25-10-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Hurşit PEKERin,..Hacc Sohbeti
Hurşit PEKERin,..Hacc Sohbeti PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 9
KötüÇok iyi 
Yazar Anlatım: Esra PEKER / OSMANİYE   
31-12-2009
Hurşit PEKER’in, Osmaniye, İL.SAN-DER’de Hacc Sohbetinden
kısa bir özet
                                                              Anlatım: Esra PEKER
         Allah’ın selamı üzerinize olsun.
         Bizleri burada bir araya getiren Rabbimize hamdolsun. 
         Bu çatı altında buluşmamıza ortam hazırlayan kardeşlerimizin de Rabbimiz yardımcısı olsun…
         Bundan önce, yine burada, “Müslüman olmamız neyi gerektirir ve Hacc nedir” konulu bir sunum yapmaya çalışmıştım. Ancak Arafat’a gelmeden bize ayrılan süre dolmuştu. Şimdi ise, kaldığımız yerden -tekrar da etmeden- Allah’ın izniyle, hacc sohbetlerimizi ve hacc olayını hayatımıza indirgeyerek günlük yaşantımıza yedire yedire zamanımız içerisinde gidebileceğimiz yere kadar götüreceğiz… Allah kerim…
         Bu günümüz (26.12.2009) özellikli bir gündür: 
         a)10 Muharremdir; Kerbela’da şehit düşen Müslümanları rahmetle anıyoruz.
         b) Mehmet Akif ERSOY’u anma günüdür. Onu da anıyor ve rahmet diliyoruz.
         c) Bu gün, yirmi gün önce İngiltere’den yola çıkan “Filistin’e özgürlük konvoyunun” Gazze’ye doğru yol aldığı tarihi bir gündür de. ”İnsanlık Sınavı” veren bu kardeşlerimizin de, bir sıkıntı ile karşılaşmadan, özverili ve fedakâr insanlarımızın bağışlarını mazlum Gazze halkına ulaştırması için Rabbimize dua ediyoruz. Konuşmamızın böyle özellikli bir güne denk gelmesi Rabbimizin Rahmetidir.

Hacc olayı o kadar geniş ve kapsamlıdır ki neresinden başlayayım diye bir ara zihnimi yordum/yıprattım. Vecdi AKYÜZ Hoca “Hacc, bir semboller yumağı;” Prof. Dr. Zeki DUMAN ise söz konusu semboller için, “Sadece belli aylarda, belli günlerde ve belli mekanlarda sırası ile eda edilmesi gereken birçok ibadetten oluşan ibadetler mecmuasıdır.” diyorlar.  Söz konusu sembolleri sağlam bir zemine oturtmak için örnekler vermeye ihtiyaç duydum.

Bakınız K.Kerimin nüzulünden bu güne kadar hakkında milyonlarca cilt tefsirler, kitaplar yazıldı. Bitmedi, yazılıyor ve yazılacak. Benim tasavvurumdaki hacc olgusu ise Kuranı Kerimin açılımı olduğudur. Kuranı Kerim “Hayat Kitabı” hayat rehberidir. Hayat, hareket demektir.. Hayat devam ettiği müddetçe Kuranı Kerim ve haccın açıklanmasına ihtiyaç duyulacaktır.

Hacc nedir, yapılması niçin zorunludur. Ali İmran 97. Ayette “Allah’ın gücü ve imkanı olan İnsanlar üzerindeki bir hakkıdır... (M. Hamdi ELMALILI ve M. Zeki DUMAN Beyanül Hak) Şimdi ben -Allah’ın izniyle- sizlere bu ibadet nasıl yapılır değil de; niçin yapıldığının üzerinde duracağım:

 Altı/yedi tane sembolleri/menasikleri vardır. Düz mantıkla sembolleri seyre kalkışırsanız çocukların bile güleceği manzara ile karşılaşırsınız. Şöyle ki; yaşlı yaşlı insanların, sakalları yerde sürünerek yerden taşlar toplaması, bu taşları betondan sütunlara atması vs… Ama öyle değil; bu görüntüler hayatı, dünyayı ve ahireti kurtarma provasıdır. Yani hacc: Hayattır…

          Şairin:   “İnsanlar kadar ses var              
                          Her seste belli ısrar
                          Çok ses sizde hoş değil   
                          Vahye talip olanlar”   dediği gibi, o kadar tanımı çok ki; sanki “İnsanlar kadar”. İşte bir kaçı: HACC büyük bir hadisedir. (Salih TUĞ); HACC bir cihattır. (ELMALILI, 2-79); HACC İbrahim (as) şahsında insanlığın sınavıdır.(Ali ŞERİATI); HACC Müslümanların umumi yıllık kongresidir (Seyit KUTUP, 2-79). Mustafa İSLAMOĞLU ise  “HACC; imkan değil iman meselesidir” diye buyuruyorlar.

M. İSLAMOĞLU Hocanın Allah’ın şu beyanına  rağmen, hacc “İmkan değil iman meselesidir.” demesindeki kastını bilmiyorum ama bence; (Ali İmran. 97) de “Ona ulaşmaya gücü yeten herkesin mabedi hacc etmesi…” diye düşünüyorum. Bir beldeden gücü ve imkanı olup hacca gidenler, gitmeyeni temsilen gider ve selamlarını götürürler; geleneğimizdendir. Dönüşlerinde ‘Hacı’ların yaşına başına bakılmaksızın avuçlarının içinin öpülmesi manidardır. Bu hareket orada alınan kararlarda ve biatta bende varım anlamını taşır mı, diye düşünüyorum. “

(Konuşmacı bu arada özet olarak bu tanım ve açıklamayı yaptıktan sonra salondaki dinleyicilere) “Sizlerin; genellikle hacca giden ve gitmeyen yüzde doksan herkesin duyduğu bir tanımı daha var: (Eline bir kitap alarak) bilene ‘bu kitabı hediye edeceğim’ dedi. Salondan çeşitli tanımlar geldi. Hayır dedi ve: “Arkadaşlar seyretmişsizindir. Hacc dönüşlerinde hacılara mikrofon uzatılarak hacc nedir ne anladınız denildiğinde ‘çok güzel bir duygu, anlatılamaz’ derler. Güzel; güzel derlerken: gözlerinden yaşlar, dillerinden güzel, güzel kelimeleri dökülür… Yani yeni bir tanımı da, Hacc: Güzel bir duygudur. Duygulanmamak ve ağlamamak belki mümkün değil ama Kabe, Arafat, Ravzaağlama duvarı değildir ki. Benim aklıma şöyle bir plan varmış gibi geldi. Perde gerisinde birileri aktörlerine “Ağlatın ki anlamasınlar, o kadar manevi duygular yükleyin ki ağlamaktan anlamaya fırsat bulamasınlar” dedirtmektedirler…

Numan b. Beşir (ra.) anlatmıştır. Rivayet olunur ki: İki grup insan kura çekerek bir gemide yerlerini paylaştılar. Aklı başında ve sorumluluk duygusu olan kişiler geminin üst katına, yönetilmeye muhtaç zayıf kişiler ise geminin alt katına yerleşmişlerdi. Üst kattakiler gaflet içerisindeki hayatlarına o kadar dalmışlardı ki alt kattakileri tamamen unutmuşlar ve onlarla hiç ilgilenmemektedirler. Alt kattakilerden biri, bir gün ortaya söyle bir teklif atar: “Bize daha yakın olduğu halde hep yukarı çıkıp oradan su getiriyoruz, hem yukarıdakileri rahatsız ediyoruz; gelin gemiyi delelim su ihtiyacını buradan karşılayalım; böylece hem yukarıdakileri rahatsız etmemiş oluruz, hem de çıkıp inme zahmetinden kurtuluruz.” Evet “Eğer üst kattakiler aşağıdakilerin bu düşüncelerini engellemez, onlar da düşündüklerini yaparlarsa gemi batar ve hepsi birden helak olurlar.” M.Zeki DUMAN bu rivayet için: “Allaha ve ahiret gününe iman eden insan sadece kendisini, ailesini, yakın çevresini ve ülkesini değil, bütün dünya insanlarını düşünmek ve batırılmaya yüz tutmuş olan yerküreyi korumak zorundadır. Aksi halde cahil ve beyinsizler yüzünden, yerküre su alır, sonuçta batar; tüm insanlık helak olur”, açıklmasını yapar.(Beyanul Hak)

Allah razı olsun, bugünlerde İHH ve diğer sivil toplum kuruluşları ellerinden geldiği güçlerinin yettiği kadar mazlumlara yardım etmek, yaralarını sarmak, dünyaya (duyarlarsa) mazlumların sesini duyurmak amacıyla “Filistin’e özgürlük konvoyu; Filistin’e yol açık” sloganı ile İngiltere’den Gazze’ye yola çıktı. Sorumluluk duygusu ve bilinci taşıyan bu insanlar veya benzerleri, İnşallah bir gün ARAFAT’a, tüm dünya mazlumları için yola çıkarlar. Evet; Dünyayı özgürleştirmenin yolu Arafat’tan geçer. Bu sorumluluk duygusu taşıyan insanlar:

- Ey utanmaz İşgalci  zalimler!...
- Siz utanmadan öldürürseniz, bizler kefenleriz.
- Siz utanmadan yaralarsanız, bizler ilaç ve tıbbi malzemelerle yaralarını sararız.
- Siz utanmadan evlerini yıkıp araziyi tahrif ederseniz, bizler yeniden yaparız.
- Sizler utanmadan aç bırakırsanız, bizler elimizden geldiği kadar doyururuz.
- Bu güne kadar siz zulme, bizler de elimizden geldiği kadar yardımlara devam ettik ve edeceğiz. Kesinlikle zafer bizlerin olacaktır, mesajı vermiş olmazlar mı?

Bu olay Filistin’in, Bosna’nın, Afganistan’ın… şahsında insanlık/İslamlık sınavıdır. Haysiyet duygusu taşıyanlar ellerinden geldiği, güçlerinin yettiği kadar çaba harcıyorlar… Rabbim yardımcıları olsun. Ancak Rabbime sığınarak ve yanlış anlaşılmamasını özellikle belirterek soruyorum. Bu yardımlar ve yardıma bağımlılık nereye, ne zamana kadar?... Evet insafınıza sığınarak bir örnek vermek istiyorum: Bir havuz düşünün. Birkaç koldan su aktarılmış olsun. Eğer tahliye vanaları açıksa havuzda su birikmez, vanaların kapanması lazım. Hatırlarsınız. Davos’da T. C. Başbakanı coğrafi konumu ve nüfusu ancak yüzde biri kadar olan İsrail devletinin başına “Bir dakika (one munite)” dedi. Başbakan kahraman ilan edildi. Ne cesaret… Tüm doğan çocuklara ismi verildi. Neredeyse heykelleri dikildi. Yine hatırlarsınız sanırım. Sincan’da Filistin’i anma programı düzenlendi ve bir oyun sergilendi. Temsili olarak İsrail tanklarına sapan taşları atıldı. İşte olanlar oldu… Aktörler müebbetle yargılandı ve yattı. 28 Şubat adıyla tarihe geçen Devlet darbesi oldu. Ne müthiş bir güç ne muazzam bir organize mi diyelim… Hayır; o kadar güçlü ve organize değiller. Ancak muhatapları zayıf, yani Arafat’tan yoksun

Şimdi bir muhasebe yapalım. Nasıl oldu da böyle olduk?.. Bakınız şair (Rahmetle anıyorum):

"Şerefli mücadeleyi yapan babamdı   
İş işten geçtikten sonra uyandı
Şehitti, gaziydi ve kahramandı       
Olanlara baktı yüreği yandı
Ne çıkar zaferini koruyamadı.." diyor ve bir başka yerde de: "Yandıysa kibriti ben çakmadım ya.." diye ekliyor.

         Evet “Kibriti kim çaktı/da halkı Müslüman ülkeler yanıyor… Bu suçluyu bulmak lazım. Suçlu kim; ya da kimler? Suçlu aramızda, içimizde mi?.. Zulümlerde ve katliamlarda payımız var mı?... Projektörü kendimize doğrultalım. Rabbimizle ilişkilerimizi gözden geçirelim. Ve de Rabbimizin “Başınıza gelen her musibet sizin ellerinizle işledikleriniz yüzündendir…” (Şuara. 30) Yine “Size gelen her iyilik Allah’tan kötülük ise kendinizdendir.” (Nisa. 79) deniliyor.

Dışişleri Bakanımız Ahmet DAVUTOĞLU “Ben çocuklarımı okula gönderirken Filistinli çocuklar gözümün önüne geliyor. Bir şeyler yapamamamın ezikliğinden kendimden utanıyorum.” (Yeni Şafak Gazetesi) diyor.

Zaman Gazetesi (31.10.2009) Yazarı Ali BULAÇ Köşesinde “8. Yüzyıldan. 18.Yüzyıla kadar dünyanın en beşer havzası İslam dünyası idi. Müslümanlar büyük medeniyetler kurdular. Emeviler, Abbasiler… Osmanlılar; bu bölgelerin tamamı.. İslam’dan önce saray baskınları, derebeylerin esareti, yaygın yoksulluk ve cehalet içerisinde yüzüyorlardı.

Hicri 99’da Halife Ömer b. Abdulaziz zamanında bir sene içinde halkın refah seviyesi  o kadar yükseldi ki, zenginler zekatlarını vermek üzere Şamdan Afrikaya gitmek zorunda kaldılar. O, “Bunu nasıl başardın” diyenlere “Rabbimizle ilişkilerimizi düzelttik” demişti. Bilginin gücü, Tetkiklerde Metot ve Tenkit yazarı M.S. ÇEKMEGİL de “Dünya hak hukuk nizamını nasıl yoluna koyacağını bilmezken Müslümanlar büyük hukukçular yetiştirerek adaleti geniş kitlelere götürmüşlerdi. Yine saadet asrından sonra Emevilerin, Abbasilerin ve Osmanlıların tarihin eşini az gördüğü zaferlerinin ve hakimiyetlerinin ardından ne eksilmişti de gücümüz yetmez sözümüz geçmez olmuştu.” diye beraber soralım…

Hocalarımız, Camilerimiz, Cemaatimiz ve Hacılarımız mı az? Hayır; hepsi evvelinden daha fazla... ama biz eksik olanı yine şairden dinleyelim.

                 KOMŞU MÜEZZİN KARDEŞİME
Günde beş vakit fezaya                               Eğer mescitte topladıkların
Haydin namaza namaza diyorsun                Cemaat olup namaz kılsaydı
Hangi namaza dostum                                  Kıldığı namazı bir anlasaydı
Ölen gayretlerimizin namazına mı               Müşrikler hakim olur muydu dünyana
                                                                      Putçular bir yana devrilirdi
                                                                      Putlar bir yana

Esra PEKER/OSMANİYE

_____________________________________________________  

    Yukarıda geçen şiirler: Aramızdaki Fark dan (M.Sait ÇEKMEGİL)

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 02-01-2010 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
73528722 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net