28-10-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Ne hüsrandır ki: Şark'ın ben vefâsız, kansız evlâdı&
Ne hüsrandır ki: Şark'ın ben vefâsız, kansız evlâdı& PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 26
KötüÇok iyi 
Yazar Eyüp BEYHAN   
03-01-2010

“Ne hüsrandır ki: Şark'ın ben vefâsız, kansız evlâdı…”


                                                         Eyüp BEYHAN
Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy'u, vefatının 73. yıldönümünde, büyük bir saygı ve rahmetle anıyoruz. Mehmet Akif Ersoy gibi değerleri yaşatmak, hatıralarına sahip çıkmak, eserlerini, fikirlerini, kişiliğini, edebi kimliğini kısaca hayata bakış felsefesini bugünkü nesillere aktarmak hepimizin boyun borcudur.  

Büyük insanlar, içinde yaşadıkları zamana sığmayan, yaşanmış ile yaşanacak zamanları da kapsayan insanlardır. M. Akif bir milletin bağımsızlık özlemini anlatırken, bağımsızlığın sadece, barut ve silahla kazanılmayacağını, bedeli can ile ödenmeyen bir bağımsızlığın, bir milletin fikir dünyasında gerçek anlamını bulamayacağını çok iyi biliyordu. Mehmet Akif, kurtuluş mücadelesinin simge isimlerden biri olarak, bugün her zamankinden daha çok yakından bilinmeyi hak ediyor... İstiklal şairi için gençlik, 'Asımın nesli'ydi, ruh dünyasında onlar için çok özel bir bölme ayırmıştı. Ona göre gençlik sadece geleceği yaşayacak bir nesil değildir, aynı zamanda geçmişini de içinde yaşatacak olan en büyük kültür taşıyıcısıdır. Gençlik için biçtiği misyon öylesine ulvi bir konumda idi ki, bunu pek çok mısraında görmek mümkündür... 
 
Ne var ki bugünkü gençlik, kendisine aşık olan, Asımın nesli olarak nitelendirildiğinden bihaber, Akif'i yattığı toprakta mahsun bırakacak durumda. Niye mi? Antalyalı lise öğrencilerinin Felsefe öğretmenlerinin kontrolünde yaptıkları anket tam ibretlik cinsinden:


Ünlü İsim
Mehmet Âkif
Mevlana
Yunus Emre
Angelina Jolie
Brad Pitt
Sultan Vahdettin
Enver Paşa
Kenan Evren
Che Guavera

Tanıyanlar
%50
% 74
%71
%85
%85
%34
%13
%22
% 71

Tanımayanlar
%50
%26
%29
%15
%15
%66
%87
%78
%29

Tablo tam anlamı ile büyük bir dramı anlatıyor bize...
 
Türk gençliği, istiklal şairinin kendisi için beslediği umutları, hayal kırıklıkları ile hüzne dönüştürürken, büyük şair bakın neyi hedefliyordu gençlik için?
peki kimdir bu Asım? 
 
Âkif, şiirlerini topladığı Safahat külliyatının altıncı cildini gençlik meselesine, ayırmış ve bu bölümün adını Âsım koymuştur.. Şiirde Âkif’in babasının talebelerinden Köse İmam’ın oğlu olarak tasvir edilen Âsım, aslında gerçek bir şahsiyet değildir. Hayal edilen gençliğin sembol ismidir. Başka bir ifadeyle Âsım, ideal Müslüman-Türk gencidir. Memleketi, içinde bulunduğu zor durumdan kurtaracak ve onu geleceğe taşıyacak bir neslin örnek tipi olarak tasvir eder. Âsım’ın yazıldığı yıllarda ülkemiz, çok zor durumdadır. Balkan savaşı sürecindeki ayrılıkçı hareketlerle büyük yara alan Osmanlı Devleti, ardından Ortadoğu bölgesinde benzer ayrılıkçı hareketlerle karşılaşır. Doğusunda ve Batısında bu tür felaketlerle yüz yüze gelen ülke işgal edilmeye başlanır. Saldırılar, artık devletin kalbine İstanbul’a ve Anadolu’ya yönelmiştir. İlk bakışta ortada gerçekten de karamsar bir tablo vardır. Ardından Milli Mücadele’nin başlaması Âkif’i yeniden ümitlendirir. Şiirlerindeki karamsar havanın yerini umutlu bir hava alır. İşte Âsım, böyle bir dönemde yazılır. Ona göre Âsım, Milli Mücadeleyle ümitlerin yeniden yeşerdiği böyle bir dönemde Osmanlıyı dolayısıyla İslâm âlemini kurtaracak ideal neslin, hayal edilen gençliğin adıdır. Âkif’e Âsım’ı düşündüren ve yazdıran mesele ise 1. Dünya Savaşı sırasındaki gelişmeler bilhassa Çanakkale savaşında gösterilen kahramanlıklar olmuştur. Çünkü bu savaşlarda düşmanla çarpışan ve onları geri püskürten askerlerin büyük bir bölümü 2. Abdülhamit’in açtığı yeni okullarda tahsil gören gençlerdir. Kaynaklara göre şehit olan gençlerden on binden fazlası yüksek tahsilli ve yetmiş bin kadarının lise tahsilli olduğu düşünülecek olursa savaşa katılanların çoğunun mektepli gençler olduğu sonucu ortaya çıkar. Bunlar, vatanları tehlikeye girdiğinde okullarını bırakıp cepheye koşmuşlar, her türlü zorluğa ve fedakârlığa katlanarak ülkeleri ve kutsal bildikleri değerler uğruna savaşmışlardır. Âkif, bu neslin Çanakkale’de gösterdiği fedakârlığı Çanakkale şehitleri şiirinde takdirle anlatır.  

İşte burada Âsım’ın özellikleri ortaya çıkmaya başlar. Âkif’e göre Âsım, memleketi tehlikeye girdiğinde canını vermekten çekinmeyecek yüksek bir fedakârlık anıtıdır. Vatan severdir. Bağımsızlık şuuruna sahiptir. Kendi şahsi geleceğini değil ülkesini düşünen insandır. Âkif’e göre Âsım’ın özellikleri bunlardan ibaret değildir. Âsım ve arkadaşlarının asıl vazifesi savaştan sonra başlayacaktır. Cephede saldırgan düşmana karşı verilen mücadele bu defa içerdeki meselelerle ilgili olarak verilecektir. Gençlerin içerde boğuşmak zorunda oldukları meseleler ise bilgisizlik, tembellik, ahlaksızlık, içki, fuhuş, yönetimdeki bozukluluklar, millet fertleri arasındaki nifak gibi meselelerdir. Bu tür problemler, savaş yıllarının olağanüstü şartlarında ne yazık ki fazlalaşmakta ve milletin geleceğini tehdit eder hale gelmektedir. Savaş sonrasında Âsım ve arkadaşlarını bu meselelerle mücadele ederken görürüz. Biraz da savaş şartlarından henüz çıkmış olmanın da etkisiyle bu gençler, problemleri kaba kuvvetle çözmeye uğraşırlar öncelikle.. Mesela vurguncuları döverler, meyhaneleri basarlar. Toplum için zararlı gördükleri kişileri cezalandırırlar. İşte Âkif, bu noktadan itibaren Âsım’ın nesli dediği gençliğin ideal vasıflarını, onda olması gereken olumlu özellikleri ve olmaması gereken olumsuz özellikleri anlatmaya başlar. Buna göre Âsım, bu tür hareketlerinde aslında haklıdır. Savaştan çıkmış bir toplumda bu tür kötü hareketler toplumu içten içe çürütür. Âkif, Âsım’a bu tepkisel davranışında hak verir ama kullanılan yöntemi tenkit eder. Çünkü problemler, ferdî tepkilerle çözülmez. Ortada devlet veya hükümet adı verilen sosyal bir organizasyon ve onun kurumları vardır. Suç varsa bunu cezalandırması gereken adalet kurumudur. Eğitimsizlik söz konusuysa bu işle vazifeli olması gereken eğitim kurumudur. 

Bu durumda ne yapılacaktır? Âkif, şunu iyi bilmektedir. Kurumları yönetecek, bir toplumda adaleti, eğitimi, refahı sağlayacak olan insanlardır daha doğrusu gençlerdir. Öyleyse asıl mesele ideal vasıflarla donanmış gençlerin yetişmeleridir. Bunun yolu da o dönemin şartları içerisinde ilim ve fen öğrenmekten geçmektedir. Çağdaş ilim ve fennin öğrenilebileceği yerler ise Avrupa’dadır. Bu durumda Âsım ve arkadaşları Batı’ya gidecek orada ciddiyetle ilim ve fen öğrenecek, sonra memleketine dönüp milletinin ve devletinin kalkınması için mücadele edecektir. Bütün bu hayali gerçekleştirecek olanlar ise Âsım ve arkadaşlarıdır. Yani gençlerdir. Onlar hem bedenen, hem ruhen sağlıklı, bilgili, yüksek ahlâkî değerlerle donanmış kişilerdir. Bu nitelikler, onların beden sağlıklarını korumak için spor yapmalarından, içki, uyuşturucu vb. beden ve akıl sağlığını tehdit eden her türlü kötü alışkanlıklardan uzak durmalarına bağlıdır. Mesele bunlarla da sınırlı değildir elbette… Çünkü kötü alışkanlıklar sadece bunlar değildir. Kendi toplumunun değerlerinden, inancından, tarihinden uzaklaşmak hatta ona düşman olmak da gençlik için zararlı davranışlardan sayılmalıdır. İşte Âkif’in vurguladığı bu son mesele çok önemlidir. Kötü alışkanlık yahut davranış denilince akla sadece içki, kumar vs. gelmemelidir. Beden sağlığı kadar ruh sağlığının korunması da önemlidir. Bunun için de gençlere inanç değerlerinin benimsetilmesi, ahlâkî özelliklerin kazandırılması, onların bilgili insanlar haline getirilmeleri daha önemli bir meseledir. Bizim, Âkif’in Âsım’ına bakarken bugün için alacağımız asıl mesaj bu ikincisi olmalıdır. Çünkü ne ve nasıl olması gerektiğini öğretemediğimiz birine ne ve nasıl olmaması gerektiğini asla öğretemeyiz. Önce müspetler öğretilmelidir gençliğe. Bu sağlandığında onlar, hangi tür alışkanlıklardan davranışlardan uzak kalmaları gerektiğini zaten anlayacaklardır. Gençlik meselesi, bu günün de önemli bir meselesidir. Biz de Âkif gibi, inandığımız değerler, yaşadığımız ülke adına bir gelecek tasavvuru içerisindeysek Âsım’ı yeniden okumak yeni neslin nasıl yetiştirilmesi gerektiği konusunda eminim büyük faydalar sağlayacaktır.

Başbakan Recep Tayip Erdoğan M. Akif ile ilgili gençlere hitaben yapmış olduğu bir konuşmada bu konudaki hassasiyetini şöyle dile getiriyor: “Biz çok farklı bir milletiz, mayası sağlam bir milletiz. O milletin mayası, belki sıkıntılı bir dönem geçirdi ama o milletin küllerinden yeni bir millet doğuyor”. Mehmet Akif Ersoy’un Safahat adlı eserine işaret ederek, “Hocam ‘Safahat, yastık altı kitabınız olmalı’ derdi. Benim gençliğim böyle geçti. Akif denilince belli şiirleri, belli destanları hatırlanıyor. Safahat, adeta göz ardı ediliyor. Safahat’ın 7 safhası da gençlerimiz tarafından bilinmek zorundadır”  Başbakan Erdoğan, Mehmet Akif’in günümüzde gençler tarafından yeterince tanınmadığını da ifade ederek, ‘Mehmet Akif bir entelektüel anlayışa kurban edilmemelidir’ diyor.

 Türkçenin bütün inceliklerini ve ifade gücünü büyük bir ustalıkla kullanan Mehmet Akif, İstiklal Marşı'yla milletimizin çelikleşmiş iradesini dile getirmiş ve mücadele azmini ölümsüzleştirmiştir. Mehmet Akif, çağının tanığı bir vatan şairi, toplumun değerleriyle kendi ahlakını bütünleştirmiş geniş ufuklu bir insan ve Milli ruhun uyanışında ve özgürlük mücadelesine dönüşmesinde, Mehmet Akif Ersoy'un vatan ve bayrak aşkını haykıran mısralarının katkısı çok büyüktür. Mehmet Akif Ersoy, tanıklık ettiği, onur ve cesareti ile güç kattığı, engin ruh ve mana dünyasıyla destanlaştırdığı kurtuluş mücadelemizi, şiirleriyle tarihe altın harflerle yazmıştır. Milli şairimizin kişiliği, ruh dünyası, millet sevgisi, mücadele azmi ve bağımsızlık aşkı daima bize ışık tutmaya devam edecektir.

Yazıma son verirken genç arkadaşlara küçük bir çağrı:
 “Gençler, geleceğimiz. Gençler, ancak güzel gönüllü örneklerle güzelleşir. Gönlü en güzellerden birisidir M.Akif Çünkü o, hayatı ve eserleriyle gönülleri fethetti. Nesilleri fethetti. Gençler! İnancının bayrağını yükseltmeye, Asım'ın nesli olmaya, Yeni bir Çanakkale ruhuyla kendine gelmeye, özüne dönmeye, M.Akif’i yeniden ve derinlemesine keşfetmeye, Akifçe yaşamaya, Akif olmaya, Onu anlamaya, onun yüreğinde yer almaya, Ona yâr olmaya.... Var mısınız?”
 Kaynaklar:
1-Gençler için Mehmet Akif ve Safahat, Mustafa Özçelik
2-Akif Dede, vehbi vakasoğlu
3- safahat, M.Ertuğrul Düzdağ
                                                                                     Eyüp BEYHAN

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 27-12-2010 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
73644437 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net