27-01-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Medyadan Seçmeler arrow KRİTERİN KRİTERİNİ ANLAMAK
KRİTERİN KRİTERİNİ ANLAMAK PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 6
KötüÇok iyi 
Yazar ALTAN ALGAN-Özgün Düşünce Dergisi, sayı:4, 2009   
26-01-2010
DERGİLER/İN ARASINDA:
                                                                                             
                KRİTER’in KRİTERİNİ ANLAMAK
                                       ALTAN ALGAN  
                                       Özgün Düşünce Dergisi   
                                                                                            
Akıl için yol birdir
                                 Kriter 
"...
Geçmişten küf kokusu gelmez her zaman
o tarih
dün değildir ki zaten
hâlâ kımıltılar varsa damarda.
Tarih ona derim ki dünya durdukça
kökünden yepyeni filizler fışkırır
bizimle yaşıt
kalmaz anısı sadece
papirüsler üzerinde.”
           Metin Önal Mengüşoğlu
          
Türkiye’de genel olarak bütün düşünce hareketlerini özel olarak da İslami düşüncenin ve hareketliliğin gelişimini izlemek ve anlamak bakımından dergiler önemli hatta temel kaynak metinleri konumundadır. Çünkü düşünsel birikimin oluşumunda en az kitaplar ve gazeteler kadar dergiler de rol oynarlar. Hatta şunu bile söylemek mümkündür: Modern zamanlarda kültürün tarihi aynı zamanda bizatihi dergilerin tarihidir. Dergiler bir yandan bilgi üretimini gerçekleştirirken diğer yandan insanları etkileyen, eğiten ve belli bir bilinç gelişimini sağlayan gönüllü birer okul konumundadır.

Türkiye’de fikir dergiciliği dendiğinde akla pek çok dergi gelmektedir. Kuşkusuz bu dergilerin her biri düşünce mirasları ve kendi güçleri oranında düşünce hayatımızın anlaşılmasında önemli bir yere sahiptirler. Osmanlı Devleti’nin son yıllarından itibaren basın yayın hayatının önemli tartışmalarının nabzının tutulabileceği alanların başında kuşkusuz İslamcı dergiler gelir. Bu yıllarda yayımlanan dergilerin İslam algılarına baktığımızda genel olarak şu dergi ve algılarla karşılaşırız. Islahatçı Sıratı Müstakim/Sebilür Reşat dergisi, Ceride-i İlmiye (1915–1922), Cemiyet-i Hayriye-i İslamiyye, el-Medaris (1913),28 üst düzeyde medrese ilmini ihtiva eden Ceride-i İlmiye, İslam’a tasavvuf açısından yaklaşan Mahfil, “Modernist” İslamcı görüşlere yer veren İslâm Mecmuası (1914), daha aşağı seviyede fakat aynı çizgide sayabileceğimiz Volkan (1908–1909), dini konuların yanı sıra güncel siyasal ve toplumsal sorunlara da eğilen ticaret, şirket vb. konulara geniş yer veren Beyanü’l-Hak (1908–1912) ve gelenekçi İslamcılığı savunan Saday-ı Hak dergileridir. Bu ayrımlar genel hatları ile Cumhuriyet devri İslamcı dergilerini de etkilemiştir. Bu dönemde de İslâmcı dünya görüşünü benimseyen çok sayıda süreli yayın çıkarılmıştır.

1960’lı yıllardan itibaren gerek İslam dünyasından yapılan çeviriler gerekse ülke içi şartların görece yumuşaması nedeniyle ivme kazanan İslamcı dergilerin yayın seyri içinde yetmişli yılların sonları ile seksenli yılların ilk yarısında iki dönem halinde yayımlanan Kriter dergisinin İslam’ı anlama ve yaşama sürecindeki düşünsel tartışmaları eleştirel donanımlı bilgisi ile olgunlaştıran ve tartışmaların çok geniş bir yelpazede metodik olarak sürmesine katkıda bulunması bakımından ayrı bir yeri vardır. İlk sayısı 1976 yılının Mayıs ayında çıkan ve aylık bir dergi olan Kriter Dergisi’nin sahibi Alaaddin Gürün’dür. Kriter dergisi Eylül 1984 yılına kadar yayın hayatına devam etmiş ve 48 sayı yayımlanmıştır. Kriter terkibi, boyutları ve yayın şekli itibari ile tam bir dergi özelliğini taşımaktadır. Kriter’in bütün yayın hayatında İslam konusunda sistemli bir programının olduğu, bu noktada şaşmaz ölçü olarak vahyi kabul ettiği ve bu doğrultuda geliştirdiği bir dille hem telif hem de çeviri yazılar yayımladığı görülür. Her zaman vahye bağlı bir dil kullanılması gerektiğine işaret eden “Diller Kamaşması” başlıklı yazı derginin düşünsel tavrının bir yansıması/örneği olarak anılabilir. Söz konusu yazısında Vahye aykırı bir dil kullanımından kaçınılması ve kavramların vahiyle anlamlandırılmasının gereği üzerinde duran Mengüşoğlu şöyle devam etmektedir yazısına: “Müslüman, tanımları vahye aykırı ölçülere göre yapılmış bir dili kullanmaktan özenle sakınmalıdır. Bilim derken, bilimin kaynağı derken, teori ve pratik derken, sosyal sınıflar derken, sosyal adalet derken, ahlak, maneviyat, muhafazakarlık, demokrasi, teokrasi, ümmetçi, şeriatçı, İslamcı, sağcı solcu, İslam kapitalizme ya da sosyalizme yakındır, İslam bireyci ya da toplumcudur derken, vahyin ışığında bir değerlendirme yapmadan, vahyin bu kavramları tanımına yaklaşmadan, girişeceği yorumlarda belki edebi başarılara ve alkışlara ulaşacak fakat ilmen tökezleyecek, ilim sahipleri karşısında gülünç duruma düşecek, Allah'a cehaletinin cevabını verecek, kısacası başkalarının diliyle konuşmanın acısını tadacaktır."

Türkiye’de, İslami bilinçlenmenin artarak gelişme sürecinde bilhassa Cumhuriyet’ten sonra düşünce ve edebiyat dergileri belli görüşlere sahip şahsiyetlerin bir araya gelerek düşünce hayatımıza yön verdiği çok değerli vesikalardır. Diyebiliriz ki dergilerin tarihi düşünce hayatımızın köklere bağlı kalarak yenileşme serüveninin tarihidir. Temelde yetmişli yılların sonu Türkiye'sinde İslami uyanış çabalarına katkıda bulunan bir dergi olarak Kriter dergisinin ilmi olana yaptığı vurgu kuşkusuz sadece bu dergiye has bir olgu değildir. Çünkü Kriter dergisi yayın hayatına sıfırdan başlamış bir dergi değildir. Onun fikri serüveninin en önemli kurucu özne isimlerinden M. Said Çekmegil’in kendinden önce şu ya da bu şekilde İslami uyanışa katkı yapan kişi ve dergilerin gayretlerini, çabaları görmezden gelen bir tutum içinde olmadığını belirtmek gerekir.Zaten Çekmegil’in hayatını, dergiler, kitaplar, düşünceler ve düşünürler dışında anlamak hem mümkün değil hem de uzun bir ömrü anlaşılmaz kılacağı için uygun değildir.

Kriter Dergisinin Tarihçesi ve İçeriği
Fikri istikrarı yalpasız Kriter, Mayıs 1976’da 32 sayfalık aylık bir düşünce dergisi olarak yayın hayatına başlar. Yönetim yeri Ankara’da bulunan derginin çıkış amacı, meselelere ilmi bir yaklaşım içinde sağlam donelerle yaklaşarak, meselelerde doğruyu yanlıştan ayıran bir ölçü sunmak olarak belirtilebilir. Bunlara gücünün yetmeyeceğine yeltenmemeyi, boş söz ve yararsız işlerden yüz çevirmeyi de eklemek gerekir. Dergi çıkarmanın geçici bir heves olmadığını anlamak kadar Kriter dergisinin amacını da anlaşılır kılan “Yeniden İlme Dönüş” başlıklı yazının Kriter’in misyonunu anlamak bakımından önemi büyüktür. Derginin ilk sayısında yayımlanan bu yazıda derginin benimsediği temel değerler şöyle açıklanır;

“Dergimiz, ülkemizde artık kökleşen yeniden ilme dönüş potansiyelinin bir ürünü olarak var oluyor.

Bir olan, şeriki bulunmayan, rahman ve rahim yüce Allah'ın adıyla başladığımız bu dergiyi, ilim dışı hiç bir hevese, büyük milletimize hizmet dışı hiç bir arzuya açık kapısı olamayan bir iddia ile hazırlıyor ve alâyişten uzak bir form içinde size ulaştırdığımız daha bu ilk sayımızda, muhtevada kalite ifade eden edamız ve diğer dergilerden farklı tutumumuzla, en köklü davanın yepyeni organı olma vaadimize bir belge vermiş oluyoruz..
.
Esasen çıkışımız, “işte geldik ve gidiyoruz” dediğimiz bu imtihan aleminde şu veya bu iddianın sahipleri olarak arzı endam etmekten ziyade, Allah'ın sözünün üstünde bir söz tanımayan temiz bir akide ile, O'nun en son elçisinin duyurularına dayalı bir fikri davanın doğrulayıcıları olarak: “İnsanları İLME dayanmadan saptırmak için yalan düzüp de Allanın üstüne atanlardan daha zalim kimdir?..» (k. 6/144) hakikatini bütün anlamı içinde tekrar etmekdir.

Zaten başından bugüne kadar insanlar ve tutumları, esas nitelikleri ile dikkate aldığımızda, üç ana guruba ayrılıyor: Mümin ve Müslüman dediğimiz muvahhitler zümresi (monoteistler), Allah'tan başka tanrılar tanıyan müşrikler topluluğu (politeistler) ve şeklen bir Allah ve Allah'ın indirdiği kitap fikrine temayül eder gözükmekle beraber, O'na yalan isnad eden, ve onun sözüne söz katan yalancılar güruhu...

Bu üçlü tasnif içinde Müslüman olan muvahhitlerle, hakikat örtücüsü müşrikler arasında süregelen ve yine yaratıcının bir emri, bir kanunu olarak var olan doğru ve yanlışlar. Adalet ve zulüm mücadelesinde en aldatıcı rolü ne yazık ki bu üçüncü gurup; bu yalancılar topluluğu yüklenmiş bulunuyor. Bunlar, bir yandan dünyada adalete karşı en haşin tavrı temsil eden müşriklerden değilmişçesine Müslüman görünümüne bürünerek, doğuştan İslâm fıtratı içinde yaratılmış insanoğlunun, adalete olan teveccühünü saptırmakta; diğer yandan da müşrikler gibi açıktan yalanlamasalar dahi. Allahın sözünü kendi katkıları ile değiştirmekle, bir biçimde kendi fikirlerine Allah’ınkilere eş değer tanımış olmak bakımından, örtülü bir müşrik hüviyetinde Müslümanlar karşısında yer alıp, onun adalet mücadelesine çelme takan saptırıcılar olmaktadırlar. Her iki halde de doğru düşünceli muvahhitlerin gönülden arzuladıkları adaletin gerçekleşmesine en büyük zararı onlar vermektedirler.

Bundan dolayıdır ki Allah, Müslümanları bu zalimlerin şerrine karşı önceden uyarmak için : “İnsanları İLME dayanmadan saptırmak için yalan düzüp de Allah’ın üstüne atanlardan daha zalim kimdir?..” (k. 6/144) diyor ve bir başka ayetinde bu zümrenin iflah olmayacağını, kurtulamayacağını belirtiyor.

Öyleyse “işte geldik ve gidiyoruz”, dediğimiz zulüm ve adalet mücadelesine sahne olan bu imtihan âleminde, yegâne kurtuluş yolu ilme sarılmak oluyor... O'nun yoludur yegâne yol ve O'nun; ilmin tesbitiyledir yegâne adalet...

O'na sarılmak nasıl olur, ve bugün cari telâkkiler içinde hangi noktalardan nasıl ayrılmışız meselesi bu bakımdan büyük önem taşıyor.

Bu hususlarda aydınlığa ulaşmak ve ulaştırmaya çalışmak da dergimizin ana gayesi... Gerisi buna zıt olmamasına gayret ve özen göstermeye çalışacağımız önemli kültür meseleleri...

İlmî yolda başkaca yapacağı işi ve sarf edeceği gücü bulunmayanların bize katılmalarını, aklî bir tercih olarak teklif ediyoruz.

Selâm size ve milletimize olsun, muhterem okuyucularımız…”

Bu çıkış yazısını dil, terminoloji bakımından hayli farklı bir metin olarak görmek mümkündür. Müşterek tespit ve ifadeler şüphesiz daha önceki İslami duyarlıklı dergilerde de vardır, ama dilin ve argümanların bir hayli değişik olduğu da ortada. Baştan sona Kur’ani deyim ve ifadeler hemen göze çarpıyor. Öncelikle derginin seslenmek istediği ve kendini bir parçası saydığı İslami kesimle ortak kullandığı İslami dilin temel kavramlarına yüklediği anlamların ne denli farklı hattâ zaman zaman uyuşturulması imkânsız bir içeriğe sahip olacağının da işaretidir bu ilk yazı...

Kriter dergisi kendinde daha önceki İslami duyarlıklı dergilerden ve tartışmalardan gelen izleri ve yenilikleri bulmak ve bir sürekliliğe işaret etmek gerektiğinde geçmişten bir takım izler bulmak mümkündür. Bu çerçevede Kriter İslami duyarlıklı edebiyat dergilerinden ziyade ilmi tartışmaların niteliği konusunda Meşrutiyet devri İslamcı dergilerinin geleneğini devam ettiren bir dergidir, denilebilir. Bunu hem M. Said Çekmegil’in yazılarında hem de İslami konuları etüt eden başka yazarların yazılarında ve alıntılardan derlenerek oluşturularak küçük seçkilerde görmek mümkündür. Çekmegil’in düşüncelerindeki bütüncül bakış açısı, görüşlerinin çelişkilerden uzak oluşu, onun zihnindeki sağlam iç kurgunun, kritik ederek, eleştirerek düşünmüş olmanın delilidir. Onun Kriter dergisinde yayımladığı edebiyat dışı çalışmaları genellikle İslami kavramların yerli yerine oturtulması ve kitap eleştirisi eksenlidir. Çekmegil’in düşünce sisteminin merkezinde “mutlak” olandan hareket etmek vardır. Çünkü her şeyin göreceli olduğu dünyada, insanın ayaklarının yere sağlam basmasını sağlayacak tek şey mutlak bilgi yani vahiydir. Çekmegil klasik düşünme/anlayış metodu fıkhın temel kavramlarını yeni, çağdaş ve güncel bir üslupla yeniden yorumlamıştır. Görmezden gelinen, eskimiş kabul edilen kavramları, bugünün terminolojisiyle yeniden yorumlanmış, böylece İslami değerlerin yeni bir sunumuna ulaşılmıştır.

Kriter dergisi işte bu yönüyle İslam’ı özne olarak ele alması ona dönük insani anlayışları nesne olarak ele alması bakımından bir yandan Cemaleddin Afgani ve Muhammed Abduh öncülüğünde çıkartılan Urvetu’l Vuska ile diğer yandan Mehmed Akif öncülüğünde çıkarılan Sırat-ı Müstakim dergisi ile ortaklaşmaktadır. Tabi bu dergilere Menar, Tercümânü’l-Kur’an gibi dergileri de eklemek mümkün. Çünkü bu dergilerde olduğu gibi Kriter dergisinde de İslami bilginin geleneksel aktarımındaki yanlışlar kitabi olanla tashih edilerek sahih kılınmaya çalışılmış ve İslami bilgininin/kriterin/ölçünün yeniden inşa edilmesinin gerekliliği ertelenemez bir öncelik olarak ortaya konulmuştur. Öte yandan şiir başta olmak üzere edebi metinlere yer vermesi, başka edebi metinlerin ve yayınların eleştirisine yer vermesi bakımından da edebiyat dergileri kadar sanata önem ve değer verdiğini dergide yayımlanan ürünler düzleminde söyleyebiliriz.

Bu açıklamalardan anlaşılacağı gibi Kriter dergisi esaslı bir düşünce/sanat dergisinden istenilecek birçok özelliği temel kaynak Kur'an doğrultusunda kendine ilke edinir. Bu ilkeler çıkış yazısında yazıldığı gibi kalmaz. Derginin 48 sayılık serüveninde bu ilkeler tek tek yerine getirilir.
 
Genel olarak Kriter, insanı ilme ve düşünceye çekmeyi öncelemiştir. Bunun nedeni, insanın hakkıyla düşünmesi durumunda mutlaka vahyi ilkelere iman edeceğine ilişkin yaklaşımıdır. Bundan dolayı Kriter inandığını empoze yerine, inanmaya götüren düşünce yollarındaki pislikleri temizlemeye çalışmayı öncelikli bir tutum olarak benimsemiştir. Tamamen tevhidi kimliğe ve İslam’ın evrensel ilkelerine yönelen Kriter dergisi yayımlanan 48 sayısı ile birlikte bir gelenek yaratmıştır. Düşünmenin, ilmin siyasetin fonksiyonel bir aracı olarak değil, temel kaynak istikametinde otonom, “bağımsız” bir alan olarak var olması ve örgütlenmesi... Kriter gündelik hayat ve siyasetin ötesinde, hayata, insana, dünyaya ve fikirlere çok üst bir düzeyden bakan ve o şekilde yorumlayan bir düşünce dergisidir. Kriter dergisinin başardığı budur ve bu topraklar üzerinde böyle bir şeyi başarmış olduğu için kendisini kutlamak gerekiyor. Çünkü bu tarz yerleşik düşünme ve fikir ile kurulan ilişki tarzına oldukça yabancıdır. Kriter dergisinin makus talihi galiba biraz da burada yatıyor. Kriter dergisine dönük olarak bu çerçevede gündeme getirilen eleştirilerin nedenleri, düşünme ile siyasî pratik arasında kurulması gereken ilişki konusunda var olduğunu zannettiğim esasa ilişkin bir farklılığın varlığında yatıyor.

Kriter dergisinin, düşünmenin/ilme dönüşün kendisine verdiği bu otonom rol, bilgiyi/düşünmeyi siyasî pratiğin bir türevi olarak görmek istememesi onun farklılığını oluşturdu. Diğer yandan da, Kriter hemen bir düzeyi hedef tuttuğunu göstermiştir: Yaygın ucuz polemikçiliğe yüz sürmeyen bir yaklaşımı vardır genellikle, kuramsal/ kaynak cephesini düşünce/sanat-kültür bağlamında da önemsiyordu, bazı temel sorunlara ve konulara dikkat kesiliyordu. Gene de bir “elit/ist” dergisi değildi. Kriter, okuyan kesimlerden geniş bir taban topladı: Bunların çoğu “ilme dönüşü” öncelikli bulanlardı. Kriter dergisi için dile getirilen gündelik olaylara ilgisizlik derginin bilinçli olarak sahiplendiği bir yaklaşımdır. Yeniden ilme dönüşün kriter sahibi olmaktan geçtiğinin bilinciyle ilgili olan, vahyin ölçütlerinin ötesinde bir mâvera hayaliyle meşgul olmayı ve aynı zamanda gücü dışındaki amellerle muharrik bulunmayı boş işler olarak görmesinden kaynaklanan bu yaklaşım a derginin 3. sayısında Kriter imzasıyla yayımlanan “Yeniden İlme Dönüş İçin Ümit” başlıklı kısa yazıya şöyle yansır: “Bu derginin, günlük olaylara bigane edası içinde sürdürdüğü yayına gösterilen ilgi, yeniden ilme dönüş hareketi için daha başlangıçta oldukça hayret verici bir ümit ışığı olmuştur.

Ortalığın kritersiz yayınlarla pespaye kağıt parçalarının alacalı bulacalı rengine kanmaya hayli müheyya atmosferi içinde bu cemiyetin sade ve ciddi KRİTER’e gösterdiği ilgi gerçekten onun cehaletten kurtuluş savaşındaki başarısına açık bir işaret sayılmak gerekir.

Bu fikir savaşı bir kriter’le başladı ve bu zafer KRİTER’le kazanılacaktır.” Bu yazısının hemen akabinde yayımlanan Bahaeddin Bilhan’ın kaleme aldığı “Kritersiz Kalmak” başlıklı yazı insanın yapıp edeceği işlerdeki eksikliklerden kurtulabilmesinin ancak ve ancak bir ölçüye bağlı kalarak mümkün olabileceğini vurgular. Ölçünün de ancak ilimle elde edilebileceğini vurgulayan yazı şöyle devam eder: “İlimsiz bir çevrede kriter düşünülemez. Bu çevrenin insan için “Hayır! Doğrusu(İlme yönelmeyen) insan azar”(Alak;6) hükmü de değiştirilmez. Ölçüsü olmayan insanın azgınlığı çok kere ifrata düşmekle neticelenir. Bu maraz tedavi görmez müzminleşirse insanı helake götürür(. . . )

İdare kadrosundan caizeler almak maksadıyla uzun ve mübalağalı methiyeler, ölçüsüz övgüler sunan dünün şahsiyeti silik şairlerine, meddahlarına taş çıkartacak bir tarazda ölçüsüz ve kontrolsüz övgüleri, günümüzün basın ve yayın organları, ilim ve ciddiyetten uzak bir eda ile itiyat haline getirmiş bulunmaktadır. Ölüm yıldönümleri, temel atma törenleri, açılış törenleri, kuruluş törenleri, nutuklar, protokoller, merasimler, sınırı olmayan övgüler, mübalağalar. . . Ve çokça samimiyetsizlikler. . . İşte kritersiz insanların müklik marazı!”. Müslümanları belirli kimseleri taklide mahkum zanneden ve fikir köleleri edinmeyi hoş gören insafsızların meydanlarda at oynatmasına karşı vahyin ölçütlerini sürekli gündemde tutmuştur Kriter dergisi.

Kriter dergisinde M. Said Çekmegil’in MS adıyla hemen her sayıda yeni yayımlanan veya Türkçe kültür dünyasında okurların bir şekilde haberdar oldukları yerli ve yabancı pek çok eser tanıtılmış ve bu eserler derginin temelde çok önemsediği tenkit anlayışı çerçevesinde . kritiğe tabi tutulmuştur. Dergide yayımlanan bu türdeki yazılar, eserleri ayrıntılı ele almaktan ziyade eserlerin önemli aksaklıkları ya da olumlulukları ortaya koyan orta uzunlukta yazılardır. Çekmegil bu yazılarında eserler hakkında süzülmüş, rafine fikri verir. Eserlerin olumlu ve olumsuz tarafları gösterir. Temel kaynak noktasından ayrılmadan, eserleri tam anlamıyla didikleme ve kavrama, zapt etme elbette eleştirme kaygısı taşır. Bu eleştiri yazılarında Cemil Meriç, Bülent Ecevit, Süleyman Ateş vb yazarların eserlerine dair yaptığı eleştiriler hala güncelliğini koruyan, vahiy perspektifli ilk eleştiriler olması bakımından da eleştiri tarihinin dikkate değer örnekleri arasındadır.

Kriter Dergisi’nin Kadrosu
Bütün dergiler gibi Kriter dergisi de kolektif çalışmanın ürünüdür. Bundan dolayı dergide farklı eğilime sahip isimlerin de yazıları çıkmıştır. Ama bu yazarların yazıları hiçbir zaman derginin genel yaklaşımını gölgeleyecek boyutta olmamıştır. Örneğin dergide Türkçü eğilimli isimlerin kaleminden çıkan birkaç yazıdan dolayı ya da Düşünce dergisi ile ilgili olarak çıkan bir iki değiniden hareket ederek Kriter dergisinin “Türkçü” eğilimleri olduğu çıkarsamasını yapmak kanaatimce pek doğru değildir. Derginin devamlı yazarları göz önünde bulundurularak yapılacak bir değerlendirme “kalıba sokulması güç bir dergi” olarak Kriter’in doğru düşünmeyi önceleyen İslami bir dergi olduğunu ortaya koyacaktır. Unutmamak gerekir ki dergiler sistemleşmiş konular hakkındaki sorulara yanıt aramaktan ziyade sistemleşmekte olan fikirleri yaymaya çalışırlar. Derginin daha çok yerli imzalara yer verdiğini de belirtmemiz gerekir. Dergi, oldukça geniş bir yazar kadrosuna sahiptir. Bunlardan bazıları şunlardır: M. Said Çekmegil, Mikail Bayram, , Metin Önal Mengüşoğlu, Murat Kapkıner, Bahaeddin Bilhan, Sabri Tandoğan, A. Kadir Gültekin, Tayyip Okiç, Aladdin Gürün, Sabri Kelemeroğlu, Ebu Kevser(Hikmet Zeyveli)Haluk Nurbaki, Yavuz Bülent Bakiler, Hüseyin Üzmez vb isimler bu noktada yeterli bir fikir verecektir. Şunu da belirtmek gerekir ki, derginin yazar kadrosunun zihni ve fikri yapısı homojen bir nitelik taşımamaktadır. Bazı yazarlarda sağcı öğeler, bazı yazarlarda ise ıslahatçı öğeler daha fazla göze çarparken, bazılarında ıslahatçı yönle birlikte edebi yön ağır basmaktadır. Ama ıslahatçı özellik yani Vahye dönüş derginin geneline hakim durumdadır.

Kriter dergisi, 1976’dan 1984’e kadar, sayfalarından diğer dillerden çevirdiği çeşitli ilmi, düşünsel ve kültürel tartışmaları, incelemeleri yayımlanarak okuru besler.Elbette kendi imkanlarıyla sınırlı olmak kaydıyla ve daha da önemlisi «Hikmet müminin yitiğidir» kabilinden önemli fikirleri, okuyan ve düşünen sorumluluk sahiplerinin istifadesine sunmak amacıyla yapar bunu. Başka ülkelerde gerçeklesen düşünsel ürünlerle özellikle öze dönüş anlayışı ile kendi coğrafyası arasında bir “köprü” görevini üstlenir. Derginin her sayısı birbirinden önemli çevirilere sayfalarını açarken, aynı zamanda dergi, kültürel/sanatsal tartışmaların odağında yer alarak, dönemin yayımlanmakta olan diğer dergilerinden farklı bir konuma sahip olur. Yayınlandığı yıllarda Kriter Said Ramazan, M. A. Lahbabi, Russel Ackoff, Darrel Huff,İmam Gazali, Hurşid Ahmed, Muhammed Ali Nowakovski, Raymond Aron, P. Wright, Muhammed İkbal, Muhammed Hamidullah, Aldülkerim Zeydan, Mevdudi, Michael Foucault, Muhammed Arkoun, Ahmed Emin, Fazlur Rahman vb isimlerin kimilerinden birer kimilerinden sürekli denebilecek bir yoğunlukta yer verdiği yazılarla düşünce ve kültür dünyasına farklı pencereler açmayı başarmıştır. Dergide edebi açıdan şiir, makale, hikâye, deneme, anı, mektup, röportaj, tartışma, haber gibi alanlarda yazılar bulunmaktadır. Düşünce alanın da dergide ilmi olmanın önemi, İslam’ı kaynağından örenmekle öğrenmemek arasındaki farklar, sünnet, kıyas, düşünme, okuma, siyer, İslam ve toplum ilişkisi, İslam’ın pratiği gibi konular tartışılmıştır.

dergisi, 1976’dan 1984’e kadar, sayfaları dillerden çevirdiği çeşitli ilmi, düışleri yayıBaünsel ürünlerle özellikle öze dönüışı sayfaları dönemin yayı Kriter Said Ramazan, M. A. Lahbabi, Russel Ackoff, Darrel Huff,İMuhammed Hamidullah, Aldülkerim Zeydan, Mevdudi, Michael Foucault, Muhammed Arkoun, Ahmed Emin, Fazlur Rahman vb isimlerin kimilerinden birer kimilerinden sürekli denebilecek bir yoğyer verdiğyazıDüıilmi olmanıİöğ
Dergi çıkartmak ve sürekliliğini sağlamak kolay bir iş değildir. Özellikle Türkiye gibi basım ve yayıncılık ile geç bir süreçte tanışan ülkelerde sorunlar daha çetrefilli bir hâl almaktadır. Türkiye’de dergiciliğin temel sorunu, maddi yeterlilik etrafında toplanmaktadır. Sanat ve fikir adamları ellerindeki kısıtlı bütçeler ile dergiler çıkartıp, çıkardıkları dergileri zorluklar içinde yaşatmaya çalışmışlardır. Engeller ile dolu bir yolda fikir ve sanatın sürekliliğini sağlamak hiç de kolay değildir. Bu İslami bilinçlenme özellikle de kaynağa dönüş tarihinde çok önemli bir işlevi olan, yaptığı çevirilerle geniş bir coğrafyadaki pek çok önemli yazar ve düşünürü okuyucusuyla buluşturan zengin içerikli bu dergi, 1984 yılında yayım hayatına son verir.

Yayın yaşamına farklılığı ile damgasını vurmuş bir dergi üzerinde sağlıklı bir görüş geliştirebilmek için bütün koleksiyonunun ayrıntılı olarak ele alınması gerekir. Adamakıllı farklı bir bakış oluşturduğunu düşündüğüm Kriter dergisinin dönemin diğer dergileri ile karşılaştırılarak ele alınması bu farklılık noktalarına nüfuz edilmesini de mümkün kılacaktır.

Ortaya koyduğu çizgisiyle Kriter, gerçekten bir kriter olmuştur. İlme dönüşün tarihine yapılmış devasa bir katkıdır Kriter dergisi, bundan dolayı yaptığı iş büyüktür. Son olarak, kanaatimizce samimiyeti, ölçütleri, duyarlığı ve bu duyarlığını hiç kaybetmeden düşünce birikimini özgün bir bakış açısına dönüştüren Kriter dergisi düşünce hayatımızın önemli bir ismidir.

 

Kaynak: Özgün Düşünce Dergisi, sayı:4, 2009


Yorum
Neil Armstron'dan
Yazar admin açık 2010-01-29 00:17:46
 
AYDAKİ EZAN SESİ...  
 
http://www.kriter.org/index.php?option=com_content&task=view&id=1550&Itemid=1
Yazar faruk.hasanoglu açık 2010-02-07 00:00:27
Helal olsun Kritere, otuzyıldır hala gündemde.Demek ki emek zayi olmuyor,yıllar sonra birilerinin yolunu aydınlatmaya devam ediyor.Altan beye de vefası ve gayreti için teşekkürler,

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 07-02-2010 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
63689844 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net