31-10-2020
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
Son Eklenenler
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
UZUN SÜRELİ HAPİS CEZASI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 20
KötüÇok iyi 
Yazar Av. M. Selami Çekmegil   
16-01-2006
Image

A - Hukukçu arkadaşım, meslektaşım Av. Hacıali Özhan 2005’de yayınlanan “Sürgün Cezası”başlıklı bir yazısında, şahsıma da iltifat ederek:“Dostum Av. Selami Çekmegil’le bu konuları sıkça değerlendirmeye çalışıyoruz. "Çekmegil ağabey" diyor, “tazyik hapsi hariç” hapis cezasının tümden kaldırılmasını savunuyor: Tazyik hapsi mahkumu birşey yapmaya mecbur edeceği için onu ayırarak, hapis cezasının ne kadar zalim birceza olduğunu ısrarla vurguluyor.Bazı tip suçlar için teşhir cezasının çok etkili ve caydırıcı olabileceğini, bu tür bir cezanın getirilmesini savunuyor.” diye yazıp sürgün cezasının lağvının anlamsızlığını işaret ediyordu. O böyle yazınca bana da bu konudaki 
fikirlerimi daha detaylı açıklamak lüzumu doğmuştu ki, onları şöyle özetleyebilirim:

1- Suçluları cezalandırmak ne kadar haksa, suçlu olmayanlara ızdırap tahmil etmek te o kadar haksızlıktır. Suç işlemiş bir kişinin uzun süreli hapisle cezalandırılması sadece muhitindeki suçsuzları cezalandırmakla kalmıyor, aynı zamanda insanlığa da hakaret şeklinde bir haksızlık içeriyor. Suçlu da olsa bir kimseye insan diyorsanız onu -yaşadığı sürece- insanlık haklarından mahrum etmeye hiçbir hakkınız yoktur. Hem insan diyerek yaşatacaksınız onu hem de hakkı olan güneş ışığından, diğer insanlarla ihtilattan, fikir alış verişinden, kendini geliştirme hakkından ve de insanın emrine verilen tabiatın güzelliklerini terennüm etmekten çok uzun süre mahrum bırakacaksınız; bu mümkün değil... Nitekim mütefekkir şair, Necip Fazıl, ne güzel tasvir ediyor hapishanedeki manzarayı; diyor ki: “Zindan iki hece Mehmedim lafta/ Baba katiliyle baban bir safta…”

2- Cezalandırılacak diye bir suçlu insanın - hiç bir suç işlememiş olan- babasını, hanımını ve hatta diğer yakınlarını üzmeye ne hakkımız var, peki? Neden onun çocukları uzun süre her gün, kendileri gibi masum arkadaşlarının yanına, hapisteki babasının küçültücü düşüncesi ve ıstırabı içinde gidip gelecek? Neden o çocuk da her gün öğretmenlerinin karşısında hapiste yatan babasının ezikliği içinde imtihan verecek, ders dinleyecek? Neden o masum anne, çocuklarının hatırı için de olsa, her gün veya her ay hapiste hayatı iptal edilen eşini düşünmek ve ziyaret etmek zorunda bırakılacak. Niçin bir toplum masum insanlardan kestiği vergilerle -okul açacak yerde- uzun süre suçluları barındırmak için millet kesesinden hapisaneler inşa etmek ve uzun süre o suçlu insanları barındırmak beslemek konumunda kalacak?.. Üretim ve hayat mekanizmaları için harcanması gereken toplumsal potansiyel neden kısır, verimsiz, sahalara yatırılarak, dışarıda belki de ıslah olarak tekrar topluma yararlı olacak insanların hayatlarını iptal etmek için kullanılacak; niçin? “Halimi düşünüp yanma Mehmedim/ Kavuşmak mı belki; daha ölmedim...”
3- Toplumsal her eylemin, başkalarını da etkileyen bir kurala bağlanması için ahlaki bir sebebe, insani bir gerekçeye ihtiyacı vardır. Bir insanı, suçlu da olsa, uzun süre güneş ışığından mahrum etmeye, uzun süre dört duvar arasında hayatını iptal ederek bitkisel hayat yaşatmaya hiç kimsenin ve hiç bir toplumun hakkı yoktur; ahlaken yetkisi de yoktur… Ahlaki gerekçelerden yoksun yetki kullanımlarının, gayrı ahlaki bir yönü, insanlık onurunu incitici bir durumu vardır. Eğer sizin bir başka insan üstünde otorite kullanmanız, insanlığın tecviz edeceği bir ahlaki gerekçeye dayanmıyorsa, aklilikten uzaksa, ortada felsefi anlamda despotizmden bahsetmek çok tabii bir sonuç olur. Bu, demokratik dedikleri bir çoğunluk kararına dayansa dahi... Zira demokrasinin tarifinde -bir de- insanlık haklarının çoğunluk kararlarıyla iptal edilemeyeceğine yönelik bir arayış vardır. Demokrasi var diye her çoğunluk iktidarının her istediğini yapamayacağını iddia eden bir yaklaşımın, suçlu bile olsa insanın normal yaşama hakkını uzun süreli olarak elinden alan -ittifakla bile olsa- çoğunluk kararlarına tolerans göstermesinde açık bir çelişki ve açık bir tırmalayıcılık görmemek mümkün değildir.

B -O halde ne yapılmalı; suçlular cezalandırılmamalı mı? Bir yakınımızı öldüren cezasız mı kalmalı; paramızı -zarurette kalmadan- hırsızlayan, gasbeden cezalandırılmamalı mı? Bu, yukarıdaki ifadelerin davet ettiği çok tabii bir sorudur… Elbetteki suçları önlemek için ceza yaptırımına, hem de bazen mağdur insanın intikam ateşini söndürecek şiddette cezalara ihtiyaç vardır. Ama bu ceza, belki de aç kaldığı için, yolda giderken içi çekip iki kutu baklava çalan üç kafadara yedi yıl hapis cezası olmamalı... Elbette ki, hayat hakkına yönelik çok ağır bir cürüm için insan, suçluyu çok kısa bir süre ızdırap içinde tutmakla beraber, nihayet bu ızdıraba son veren Fransızların giyotin cezasına bile, hele de kendisini mağdur yerine koyunca, zarureten razı oluyor. Zira -geride kalan hak sahibine rağmen- onun cezasız kalmasının toplumda çok derin yaralar açacağını, toplumu sağlıklı bir toplum olmaktan çıkaracağını unutmak bile vahamet arz ediyor: Niçin benim babamı öldüren veya benim evladımı yok eden kimse benden alınan imkanla hapishanede uzun süre beslensin; ya da siyasi otoritenin affı şahanesiyle elini kolunu sallayarak meydanlarda fink atsın, diye düşünüyor insan. Bunu hoş görmek mümkün mü?..
Elbetteki hayır!.. Ama idamlık suçlu bile olsa, işkence yapamazsınız insanlara… İnsanların -gerçekten suçlu ise, suçlarının tabii cezasını çekerek (ki, bu belki istisnaen idam da olabilir)- bir an evvel işkenceden kurtulma haklarını ellerinden alamazsınız... Şair yüreği bile bunu böyle tarif ediyor: “Bir idamlık Ali vardı asıldı/ kaydını düştüler mühür basıldı/ Ondan kalan birkaç günlük fasıldı...”
C - Peki çözüm ne olmalı? Bu konu uzun uzun üzerinde durularak, ancak bilimsel yaklaşımla çözülebilecek nitelikte bir konudur. Ama şu açık ve net ki:
-hiçbir suç, cezasız kalmamalı;
-kanunsuz suç olmamalı;
-yasa koyucu (soyut akla, toplumsal kabullere göre) tabii suç kavramı dışına çıkarak sun’i, zorlama uydurma suç ihdas edememeli…
Ayrıca cezalar:
-caydırıcı, tedip edici, çekindirici ve eğitici olmalı;
-infazı masrafsız veya topluma en az maliyetli olmalı;
-uzun süre işkenceye dönüşmemeli…
Bu tip cezalar neler olabilir? Şartlanmamış şekilde düşünebilse herkes bunun cevabını çok rahat önünde hazır bulabilir de, suçluluğu kendisi için tabii gören; asıl suçları gözardı ederek kendi sınıf çıkarlarını tehdit eden, esasen masum eylemleri zorlamalı olarak suç kapsamına sokmak isteyen şartlanmış beyinlerin saptırıcı tavırları bunu görmeyi engeller diye düşünüyorum.
Kısa bir ipucu vermem normal karşılanırsa: tabiatı icabı kısa süreli olan tazyik hapisleri dışında uzun süreli hapis cezalarının lağvını, bunun yerine tedip edici, eğitici, çekindirici, ve ıslah edici, masrafsız, mümkün olduğunca suçlu yakınlarının normal ilişkilerini ve normal hayat sürme haklarını uzun süre ihlal etmeyen, sadece suçluları hedef alan terzil edici ceza türlerinin araştırılmasında yarar olduğunu akla getirmek istiyorum. Tabi bunun için de -suçların yaygınlaşmasını önleyecek bir ceza siyaseti ile- masum eylemlerin suç diye tanımlanmasından vazgeçilerek, hakikaten ve sadece maşeri vicdanın ayıplayacağı eylemleri cezalandırmaya yönelik bilimsel bir siyasi iyileştirme zihniyetinin belirmesi gerekiyor... Aksi takdirde bu gidişle halkta suç işlemeyen kimse, ihlal edilmedik onur ve toplumda iyiliğe yönelmek için bir mecal kalmayacak.

Kanımca hukuk da bir bilim şubesidir, ve her bilim şubesi gibi insanların keyfince değiştiremeyecekleri bir yönü vardır; olmalıdırİnsanların ve kurulların keyfi davranış ve kararlarına, bilim dememiz mümkün mü ki -adına yasa deseniz dahi- keyfi kurallar bütünü hukuk kapsamına alınabilsin. Böyle olmasaydı, akademik çalışma alanı olarak hukuk fakültelerine lüzum kalır mıydı?
Özetle, insan haklarına aykırı gördüğüm uzun süreli hapis cezaları, kişilerin olduğu gibi, toplumun da nefesini kesiyor…


Yorum
www.zaytung.com dan alıntı
Yazar Fahri açık 2012-02-22 00:57:56
8 Yıldır Gönüllü Olarak Hapis Yatan Melih Toygar'dan Gençlere Tavsiye: "Vakitlice yatın çıkın, sonradan rahat edersiniz" 
 
Bundan yaklaşık 8 sene önce İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı ile yaptıkları yazışmalar sonucu henüz hiçbir suç işlememiş olmalarına karşın özel izinle cezaevine giren 6 arkadaştan üçünün tahliyesine sayılı günler kaldı. İlerde yaşanması muhtemel herhangi mahkumiyet durumunda, alacakları cezaya saydırmak amacıyla 8 senedir hapis yatan gençlerden Melih Toygar, "Tam 8 sene oldu, mapusluk yatıyoruz. Bu sürede bazı arkadaşlarımız kendini fazla kaptırdı, tatsız olaylar yaşandı ama ben ve diğer 2 arkadaşım, yakında hapisliği aradan çıkarmış bir şekilde gerçek manada özgür olacağız" sözleriyle, yaşadıkları heyecanı gözler önüne serdi. 
 
Yakınları dışında sadece Adalet Bakanlığından temsilcilerin ve medyanın kabul edildiği görüş gününde, Melih Toygar, yakınlarının tepkisine rağmen içeri girmelerindeki asıl amacın gençken hapisliklerini yapıp kurtulmak olduğunu söyledi. 
 
"İnsanın başına her an her şey gelebilir" 
 
Dünyanın bin türlü hali olduğu ve neyin ne olacağını kestiremedikleri için 6 arkadaş birlikte Türkiye'nin en iyi hapishanelerinden birinde çile doldurduklarını belirten Toygar, pişmanlık duyup duymadığı yönündeki bir soruyu "Şu hayatta insanın ister istemez işleyebileceği bir sürü suç var. Siyasi var, adi var, karşılıksız çeki, yüz kızartıcısı var.... Var da var yani. Her gün kafada 'Ha şimdi aldılar, ha şimdi alacaklar' gerilimiyle yaşamak bi noktadan sonra hakkaten imkansız hale geldi. Bu kararı vererek hem o gerginliği üzerimizden attık, hem de şimdi yatıp ileride rahat edeceğiz işte." diyerek yanıtladı. 
 
Günlerce süren yazışmalar ve onlarca bürokratik engelin ardından Kandıra F Tipi Cezaevinde başarıyla mahkumluk yaptıklarını kaydeden Toygar, "Bu işe 6 kişi girdik aslında ama 2 arkadaşımız kendini biraz fazla kaptırıp cezaevinde iç hesaplaşmalara kurban gittiler. Bir diğeri ise halen ağır yaralı, geçen hafta şişlendi bir mevzudan dolayı. Ona da buradan geçmiş olsun diyorum" sözleriyle arkadaşına acil şifalar diledi. 
 
"Arkadaşlarımı arayacağım" 
 
İçeride verimli bir hazırlık süreci geçirdiğini de sözlerine ekleyen Melih Toygar, bundan sonra artık önünü görmek istediğini dile getirdi. "Tahliye günü yaklaştıkça bir heyecan da basmaya başladı tabii" derken gözleri parlayan genç mahkum, sözlerini "Elbette seviniyorum ancak buruk bir sevinç tabii ki. Sonuçta buradaki ortama, arkadaşlığa çok alıştık bi şekilde. Mapusluk günlerimi arayacağımı da hissediyorum yani..." şeklinde bitirdi. 
 
 
Konuyla ilgili kısa bir açıklama yapan Adalet Bakanlığı Sözcüsü Mustafa Emin Bayraktar ise, Türkiye'nin cezayı peşin yatma yöntemini ilk deneyen ülke olarak bu yolda Avrupa'ya da örnek teşkil ettiğini belirtirken, Melih Toygar gibi öğrencilerin tüm gençlere bir rol modeli olması gerektiğini ifade etti. Görüş süresi boyunca Melih Toygar'la arasındaki sıcak diyalog gözlerden kaçmayan Bayraktar, konuşmasına şu sözlerle devam etti: 
 
"Peşin peşin ceza yatma talebinden ilk başta huylandık" 
 
"Sevgili Melih başarılı bir üniversitenin iyi bir bölümünde öğrenci olmasına karşın kaydını dondurup, cezasını yatıp çıkma talebiyle bize geldiğinde, 'Bu herif bi iş çeviriyor olabilir, örgüt bağlantısı olabilir' diye zaten biz onu orada bi ıslatıp gözaltına aldık. Neticede soruşturma sonrası bişey çıkmadı ama işte, dünyada daha önce denenmemiş bişey, insan ister istemez bi kıllanıyor..." 
 
"Neyse işte, çocuğun bi numarası olmadığı ortaya çıktıktan sonra, 'Ne anlatıyo bu' diye bi dinleyelim dedik. Kendisi sağolsun bize enine boyuna izah edince olayın mantığı bizim de aklımıza yattı. Sonuçta bazı istatistik gerçekler var. Biz büyük ihtimalle 'Bazı odakların maşası, ülkemizin içerisinden geçtiği kritik dönem, mönem' diye diye bu arkadaşımızı eninde sonunda bi şekilde misafir edicez, delikanlı da bu süreci aradan çıkarmak istemiş. Keşke tüm talebelerimiz böyle bilinçli olsa da, bizler de ülkemizin cezaevi kapasitesine göre, daha planlı programlı bir yerleştirme yapma imkanı bulsak." 
 
"Herkese örnek olmalı " 
 
Sözlerine, Toygar'ın hareketinin yediden yetmişe tüm vatandaşlara örnek olması temennileriyle son veren Bayraktar'ın, basın mensuplarına dönüp "Özellikle sevgili medya mensubu arkadaşlar, siz iyice bi düşünün bunu isterseniz. Büyük kolaylık yani..." şeklinde takılması ise ziyaretçi kabul salonunda gülüşmelere neden oldu. 
 
‘Ben biraz daha hapiste kalayım"
Yazar dilhan açık 2012-07-03 14:59:33
Milliyetten bir haber:  
"İngiltere’de yaşayan bir mahkum hapisten çıkmak istemiyor. Channel 4 adlı televizyon kanalı için çekilen bir belgeselde konuşan Lance Rudge (24) hapishanede kalmaktan memnun olduğunu söyledi..." 
Alara 
http://gundem.milliyet.com.tr/-ben-biraz-daha-hapiste-kalayim-/gundem/gundemdetay/03.07.2012/1561897/default.htm 
 
 
Sonuç ??
Yazar realite açık 2013-03-20 17:05:38
M.Selami bey uzun uzadıya eleştirmiş, ancak sonuç yok.. İnsan heyecanlanıyor, acaba eleştirdiği cezaların yerine hangi cezaları öneriyor diye, ancak nafile.. Bir de, acaba bu hususta İslam Hukukunun ceza uygulamasından bahsedecek mi diye insan bekliyor, bundan da bir ses yok.. Suya yazılan yazıya benziyor. Fahri Açık beyefendinin yazı altına eklediği haber bile insana daha fazla bir şey katıyor.
Seküler anlayış..
Yazar realite açık 2013-04-09 18:14:11
Yazar, Yusuf Suresinin 75.ayetinde hapis cezasının olduğunu düşünmeden bir sürü laf yazmış.. Demek ki Allah bir zamanlar mevcut olan şeriatında bu cezayı öngörmüş.. Kuran'ı az okuyan bir toplum olduğumuzdan bunları bilmiyoruz, sonra da (haşa) hümanist duygularla Allaha rağmen fikir beyan ediyoruz.
Başlığa bakarmısın?
Yazar Selami Çekmegil açık 2013-04-10 11:12:34
Yazının başlığına olsun bir bakar mısın benim realite kardeşim; biraz derinlikli nazar lütfen... Uyarı gayretiniz için yürekten teşekkürler... Selami Çekmegil

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 19-06-2012 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Anket
Kullanıcı Girişi
Kimler Çevrimiçi
Şuan 54 misafir çevrimiçi
Ziyaretçi Sayısı
60541913 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net