24-11-2017
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL İÇİN YOL BİRDİR

(THERE İS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleriSAĞ TIKLAYIN
lütfen)





























 
Önerdiğimiz sayfalar:
M. SAİD ÇEKMEGİL 
anısına
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090


Nuri BİRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek



Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   kardeşimizin
(facebook sayfasından
dikkate değer görüşler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52



M.Selami Çekmegil'den
(twitter'da kısa beyan 
                ve tartışmalar)
https://twitter.com/M
SelamiCekmegil



M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!
1-
http://tr.wikipedia.org/
w
iki/Selami_%C3%87
cekm
egil
2-
http://www.biyografya.com
/biyografi/5959



    ____________________
BU SİTE
    Selami ÇEKMEGİL’in
Yeğenleri:
    MelikeTANBERK ve 
    Fatih ZEYVELİ'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGİL 
  anısına ARMAĞANIDIR!  


   Anasayfa arrow M. Said Çekmegil arrow HATIRLIYORUM-1- (otobiyografi)
HATIRLIYORUM-1- (otobiyografi) PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 2
KötüÇok iyi 
Yazar M. Said ÇEKMEGİL   
04-12-2009
HATIRLIYORUM

                         M. Said ÇEKMEGİL

Kardeşlerimizin takıldığı engellerin bazılarına zamanıyla bizlerde takılmıştık; gençlik bu, bizler de beğendiğimiz gayretlerimizin Allah’ın razı olduğu bir çizgi üzerinde seyrediyor neşesindeydik. Mevcut müktesebatımızı kritiğe tabi tutmaya vakit ayırmadan çırpınır durur olmuştuk.

Erkekli kadınlı hoca diye anılan bir aile içerisinden gelmiştik. Babamın, (rahmet olsun şimdi daha iyi tanıyabiliyorum) taklidi eğitimlerle yetişmiş bir kısım hocaların bazı tenkitlerine uğradığını gördüğümden olacak, sıradan bir hoca olmadığını, çağdaşlarından epeyce farklı olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.

Babamın eniştesi; yani ‘Bibi’min zevci, ‘Keşşaf unvanı ile anılan ve Osmanlı meclisinde mebusluk yapmış bir hocaefendi idi. Şahit olduğum kadarıyla, onunla ve benzer hocalarla yer yer yapılan bazı fıkhi müzakereler, kültürel tartışmalar oluyordu. Hatırladığıma göre babam o günün diyalektiğine daha iyi sahipti. Tevhidi tefekkür gücünü, seneler sonrası bir baba dostunun kendisinde saklı olan ve “İsmail Hakkı hazretlerinin” bir eserindin kritiğini ihtiva eden (içeren) bir yazısını vererek: “İşte babanın yazısı, bundan -zamanın feridi olan- nasıl bir zatın oğlu olduğunu anlayabilirsin” gibi övgülerle sunmuştu. Okudum, babamı bir daha mağfiretlerle andım, sevdim. Orada özlü fikirlerin şahidi olduğum bir mütefekkiri bir daha tanımış oldum. Bu yazıyı kaybolmasın diye, “Altın Anahtarlar” adlı küçük kitabımıza aldım. Yazısına “SANİHİN MÜTALAASI” başlığını kendisi koymuştu.

Asırların sürükleyip getirdiği bir takım -atmaya katmaya uğramış- nakilleri sorgulayabiliyor; tartışmalara açabiliyordu. Bizler o zaman çocuk sayılıyorduk. O zamanlar bu tartışmaların bazılarını yadırgadığımız olmuyor değildi. Fakat izhar edip söyleyemezdik. Sade bizler değil; annem de, kendisine muhitinin hanımları arasında “Hatice hoca hatun” şeklinde hitap edenler de olduğu halde, zevcini pek anlayamazdı.

Zekiydi babam. Medrese hukukçusuydu. Malatya baro Reisi (başkan) ile ortak bir büroyu paylaşıyordu. 1930’lu devrim yıllarının kritik döneminde olduğu halde, devrin hukukçularıyla bazı inkılapların kritiklerine bile geçebiliyordu. Onlara çaylar ikram ederken görüyor dinliyorduk bunları. O tavırların o zaman değil de şimdi daha sakıncalı olduğunu düşünüyorum.

Seferberlik denilen Birinci Dünya harbinde, doğuda Ruslarla çarpışan Osmanlı ordusunda, Alay hocalığında da bulunmuş babam. O günün Rus cephesinde Çekmegeli ailesinden üç kişi birden bulunmuş. Birisi amcasıoğlu (velisi olduğum, şimdi belediye reisi muavini) olan Tahsin Çekmegil’in babadedesi; diğeri, meşhur Keşşaf hocanın oğlu ve babamın biricik yeğeni Bekir hocaydı. Bu hoca Mısır’da okumuş, dört lisan bilen, sakallı ve entelektüel yapılı, sevilen biriydi. İslam anlamaz devrimci tiplerin bile, ister istemez saygı duyduğu biriydi…

 Evet, Rus cephesinde bir aileden üç kişi; ayrı ayrı birliklerde savaşan üç kişi. Birisi işbu hocaefendi, babamın yeğeni, Rusya’ya esir düşüp üç sene gibi bir zaman sonra İstanbul’a dönebilen Bekir Hoca; kurşun yiyen bir ayağı Rusya’da kesilmiş olduğundan takma ayakla gezdiği için “Topal hoca” diye de anılır olmuştu. Aslında babasına izafeten “Keşşaf Hoca” diye de hürmetle anıldığı oluyordu. İşte bu zat harpte esir düşmüştü. Aynı cephede bulunan amcaoğlu Mustafa Çekmegelioğlu şehit olmuştu. Babam da harp sonraları Malatya’ya gazi olarak dönebilmişti. İnşallah gazidir…

Amcam yoktu, ama iki dayım ve iki halam vardı. Dayımın birisi annemden büyük, İstanbul külliyesinde okumuş; müftü olmuş, çok az konuşan biriydi. Zamanın modası mı diyelim, elitlerin tutkusu mu diyelim, ne diyelim? Dayım İstanbul’da Enver Paşa hayranı, İttihat Terakki’nin entel militanı olarak, Anadolu’da Yunan ve İngiliz birliklerini müşkül durumlara sokan çetelerden birinin reisliğini de yapmış, sonra 1950’ye kadar Malatya müftüsü… Öbür dayım, annemin de küçüğü ve ailenin İdadi mezunu; hamasetli şiirlerle ömür tüketmiş bir pehlivan. Benden 25 yaş büyüktü. Böyle olmasına, yani 75’inde bir ihtiyar olmasına rağmen benimle güreş tutar, yıkamazdı ama bayağı direnirdi.

Neden anlattım bunları?
Böyle muhitte olmama rağmen okuyamamıştım. Devrin şartları ve etkileri, bizim çocukluğumuzun ruhi yapısı engeldi buna. O zamanlar istenildiği gibi bir mektep medrese söz konusu değildi. Şimdi de sözü edilemez ya. Diğer çocuklar yolda yolakta eğlenirlerken, bizlerin ilme eğilecek yönlerimiz gelişmemişti. Hiç unutmam, bir gün başkalarına bile kaçamak olarak Arapça dersleri verebilen babam, “Oğlum siz okumuyorsunuz; bu kitapları ne yapacağız?” demiş gözleri dolmuştu.

Latin harflerle beraber ilk mektebe (okula) başlamıştım. Fakat babamdan okuyamamıştım işte. Bu çağımızı bırakın, 1950–60 yılları olgunluk çağında da, hocam Nedim Altunkaya’dan aldığım Arapçam ile, müşterimiz mühendis Mehmet beyden aldığım İngilizcem de, geniş hayat meşgaleleri arasında yarı kalmıştı. Oysa iki lisan dalını da iyi kavrar olmuştum. Hocalarımdan Allah razı olsun, atölyemize gelerek ders veriyorlardı. O imkânlar azalınca biz de yarı kaldık. Beynimizde biraz fehim kalmış ama ne çıkar? İşte lisan bilmiyorduk, üzgündük. İnsan bazen kendini teselli edebiliyordu; sevgili Peygamberimiz ve değerli talebe arkadaşları da Arapçadan başka lisan biliyorlar mıydı ki.. teselli işte; şükrolsun. Gerçi babamdan, ablamdan ve annemden Rasulullah sevgisinin yüceliğini, namazsızlıktaki geriliğinin ne demek olduğunun şuuruna kapı aralayabilmiştik. Çocuk yapımıza rağmen bizleri şer zihniyetlere karşı uyanık tutmanın temrinlerini veriyordu ailemiz. Mesela bir gün muallim bey bir tarih dersinde Osmanlı sultanlarının müstebit (despot) olduğunu anlatmıştı. Eve Geldiğimde anlattım. Babam çok kızdı, ama kızmakla da kalmadı; muallim bey için ancak şunları söyleyebildi, ‘Onlar İslam bilmez, garip garpçılardır’ mealinde tembihler yapmıştı. Zaman zaman çeşitli vesilelerle o dönem çoğu muallimlerin (öğretmenlerin) her sözüne inanılmayacağı düşüncesini iyice beynimize yerleştirmiş oldu. Odur budur, İslam bilmezlerin sözlerini; problemlerimize bakış tarzını endişelerle karşılarım. Öğretmen:

- Çocuklar, Dünyamız Güneşten kopmuştur, deyince:

- Peki muallim bey güneş nereden kopmuş deyivermiştim. Kızdı:

- Otur yerine diye bir ihtar çekti. Ben de otururken yerime:

- İşte muallim bey her şeyi Allah yaratmıştır, deyip önüme baktım. Fakat kulağımın çekilmesinden de kurtulamamıştım…

(Devam edecek inşallah)

Kriter'in notu: Bu otobiyografi  M. Said Çekmegil'in kızı Selma ARSLANER kardeşimiz tarafından tape edilerek sitemize armağan edilmiştir. Selma hanıma teşekkür ederiz. kriter

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 06-12-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
29554496 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net