28-10-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow KARAYOLU TRÖSTÜ
KARAYOLU TRÖSTÜ PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 2
KötüÇok iyi 
Yazar Raci DURCAN   
04-12-2009
KARAYOLU TRÖSTÜ
                                                            Raci DURCAN   
     Uzun süre peşinde koştuğunuz bir şeyi hiç beklemediğiniz anda karşınızda bulursanız şaşırırsınız. ‘Western’ adı altında bol çatışmalı tipik kovboy filmi olmasını beklediğim ‘Santa Fe’ yi izlerken, şimdiye kadar karşılaşmadığım bambaşka bir dünyanın içinde buldum kendimi. Bu filmi izlemeseydim asla şimdi yazacaklarımı açıklama cesaretinde bulamazdım. Adı komplo yazarına çıkmış olanlara nasıl burun ucuyla bakılıp, için için gülündüğünü bilmezlerden değilim.

       Film, Amerikan iç savaşı sonrasında bir bölgeden geçen demiryolunun hikâyesini anlatıyor. İki ayrı demiryolu kumpanyası arasındaki rekabet, iki ticari şirketin çekişmesinden çok; iki silahlı örgütün kapışması adeta! Farklı bölgelere uzanan iki ayrı demiryolundan, önce bitirenin kazanacağı bir yarış başlıyor aralarında.  Silahlı çatışma, cinayet, rüşvet ve her türlü entrikayı ihtiva eden bir rekabet bu. Bir demiryolunun bir bölgeden geçip geçmemesin nasıl olup ta bu kadar önem kazandığına odaklanıyorsunuz izlerken.  Film aslında Dünyada ilk kurulan demiryolu şirketi olan Santa Fe’ nin geçmişini izleyici çekecek tarza dönüştürerek hikâyeleştirmeyi amaçlamış. Günümüz dünyasında demiryolu tröstünden bahsetmenin mümkünatı olmadığından rahat davranmış olabilir yönetmen.

      Yol ister demirden olsun ister karadan hayata bağlanan bir köprüdür. Bakir bir alan insanlığın kullanımına onunla açılır. İnsanoğlu yeryüzünde su misali önünde sınır engel görmediği yöne akar gider. Amerikan iç savaşından sonra kendilerine yaşam alanı arayan işsiz ve topraksızlar, bazı yatırımcılar için bir fırsat oluşturuyor. Demiryolunun ulaştığı topraklar birden değer kazanıyor, para eder hale geliyor. İki demiryolu şirketi arasındaki rekabet bu nedenle hayati önem kazanıyor. Önce bitirenin arsaları değerli hale geleceğinden, satıp elinden çıkartabilecek ve daha büyük yatırımlara girişebilecektir. Kaybedenin artık şansı kalmayacaktır. Böylesine hayati bir konumda şirketlerin elinden gelen her şeyi denemesi, tüm imkânlarını seferber etmesi tabiileşiyor.

       Tabii olmayan günümüzde devam eden karayolu tröstünün hiçbir yerde söz konusu edilmemesidir.

      Yol konusu her zaman dünyanın gündemini işgal etmiş, büyük savaşlara konu olmuştur. Osmanlı büyük denizlere hâkim olup içinden geçenlere karışabildiği için büyük devlet olmuş ve onu sürdürebildiği sürece öyle kalmıştır. Ta ki batılılar bu hâkimiyeti bay pas ettiklerinde ellerindeki uçsuz bucaksız toprakların bir önemi kalmamış, günden güne fakirleşerek gerilemişlerdir. Büyük toplar Avrupa’nın dev surlarını yıkarak insanlığın önünü açmıştır ama her iki büyük savaşın galibi İngiltere ve Amerika’ya ulaşacak bir yol keşfedilememiştir. Almanların yaptığı bütün dünyayı işgal edecek kadar çok tank, sırf yol bulunamadığından İngiltere karşısında mağlup olmuştur. Varlığını bu nedene borçlu İngiliz-Amerikan uygarlığı yol işini tekeline almış; karayolu uygulamasını tüm dünyaya dayatmıştır. Daha 1936’larda Almanların öncülüğünde başlayan Helyum balonlu hava yolculuklarının (bak. Hindenburg- http://en.wikipedia.org/wiki/LZ_129_Hindenburg) önü sabatojla kesilmiştir. Böylece günümüz uygarlığının en önemli kaleleri durumunda olan başta İngiltere sonra Amerika ve Avustralya-Yeni Zelanda yabancı tehditlerine karşı güven altındadırlar. Onlar güven altında yaşayabilsinler için dünyanın geri kalan kısmı, büyük metropollerde işlerinden eve dönerken araçlarının içinde, karayolunda köprü ve kavşaklarda sıkıntı çekmek zorundadırlar. 

       Eğer karayolu tröstü egemen devletlerin korumasında dünyaya bu kadar hâkim olmasaydı insanoğlu tabiattan daha çok istifade edebilecekti. Dünyanın kaynakları belli bir zümrenin elinin altında bu kadar kolay girmeyecekti. Dünyada en bol şeylerden biri olan toprak bu kadar pahaya satılamayacaktı. Dünyanın egemenleri, tekellerinde olan karayollarının yapımı sayesinde sınırlı miktarda toprağı yerleşime açarak arz talep dengesini kontrol altında tutabiliyorlar. Üstelik sanki tüm dünyada bu konuda konsensüs oluşmuştur. Hiçbir yerde farklı uygulamayla karşılaşmıyorsunuz. Büyük şehirlerin hemen kenarında yükselen araziler, yol olmadığından ucuz da olsa yaşam alanı olamıyor, değer bulmuyor. İnsanlık sanki bir labirentin içinde belli yollar kesilip bazıları açılarak egemenlerin istediği yere götürülüyor.

       Anlattıklarım size hayali şeyler gibi gelmiş olabilir. Fakat Otomobilin tarihçesini biraz inceleseniz, sanayileşmemenin buluşlarla değil, siyasi projelere göre şekillendiğini hemen anlarsınız. Mesela günümüzün vazgeçilmezi sayılan otomobillerin ilk icat edildiklerinde eğlenceye yönelik kullandıklarını biliyor muydunuz? Peki, ya hızlarının saatte 15–20 km olduğunu ve at arabalarıyla rekabetten çok uzak olduklarını? Üstelik gidebilmeleri için özel yollara ihtiyaç vardı ve devlet desteği olmadan bunun gerçekleşmesi mümkün değildi. İlk otomobiller at arabası ve bisikletten esinlenerek geliştirildiler. Neden sonra yeterince yol ve konfora kavuştuklarından at abrasından vazgeçildi. Ortalama eğitim almış her batılı, sanayideki gelişmelerin buluşlara bağlı olduğunu düşünür. Ulaşımda önce demiryolunun tercihi ardından karayolu tröstünün kuruluşu ve şimdi mümkünken hava yolunun yaygınlaştırılmaması egemenlerin siyasi projesidir. Eğer II. Dünya savaşını Almanya kazanmış olsaydı muhtemelen şimdi dünya hava yoluyla birbirine bağlı olacaktı.

          Havayoluyla ulaşım karayolundan çok daha basit bir teknolojiyle mümkündür. Fakat tröstler, küresel ısınma safsatasıyla gökyüzünü aralarında paylaşmadan buna izin vereceğe benzemiyorlar.

Yorum
Tavsiye
Yazar kubha açık 2009-12-06 14:48:56
6.12.2009 tarihli Yeni Şafak'taki Nazif Gürdoğan'ın yazısı bu yazının daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayabilir.
Diyor ki Nazif...
Yazar admin açık 2009-12-06 17:42:24
Nazif beyin yazısı şöyle 
 
Nazif Gürdoğan 
06 Aralık 2009 Pazar 
Köpük ekonomileri çöküyor 
Hong Kong, Singapur, Doha ve Dubai örnek aldıkları New York gibi, yatay değil, dikey büyüyen şehirlerdir. Onların şehir merkezleri, Manhattan benzeri birer gökdelen ormanıdırlar. Yirmibirinci yüzyılın piramitleri olan gökdelenlerle donatılan bu şehirler, bütün dünyada, paradan ve arsadan para kazanmanın simgesidirler. Gökdelenler arsanın, borsa paranın, sınırsız rant sağlama araçlarıdır. 
 
Arsanın rantı gökdelene dönüştürülerek, paranın faizi de elden ele dolaştırılarak, akıl almaz boyutlara ulaştırılır. Bahçedeki meyva, tarladaki tahıl bir kere değerlendirilir. Gökdelene dönüştürülen arsa, faizde dolaşan para tekrar tekrar değerlendirilir. Arsa ve hisse senetleri kadar, hiçbir üretim faktörünün değeri yapay olarak artırılamaz. New York'tan bütün dünyaya ihraç edilen kültürde, herşey paranın rengine boyanır. 
 
Japonya'nın Kyoto Üniversitesi'nden Prof. Dr. Takamitsu Sawa, taşınabilir ve taşınamaz değerler borsalarıyla, Amerika'yı izleyen Japonya'yı, “Köpük Ekonomisi” olarak nitelendirir. Günün fiyatlarıyla, Japonya'nın arsa değeri Amerika'nın toplam değerinin dört katına ulaşıyormuş. Amerika'nın toprakları, Japonya'nın yirmibeş katı büyüklükte olduğuna göre, Japonya'da her metrekare toprağın değeri, Amerika'daki toprağın değerinin yüz katı olmaktadır. 
 
Benzer çalışmalar, Hong Kong, Singapur, Dubai ve Doha için yapılsa, onların bugünkü arsa değerleri de, Tokyo ve New York'un değerlerinden kat kat daha fazladırlar. Dünyada arsa ve borsadan para kazanmanın öncüsü Amerika'dır. Amerika'yı, İngiltere, Hong Kong ve Japonya izlemiştir. Paradan para kazanmaya dayanan seküler kültürün merkezi Batı dünyasıdır. Petrol zengini ülkeler de onların peşinden gitmektedirler. 
 
New York'u Avrupa'nın değişik ülkelerinden gelmiş göçmenler kurmuştur. New York'un yerlileri Kızılderililerdir, onların dışında herkes dışarıda gelmiş yabancıdır. Hollandalı Vali Peter Minuit, Manhattan Adası'nı Kızılderililerden yirmidört dolara satın almıştır. Faizin binbir çeşidini icat eden Amerikalı finans uzmanları, adayı satan Kızılderiliyi çok akıllı bulurlar. “O aldığı parayı bankaya yatırsaydı, faiz gelirleriyle, adanın yarısını geri alırdı” derler. 
 
Ekonomilerde uzun vadeli hesaplar, genellikle beklenen sonucu vermezler. Çünkü, ünlü iktisatcı Keynes'in dediği gibi: “Uzun vadede herkes ölür, kimse hayatta kalmaz”. Bu yüzden, Kızılderililer, bırakın Manhattan Adası'nın yarısına sahip olmayı, koskoca Amerika'yı yitirmişler. 
 
İster Dubai, ister New York, isterse Tokyo da olsun, paradan para kazanmanın özendirilmesi, bütün ekonomiyi, gizli bir hastalık gibi içinden çökertir. 
 
Ekonomik güç, paradan para kazanmaktan değil, ürün ve hizmet üretiminden kaynaklanır. 
 
Sudan gelen sele gider, faizden gelen krize gider. 
 
Yol paradan para kazananların yolu değildir. 
 
http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/Default.aspx?t=06.12.2009&y=NazifGurdogan 
 
 
 
 

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 06-12-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
73645156 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net