16-08-2022
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Medyadan Seçmeler arrow "BİLGE TERZİ M.SAİD ÇEKMEGİL"
"BİLGE TERZİ M.SAİD ÇEKMEGİL" PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 5
KötüÇok iyi 
Yazar Şefika LEYLA-Nida'dan   
15-10-2009
"BİLGE TERZİ M.SAİD  ÇEKMEGİL"
                                                                                  

                                           Şefika LEYLA

yeni bir kitapla sizlerle beraberiz. Hayırlarda Yarış Derneği’nin bu ay mütalaasını yaptığı kitap Haziran 2009 da Beyan yayınlarından çıktı. İslami kesimde sürekli tekrarlanan konulardan usananlara, tercümesi bozuk eserlerden sıkılanlara, hele de iyi bir Müslüman tanımak isteyenlere tavsiye edilebilecek bu kitap Mengüşoğlu’nun eserlerinin 18.sinin, kardeş Mengüşoğlu’ndan ağabey Çekmegil’e bir vefa belgesi niteliğinde olması ilgiyi artırdı.

Mütalaamız kardeş yazarın, terzi ağabeyinin, bir şehri nasıl böyle güçlü silkeleyebildiği sorusuyla başladı. Bir yakını terziliğin hasbelkader maişet temini için yapılmış bir tercih olduğunu söyleyerek onu asıl Abid kişiliğinin kazandırdığı vasıflarla anmalıyız dedi. Bilge terzi tanımı oldukça orijinal olmasına rağmen yaşasaydı bundan hoşlanır mıydı? Onun ağabeylik, arkadaşlık yanının ağır bastığını, böyle anılmaktan da daha memnun olduğunu bir yakını söyledi. Yazarın, O aynı zamanda bir şair, bir mütefekkir, hanif bir Müslüman, tanımlamalarına katılarak diyoruz ki üstelik siyasetin, diyalektiğin, kitabını yazmış biri bu kadar da silkelemesin mi memleketi…

Böyle düşünmekle beraber, bu sorunun cevabı için kitap ta geziniyoruz. Şehrimiz de fikri hareketliliğin temeli Malatya kültür derneğinde atılmış, sonra büyük doğu cemiyeti, sonrasında ise fikir kulübüne dönüşmüş. Fikir kulübünün resmi işlevi, kulüp kapandıktan sonrada bazen Çekmegil’in dükkânında, bazen evlerde sürmüş. Fikir sohbetleri hakkında 30. Sayfada yer verilen bir olay vardır ki acaba bu hal cemaat taassubu gibi bir duruma dönüşümün sinyallerimi diye düşündürmüş bir okuyucuyu. Mengüşoğlu buna şöyle bir açıklama getirir: “Çekmegil’den öğrendiğimiz yeni yepyeni bir soluklanma imkânı idi. Lakin asla bir ideoloji asabiyesi değildi. Tam aksine bir tür kendini kullanabilme, daha doğrusu kendini tanıma ameliyesiydi. Bağlanmaların, burkulmaların,  eğilmelerin cüceleştirdiği bir haleti ruhiye edinmedik orada biz. Allah’tan başkası önünde eğilmemeyi, dik durmayı öğrendik.” Katılımcılarda böyle bir oluşuma kapı açan bu faaliyetin sekteye uğraması ihtimaline bile razı gelmiyor gönüllerimiz dedi. Yazarımız fikir sohbeti metodunun fikir babalarının Numan bin Sabit ve benzeri ilim ehli olduğunu söylerse de günümüzdeki şekliyle uygulanmasının üstat dediği Çekmegil’e ait olduğunu belirtir. Yeni nesle bıraktığı bu mirastan dolayı rahmet diliyoruz bizde…

Yazarımız, bu uygulamanın müdavimlere seviye ve cesaret verdiğini, çocuk yaştakilerin, okuryazar olmayan köylü kılıklıların, şu hadis değildir, kaynağı ne, hangi ayette vs. sorgulamalar çıkışlar yapabildiklerini söyler. Buna karşı çıkanlara dinin uzmanlık gerektirmediğini, çoban ile entelektüelin aynı sorumluluğu taşıdığını, takvadan başka kriterin bulunmadığını öğretir. Sözün tamda burasında (Mengüşoğlu’nun deyimiyle) guruptakilerden bazılarının köylü kılıklı tanımından rahatsız olduklarını, netsek neyleysek makul gösteremediğimizi ifade edelim.

 Böylece adına Malatya ekolü denen, inandığını söyleyen insana, iman üzerinde düşünüp düşünmediğini kontrol ettiren, diyalektik manevralar yaptıran bir gurup oluşuyordu. Asıl problemin düşüncesizlikte olduğu tespit edilmişti. Fikir kulübünün tüzüğüne ana hedefimiz doğru düşünmenin metotlarını öğrenmek koydurmuştu Çekmegil. Temel hassasiyet din ile diyaneti, İslam ile Müslüman’ı, ilahi olanla beşeri olanı birbirine karıştırmamakta toplanmaktadır. İndilikten ilmiliğe yükselmek de bir başka hassasiyeti idi.

Türkiye’de İslami anlamda olumlu çehre değişikliğinde Malatya’nın bir ekol görevi üstlendiğini, fikir kulübünde yetişen birçok münevverin oradaki hareketliliği muhtevayı yeni muhitlere taşıyarak benzer gelişme ve olgunlaşmaya katkıda bulunduklarını söyler. Fikir kulübüne devamda ısrarlı bulunan nicelerinin, memleketin değme münevverleri ile baş eden diyalektiklerin sahibi oldukları bu gelişmeyi büyük ölçüde üstada borçlu olduklarının yakın şahitlerinden biriyim der yazar. Bu sohbetlerin neredeyse sıfırdan yeni bir toplum inşa etme çabası olduğunu söyler. İslam’a duygu boyutundan değil düşünce ekseninden yaklaşan, tenkidi ibadet bilen, müdavimleri her kesimden ama bir avuç insan… Muhalif değil muvafık bir duruşun sahibi Çekmegil’e yakındı.

  Sait ağabeyinin iki ana performansından bahseder. Konuşan ve yazan. Müthiş bir konuşma ve ikna kabiliyeti olduğunu, hayranlık uyandıracak bir diyalektik geliştirdiğini, mükemmel birde anahtara sahip olduğunu söyler. O anahtar “Bilmiyorum”dur.

Küreselleşme denen menfur oluşumun kirinden üzerinde en ufak bir leke bile yoktur. Sadece ve sadece Müslüman olduğu için, İslamı doğru ve iyi öğrenmek ve yaşamaktı maksadı… Eğer onun eserlerini yeni kuşaklara okutmaya devam edersek Sait Çekmegil gibi okul pasıyla kirlenmemiş nice sanatkâr mütefekkirler inşallah yetişecektir der…

 Sait ağabeyinin metodunun sert olduğu söylemine karşı bu sertliğe maruz kalanların bunu fazlasıyla hak edenler olduğunu kendi şahitlikleri için söyler. Gurupta onu şahsen tanıyan iki kişi daha aynı konuda şahadet etti. Hatta fazlaca yumuşak ve şefkatli olduğunu söylediler.

Mengüşoğlu, onunla hiçbir beraberliğinin boşa geçmediğini yazıyor. Buna rağmen özgün fikirleri, yorumları ile bilinen yazarın bu çalışmasında bilineni tekrarladığı, kendisinden Çekmegil hakkında çok ilginç bilgilere ulaşılacağı kanaatinde olanları biraz sukutu hayale uğrattığı gündeme geldi. Mesela Kendi ifadesiyle, ehli beyti ile bütünleşecek kadar Çekmegil’in yakını olan yazarın, ona çalışmalarında zemin hazırlayan fedakâr eşi Ziynet hanımı anmaması bariz bir eksiklikti.

Yazarımızın özgün yakıştırmalarından “mektepli değil alaylı” ifadesine aramızdaki yakını,  Çekmegil’in itiraz ettiğini, bundan rahatsız olduğunu söyledi. Alaylı diye bir meslekte çıraklıktan, pratikten yetişen kimseye (diplomasız bir mesleki uzmanlık) dendiğini söyledi. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında Türkiye de vahye müstenit bir din dilinin oluşmasında ve gelişmesinde Sait ağabeyinin sohbetlerinin ve eserlerinin çok ciddi katkıları bulunduğunu söyleyen Mengüşoğlu, onun Allah rızası için, cenneti kazanmak için ne fedakârlıklar yaptığına bizzat şahadet ediyor. Bu halde birkaç yılda elde edilebilecek mesleki bir uzmanlığın kulağa da hoş gelmeyen unvanını Çekmegil’in vefakâr, cefakâr ömür hamulesine yakıştırmak uygun olur mu?  

Yazarın kitaba dâhil olmasıyla, kitabı paylaşmasıyla meşruluk kazanan şahsına yapılan eleştiriler de vardı. Onun bazen müstehzi, bazen tepeden bakan bir imaj verdiği söylendi. Bu halinin bir ön yargı oluşturarak okuyucu potansiyelini zedeleyebileceğini düşündürmüş. Ve ebeveyne muhatap olmada bize çok cazip ve gerekli gelen bir Hz. İbrahim üslubu hatırlanıldığında insanı bocalattığı gündeme geldi. Bazı izahı zor yapılabilecek, yanlış görülen davranışların, bir kahraman edasıyla sunulması,  gönüllerde tedirginlik yarattı. Konferans, yazı ve konuşmalarında sıkça dillendirilmese bu konular, nihayetinde bir beşere ait şahsi gel gitler olarak değerlendirilebilir. Ola ki bunlar yapılan bazı dayatmalara, cebriliklere karşı şahsi tavır alışlar, protestolar idi. Böylesine arkasında durulması, gündem olması gerekiyor mu? Yazar “kendimiz gibi bir beşerden model almaksızın, hayat yolumuzu tayin, tespit ve temadide çok kere zorlanıyor ve bocalıyoruz,” diyor. 

Bilge terzi için Metin Önal Mengüşoğlu’na teşekkürlerimizi sunuyor, yeni çalışmalarında muvaffakiyetler diliyoruz.                                               

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 18-10-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
85776666 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net