24-11-2017
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL İÇİN YOL BİRDİR

(THERE İS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleriSAĞ TIKLAYIN
lütfen)





























 
Önerdiğimiz sayfalar:
M. SAİD ÇEKMEGİL 
anısına
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090


Nuri BİRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek



Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   kardeşimizin
(facebook sayfasından
dikkate değer görüşler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52



M.Selami Çekmegil'den
(twitter'da kısa beyan 
                ve tartışmalar)
https://twitter.com/M
SelamiCekmegil



M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!
1-
http://tr.wikipedia.org/
w
iki/Selami_%C3%87
cekm
egil
2-
http://www.biyografya.com
/biyografi/5959



    ____________________
BU SİTE
    Selami ÇEKMEGİL’in
Yeğenleri:
    MelikeTANBERK ve 
    Fatih ZEYVELİ'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGİL 
  anısına ARMAĞANIDIR!  


   Anasayfa arrow Temel Konular arrow UNZURNA...
UNZURNA... PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 5
KötüÇok iyi 
Yazar M. Selami ÇEKMEGİL; ÇOBAN TEFSİRİ'nden   
16-08-2009
Kur'an: II/103-104

"Ey iman edenler (Peygamberin huzurunda müphem ve kötü anlamda kullanılmaya müsait kelimelerle konuşmayın) raina demeyin; (aynı manada yanlış kullanımlara müsait olmayan kelimelerle konuşun) unzurna deyin. (Onu) dinleyin. Küfredenler için  elem verici bir azap vardır. (K:II/103)
"(Unutmayın ki) Ehli kitaptan küfredenler ve müşrikler Rabbinizden size bir hayır gelmesini istemezler. Halbuki Allah rahmetini dilediğine indirir.Allah büyük lütuf sahibidir." (K:II/104) 
 
                         UNZURNA

                                       M. Selami ÇEKMEGİL
Edepsizlik, kabalık ve hırçınlık bazı sonuçları elde etmede bir mücadele yöntemi olabilirse de -normalde- terbiye, edep ve haya, kibarlık çok daha elverişli ve saygı uyandırıcı bir davranış kuralıdır. Kişinin kendine güvenininin ve karşısındakinin de hakkına riayet bilincinin belirgin tezahürüdür. Tabii, layık olana layık olduğu zamanda uygulanmak kaydıyla... Yoksa habire kabalık yapan bir kimseye, zillete düşürücü bir nezaketle yaklaşmanın,
miskinlerin konumuna düşürmek gibi bir tehlikesi de vardır. Tıpkı, milletinin edepli ve terbiyeli kıyafetine hiçbir müsamahası olmayan cadaloz ve kartaloz politikacılara hoşgörü ile davranılmasını öğütleyen zavallı aile babalarının içine düşürüldüğü zillet gibi. Tıpkı aile mefhumunu alaya alan tıyneti bozuk bir topluma - veya ailesiz iktidar sahiplerine- zaten müdahele gücü olmayan kişilerden oluşan halk yığınlarının hoşgörü göstermesi gerektiğini öğütleyen dinci prof.,  vaız veya aydınlar gibi...

Ama yine de hayatın asıl kuralı kibarlık ve nezakettir. Hele de size hep iyilik düşünen, zihnini hep sizin mutluluğunuz için yoran ve bu yolda gayretini esirgemeyen toplum liderlerine, evladın ebeveynine, karı-kocanın birbirlerine, toplumun hürmete layık -ama çaresiz- bireylerine saygı ve nezaketleri ne güzel sonuçlar verir. Ne kadar üst rütbede olursa olsun, Milletin beslediği memurların halkına, halkın rütbesiz bireylerine saygısı ne kadar da özlediğimiz bir yakınlaşma ve tesanüt aracıdır. Nitekim bugün tüm dünyadaki despotik rejimlerin temelinde halka olan saygısız zihniyet ve -onu hak'la tanıştıracak yerde- hakkı gasbedilerek istenilen meraya sürülebilecek bir sürü gibi gören yönetim anlayışı vardır. Nitekim hakka saygılı hiçbir lider, böyle bir anlayışı benimsemeyeceği gibi, Hak'kı bilen halktan hiçbir birey de kendini böyle konuma sokan anlayışa saygı duyamaz. Eğer duyarsa ve duyuyorsa bu, despotizme ve toplumsal dejenerasyona rızanın açık bir belirtisi olur. İnsan oluşun üstün değerini bilen hiçbir toplum ve birey, hiçbir lider bu dejenerasyonu kabullenemez ve üstlenemez.

Tarihin gördüğü ve göreceği en üstün vasıfların sahibi olan Hz. Muhammed, tarihe, işte bu anlayışın örnekliğini getirmiştir. Bir savaş ortamında bile, Allah'tan (vahyi) olmayan kişisel görüşlerini müzakere masasına yatırarak Hak aşıkı toplumuna hürmette en yüksek örnekliği oluşturabilmiştir (*). Hz. Muhammed gerçek kibarlık ve nezaketin en zirve örneklerinden biridir. Nitekim, amcası Hz. Hamza'yı şehit eden pişman kişiyi dahi doğrudan muhatap alarak rencide etmemiş; onu görünce amcasının acısını hatırladığını en uygun ve münasip bir tarzla iletmekle yetinmiş; beşeri tepkisinin (ya da zaafının) kabalaşmasına bile asla müsaade etmemiştir.

Tabii, bu derece kibar bir liderin muhitindeki arkadaşlarından hakettiği saygıyı görmesi de en tabii bir lazimedir. Böyle bir lidere saygıda kusur eden bir toplumun, kendini saygı duyulacak bir düzeyde muhafaza etmesi kanımca zor olurdu. Hürmete layık liderlerinin hürmete değer yaklaşımlarına saygısızlığa müsamaha eden toplumların, kendilerine de saygısızlık edilmesini önlemeye mecalleri kalmaz sanıyorum.

Saygısızlığın en sinsi tarzlarından biri, sanırım karşısındakini alaya alarak, normalde lafzen eleştirilemeyecek, literal manası düzgün, ama cinaslı olarak kötüye kullanılabilecek kelimelerle yapılanıdır. Mesela, otelde oda kiralamak isteyen birine otel katibinin, "size en uygunu yüz numaradır" demesi gibi. Bu hemen aklıma gelen basit ve amiyane örneklerden biridir. Basit bir vurgu farkıyla şeklen, sizin mukabelenizi başkalarına garipsetecek hin oğlu hin çok daha ustalıklı söylem tarzlarını sıralamak da mümkün tabii(*)... Bu tarzla hem muhatabınıza sövmüş, hem de kendinizi başkalarına normal davranıyormuşçasına bir görüntü içinde güvenceye alabilirsiniz de.

İşte, Resulullah efendimiz zamanında da onun misyonunu kıskanarak içlerinden hınç duyan, ama güçsüzlükleri sebebiyle doğrudan saldıramayıp, toplumunun ona yönelik normal ve tabii hitap tarzlarını kelimelerin vurgu yerlerini değiştirerek kullanmak suretiyle(**), kendi zihni sakaletleri istikametinde dejenere etmek isteyenlere karşı mü'minleri teyakkuza davet eden durumlar hasıl olmuştur. Müslüman toplumun, bu tip saygısızlıklara karşı duyarlı olmaya çağrılarak kendi lakaydileriyle saygısız kimselere kapı açmamaları hususunda uyarılması, sonraki toplumlara da iyi bir öğüt olmuştur. Ama, bu kadar açık Kur'an uyarıları ortada dururken, müslüman görünümlü saygısız unsurların bugün İslamın birçok önemli kavramlarını ve kurumlarını rastgele konuşma konusu yaparak kendilerini hafife almaları hiç anlaşılacak gibi değildir. Hafifmeşrep kimselerin hafifmeşrep davranışlarının sebebi biz olmamalıyız diye düşünüyorum.

Nitekim Kur'anın yukarıya dercettiğim ayetinde, benim bu düşüncemi doğrulayan bir husus yer alıyor. Diyor ki şanlı Kur'an sanki, liderinize karşı konuşurken size karşı olanların kötü kullanımlarına müsait kelimeleri kullanmaktan kaçının; muradınızı ve isteğinizi ona saygısızlığa müsait kelimelerle değil, böyle kullanıma müsait olmayan kelimelerle iletin. Kendiniz, kendi ifadelerinizle lideriniz etrafında oluşacak saygısız bir ortamın oluşmasına olanak tanımayın: "Ey iman edenler (Peygamberin huzurunda müphem ve kötü anlamda kullanılmaya müsait kelimelerle konuşmayın) raina demeyin; (aynı manada yanlış kullanımlara müsait olmayan kelimelerle konuşun) unzurna deyin.(Onu) dinleyin. Küfredenler için  elem verici bir azap vardır. (K:II/103)

 "(Unutmayın ki) Ehli kitaptan küfredenler ve müşrikler Rabbinizden size bir hayır gelmesini istemezler. Halbuki Allah rahmetini dilediğine indirir.Allah büyük lütuf sahibidir." (K:II/104)
M.Selami Çekmegil

(*) mesela, "pencerenin önünde kar'ı seyrediyor" yerine "pencerenin önünde karı seyrediyor" demek gibi..

(**) mesela, Kadı'nın kızı ile kadın'ın kızı kelimelerinde olduğu gibi Ra'i + na yerine Ra'in + a yerine şeklinde vurgu farklılığı ile. Resulullah, müslümanlara bir şey öğretirken, onlar -galiba yetişemeyince- bizi biraz bekle,acele etme manasına "Raina" derlermiş. Yahudilerin de sövmek manasına gelen "raina" kelimeleri varmış. Müslümanların bu sözünü işitince, münafıklar, efendimize kötü maksatla bu kelimeyi kullanmaya başlamışlar. Bunun üzerine bu kasta müsait kullanıma işaretle Cenab-ı Allah, öyle demeyin aynı manada unzurna kelmesini kullanın ki kötü niyetliler sizin bu konuşma tarzınızı suistimal etmesinler uyarısını yapmış. 


Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 01-05-2010 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
29554765 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net