16-08-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow BİR MİLLET UYANIYOR
BİR MİLLET UYANIYOR PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 2
KötüÇok iyi 
Yazar Necmettin EVCİ   
07-06-2010
BİR MİLLET UYANIYOR

Necmettin EVCİ 

İsrail korsanlarının Mavi Marmara insani yardım gemisine yönelik saldırısı ile gelişen olayları yakından izliyoruz.  

Sözün başında saldırıda hayatlarını kaybeden şehitlere Allah’tan rahmet  diliyorum. Onlar cennetteler. Onların kanı, indallahta hakları gasp edilmiş mazlum insanlara uygulanan zulmün sonsuz ve canlı tanığıdır. Zulme karşı direniş, onların ölümsüz şahitlikleri ile tazelenen bilinçle, kimsenin tahmin edemeyeceği bir mesafe ve boyut kazanacaktır. Aslında o kanlar daha kurumadan, barış ve esenlik çiçekleri açmaya başlamıştır bile.  

Bir ölüm insanın içine nasıl inşirah yayar? Nasıl  şehit olur insan iç rahatlığı  ile? Bunun en önemli açıklaması, haklılıkta ve imanda gizlidir. İnsan haklı olduğuna emin olduğu bir davada; varoluşa, hakikate ve elbette Allah’a karşı sorumluluğunu yerine getirmenin rahatlığı ile ruhunu teslim etmekten korkmaz.

Ruh da onun beden de.

Bu can bu tende emanet değil midir?

Bize verilmiş  emanete sahip çıkmak zorundayız. Mümin olmak bundan başkası  değildir. Kendilerine verilen emanete sahip çıkmayanlar, nefislerine zulüm ve hıyanet etmişlerdir. Nefislerine ihanet etmiş olanlar ilahi ve ebedi sorumluluklardan bilerek kaçanlardır. Çünkü ihanet bilerek işlenen kabahattir. Gerçek kalleş  onlardır. Gazze’deki gemilere, barış gönüllülerine veya Müslümanlara değil, doğrudan kendilerine emanet edilen varlıklarına kalleşlik yapmışlardır. Allah’la ve nefisleri ile olan akitleri bozmuşlardır. Kendileri ile bağlantılarını  koparmayanlar, yani insan ve kul olma alanı  içinde insan ve kul olma sorumluluğu ile yaşayanlar, hakikatin tecellisinden korkmayan onurlu insanlardır. Bütün onurlu insanlara selâm olsun. Namlu da dayansa alınlarına, gözlerini kırpmazlar inandıkları yolda. Kötülüğe ve zulme yummazlar gözlerini. Zulmü görmezden gelmek bir insanlık suçudur onlar için. Çünkü onlar dürüst şahittirler. Bazıları gibi yalancı, bazıları gibi numaradan şahit değildirler.  

Onlar kalleş  değildiler, olmadılar. Bilakis onlar hainliğin, zulmün, alçaklığın  üzerine üzerine, ölümlerden bile korkmadan, göz kırpmadan, arkalarına bakmadan, siyasi-politik hesaplar bilmeden, kapris yapmadan  çark etmeden, topukları üzerine geri dönmeden,  duraksamadan giderlerken kanları ile deşifre etti kalleşleri, kalleşlikleri. Kalplerindeki nur gibi arkalarında pırıl pırıl bir ufuk bırakarak gittiler. Çünkü onlar şehittirler. İnsanlık adına, hakikat adına varlıklarını ortaya koyacak ölçüde samimi bir sesin, asil, muhkem bir duruşun sahibidirler.  

Ölümleri ile başka hayatlara can verecek kadar diridirler, dirilik doludurlar. Onlar görünürde ölmüşlerdir. “Sakın Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin” Lafza dikkat edilirse bizzat ayet şehitlerin öldürüldüklerinden bahsediyor. Ayet o ölümün sıradan olmayan etkisine ve anlamına dikkat çekiyor olmalıdır. Onurlu, onur duyulacak, saygın mübarek, imrenilecek bir ölümlerle olduklarına, toplumu ve zamanı olgunlaştırdıklarına işaret etmek istiyor. Bu manada ölmek olmak demektir. Zillet içinde yaşamaktansa izet içinde bir ölümün kutlu yanını ifade edilmektedir. İzzet içinde yaşanan ölümlerin zillet içinde geçen hayatları silkelediği, arıtıp temizlediği konu edilmek istenmektedir. Şehitlerin ölümleri nice coşkulu hayatları besler, büyütür.  

Şehitlerin ölümü bize hayat verdi, hayat veriyor. Biz bugün burada özgürce, onurluca yaşıyorsak Çanakkale’de İstiklâl harbinde verdiğimiz şehitler sayesindedir. Yarın çocuklarımız bugün verilen şehitler sayesinde kişilikleri ve kimlikleri ile var olacaklardır. Bu dünyadan o dünyaya selâm olsun. Bütün dünyaları kuşatır bizim sevdamız, selâmımız. Sesimiz bütün dünyanın şarkısını, nefesimiz bütün bir yeryüzünün iklimini değiştirir. Bunu dünya gözü ile de, dünya ölçeği ile de gözlemlersiniz. Şehitlerin kanı, gazilerimizin irade ve kararlılığı, cesaret ve şecaatleri, millet olarak gösterilen duyarlık, dayanışma, azim, metanet her açıda, her alanda etkilerini göstermeye başlamıştır.  

Şehit olmak şahit olmak demektir. Biz Müslümanlar, Türkler olarak zalimlerin zulmüne şahidiz. İşte onun için şehidiz. Biz İsrail’in gayri meşru ve yasadışı eylemlerle bütün bir insanlığın vicdanını kanattığına şahidiz. Bunu engellemek için akıttıkları kanımız bu gerçekliğin şahididir. Akıtılan şehit kanları daha kurumadan bereketlenmiş, ırmağa, denize, sanki Kızıldeniz’e dönüşmüştür. Siyonistler ve onların işbirlikçileri tıpkı Firavun gibi o denizde boğulmaya başlamışlardır. Dün bir ölmüşüz, bugün bin dirilmişizdir. Gazze olarak yere düşmüş, Türkiye, Suriye, Mısır, Irak, Ürdün olarak doğrulmuşuzdur. Her şehit ölü ruhlarımıza bir hayat aşısı olmuştur, dirilmişizdir. Bir millet uyanıyor. Uyuyan bir dev ayağa kalkıyor. Bir millet fevkalade insani bir amaç doğrultusunda halkı ve devleti ile bütünleşiyor. Bütünleşmenin ne etkili sonuçlar doğuran sinerji yarattığını herkes görüyor. Türkiye, halkı ve devleti ile arasındaki mesafeyi ortadan kaldırıyor. Mesafenin ortadan kalkmasının ne büyük bir sinerji oluşturduğunu herkes görüyor. Tek kelime ile yıllardır kendinden uzaklaşan Türkiye, tekrar kendine geliyor. Tarih kendine dönüyor. Zaman kendi ruhunu buluyor. Türkler tarihle, tarih Türklerle buluşuyor. Bu kendine gelişin, bu kendimizle buluşmanın bir yeryüzüne yürüyüş olduğunu herkes biliyor. Milli bütünlüğümüz, milli varlığımız tarihsel kültürel kodlara isnatla kendini ifade ettiği zaman, kusursuz bir güce dönüşüyor. İyiler için kusursuz dost, kötüler için şiddetli düşman! Bu bütünleşme ile burada her şey değişiyor. Düzlem değişiyor. Eksen değişiyor. Devlet aklı, devlet paradigması değişiyor. Yeryüzünün enlem ve boylamları, heyecanı değişiyor. Bu değişimin güçlü sinyallerini, güçlü belirtilerini görüyoruz. Kendisine dönen Türkiye, aynı şekilde görkemli bir şekilde bölgesine dönüyor. Kendisine doğru değişen Türkiye bölgesini ve dünyayı değiştiriyor. Burada değişen giderek dünyayı değiştiriyor. Türkiye’de iklim değişince yeryüzünün bütün başkentlerinde iklim değişiyor. Türkiye’nin yönetiminde söz sahibi olanlar bu öz değerlerin bu yerli değerlerin kadrini kıymetini iyi bilmelidir. Ölümsüz, aşkın değerlerimizle varlığımız, bütün bir insanlık için fırsttır, zenginliktir.  

Eğer devlet, milletle kaynaşmasını, bütünleşmesini bozmazsa, her bakımdan etkili bir oyun kurucu olacaktır. Tek başına bir çekim ve ağırlık merkezi olarak, dünyanın kaderine hükmeden bir devlet olacaktır. Şu anda dünyada etkili, kararlı, dengeleri değiştiren, lafı dinlenen bir Türkiye varsa, yıllardır arzulanıp da bir türlü başarılamayan milli kaynaşma ve bütünleşmeyi sağlamaya dönük çabalar sayesindedir. Bizi güçsüz ve etkisiz bırakmak isteyenler yıllardır bu uyumu, bütünleşmeyi bozarak amaçlarına ulaştılar. Dahası bu güzel ülkeyi kötü amaçları için kullandılar. Oysa şimdi bir millet uyanıyor artık. Bir dev, kendini unutmakla, kenarda kalmakla dünyanın neler kaybettiğini anlamış olarak ayağa kalkıyor. Uyanış bilinç katına yükseldikçe varlığımızın önemini, değerini daha bir kavrıyoruz. Kendimiz olarak var olmanın bile ne büyük bir imkân olduğunu anlıyoruz.  

Türkiye halkı  ve devleti ile ne yapmalı? Çok şey yapılmalıdır, yapılacaktır. Aceleye gerek yok. Tarihin de hakikatin de acelesi olmaz. Buna rağmen fazladan bir şey yapmaya gerek yok. Halk zaten ne yapması gerektiğini çok iyi biliyor. Halk nerede konumlanacağını, nasıl konuşacağını, ne yapacağını çok iyi biliyor. Devlete gelince, biz onun iyi yapmasını bile istemiyoruz. Sadece kötü yapmak için çaba sarf etmesin yeter. Halkına engel olmasın, halkını desteklesin, halkının iradesine saygılı olsun yeter.  

Yeni siyaset unsur ve enstrümanları  bu saygı düzleminde oluşunca, Türkiye’nin görkemli etkisi herkes için bir kurtuluş ümidi olacaktır.  

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
85776821 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net