05-10-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow KPSSNİN ÖNCESİ VE SONRASI
KPSSNİN ÖNCESİ VE SONRASI PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 1
KötüÇok iyi 
Yazar Ercan Arslaner (*)   
01-04-2010
KPSS’NİN ÖNCESİ VE SONRASI  
                                                                                                         
                                         Ercan Arslaner (*)       
   Heinrich Böll’ün (Alman edebiyatında Nobel Sahibi Yazar ) güzel bir hikayesi var: Sahildeki bir balıkçı, kayığının yanında bir şezlonga uzanmış ikindi güneşinin zevkini çıkarmaktadır. Yarı kapalı gözlerle uyur gibi etrafı süzmektedir. O esnada kulağına “Çıt çıt !” sesleri gelir. Balıkçı genç doğrularak fotoğraf çeken turiste dikkatle bakar. Turist ona niçin balık tutmadığını soruyor. Misafirin öğütlerinde “ Daha çok balık için teknelerini arttırması, büyük balıkçı gemileri alması, Paris’te Londra’da balıkçı lokantaları açması önerilir. Genç balıkçı her bir tavsiyeden sonra “ Sonra ne olacak ?” der. Turist de “Sonra emekli olursun ve böyle güneşli havada rahatça dinlenirsin” deyince balıkçı genç “Ben onu şimdiden yapıyorum” der.

   Bizde de bir KPSS öncesi ve sonrası vardır. Memur olarak 657 sayılı kanuna tabi olmak, bu sınavları başarmak gerekir. Hâlbuki Almanya gibi bazı ülkelerde memuriyete hazırlayan tahsili yapmak,  uygulamak sınavlarda başarılı olmak yeterlidir. Öğretmen olmak için tahsili bitirmekle iş tamamlanmaz. Ayrıca yapılacak en son sınavın komisyon öğretmenleri “Olur” vermelidir. Bir bayan öğretmenin sınavına ben de davet edilmiştim. Komisyondaki öğretmenlerin ona gereli kabulü vermediklerini gördüm. 2 yıl sonra bu bayanın engelli öğrencilere öğretmenlik yaptığına tanık olarak sevindim. Yıllar süren bir tahsil kıvrılarak bir kâğıt gibi çöpe atılmamış. Bize ise KPSS’yi kazanamayanların durumları oldukça düşündürücüdür. KPSS’yi kazanamayanların nitelikleri nasıldır? Günümüz okullarının en eleştiriye değer yönleri el becerileri öğretmekten uzak olmalarıdır. Özellikle laboratuar dersleri öğrenciye bu yeteneği kazandıracaktır. Yüksek okullar ise gereken yerde el becerileri ile öğretilen bilgiye devam ederler. İlköğretimin her safhasında uygulama ile öğretilen bilgiler zihinlerde en kalıcı özelliğe sahip olacaktır. Günümüz teknolojisinin her ürünü nazari düşüncelerin sonucu değil, uygulamaların ürünü olmalıdır.

   İşin en enteresan yönü KPSS ye hazırlanan öğrenciler kitaplara yazılan soyut soruları cevaplandırmak zorunda olmalarıdır. Durumdan anlaşıldığına göre Osmanlıdaki Enderun (memur) okulları yine devam ediyordu. Onlarda okuma yazma öğrenimi dışında fazla bir şey öğrenilemezmiş, kâtip olmak bile memur olmaya yeterliymiş. Şimdi uygulanan metotların o zamandakilerden farkını araştırmak çok faydalıdır. Çünkü bildiğime göre çelik tencere yapımında kullanılan sac Avrupa’dan ithal edilmektedir. Yine daha önceki bilgilerimize göre dokuma fabrikalarının iğneleri de Avrupa’dan gelirdi. Ve örnekleri maalesef çoğaltabiliriz.

   Buna göre bir mesleğe hazırlık neyi gerektiriyorsa öğretimde ona göre yapılmalıydı. KPSS öğrencinin mesleki bilgisini ölçmeye yeterli midir? Bu noktaya gelinceye kadar öğrencimiz özellikle lisede okurken aynı zamanda dershaneye gitmektedir. Durumu iyi olmayan aileler ise büyük sıkıntılara düşmektedir dershanede okulda bittikten sonra öğrencimiz geleceği parlak bir fakülte kazanamamıştır. Kazanmış olsa bile öğrenci iki yükten kurtulamamıştır. Çünkü o KPSS den sınavı veremediyse o zamana kadar yaptığı tahsil yanmış gitmiştir. Sevgili öğrencimiz sürekli felaketle karşı karşıyadır. Üniversite sınavlarına girişte otuz üç bin öğrencinin emekleri yanarken bu sınavlarda herhalde sayı ona yakındır. Türk vatandaşının sıkıntısı henüz bitmedi. Emekli olduktan sonra alacağı para maalesef onu ne köyünden ne şehrinden çıkartarak uzun veya kısa bir tatil yaptıracak güce sahip değildir. Tüm bu güçlüklerin çözümü ile uğraşmak yerine vatanseverler Ergenekon ve Balyoz derdi gibi büyük işlerle uğraşmaktadırlar.

   Bu işin çözüm yolunu daha önce şahsen Milli Eğitim Bakanlığına şemalarıyla vermiştim.%40 yüksek tahsil,% 60 meslek öğretimi önerdiğim raporuma karşılık bir teşekkürlerine bile nail olmadım. Tavsiye ettiğim yoldan gidilirse şu sonuçlara ulaşırdık:

1- Dershanelere gerek kalmayacaktır. Bizim ilgililer ailelerin dershaneye ne kadar para, aile masraflarına ne kadar para ayırmaktadırlar. Lütfen bunun istatistiğini yapsınlar.

2- Şimdi şehirlerin her sokağında bir dershane yetmiyormuş gibi KPSS dershaneleri de türemeye başlamıştır. Bizim önerimizde memuriyete hazırlık vardır ama dershane yoktur. Öğrenciyi dershaneler değil, okullar gereken yerlere hazırlayacaktır.

3- Lütfen bu işin hesabını ilgililer gerekli istatistiklerle doğru düzgün yapsınlar.

   Son rastlantılara göre ilköğretim, lise tahsilleri Türkçe ve Edebiyat dersleriyle sevgili öğrencimize “Büyük” ve “Fazla” kelimelerinin özellikle dişçilik fakültelerinde nasıl, nerede kullanılacağını öğretememektedirler. Bizim doktor adayları orada öğrenciye “Ağzını büyük aç” diyorlar. Bunun doğrusu ise “Ağzını fazlaca aç veya biraz daha aç!” demekle olur.

              Hemen yine bizim istatistik amcaya başvurarak toplumun zengin veya fakir tabakalarından kimler hangi mesleklere gitmektedirler? Bu organizasyonunu amacı sosyal adaletse onun da en nesnel yolda ortaya konulması olağandır. Fakat ortaya çıksa ne değişiri? Önemli olan tıpkı Almanya’daki gibi herkes zekâ ve gayreti ölçüsünde meslek sahibi olmalıdır. Fakat Türk eğitimi bu sistemsizliğiyle ülkemize çok zarar vermektedir. Hatta bu sistemsizlik ülkemiz gençlerini sanki “Öz ve üvey” diye ikiye ayırmaktadır.

   Heinrich Böll Türk memurundaki emekli maaşını görse “Hayır, bu parayla sen ne güneşlenebilirsin ne de gölgelenebilirsi.” der. İsterseniz yıllar öncesinin şu fıkrasını da tekrarlayalım: II. Dünya Harbinde bazı Almanların Türkiye’ye sığındıkları ve üniversitelerde profesörlük yaptıkları malumunuzdur. Onlardan birisi “Türkiye çok hoşuma gitti ben Türk uyruğuna geçeceğim” der. İşini bitirir; fakat ay sonunda çok düşük bir maaşla karşılaşır. Bunun sebebini mutemede sorar. O da “Ne yapalım sen de Türk olmasaydın.” der.

(*)Almanya E. Eğitim ateşemiz

Yorum
kaderi mi değiştireceksin?
Yazar dilhan açık 2010-04-01 11:38:22
Kaderi mi değiştireceksin hocam; ne anlatmak istiyorsun bu eli kolu bağlı halka? 
kardeşliği yok eden sınıfsal yapıda ne yapılabilir ki? 
Alara
belki kader değildir!!!
Yazar batuhan açık 2010-04-02 23:36:31
elimizde olan kader değildir hocam elimizde olmayan kaderdir. önce elimizden neler geldiğine bakmak lazım..netice Allah'tan..

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 14-04-2010 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
88015953 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net