25-10-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow RUH VE NEFİS MÜCADELESİ
RUH VE NEFİS MÜCADELESİ PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 9
KötüÇok iyi 
Yazar Tuğba AKMAZ   
04-11-2009
RUH VE NEFİS MÜCADELESİ 

                                          Tuğba AKMAZ
      Şeytan ve nefis, insanın Allah katında mertebe kazanması için hem engeldir, hem de vesiledir.Bilindiği üzere en büyük cihat nefisle yapılan mücadeledir. Ve nefsimiz, çoğu zaman şeytanın kulağına fısıldamasıyla bizlere; doğruyu yanlış, bâtılı hak, güzeli çirkin gösterme gayretindedir.Bu açıdan bakıldığında İnsanoğlu,  bir taraftan öfke-kin, haset, kıskançlık v.b. duygularla açığa çıkan nefsimizle baş ederken; diğer taraftan da boş durmayan, ne zaman ve nerede karşımıza çıkacağı belli olmayan şeytanla mücadele  halindedir. Şu bir gerçek ki; “…Kötülüğü emreden nefsin sana İblis’ten daha fazla düşman ve sana ondan daha çok zararlıdır.” 

  Nefis, şeytanın vesvese ve telkinleriyle hareket eden benlik duygusudur. Halbuki benliğimiz sadece nefisten vuku bulmamıştır. Bu dünya zıtlıklar sentezinden ibaretti ve negatif olan nefsimizin, pozitif kutbu ruhumuz idi.


     Keza bu nitelikteki nefse, salah bulabilmek ve kendisine yükleneni taşıyabilmek için terbiye ve eğitim verilse insanın en büyük yardımcılarından biri olabilir.Lakin bizlere kötülüğü emreden nefs-i emmâre’yi terbiye etmek şüphesiz o kadar kolay değildir. Bunun bir çok yöntemi mevcut ise de; tasavvuf dilinde “riyazet” adı verilen açlıkla terbiyedir. Allah Resulü (s.a.v.) orucu tavsiye ederken “Şeytan, insanın kan damarlarında dolaşır. Oruç tutmak suretiyle onun yolunu daraltın.” buyurmuştur. Bu hakikatten şu anlaşılıyor ki, çok yemek nefsi güçlendiren, kalbin nurunu söndüren, günaha meylimizi artırıcı bir unsurdur. Sufiler ise, nefsi terbiye etme yöntemini belirlerken öncelikle az yemeyi ,sonrasında az konuşmayı, az uyumayı ve az ihtilatı esas almışlardır. Misal; Mâlik İbni Dinâr bir gün Basra çarşısından geçerken bir bakkalda incir görür ve canının çektiğini hisseder. Bunun üzerine kendi kendine şöyle der: “-Yemin ederim, din’i tin’e (incir) satmayacağım ve kıyamet gününe kadar tin yemeyeceğim.”

     Şüphesiz böyle müstesna mutasavvıf ve sufilerin iman gücüne, kederi safâ haline getiren, her musibeti nimet kabul edip, başına bir gün bêla gelmezse “İlahi ! Bugün ne günah işledim de “belâm”ı vermedin diye dûa eden kullarından değiliz. Lakin bu acizliğimiz bu yolda adım atmamıza da mâni değil. Mümkün olduğunca nefse muhalefet etmek suretiyle onun gücünü kırmak gerekmektedir. Kurân-ı Kerim’de nefsin terbiyesi, takva sahibi olabilmek için on temel ibadet esas alınmıştır. Bunlar; 1)İnfak  2)Namaz  3)Zekat  4)Oruç  5)Af Edici ve Dileyici Olmak  6)Sabır-Tevekkül  7) İlim  8)Verilen Sözü Tutmak  9)Muhsin Olmak 10)Dürüst  Olmak şeklinde yer almaktadır.

     Elbette gül elde etmek için dikene verilen su boşa gitmez. Şayet âhiret hayatımızı güzelleştirme ve kâmil bir insan olma gayretinde isek, yapılması gereken ibadetler, sabır göstermemiz gereken sıkıntılar ve kalp aynamızı temizleyip görmemiz gereken hikmetler mevcuttur.

     Aslında göz ardı etsek de her insanda Firavun olabilecek bir kabiliyet vardır.Düşünün ki; Nefis iman zincirlerinden kurtulsa, arzu ettiği her şey verilse o insan rahatlıkla bir Firavun olabilir. Her şey biz insanlar için yaratılmıştır. Ve fıtratımız buna yatkınsa pimi çekilmiş bu nefis bombası her zaman içimizde barınmaktadır. Demek ki; nefsin kölesi olmakta, sahibi olmakta biz insanların iradesine bağlıdır.

     Gerçek şu ki; mümin olmak sadece namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek ve benzeri ibadetlerle sınırlı değildir. Musibetlere sabır göstermek, sürekli şeytana karşı temkinli olmak, nefsin arzu ettiği şeylerden onu men etmek gibi ruhaniyetimizi kuvvetlendirici terbiyelerden de geçmek zorundayız. Peygamberimiz bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur. “Musibeti en şiddetli olanlar en iyi olan kimselerdir. Musibetlerin şiddeti kişilerin iyilik dereceleriyle orantılıdır.” Belli ki; Ruhumuza, bedenimize ağır gelen belalar, mertebemizi yükseltirken, nefsimizin ve şeytanın gücünün azalmasına neden olmaktadır.

     Öyle olmasa idi; Peygamberimiz 23 senelik nübüvvet döneminde türlü cefalara maruz kalır mıydı?, Eyüp Aleyhisselamın başına gelen türlü imtihanlar ve bu sıkıntılara gösterdiği sabrıysa dillere destan, Zekeriya Aleyhisselamsa saklandığı ağacın içinde başından aşağıya testere ile kesilirken bir an olsun ah bile dememiştir. Daha nice peygamberler ve Allah dostları tüm bunlara maruz kalırken, dünyaya ait ne varsa ellerinin tersiyle iterken bu gücü elbette Allah aşkından, imanlarının gücünden almaktaydılar şüphesiz. Her musibet bir günahın sonucu, bir mutluluğun başlangıcıdır.

     Oysaki nefsimizle yapılan mücadele, sıkıntılara karşı gösterilen sabır, daha mütevazi yaşanan bir hayat bu dünyadan, ahiret hayatımıza götürebileceğimiz azıklarımızdır. Kuşkusuz Dünya uyku halidir, âhiretse uyanışımız olacak.Dünya ve ahireti birbirinden ayıransa ölümümüz. Bu dünyada rüyalar görmekteyiz. Ve bir gün uykudan uyandığımızda bu gördüğümüz rüyalarımız yorumlanacak. İşte o gün hâyır mı ? şer mi ? öğreneceğiz.

     Günahlarımız, sevaplarımız, söylediklerimiz, söyleyemediklerimiz, içimizde sakladıklarımız, unuttuklarımız, fısıldadıklarımız birer birer ortaya dökülecek.Lakin içinde bulunduğumuz hâl ne olursa olsun, tüm bunları anlamlı kılacak olanda yine Yaradan’a yönelmiş vaziyette bu dünyadan göç etmemiz… 

       Rabbim! nefsimizin kölesi olmaktan sana sığınırız. Bizi hiçliğe düşmekten alıkoy. (Amin)  

Yorum
Tuğba hanım konuya kısmi bakıyor...
Yazar Melitenli açık 2009-11-04 20:12:55
Nefs-i Levvamenin yakışıksız gölgesinde "Nefs-i mutmainne"nin ihtişamını ve asaletini sanki görünmez hale getiriyor yazının girişinde. Yazıda en büyük cihad nefisle yapılan cihaddır gibi doğruluk derecesi bilinmeyen bir iddiayı sayın yazar da benimsemiş gözüküyor. Böyle bir iddia eğer sağlıklı bir temele oturmuyorsa insanı yanıltmaz mı? Bence kötü nefisleri kınamak mümkün, onları iyiye yönlendirmek görev; iyi ve terbiyeli nefislere kötü gözle bakmak günah getirebilir... 
Bizi düşünce ufuklarında gezdiren sayın yazara teşekkür eder, bu konularda açıklamalarıyla da bizi aydınlatmasını diler, Peygambere atfen söylediklerinin kaynağını da bilmek isteriz. Tarihimizde çokça hadisler uydurmuşlar. Delilsiz sözleri hadis diye ortaya getirmenin yanlış olma ihtimali oldukça fazladır sanıyorum.  
İ. Melitenli 
Yazınıza izahatim (Tuğba Akmaz)
Yazar vuslat açık 2009-11-05 11:32:10
Sayın İ.Melitenli, 
 
Nefisle yapılan mücadele “Büyük Cihat”tır.Çeşitli cihatlar mevcut ise de; her insanın maruz kaldığı, mücadelesini verdiği savaş nefsiyle olandır. Hayrı ve şerri işlemeye yatkın olan biz insanların tercihi her zaman iyi veyahut kötü olarak sabit kalmıyor.İçinde bulunduğumuz gelgitlerin sebebi nefsimizin ve ruhumuzun çatışması. Bu açıdan sadece cephede düşmana karşı verilen mücadele ya da ilimle, kalemle, müşriklerle yapılan mücadele cihattır şeklinde sınırlama getiremeyiz. Bu iddiadan da öte doğruluğunu bizzat yaşayarak fark ettiğimiz apaçık Cihad-ı Ekber’dir. Ve belirttiğiniz gibi iyi ve terbiye edilmiş nefse kötü denebilmesi söz konusu olamaz.Çünkü Etvar-ı Seb’a olan yani ruhumuzun ve nefsimizin dahi 7 hali var.En üstün mevkisi Nefs-i Kamile ise de ben en aşağılık olan Nefs-i Emmare’yi irdelemeyi uygun gördüm.Çünkü her birimizin bu konuda çıkmazda olduğunu düşünmekteyim. İbadetlerimizin, istek ve heveslerimizin, zihnimizden geçen düşüncelerin dahi hesabı sorulacakken şu aşamada başımı çokta yükseklere kaldıramayacak vaziyetteyim. Yani konuya bu yüzden kısmi bakmış olabilirim.Yazımda bahsi geçen hadis ve diğer öğüt verici kıssaları ise; İmam Gazalinin eserinden, okuduğum çeşitli tasavvuf ve sufi kitaplarından ve de İslami web sayfalarından okumuştum.Yanlış bir bilgi aktarmak elbette istemem. Ama yazılanların özüne baktığımda ortak bir payda da buluşulmakta.Ve bu mücadeleyi bizzat yaşadığım için çokta kuşkuya düşmüş sayılmam. Yine de tekrar tekrar doğruluğunu araştırma gayretindeyim. Fikrinizi paylaştığınız için teşekkür ederim, umarım izah edebilmişimdir. Saygılar…  
S.A
Yazar batuhan açık 2009-11-14 16:58:05
Değerli Tuğba hanım bir kaç anekdotla yazınıza katkıda bulunmak istiyorum..nefs insanın ceset bedeni ile ruh bedeni arasındaki bir aracı hükmündedir. kendi başına hareket etmesi mümkün olmayan fakat iyi ve kötü her şeye heves eden isteyen bir yaratılışa sahiptir. Bedenimizin beş duyu organımızla almış olduğu lezzetleri ruhun diline çeviren ne mutlak ruha ne de mutlak bedene ait olan, bir dekoderin şifreleri kırarak çevirmesi gibi, çeviri yapan bir organdır. Ruhun karşısında olan negatif olan bir mekanizma değildir nefs. Bedenimizden ruhumuza açılan bir koridorun bekçisidir adeta. Kapısına gelen misafirlerin kimlik tespitini yapan onlara yerlerini tarif eden bir mekanizmadır. Lezzetleri sınıflandıran süzen irade ve akılla ters orantılı olması hasebiyle de lezzetlerin kimine torpil geçen kimini az kimini çok isteyen bir mekanizma. Evet irade ve nefs ters orantılıdır eğer nefsi iradenin kontrolüne emrine verebilirseniz ki bu imtihan sırrının ta kendisidir, işte o zaman bir asansör gibi vazife yapan nefs sizi ala yı illiğine kadar taşır. tam tersinde ise iradenin zayıfladığı aklın arka plana düştüğü durumlarda ise nefsin dizginleri eline aldığını ve emir verenin kendisi olduğunu görürsünüz. Dünyada bu ikisinin milyonlarca örneği vardır.  
Ene de nefs gibi bir mekanizmadır ancak farklı olarak bir aracı olmaktan çok bir ölçü gibidir ve ruha ait bir mekanizmadır. Ene metresiyle siz kainatı ölçer biçer kendinizle kıyaslar ve Allahın sıfatlarının yansımalarıyla onun külliyatına kendinizin acziyatınıza şahitlik edersiniz ki bu sizi Allaha yaklaştırır. Kısaca bir kıyas mekanizmasıdır. O bundan daha büyük dedirten şey işte enedir . bu kavramların iyi bilinmesi hayati önem arz eder çünkü bunları bilmek islamın ruhuna nüfuz etmeyle eşdeğerdir. İdeal bir kul olmak için Allah ın sıfatlarını bitamamiha üzerinde bulunduran insanın bu sıfatları miktarı mürekkebiyesince yerli ve zamanlı olarak parlatması gerekir. Bu sıfatların parlaması için kullanılan bazı mekanizmalar ruhumuza yerleştirilmiştir diğer bi deyişle bedenimizin olduğu gibi ruhumuzunda organları mevcuttur ve işte bu mekanizmalar ruhumuzun organlarıdır. Saygı ve sevgiyle. 
BİRKAÇ SORU
Yazar batuhan açık 2009-11-14 17:04:17
Melitenli hanıma birkaç sorum olacak ” Bizi düşünce ufuklarında gezdiren sayın yazara teşekkür eder, bu konularda açıklamalarıyla da bizi aydınlatmasını diler, Peygambere atfen söylediklerinin kaynağını da bilmek isteriz. Tarihimizde çokça hadisler uydurmuşlar. Delilsiz sözleri hadis diye ortaya getirmenin yanlış olma ihtimali oldukça fazladır sanıyorum. “ diyorsunuz peki bu hadis diye bildiğimiz sözlerin sıhhatli olup olmadığı anlayabileceğiniz bir kriter mevzu bahis mi yani size bu hadislerin kaynağı da verilse ve bu kaynak atıyorum kütübi sitte olsa bu sizin için kafi midir? Yani uydurma hadisle sahih hadisi ayırt edebilir misiniz? Ya da nasıl yaparsınız? Bir adım daha öteye geçmek gerekiyor diye düşünüyorum artık. Saygılarımla..

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 05-11-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
73529522 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net