27-01-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Medyadan Seçmeler arrow FENDOĞLU ÖLDÜRÜLDÜ
FENDOĞLU ÖLDÜRÜLDÜ PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 2
KötüÇok iyi 
Yazar Bahattin BİLHAN - Vakit Gazete'sinden   
13-04-2010
FENDOĞLU ÖLDÜRÜLDÜ
                                                                                                                      
                                  Bahattin BİLHAN(*) - Vakit'ten
Tarih: 17.04.1978
Hamit Fendoğlu, Malatya belediye Başkanıydı. Bir dönem de milletvekili idi. Bir müddet DP mensuplarıyla Yassıada hayatı da yaşadı. Halk adamıydı. Halkın güvenini kazanmıştı. Mert bir kişiliği olduğuna inanılıyordu. Halka üstten bakan bir tip değildi. Fakir-zengin ayırımı gözetmeden hal hatır sorardı. Cana yakındı, hacca da gitmişti, namaz kılardı, ama devamlı olmadığını söylerdi. Evliydi, çocuğu yoktu. Malatya’nın Bulgurlu denen yakın bir köyündendi. Belinde silahı eksik olmazdı. Son seçimlerde sağ partilerin uzlaşmasıyla belediye başkanlığını kazandı. Makamına oturdu. Kendisinden beklenen bir hizmeti görülmedi. Çünkü buna fırsat bulamadı.

Adresine gönderilen bir pakette patlayıcı varmış, gaflet etmiş, evinde açmaya çalışmış, meydana gelen patlama neticesinde kendisiyle beraber üç kişi öldü. Haber kısa zamanda bütün ülkede duyuldu. 18.04.978 günü şehir meydanında halk toplandı. Bir kısmı silahlı imiş, bir kısmının elinde sırıklar vardı Ötede beride nutuk çekenler oldu adeta isyan başlatıldı Önce solcu olarak tanınanların dükkanına saldırıldı, sonra her rast gele yere saldırdılar. Vitrin camları kırıldı, birçok dükkanın eşyası yağmalandı. Bazı arabalar ateşe verildi. Mantık, basiret, iz’an diye bir nesne kalmamıştı. Kuru ve kara bir öfke vardı ortada. Şehir merkezinde toplanan kalabalık dalga dalga yayıldı, çoğunun elinde sopa vardı, bu sopalarla camlar kırılıyor, eşya yağmalanıyordu. Arada sırada tekbir alanlar olurdu, alınan bu tekbirlerle yapılan tahribat meşrulaştırılıyor sanılıyordu. Polis aciz kalmıştı, askerden yardım istendi, asker geldi, öğleden çok sonra biraz sakinleşti. Ama şehir adeta savaştan çıkmışa benziyordu.

Yapılan tahribat çok büyüktü, caddeler, sokaklar cam kırıkları ile dolmuştu. Zorbalar, Akpınar denen yerde halı dükkanlarına giriyor, halıları çıkarıp dükkanın önünde yığıyorlar, bir miktar benzin döküp ateşe veriyorlardı. Ateşe verilen dükkanlardan bir çoğunun kime ait olduğu bilinmiyordu. Bazı dükkanlarda tahrip edilmeyen, kırılmayan bir eşya kalmamıştı.

Sanki Cengiz’in orduları bu şehri istila etmişti, sanki sokaklarda Moğollar kılıç kalkan geziyor, tahribat yapıyor, şehri yakıp yıkıyordu. Adeta şehir harabeye, enkaza dönmüştü. Bütün ak vicdanlar elem ve üzüntü duydu, ülke düşmanları mutlu oldu. Taşkınlık yapanlar, bu denli zalimlik yapanlar sanki zafer kazanmışlardı.

Bir hafta dükkanlar açılmadı, cam kırıkları toplatıldı, okullar kapalı kaldı. Tecavüze uğrayan esnafın korkusu geçmedi, bir kısmı başka yerlere, özellikle Mersin’e göçmekte çare aradılar. Bu, bir kör düğüştü, kimin kimi vurmakta olduğu belli değildi.

Bu tahribatı şiddetle tenkit ettim, yazık ki, yıkımı tasvip eden arkadaşlarım da vardı. Soruyordum, dükkanını, malını savunmaktan aciz kalıp kaçmış olan birinin olmadığı yerde onun malını tahrip etmek, mertliğe sığar mı? Aldığım cevap enteresan: Deniyordu ki, bu malların hepsi Hamido’nun bir tırnağını değmez. İyi de kardeşim, bu tahribat neticesinde Hamido dirilecek, hayata mı dönecek? Siz Hamido’yu, diriltmek için mi bu tahribatı, bu yağmayı yapıyorsunuz? Bu tahribat hangi yargıyla, hangi hukukla gerçekleşiyor? Kusura bakmayın, aklınız, vicdanınız devre dışı kalmış. Hele bir an düşünün: Şu dükkanına saldırılan adamın kanıtlanan ne suçu var? Belki o biçare Hamido’nun yakın bir dostu, bir arkadaşı da olabilir. Asıl suçlu kimdir, kim bu oyunu acaba tezgahladı halkın başına bela etti. Malatyalı seçmen, Malatya imar edilsin diye, yapılsın diye oy verdi. Malatya tahrip edilsin, yakılsın, yıkılsın diye oy vermedi. Siz suçluyu tanımıyorsunuz, suçsuzdan ne istiyorsunuz, yahu ne istiyorsunuz. Bu görülen vahşeti, barbarlığı nasıl tasvip edebiliyorsunuz?

Lütfen söyler misiniz, Hamido’yu kim vurdu? Kimin yararı için vurdu? Vurmaktaki gayesi neydi? Neden vurdu, niçin vurdu? Belki vuran sizin taşkınlık yapmanız, şehrinizi yıkmanız için vurdu. Belki siz vuran katilin gönüllü işçisi durumuna düşüyorsunuz? Bütün bunlar bilinmiyor, yağmalanan bu dükkanlar kimindir, o da bilinmiyor? Zalim kim, mazlum kim, o da bilinmiyor. Bu dükkan sahibinin ne suçu var? 0 da bilinmiyor. Demek ki her yönüyle bir kör düğüşü!. Çocuklar birkaç hafta sokaklarda oynarken tempo tutuyor, bir ağızdan bağırıyorlardı:

Hey hey hey!... Hop hop hop! . . Hamido Hamido.. Güm güm güm!

Üzüldüm, kara kara düşündüm: Eli sopalı bu tahribatçı zorbalar da keşke bu oynayan çocuklar kadar bilinçli olsalardı!

İşin en acı tarafı da, bütün bu barbarlığın bir de bazılarınca din adına sanılmasıydı, cihat sanılmasıydı? Hamido’nun gönül alemi, bunu  kabul etmeyecek kadar temizdi. Kendisine Allah’tan rahmet dilerim.

Şimdi Nisan 2010 Aradan şu kadar zaman geldi geçti. Cezaya müstahak olan bulunmadı, suçlu bilinmedi. Kaymak yiyen başka dayak yiyen başka! Düşünüyorum: Deşifre olan şu son olaylar acaba daha dikkatli olmamıza, daha akıllı olmamıza vesile olmaz mı?!
                                                                                                                                           Bahattin (*)Bahattin Bilhan, E. Vaiz


Not: Bu yazıyı daktilo ederek sitemize ileten Cüneyt kardeşimize teşekkür ederiz. Editör

Yorum
akletmek!
Yazar bilal sürgeç açık 2010-04-15 10:31:46
 
 
 
 
Bahaddin Hoca’nın yukarıdaki yazısı birinci elden tarihi bir kaynaktır. Bu olayı araştıran her tarihçi için önemli bir belgedir. Her Müslüman için üzerinde düşünülmesi gerekli olan bir ibret yazısıdır. Yukarıda anlatılanlardan ibret alınsaydı. Sivas’ta 1993’te müslümanları saatlerce provake edip sonra gidip oteli yakamazlardı. Yine 12 Eylülden önce Maraş ve Çorum olayları yaşanmazdı. Bu misalleri çoğaltabiliriz. 
 
Linç topluluklarının aklı ve mantığı yoktur. Akıl olmayan her harekette pislik eksik olmaz. 
 
12 Eylül’ün bugünlerde anayasa değişikliği ile yargılanması söz konusu eğer olay bir Evren’in yargılanmasına indirgenirse bunun hiçbir faydası olmaz.12 Eylül şartları Evren’in genelkurmay başkanı olmasından çok önce başlamıştı. Toplum kendini de sorgulamalı. 12 Eylülden önce halk nereden geldiğini bilmeden sivil halkın büyük bir kısmı akılsızca birbirinin üzerine çullanıyor, kamplara ayrılıyor. Akıllarını derneklerinin partilerinin ipoteğine veriyordu. 
Tekerrür mü?
Yazar Melitenli açık 2010-04-15 15:22:52
Ahmet TÜRK: 
Saldırgan birisinden işaret bekliyordu: 
 
http://www.milliyet.com.tr/saldirgan-birisinden-isaret-bekliyordu/siyaset/haberdetay/15.04.2010/1225284/default.htm

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 18-04-2010 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
63688041 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net