28-10-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow GAZZEYE YOLCULUK
GAZZEYE YOLCULUK PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 2
KötüÇok iyi 
Yazar İsmail UYAN-Recep ŞAHİN   
30-01-2010
GAZZE’YE YOLCULUK                                             


                                                                      İsmail UYAN-Recep ŞAHİN

Katılmış olduğumuz konvoy dini bir faaliyetten ziyade insan olma özelliğimize dayalı insani yardım faaliyetidir. Bu nedenle ingiltereden katılan gayri Müslimler de vardı.

Samsun’dan istanbul’a hareket
28.12.2009 Samsun’dan sabah 09.40 uçağıyla İstanbul’a hareket ettik. İstanbul’a vardığımızda bazı dostlarımızı ziyaret etmek için havaalanından ayrıldık. Uçağımızın kalkma saati gelince Atatürk hava alanına geri döndük. Saat 14.45’de Adana uçağımız hareket etti ve 1,5 saat sonra Adana’ya vardık. Havaalanından bir dostumuz bizi aldı ve Mersin’e aracıyla götürdü.
Orada Akdeniz derneğine gittik. Bu dernek İ.H.H. ile çalışan yerel bir çalışmaydı.Çok sıcak bir karşılama oldu. Yurdumuzun muhtelif yerlerinden gelen diğer şoför arkadaşlarla birlikte sohbet edip tanışma fırsatı bulduk. Herkes neden katıldığını anlatırken, bir arkadaşımız aklında hiç Gazze’ye gitmek diye bir düşüncesinin olmadığını ama o gün Kur’an okurken Tevbe sûresinde geçen Tebük seferinden geri kalan Kab Bin Malik olayını okurken bende onlar gibi seferden geri kalıp yerilenlerden olmayayım diye hemen karar verdiğini ve böylece konvoya katıldığını söylemişti. 
                                          
O gece bizleri Mersin’liler evlerinde misafir ettiler. Çok içten ve samimi duygularla ağırlandık.

Ertesi gün öğleyin gümrüğe giderek (binek tipi araç 32 ad, kamyonet 8 ad, midibüs 7 ad,)Amerikalı Müslümanların alıp Gazze’ye verilmesi için Mısır’a gönderildiği, fakat Mısır hükümetinin Gazze’ye vermediği araçların tekrar Mersin limanına gönderildiği araçları konteynirlerden çıkarmaya başladık. Araçlar uzun süre çalışmadığı ve kapalı yerde kalmalarından bazı yerlerinde paslanmalar olmuş. Ayrıca bir çoğunun aküleri kullanılamaz hale gelmiş, bazı araçların kablolarının fareler tarafından yenildiği görüldü. İHH’lı yetkililerle birlikte bir taraftan aldıkları geçici plakaları araçların şasi numaralarına göre takmaya çalışırken, bir taraftan da tamirciler vasıtasıyla araçları çalışır hale getirmeye gayret etmekteyiz. Hantal bürokrasi burada bize asık suratını göstererek meşakketler çıkarttı. En barizi tüm resmi işlemler bitmeden araçları görmemiz ve kontrol etmemize fırsat tanınmadı. Mesai saati dolmak üzereyken gümrüğü birçok aksaklıklarla beraber terk ettik. Mersinden çıktık kısa süre sonra binek tipi aracın birisi radyatör suyu kalmadığından (sıfır araç olmasına rağmen) motor üst kapak contası yaktı. Bu araç Gaziantep’e kadar araç üzerinde çekici ile getirildi. Gece saat 02.00 gibi Gaziantep’e organize sanayiye ulaştık ve konvoy bir camide istirahat etti. Sabah Gaziantep’li arkadaşlar karşılamaya geldiler ve araçların tamiri için gerekli çalışmayı başlattılar (gün yılbaşı tatili olmasına rağmen daha sonra ise bizlere Vahdet Vakfı Şubesi yetkilileri, Bülbülzade Vakfı yetkilileri ve Erdemliler Derneği yetkilileri misafirperverliğin en güzel örneklerini ortaya serdiler.

Akşam saat 20.00 de araçlarımızın tamir işleri bitti ve bizler Kilis Öncüpınar sınır kapısına hareket ettik. 02/01/2010 Gece saat 01.00 gibi gümrük kapısına ulaştık. Gümrük kapısında bizlere bu araçların tırların geçtiği kapıdan geçmesi gerekiyor bu şekilde gidilemez denildi. Bu şekilde sabahı beklememiz gerektiği söylenildi. Konvoya yetkili arkadaşlar bazı bakanları aradılar ve bakanların gümrüğü aramasıyla kapıdan geçişimize izin verildi. Suriye topraklarına geçtiğimizde sıcak bir karşılama oldu. Bizleri devlet protokolü ile karşıladılar ve o şekilde 257 KM lik yolda bizlere eşlik ettiler. Böylece Suriye’nin Lattakia şehrine saat 13.00 gibi ulaştık. Daha önce giden ve Ürdün’ün Akabe limanından geri dönmek zorunda olan konvoyla birleştik. Lattakia’da Suriye hükümetinin mülteciler için yapmış olduğu kampa yerleştik. Çok sayıda 14 -16 M2 ‘lik küçük odaların olduğu ayrı ayrı baraka tipi evlere yerleştik. Burada Suriye hükümeti bizlere çok iyi davrandı. Bizlere üç öğün yemek verdi ayrıca subayların yazlık tatil evlerinde kalmak isteyenler içinde mülteci kampından oraya servis düzenledi.

Biz de bir gece orda kalmak için gittik. Gece saat 24.00 de oraya vardığımızda Suriye askerleri misafirhanede bizlere yemek ikramında bulundular. Lattakia şehri 1.000.000 nüfuslu bir şehir. Şehirde %10 Türkmenler, %10 Filistinliler, %20 Hıristiyan bulunmakta. Şehir denizin kenarında sakin insanları bizlere karşı aşırı bir sevgi göstermekteydiler.

Bu şehirde 1948 de Hayfa şehrinden hicret eden Filistinlilerin ikamet ettiği bir mahalle bulunmaktadır. Bu gün itibariyle 62 yıl geçmiş olmasına rağmen Filistinliler aidiyetlerinden hiçbir eksiklikleri olmamış, Suriye bunlara halen vatandaşlık vermemiş, onlar da hep Filistin özlemi ile yaşamaktalar. Bizi çok içten ve samimi duygular ile karşıladılar. Kendileri Filistin Camisi (orijinal ismi de böyle) etrafında kenetlenmişler. Cami sanki bir külliye gibi. Bizlere cami de banyo yapma imkanı sundular. Evlerine kabul ettiler, bir kısım arkadaşlarını gece de evlerinde barındırdılar. Bizleri Osmanlı torunları olarak ikram ve misafirperverlik gösterdiler. 

Lattakia’da okullardan öğretmenler halk oyunları gösterisi için çocuklarla geldiler. Bizlere kaldığımız mülteci kampında 2 saate yakın bir gösteri yapıldı ve daha sonra Suriye’li çocuklar tarafından Gazze’li çocuklara yazılmış mektupları verdiler ki Gazze’deki çocuklara verelim.

Üçüncü günün akşamı Türkiye’den gelen bir gemiye araçları yüklemek için hareket ettik mülteci kampında toplanan araçların hepsi limana götürülerek gemiye yüklendi. Mısır hükümeti araçların yanında 10 kişiden fazla gelmesini istememiş. Araçların yükleme işlemi bitince İHH başkanı bir konuşma yaptı limanda. Dedi ki” istesem şimdi bu gemiyle bende giderim fakat biz söz verdik sözümüzü tutacağız. Bizler Mısır’a uçakla gideceğiz.”  Denildiği gibi ertesi gün Türkiye’den gelen bir uçakla dört kafile halinde gitmeye karar verildi.

İlk kafile Mısır’a gitti uçak ikinci kafileyi almaya geldi. İkinci kafileyi götürürken havada arıza yapan uçak Şam’a acil iniş yapmak zorunda kalıyor. Orada da 1 saat içinde arıza yapılacak 2 saat sonra arıza giderilecek deniliyor. Yaklaşık bir günde orada öyle geçti. Daha sonra Türkiye’den başka bir uçak gelerek önce Şam’da bulunan arkadaşlarımızı Mısır El-Ariş’e götürdü. Daha sonra Lattakia’ya gelerek geride kalan 2 kafileyi götürdü. Ariş havalimanında Mısır devletinin soğuk yüzünü yakinen hissetmeye başladık, uçaktan inenlerin kulaklarının muayene edilmesi,  tek sıra ve 10’ar kişi olarak binaya alınması,  konvoydaki bir kısım arkadaşların gümrükten geçirilmek istenmemesi, her aşamada topluca tavrımızın engellenmesi için küçük gruplara ayrılmaya çalışılmamız gibi uygulamalar.  Mısır devleti bizi sanki terörist kabul edip hep tepemizde otoritesini hissettirmesi bu manada konvoydakilerin kendi arzularına göre herhangi bir yere gitmesine izin verilmemesi, devamlı resmi görevlilerin ablukası altında bulundurulduk. Ariş hava alanından otobüslerle araçların bulunduğu serbest bölge olan limana geldik. Bizler araçları alıp hemen Gazze’ye hareket edeceğimizi beklerken Mısır tarafından gelen bir haber bizleri ciddi şekilde üzdü. Binek ve kamyonet tipi araçların Gazze’ye verilmeyeceği Mısır hükümetine kalması gerektiği. Konvoya katılan herkes limanın içerisinde sloganlar atarak Mısır hükümetini protosto etti. Limanın kapısında çok sayıda polis vardı. Daha sonra çok sayıda bizde ki çevik kuvvet benzeri polisler geldi. Çok sayıda askeri araçlarla askerler yığıldı kapıya. Ayrıca çok sayıda sivil polisleri yığdılar. Biz onların sivil polis olduğunu olaylar başlayınca anladık. Sloganlar atıldı ve ortalık sakinleşti. Daha sonra konvoydan bazıları oturdular kapıda Kur’an okudular. Fakat iç tarafta ise sivil polisler araçların arasında sürekli provokatif hareketler yapmakta ve konvoydan bazılarına sataşmaktaydılar. Bizler İHH yetkililerine bunları bildirdik Arapça biliyorsunuz yetkililerine olmazsa bildirin dedik. Yetkililere durum bildirilmesine rağmen içeride dört provokatör bildiklerini okumaya devam ettiler. İHH başkanı sayın Bülent Yıldırım dışarıdaki polis ve askerlerin hareketliliklerinden olay çıkabilir bunlar bizlere her an saldırabilir durumdan o anlaşılıyor, kapıları tırlarla kapatın talimatı verdi. Tırlarla limanın kapıları kapatıldı. Aradan fazla zaman geçmedi ki  polislerin yanında duran sivil giyimli olan Mısırlılar yanlarında getirdikleri çuvallar dolusu taşları bizlere doğru atmaya başladılar o anda itfaiye üzerimize soğuk su sıkmakta polis de elindeki biber gazı ile saldırmaktaydı. Her iki tarafta taşlarla birbirine saldırmaya başladı. İki taraftan da yaralılar var. Esir alınanlar vardı. Provokatörlük yapanlardan birisi arkadaşlarımız tarafından yakalanmış ve yaralı bir şekilde arkalarda duran bir aracın içine hapsedildi. Daha sonra başka arkadaşlar tarafından da iki resmi polis amirleri yakalanarak getirildiler ve onlarda başlarından kanlar akar vaziyetteydiler. Taşlaşmalar cereyan ederken yaralanan arkadaşlarımız geriye geliyorlardı ve ambulansların yanında onlar için açılan sedyelerde Kahramanmaraşlı doktor arkadaşımız tarafından tedavileri yapılıyordu. Biber gazından gözleri görmez hale gelen arkadaşlarımıza araçların bagajlarında bulunan suları getirerek gözlerini yıkamaya çalışıyorduk. Bir taraftan taş taşıyor bir taraftan yaralı arkadaşlarla ilgilenmekteydik. Canlı yayın ekibi TV’ler ise anında Türkiye TV’lerine son dakika haberi olarak olayları duyurmaya gayret ediyorlardı. Ayrıca İHH yetkilileri ise İHH genel merkezini arayarak Tüm sivil toplum kuruluşlarının olaylardan haberdar edilmesini ve Mısır Konsolosluklarının protosto edilmesini bildirdiler. Bu arada bir taraftan taşlamaların olduğu yerde Ak Partiden 4 milletvekilleri aramızda bulunmakta, bir İngiliz parlementer ve ayrıca eski Refah partisinden 2 eski milletvekili bulunmaktaydı. Bu arada milletvekilleri tarafından olaylar dışişleri bakanlığına bildirildi. Olaylar yarım saatten fazla sürdü. Her iki tarafta yaralılar, esirler vardı. İngiliz, Pakistanlı, Türk, olmak üzere 7 kişi Mısır polisinin elindeydi. 3 Mısır polisi ise bizim elimizdeydi. Ve yaralıydılar. Ak Parti milletvekilleri esir alınanların yanına gelerek bunların bırakılması gerekir. Biz devlet değiliz kamuoyuna farlı yansır dediler ve bu üç kişi Mısır polisine verilerek serbest bırakıldılar. Yaralılardan tedavisi yapılamayan arkadaşla Mısır hastanesine gönderildi. Bizden 11 kişi yaralanmış 7 kişide tutuklanmıştı. Ayrıca bir TIR’ın, üç kamyonetin, iki binek tipi aracın camları kırılmış bir aracında iki lastiği şişlenerek patlatılmıştı. Geceyi çok gergin bir şekilde tekrar saldırabilirler endişesi içerisinde bitirdik. Çünkü sürekli takviye asker ve polis yığmaktaydılar. Gece yarısından sonra bizler araçları geriye çektik. Hepimiz kenara çekildik kavga yapmak istemediğimizi böylece göstermiş oluyorduk. Sabah olduğunda hastaneye gönderdiğimiz arkadaşlar geldiler. Daha sonra Gazze’ye gidiş izni çıktı fakat bizler içerideki arkadaşlarımız olmadan Gazzze’ye gitmeyeceğimizi bildirdik. Bu kararlılık sonrası ellerinde bulunan arkadaşları da bıraktılar. Tabii bu arada Türk Dışişleri yetkilileri ve Türk Hükümeti gerçekten bizlere sahip çıktılar. Türk Dışişleri ile Mısır hükümetinin yaptığı anlaşma gereği binek tipi araçlar Mısır’da kalacak daha sonra bu araçlar Türkiye’ye gönderilecek (şu an itibariyle Mısır’da kalan araçlar da Mısır’dan belirtilen yerlere ulaştırılmıştır) ve bu araçlar Suriye ve Ürdün’deki Filistinli mülteci kamplarına bağışlanacak kararı gereği binek araçlar hariç diğer tüm araçlar toplam 141 araç Gazze’ye götürülmek üzere ertesi gün akşama doğru yola çıktık. Mısır hükümeti bizlere Gazze’de 48 saat kalma süresi verdi. Ariş Gazze arası 45 KM çöl içinde bir yol. 06/01/2010 Akşam saat 20.30 gibi refah sınır kapısından içeri girdik. Bizleri gümrük binasında karanfillerle ve tarifi mümkün olmayan bir coşku ile karşıladılar. Refah Belediye başkanı ve başka yetkililer hepimizi ayrı ayrı kucaklayarak karşıladılar. Daha sonra konvoyun hepsi geldikten sonra Gazze şehrine araçlarla hareket ettik. Gece saat 21.00 de refah’tan hareket ettik saat 00.21 de Gazze’ye ulaştık. 35 – 40 Km.lik yol gecenin o saatlerinde âdete insan seliydi. Bizleri karşılamaya gelen Gazze halkı kadın, yaşlı, çocuk, genç ne kadar insan varsa konvoyu karşılamaya yollara çıkmıştı. Bir kısmı ise motorlarıyla bizlere yol boyunca eşlik ediyorlardı. Gece saat 00.21 de araçları Gazze hükümet meydanına bırakarak şahsi eşyalarımızı aldık ve yetkililer bizleri kalacağımız otele götürdüler. Otelde yemek ikramı yapıldı. Sabah kalktığımızda çok güzel kahvaltı hazırlanmıştı. Daha sonra otobüslerle akşam araçları bıraktığımız yere gittik. Orada çok sayıda yazılı ve görsel medyanın hazır beklediğini gördük. Burada Ak Parti Milletvekili, İHH başkanı Bülent Yıldırım, İngiliz parlementer Corc Galloyew  birer konuşma yaptılar. Daha sonra İsrail tarafından bombalanan eski meclise gidildi. Orada Meslis başkanı bir konuşma yaparak konvoya ve Türk halkına teşekkür konuşması yaptı. Bizler bir yıl önce İsrail saldırısında yaralan tekerlekli sandalyeye mahkum olan gazileri ziyaret ettik. Daha sonra Başbakan İsmail Heniye’nin davetlisi olarak yeni hükümet binasına gittik orada çok sıcak bir karşılama yapıldı. Daha sonra Başbakan İsmail Heniye’nin bir teşekkür konuşması oldu.

Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Bütün gün ve akşam boyunca İsrail tarafından sürekli atılan bombaların sesleri Gazze halkı tarafından alışılagelmiş olağan hale dönüşmüş bir şeydi. Tertemiz pırıl pırıl bir şehirle karşılaşacağım aklıma gelmezdi. Savaşdan sonra küçük enkazlar kaldırılmış ama büyük hasarlı binalar hala durmaktaydı. İsrail’in tehdidine rağmen balıkçılar sandallarıyla balık tutmaya devam ediyorlar ve savaşla hayatı bir bütün olarak devam ettiren güler yüzlü genç insanları görmek mümkün. Bir taraftan çiftçilik yapan sebze meyve üreten Gazzeliler bir taraftan seracılıkla meşgul olanlar bir taraftan hayatın devamı için ihtiyaç olan her şeyi Mısır’dan yer altı tünelleri vasıtasıyla kaçak olarak elde edebilen bir güzel insanlar. Dört duvar arasına sıkıştırılan insanlar. Dünya insanlığına göre Gazze’de doğmak bir suç, çünkü dünya buranın tüm halkını terörist olarak görmekte. Ondan dolayı açlığa ve sefalete düşmesi için gayret etmekte.  06.01.2010 Çarşamba saat 20.30 da girdiğimiz Refah kapısından 08.01.2010 Cuma öğleyin ayrılmak zorunda kaldık.

Mısır hükümeti dönüşümüzde bizlerden 7 kişiyi tutuklayacağını duyurdu. İHH başkanı ya hep beraber gideceğimizi ya da burada kalacağımızı bildirdi. Refah kapısından Mısır hükümeti polisler eşliğinde bizleri otobüslerle Kahire havaalanına götürdü. Refah Kahire arası yaklaşık 400 KM. bizler üç otobüsle akşam saat 22.00 de kahire hava alanına geldik. Diğer kafile sabah 07.00 gibi havaalanına geldi. Yaklaşık 120 kişiyi sabah saat 08.00 de uçağa aldılar. Arkada kalan gruptan 5 kişiye ise pasaportlarının kaybolduğu iddiasıyla uçağa binmelerine engel oldular. bizler diğer arkadaşlarımız gelmeden gitmeyeceğimizi bildirerek uçakta 5 saat beklemek zorunda kaldık. Arkada kalan guruptaki arkadaşlarımız ise hava alanında herkes bırakılmadıkça ayrılmayacaklarını bildirilerek beklediler. Tekrar Türk yetkililere haber verildi. 5 saatlik bir sessiz protosto ve Türk yetkililerin devreye girmesiyle pasaportlar verildi ve uçağımız 322 kişilik kafilesiyle 09.01.2010 saat 13.00 de  İstanbul’a hareket etti. Böylece 2,5 saatlik bir uçuş sonrası İstanbul Atatürk hava alanına inerek İstanbul’da coşkulu bir kalabalık tarafından karşılandık. İHH başkanı Bülent yıldırım burada bir basın açıklaması yaptı ve herkes memleketine dağıldı.

Bu seyahatte şunu kesin olarak anladık ki; orta doğuda yaşayan her insan özellikle de bir Müslüman Arapça ve İngilizceyi bilmesi gerekiyor. Peygamberimizin iki dil bilen iki insandır tarifi bu gün için daha bir önem arz etmektedir. Orta doğunun lider ülkesi Türkiye’dir. Bunu tüm Ortadoğu halkları kabul etmektedirler. SON


     İsmail UYAN  -  Recep ŞAHİN                


 

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 30-01-2010 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
73643887 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net