25-10-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow Makedonya ve Kosova Seyahati Hatıraları
Makedonya ve Kosova Seyahati Hatıraları PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 6
KötüÇok iyi 
Yazar Ramazan TOPRAKLI   
02-07-2009

Makedonya ve Kosova Seyahati Hatıraları

                                          Ramazan TOPRAKLI

20 Haziran Cumartesi, saat 10,30 da Atatürk Hava Meydanına varış. Biraz sonra Lütfi Duman Beyin telefonu ve Lütfi Beyin de -oğlu Furkan ile- seyahat kafilemizde olduğunu öğrenince ben ve eşim derecesiz memnun oluyoruz.

İstanbul’dan 13,35 de uçuş, 14,45 veya Mahalli saatle 13,45 de çok küçük olan Üsküp Hava Meydanına iniş. Orada bizi bekleyen -ve beş gün boyunca beraber olacağımız- şoför dâhil 15 kişilik arabamıza biniyoruz. Arabamızın, bavullarımızı koyduğumuz küçük bir Römorku da var.
Zambak Tur Seyahat Şirketinin sahibi Hüseyin Kansu Bey, Şoförümüzün, Orhan(e) adında, Boşnak asıllı bir Müslüman olduğunu söylüyor. Orhan(e) Beyin gezi boyunca bizimle hiç namaz kıldığına şahit olmadım.

Hüseyin Beyi, Refah Partisi İstanbul İl Teşkilatında tanıtmadan sorumlu İl Başkan Yardımcısı olduğu, 1990’lı yıllardan beri tanıyorum. RP si, FP si ve AKP sinden olmak üzere üç dönem İstanbul, kendi anlatımıyla Bosna ve Balkanlar Milletvekilliği yapmıştır. Babası bugün Karadağ Devleti hududu içinde kalan Taşlıca, annesi ise Sırbistan hududu içinde kalan Piripol şehrinden olup ailesi 1930’lu yıllarda Bozok İli, Boğazlayan kazasına hicret etmişler. Bizler muhacirlere yanlış olarak göçmen diyoruz. Hâlbuki iki kelime arasında çok önemli bir fark vardır. Dinini yaşama özgürlüğü elinden alınmış olan bir insanın, sırf dinini yaşayabileceği topraklara göçmesi olayına hicret, göçen insanlara da muhacir deniyor. Göçmen ise karnını doyurmak veya daha iyi bir hayat yaşamak için başka bir yerlere ve başka topraklara gitmesine deniyor.

Boşnak ve Balkan muhaciri kardeşlerimiz Anadolu Türkünün kıymetini pek anlamadığı gibi Anadolu insanı da onların kıymetini pek bilmeyiz. Onlar olmadığı zaman İstanbul gibi göz bebeği bir şehrimize sıranın geleceğini, Anadolu direği yıkıldığı zamanda onların üzerine yıkılıp onları da yok edeceğini ne biz, ne de onlar hiçbir zaman aklımıza getirmeden nalıncı keseri misali hep kendimize doğru yontmak isteriz. Günün birinde rahmetli Aliya, Türkiye’yi ziyareti esnasında sevgili Kahramanyol’a, Türkiye de kaç Boşnak olduğunu sorması üzerine, Mustafa, 70 milyon deyince, Aliya hatasını anlar ve Mustafa’ya hak verir.

Kafilemiz; Saruhan’ın Demirci kazasından Ali Rıza Temel ve eşi Emine Hanımefendi, ailesi aslen Bulgaristan muhaciri olan Elektrik Mühendisi Necmettin Dereli ve eşi Hayriye Hanımefendi, İşadamı Mustafa Bayraktar ve eşi Çiğdem Hanımefendi ile sevgili oğulları Cüneyt, Emir ve kızı Kübra Hanım, Sivas’tan İşadamı Lütfi Duman ile oğlu Furkan Beyden oluşuyor. Bendeniz ve eşim Hayriye Hanımefendi aslen Hamit İlinden olup geziye Ankara’dan katılıyoruz. Diyanet İşleri Başkanlığı Haseki Eğitim Müessesinde tefsir hocası olan Ali Rıza Bey ile Lütfi Bey İstanbul’dan, esas memleketi Trabzon mu, Muş mu, yoksa Arnavutluk mu pek anlaşılamayan Mustafa Bey, Bursa yani Hüdavendigar Sancağımızdan, Necmettin Bey ise Kocaeli’nden katılıyorlar. Ali Rıza Hoca, Selamet Derneğindeki uzun konuşmasının dışında, Üsküp Murat Paşa Camii ve Prizren şehrindeki camide yaptığı konuşmalar ve yol boyunca anlattığı fıkralarla bizleri ihya etti. Lütfi ile tanışıklığımız, Erbakan Hoca’nın korumalığına soyunduğu, 1979 yılı kısmi senato seçimleri dolayısı ile Isparta Hükümet Meydanı ve Uluborlu’daki meydanda haki renkli gocuğunun içinde, alnını kapatan başlığının altından ışıl ışıl parlayan gözleriyle etraftaki insanları süzmeye çalıştığı MSP sinin açık hava toplantısının yapıldığı zamana dayanıyor.

Kalkan Delen Şehrinde Kenan Beyin yaptırdığı camide öğle namazımızı seferi olarak eda ediyor ve bizi bekleyen Kenan adında İnşaat Mühendisi bir bey ve yemek esnasında da eski Diyanet İşleri Başkanıyla tanışıyoruz. Balkanlarda köfte aynı Bosna’da olduğu gibi öksüz doyuran türünden bol kepçe, bir tabakta on adet köfte oluyor. Yaban çileğinden yapılmış olan içecek de hoş mu hoş. Gezimiz boyunca fırsat buldukça bu içeceği tercih ediyoruz.

Harabati Baba Tekkesini ziyaret, kale içinde bir tekke, tekkenin bir bölümü Bektaşi olduklarını söyleyen namazsız ve niyazsız beş altı kişi tarafından işgal edilmiş. Kalkan Delen adının yerine Arnavutlar Tetova adını kullanıyorlarmış. Harabati Baba Tekkesinin bulunduğu semtin adı ise Gülükova imiş. Gülükova, güllük yer manasına gelmesin sakın?

Ohri Halveti Tekkesinde yatsı namazı, 21 Pazar günü sabah aynı tekkede sabah namazı ve zikir, Evliya Çelebi Seyahatnamesinden Ohri ve Usturka bölümlerinin okunması, gül suyu ikramı ve okunan sayfaların hocaya verilmesi, gölde yüzen Maksut Beyle ayaküstü tanışma ve sohbet, Gavur İzmir ve Gavur Ohri latifesi ve Mustafa Kahramanyol’a selamını alıyoruz. Ohri Kalesini ziyaret, Takı satan, Seyyar Satıcı Abdüsselam ve Manav Erdoğan’dan alışveriş, Usturka’yı ziyaret ve Kara Dirin kenarında Taç Mahal Lokantasında öğle yemeği

Gostivar’a varış.

Ünal Yakubi, (00389- 72 595 833 dıştan, 072 595 833 Makedonya içinden)

Ömürlü Ahmedi ve Zekeriya Jupan ile Saat Camiinde ikindi çıkışı görüşme, Gostivar ve Üsküp şehirlerinde camileri, küçük büyük her yaştan Müslüman tarafından dolu olduğunu gördük ve de sevindik. Allah nazardan saklasın.

Öğle ve İkindi namazı saat camiinde cem ediyoruz.

Avukat Salih Murat ve kardeşi İsmail Murat,

Salih Bey, Türk Sivil Teşkilatlar Birliği Genel Sekreteri olup SDA Partisinin ileri gelenleri arasında bulunuyor. Salih’in çocukları; İbrahim, Fatma, Zeynep ve Ayşe, İsmail’in çocukları ise Meryem, Merve ve Yusuf

Evladı Fatihan, Balkanlardan, Mustafa Kahramanyol’a selam

“Selamet Derneği”: 1- Sübbi Salih, 2- Samet Emini, 3- Cemal Mustafi

22 Pazartesi,

İsak Bey- zade İsa Camii Camiini ziyaret, camiin bahçesinde bulunan bir mezarın üzerinde olduğu söylenen dünyanın 4. yaşlı çınarının resmini çekiyoruz. 1. Kıbrıs, 3. Bursa, 2. Yalvaç (830 yaşındakini ben ekledim. RT). Behüciddin Bey, Evliya Çelebinin bahsettiği İshak Bey Aynası’nın, Üsküp şehrine içme suyu getiren İshak Bey tarafından yaptırılan su kemerlerinin olabileceğini söylüyor. Allah Behüciddin Bey gibi Müslümanların sayısını artıtsın.

Saat Kulesi ve Murat Hüdavendigar Camii, Üsküp Kalesi,

Üsküp Balkan Üniversitesi, Eski Kosova Vilayet Binası bitişiğinde bulunuyor. Kurucu Rektörü Prof. Dr. Mehmet Zelka, halen Dekan olup kendisi iktisatçıdır. Mütevellileri: Hüseyin Birgü, Hasan Osman Çebi, Vahap, İlhan vs. Öğretim dili maalesef İngilizce imiş. Çayır Bölgesinde bir Şubesi varmış.

El Hilal Yardımlaşma ve Kültür Derneği ve Behicüddin Şehabi Bey:

Şehabi Bey, Üsküp, Vardar Nehri üzerindeki Köprünün Fatih Sultan Mehmet’e ait olduğunu ispat etmiş. Kendisine bu hizmetinden dolayı hadsiz teşekkür ederim. Ova ekinin Türkçe düzlük manasına gelen ova kelimesi olmayıp, “yeri” anlamında, Türkler gelmezden daha önce var olan Slavlara ait bir kelime olduğunu anlattı. Osmanlı Türkleri gelmezden önce de Hun, Peçenek ve Kuman gibi Balkanlara çok miktarda Türk gelmiş olduğu nazara alınırsa ova kelimesi pekâlâ Türkçe ova kelimesi ile aynı olabilir diye düşünüyorum. Kıratova, Moruva, Kumanova, Gülükova, Valandova kelimelerinden Kumanova, Kumanların oturduğu ova, Harabati Baba Tekkesi’nin olduğu semtin adı olan Gülükova’nın ise Güllük Ova olduğunu zannediyorum. Kenan Bey burada eskiden gül yetiştirildiğini ve gül bahçeleri olduğunu söylediğine göre Güllük kelimesi zamanla Gülükova olmuş olmalıdır.

23 Salı, Üsküp Sultan Murat Camiinde sabah namazı, börek alınması, Arka Otelde sabah kahvaltısı ve Kaçanik cihetinden Kosava’ya giriş ve doğruca Prizren’e gidiş. Tarihte yaşadığımız Kaçanik Faciasından hiçbirimizin haberi olmadığını zannediyorum. Yirmi bin askerimizin Sırplar tarafından katledildiğini hiç aklımıza getirmeden neşeli bir şekilde gülüş oynaş Kaçanik boğazını geçip gidiyoruz. Balkanların hemen hemen her yerinde bizi sevindiren olaylar kadar, içimizi dağlayan, yüreğimizi parçalayan hadiseler de eksik değildir. 1912’li yıllarda İttihatçıların göz yumması sonucu, Sırplar Fransa’dan aldıkları topları, anlaşmalara aykırı olarak Selanik Limanı vasıtasıyla Kaçanik Boğazına yerleştirirler. Avrupa devletleri durumu bilmelerine rağmen bize haber vermezler. Geri dönmekte olan yirmi bin askerimize pusu kurarlar ve hepsini de şehit ederler. 1878’li yıllarda Karadağlıların ellerindeki esir Türk askerlerinin burun ve kulaklarını keserek salmaları ve bu vaziyette Isparta’ya dönen Hamit askerlerinin halkımızı nasıl dilhûn ettiğini Böcüzade tarihinden öğreniyoruz. Belki de bizim köyde, Kesik Ali’si denen zat bu askerlerden birisidir kim bilir. Kesiklerin İzzet’ten benzer bir hikâye işitmiştim. İzzet bana Rus askeri demişti fakat ben böyle insanlığa sığmayan olayları ancak Karadağlıların yaptığını zannediyorum. Bu olayları unutmuş olmalıyız ki Yeni Pazar adını Novi olarak, Taşlıca adını da Plevliya olarak söylemenin o topraklarda şehit düşmüş kardeşlerimizin ruhaniyetlerini rahatsız ettiğini ve edeceğini hiç aklımıza getirmiyoruz. B. Şehabi Beyin Vardar üzerinde bulunan köprü için nasıl mücadele ettiğini çabucak unutuveriyoruz.

Prizren Şehrinde Zeki Koska ve İlyas Bey tarafından karşılanma,

H. Zeki Toksa, Fethi Oğulları: Suzi Kültür Derneğinde 5 yıldır medrese çalıştırıyor. Suzi’nin açılımı Selamet, Usul, Zikrullah ve İhsan. Suzi adı bende Sudi Çelebi’yi hatırlattı. Pür-i Zerrin’de Sudi Çelebi Mezarlığı, Maraş Mahallesi, Aksu, Cuma Camisi K. ve Namazgâh, M. Kahramanyol Beyin yazdırdığı isimler. E- Mektup: , telefon 0377 44 218 688. Zeki Beyin Hanımı Torbeş, iki kız bir oğlu var. Rabia ile tanıştık. Prizren’de bizden hiç ayrılmadı.

Prizren’de ilk olarak Fatih Sultan Mehmet Hanın Cuma namazı kıldığı, Mihrabı ve Minberi Ankara Belediyesi tarafından onarılıp teferrüç mekânı haline getirilmiş olan halkın “Namazgâh” dediği yere uğruyoruz. Yağmur yağdığı için Bayraklı Camiine gidiyoruz. Camiin avlusunda bulunan Müftülükte, seçimle işbaşına gelmiş Müftü Lütfi Balık Beyi ziyaret ediyoruz. Zeki Toksa mı yoksa Milli Görüş camiası tarafından iyi bilinen İlyas Bey mi tam bilemediğim birisi bize “rahmet getirdiniz” deyerek yağmur olayına gönderme yaptı. Bu yaşıma geldim ilk defa Bayraklı Camiin avlusunda rahat abdest alınan yerler yapıldığına şahit oldum. Yine aynı avluda yazma eserler kitaplığını gösterdiler. Tabii çok kıymetli elyazmaları Almanlar Berlin Müzesine kaçırmışlar. Kopernik de kaynak göstermeden Tusi ve İbnü’ş Şatır gibi âlimlerin eserlerinden hırsızlık yapmıştı. Müslümanlar Yunan ilminden yararlanmışlar ve “bu konuda falan şöyle der fakat bizim hesabımıza göre şöyle olmalıdır” tavrı içinde alıntılar yapmışlardır. Batı ise her konuda olduğu gibi hiçbir kaynak göstermeden sanki kendi yapmış gibi takdim etmiştir.

            Günün birinde Sırplardan bir topluluk aşağıda gördüğünüz gösteriyi yaparlar.Şair İsmet Özel Beyin, aşağıdaki şekilde, vasıflarını saydığı;

Devlete sert, halka yumuşak
Hiddetliyken yumuşak davranan,
Düşmana karşı iyilik eden,
Kendi ihtiyacı varken başkasına veren”  Veya başka bir anlatım tarzıyla; “Kâfirle çarpışmayı göze alan Müslümanlar, yani TÜRKLER”O Türkler yeryüzünde kalmadı artık.
O Türkleri, Müslüman, Hıristiyan ve Yahudiler olarak,Elbirliğiyle yok etmedik mi? Belki bir yerlerde kalmışlardır. Allahtan umut kesilmez. Şayet bilen birisi varsa, Allah rızası için Sırplara bildiriversin.Olur ya! Bizim bilmediğimiz, görmediğimiz bir yerde; “Marifet iltifata tabidir” deye bekleyip duran bir TÜRK vardır belki! Hem onlar kendilerine, Olur, olmaz her yerde, Türk’üz de demiyorlardı.

Yorum
bilgi edinme
Yazar evrenay açık 2009-09-05 14:35:27
sayın ramazan topraklı.ben yazınızı tesadüfen okudum şöyleki ünüiversitede beraber okuduğumuz bir arkadaşımın (ki soyadını bile hatırlamıyordum) yazınızda soyadını görünce hatırladım .zekeriya jupan kendisine ulaşmak istiyorum. aramadığım yer kalmadı rica etsem zekeriya jupanın telefonu ,e-mail'i, adresini yada ulaşabileceğim bir fikir verirseniz çok sevineceğim.ben bir öğretmenim.ve yakın zamanda yurtdışında milli eğitim adına öğretmenlik yapacağım ve muhtemelen giderken makedonyadan geçecem arkadaşıma ulaşmak istiyorum. ilginize şimdiden teşekkürler.EVREN ERKAZANCI ANKARA

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 03-07-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
73527970 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net