16-08-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow ÇİZGİNİN DİĞER YANINDA
ÇİZGİNİN DİĞER YANINDA PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 5
KötüÇok iyi 
Yazar Necmettin EVCİ   
07-05-2010
ÇİZGİNİN DİĞER YANINDA

                                         Necmettin EVCİ
‘Yaşam yorgunu Bir Adam’ insan elinden çıkan ilk kitaplardan biridir. Bu kitabı en az beş bin yıl öncesinden Mısırlı bir şair yazmış. İsmi bile insanın dimağını dolduruyor. Bundan beş bin yıl öncesinin şairini ne yormuştur, nasıl yormuştur onu bilemiyorum. Ne var ki hakikaten yaşam yorgunu olmak dayanılmaz bir şeydir. Sırtınızla taş taşısanız, yorgunluğunuzu atmak için dinlenmeniz kâfidir. Ne ki, içi yorgun, dahası ezinçle, üzünçle örselenmiş,
hırpalanmış bir adam nasıl dinlenecektir? Üstelik dinlenme hakkı yoksa? Böyle bir hak bile ona çok görülüyorsa! Hak sahibi değilse, haksız kalmaya mahkûm edilmişse! Hiçleştiriliyorsa?

Ezop’u düşünün. Köledir. Ama filozoftur. Tarihte böyle çok trajik örnekler vardır. Zenon’da, bir ara Pisagoras ve Platon da köleleştirilmişlerdir. Efendileri, onların her birinin hikmet sahibi değerli insanlar olduğunu nereden bilsin. Kölenin değeri mi olur? Bütün değer efendilerdedir. Tanrı karşısında kendini kul olarak tanımlamayan insanın, çarpık zihin ve ruh halinin algıya dönüşen yansımasıdır bu yaklaşım. Çevrenize şöyle bir bakınız, bu çarpılmışlığı ışıldayan adamları görmekte zorlanmayacaksınız. İçlerindeki kuyunun karanlığını o ışıltılarla gizlemeye çalışırlar. Yazık. Bütün bir insan onuru ve anlamı adına yazık. 

Sırf kaprisleri için Yusuf’a yapmadıklarını bırakmayanlar bu tayfanın uç temsilcileridir. Yusuf kuyunun içindeydi. Asıl kuyu ise o efendilerin içindeydi. Kör ve karanlık. Oysa dışlarında sahte bir asalet ışıldıyordu. O ışıltı karşısında gözleri kamaşanlar efendilerin azgınlığını artırıyordu. Biz yine Ezop’a dönelim. Efendisi filozof Ezop’un kolunu büker, kanırtır. Ezop ‘Kolum kırılacak efendim’ der. Efendisi bunu oyuna dönüştürmüştür. Filozofun çektiği acı ona haz ve neşe vermektedir. Biraz daha yüklenir. ‘Kırılacak diyorum’ Efendinin neşesine diyecek yoktur. Biraz daha bastırır. ‘Dememiş miydim, işte kırıldı efendim’ Tarihte böyle tuhaf ilişkiler vardır. Galiba kendinde tanrılık vehmeden diğer yanda değer verilmeyen insanlar oldukça bu tarz çarpık ilişkiler farklı versiyonlarla yaşamaya devam edecek. Bastırılmış duygularımızın, kaprislerimizin, kendimizi bir şey sanmanın boş avuntularından kurtulamazsak adam gibi ilişkiler, arkadaşlıklar kuramayacağız galiba.

Hem kendimize, hem en yakınlarımızdan başlamak üzere başkalarına zarar vereceğiz. Onlara ufunet bulaştırmak zarar değil midir?

Birilerine yaranmak, birinin gözüne girmek, el üstünde tutulmak, pohpohlanmak gibi bir derdim yok, olmadı. Böyle bir derdi olanlar hiyerarşik düzen içinde kendilerinden büyük, yüksek gördükleri kişilere baş eğsinler. Boyun büksün, önlerini iliklesinler. Onlar ancak bu tarz ilişkiler içinde var oldular, var olabilirler. Onurlu yaşamak ancak bu hiyerarşi içinde bir değer taşıyorsa anlamlıdır. Onur zenginleştirecekse yararlıdır. Düşünce bir mevki elde etmeye yarayacaksa faydalıdır.

Sorsanız idealist, maneviyatçı olduklarını söylerler. Tam manasıyla pragmatist ve faydacıdırlar. Dünya nimetleri verilerek önce susturulmuş, sonra nimetlerin devam etmesi için ruhlarını köleleştirmişlerdir. Benlikleri körelmiştir. Anlamın, onurun üzerine basarak menfaatlerini yükseltmek veya menfaatlere doğru yükselmek isterler. Doğal olarak bu çabaları içindeyken, dostlarını, yakınlarını unuturlar. Onlardan kopar, uzaklaşırlar. Dahası kendilerini unutur kendilerinden kopar, kendilerinden uzaklaşırlar. Kendilerinden koparamadıkları, aynı çizgiye çekemedikleri, teslim alamadıkları, boyun büktüremedikleri dostlarını kaldıramazlar. Onların varlığı artık sıkıntı vermektedir. Kalplerinde düğüm oluşur. Anlaşılmaz, tuhaf tavırlar sergilerler. İlişkilerde bir bozulma, bir tıkanma olmuştur. Siz bu ilişkilerde nasılsınızdır? Dostunuzun anlaşılmaz, tuhaf, garip tutumları, standartları sizin de canınızı sıkar. Sizde de bir düğümlenme, bir bungunluk başlamıştır.

Bu deneyime ilk başladığınız noktada sahip olsaydınız hiç başlamazdınız bu serüvene. Değmez bunca gönül koymalar, kalp burkuntuları, sessiz hıçkırıklar. Nefesiniz tıkanır, renginiz uçar, söz sükûta eşitlenir. Bütün sözler sükûtu işaret eder, sükût taşır. Vardığınız noktada her şey anlamsızlaşmış, hiçleşmiştir. Ne bir soru sorabilir, ne bir cevap verebilirsiniz. Sorular da cevaplar da anlamını yitirir. Hiçbir cümle hakikate denk düşmez.

Size yapılanların, size söylenenlerin haksızlık olduğunu bile bile susarsınız. Rencide edilmenin, sineye çekmenin ağır, ezici yükü altında perişan olursunuz. Ortada bir yanlış var mıdır? Vardır. Bazı durumlarda o yanlışlıklarımızla insan olduğumuzu anlarız. Tanrı değiliz. Kul olma şerefini doya doya yaşayacaksak, yanlış yapacağız. Hep mi yanlış? Elbette değil. Yanlış işleyen saat bile günde iki kez doğru gösterir. Üstelik yanlışlar da yarı yarıya doğrunun ortağı, akrabasıdır. Ama burada yanlışlıktan da vahim olanı; onca fedakârlığınıza rağmen yanlışlığa mahkûm edilmenizdir. Artık geldiğiniz aşamada siz ne yaparsanız yapın, ne söylerseniz söyleyin kesinlikle ve sürekli yanlış olacağınızdır. Artık siz doğru olamazsınız. Sizin varlığınız, var olmanız yanlış görülmektedir. Yanlış adam nasıl doğru söyleyecektir? Onlar ise doğrudur. Bu eskiden böyle değildi. Ama bu çizgi geçildikten, bu alana varıldıktan sonra onlar peşin ve mutlak doğruluğa mahkûm oldular. Bu çizgiyi geçene bir şey oluyor. Çizginin bu tarafında böyle değillerdi. Öbür tarafa geçince insana bir haller oluyor. Aklı, fikri, ruhu, zihni, yönelişi değişiyor. Çizginin o tarafında bambaşka insan olup çıkıyorlar.

Çizgiyi geçtikten sonra onlar, asla yanlış yapmazlar artık. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar mutlak manada, adeta tanrısal bir nitelik ve özellikle doğrudurlar. Haklıdırlar. Onlar kayıtsız şartsız doğru ve haklıdırlar. Yanlış da yapsalar, yanlış da söyleseler doğrudurlar. Haksız da olsalar haklıdırlar. Çünkü doğrular safındadırlar, doğrular sınıfındadırlar artık. Hele o çizgiyi geçtikten; dokunulmazlar, varlıklılar, seçkinler mahallesine dâhil olduktan beri bu hep böyledir. Doğru oldukları için başka aranacak doğrulara da, doğruları aramaya da ihtiyaç kalmamıştır. Çünkü doğru doğrudan doğruya kendileridir. Ne derlerse, ne buyururlarsa, ne yaparlarsa o doğrudur. Sizin ancak o doğruları görmek ve kendi bulunduğunuz katta yanlışlarınızı ona göre tespit etmeniz gerekir.

Onlara bak ve kendini ayarla. Onların öfkesi, sevgisi, nefreti, sinirlenmeleri sana ölçü olsun. Olsun gözüm olsun. Ne olacaksa olsun. Bu son olsun”

Sus. Susamazsın.
Git. Gidemezsin.
Çık. Çıkamazsın.
Düşün, düştüğün yerde.

1

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 08-05-2010 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
85775945 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net