; eğer bunun ne anlama geldiğini bildiğimizi ortaya koymazsak, bir daha böyle bir fırsat ele geçmez’ deniyordu.”

Önderlerinin “tarih yazma” kararlılığına rağmen, bölgede yerleşmiş olan sıradan Yahudiler arasında yaygın bir şüphe vardı; yeni devletin ayakta kalabileceğine inananların sayısı pek azdı. Buna rağmen devletin ilan edildiği salondaki coşku, sokaklara da taşmıştı: “Devlet kuruluşunun ilanının ardından sokaklara döküldük. Danslar ediyorduk; Cuma gecesini sokaklarda danslarla geçirdik. Bazıları, ‘Yapmayın, etmeyin; işlerin yolunda gidip gitmeyeceği belirsiz’ diyordu. Ama insanlar sokaklarda dans etmeye devam etti; bugünmüş gibi hatırlıyorum yaşananları.” İsrail devletinin ilanına şahsen tanık olan Ariya Hander’in anlattıkları.

***   
14 Mayıs 1948'de BM paylaşım planı uyarınca, David Ben-Gurion tarafından İsrail Devleti'nin kuruluşu ilan edildi. Ancak bu ilandan 24 saat sonra Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan ve Irak orduları saldırıya geçerek, İsrail topraklarına girdiler. 1949 yılının ilk aylarında BM nezdinde İsrail ile onunla savaşan Arap ülkelerinin, Irak hariç her biri arasında doğrudan müzakereler düzenlendi ve bunların sonucunda bir ateşkes anlaşması imzalandı; İsrail'in, Filistinliler ile olan gerginliği ise hala sürüyor. Az önce, altmış yıl önce yaşadıklarını aktardığımız Filistinli Ahmed Abdullah, köyünden ayrılmak zorunda kaldıktan sonra annesiyle birlikte Gazze Şeridi’ne sığınmış. Ailesinin başından geçenleri şöyle değerlendiriyor: “Bu, Filistin için kara bir gündür, varlıklı insanlarken bir anda her şeylerini kaybettiler; örneğin annem bir hanımefendiydi, babası köyün muhtarıydı, kocası toprak ağasıydı. Annem, köyünde hanımefendiyken, şimdi hizmetçi haline düştü. Olup bitenler hakkında ne düşündüğünü sorduğunuzda, gözyaşları içinde; ‘Evimi kaybettim, oğullarımı kaybettim, her şeyimi kaybettim; ama gururumu kaybetmeyeceğim’ diyor.”

Evlerini terk ettikten sonra, kendilerini Gazze Şeridi’nde bulan Ahmed Abdullah ve annesi bir süre hayatta kalabilmek için sokaklardan tezek toplayıp, bunları gübre olarak kullanılmak üzere çiftçilere satmış. Okul çağına geldiğinde, okula yamalı giysiler içinde ve ayakları çıplak halde gittiğini anlatan bu Filistinli, çok iyi bir öğrenci olduğunu; bu yüzden kendisine ödül olarak verilen biri mavi, biri kahverengi pantolonu bugün bile unutmadığını söylüyor. Günümüzde Gazze’de bir okul müdürü olan Ahmed Abdullah, altmış yıl önce köyüne yapılan saldırıdan bu yana yaşadıklarını şöyle değerlendiriyor: “Bazen kendi kendime, ‘Niye beni de gömüvermediler ki!’ diye düşündüğüm oldu; ama kendi ailemi geçindirebildiğim için mutluyum. Onlar beni öldürmeye çalıştı; ama Allah beni kurtardı ve bugün burada ben, kendi ailemi yetiştiriyorum.”    


Günümüzdeki manzara
Bugün Gazze Şeridi, İsrail ablukası altında; yaklaşık bir buçuk milyon kişi günlük hayatlarını büyük zorluklar altında geçiriyor. İsrail, ablukanın gerekçesi olarak Gazze Şeridi'ndeki Hamas hakimiyetini ve bölgeden Yahudi yerleşimleri ile İsrail topraklarına atılan iptidai roketleri gösteriyor; karşıtları ise, İsrail'in bu gerekçesinin bir bahaneden ibaret olduğu kanısında. Dünyanın hemen her kesiminden, ablukanın kaldırılması yönünde talepler geliyor; ancak henüz bu yönde atılmış somut bir adım yok. Kimi yorumcular bu belirsizliğin sürmesi halinde, sorunun faturasının daha da büyüyeceği kanısında. (bbc, 10.6.2010)

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 17-07-2010 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
106103425 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net