28-10-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow GERÇEKLER AKTARILABİLİR Mİ?
GERÇEKLER AKTARILABİLİR Mİ? PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 7
KötüÇok iyi 
Yazar RACİ DURCAN   
14-05-2009
                GERÇEKLER AKTARILABİLİR Mİ?

                                                                            RACİ DURCAN

    Akşam işten eve dönüş saatlerimde kapıda küçük kızım tarafından karşılanıyorum. Beni çok özlediğinden değil; yapamadığı bir ödev sorusu nedeniyle oluşan bir durum söz konusu olan. Okuldan henüz geldiği halde ders başına oturmuş oluyor. Çünkü yatma saati geldiğinde ancak bitirmiş oluyor ödevlerini. Milli Eğitimin yeni müfredatı sayesinde öğrenci velileri de öğrenci oldular. Çocukla birlikte aynı dersi çalışmazsanız, ödev sorularına tatmin edici cevaplar veremiyor ve huzursuzluğa neden oluyorsunuz. Bu durumdan herkes nasibini alıyor tabii ki.

    Milli Eğitim bakanlığı okula başlama yaşını 5’e indirmek üzere pilot okullar belirlemiş. Bunu öğrendiğimde canı yanacak çocuk sayısının artacağını düşündüğümden üzüldüm. Bizde bütün kötülükleri eğitimsizliğe, eğitimsizliği ise yeterince okullu olmamaya bağlamak basmakalıp yaklaşım tarzıdır. Bu anlayış maalesef toplumun en tepesindekilerden alttakilere kadar değişmiyor. Mevcut sistemin hataları, oyun çağındaki bebeleri alıp okula başlatınca giderilmiş olacak mı?

    Bundan 30 yıl önce Üniversite seçme sınavında 5–6 matematik sorusu yapanlar istedikleri mühendislik fakültelerinde okumaya hak kazanırdı. Şimdiki öğrenciler deneme sınavlarında neredeyse tüm soruları doğru cevaplıyorlar. Ülkemiz o yıllara göre şimdi diğer uluslardan daha ön sıralara mı tırmandı? Yoksa G. Kore gibi daha önce bizden bir tur geride kalmış ülkelerce dahi geçildik mi? Bu gerçekler önümüzdeyken gençliğin ve milletimizin omzunda bir külfet olarak gördüğümüz eğitim yıllarını uzatmak için nasıl böyle kolay kararlar alınabiliyor?

    Ülkemizde her bahaneyle çocuklara yapılan haksız muamelelerden şikâyetçi olanlar, Milli Eğitim eliyle yapılan eziyeti görmezden geliyorlar. Çocuklar genellikle yaşlarının çok üzerindeki problemleri çözmek ve aktarılan bilgileri kavramak için çırpınıyorlar. Kastettiğim şeyi, öğrenci velisi olup ödevlere yardımcı olan veliler daha iyi anlayacaklardır. Yaşını başını almış insanlara dahi zor gelen bir konuyu o yaştaki çocuğun kavraması kolay değildir. Kavranamıyor da… Sorulara verilmiş olan doğru cevaplar, konunun kavrandığını ispatlamazlar. Anlatmak istediğim şeye en iyi misal; İngilizce dersinden tam puan almış öğrencilerin, bu öğrendiklerini gerçek hayatta kullanamaması olabilir.

     Ödev başındayken henüz İlköğretim 3’e giden kızımın anlatılanı anlayamadığında kendisini suçlayarak yetersizlik hissettiğini fark ettiğimde üzülüyorum. Gözyaşlarıyla acısını dışa vurduğunda, hem onun durumu; hem de okullarda aynı konumda debelenen tüm çocukların çektikleri geliyor hatırıma. Eğitim sürecinden geçip anlatılan hemen her konuyu şıp diye kavrayan kaç öğrenci çıkar? Benim öğrenci olduğum dönemde derslere ilgisi olan öğrenci sayısı kırk kişilik sınıfta sadece beşti. Bu rakamların çok değişmediğini veli toplantılarında öğretmenlerin şikâyetlerinden anlayabiliyorum. Öğretmenler öğrencileri, öğrenciler ise kendilerini suçlayarak sürdürdükleri bir durumdur bu. Sonuç yetişkin bir birey olduğumuzda dahi kişiliğimizin yapışık parçası olarak kalmış yetersizlik ve aşağılık duygusu oluyor. Ben kendi adıma çocuğumun bunu hissettiği her anda, ödevlerini yapamamasının suçlusunun kendisi olmadığına inandırmaya çalışıyorum. Faydası oluyor mu emin değilim. Öğrendikçe insana güven vermesi gereken bilginin, yöntem yanlışlığından dolayı kişiliklerde tam tersi netice vermesi nedense kimseyi konu üzerinde düşünmeye, çözüm bulmaya sevk etmiyor. Eğitim metodunda bir yanlışlık olması ihtimalinden herkes emin görünüyor.

      Bunları okuduğunuzda ‘başka çaresi var mı’ diye düşüneceğinizi biliyorum. Aynı yoldan geçip öğrenme zorluklarını yaşamış kişiler olarak başka çareler bulmak zorundayken, başka çaresi yok diye dayatıyoruz yanlış sistemi çocuklarımıza.

    Okullardaki eğitimin amacı; insanlığın kazanımı olan bilgi ve kültür birikimini aktarmak olabilir. Ki binlerce yılda kazanılanların üzerine insanlık yeni bir şeyler koyabilsin ve dünya ileri doğru gitsin. Teorik olarak çok doğru görünen bu hedef gerçekte mümkün müdür? Şahsi tecrübelerim bunun mümkün olmadığını söylüyor. Mesela Üniversitede teorik olarak enerji, iş güç gibi kavramları okumuş biri olarak otomobil kullanmayı diğer insanlardan daha çabuk ve kolay öğrenmedim. Ancak otomobil kullandıktan sonra bu kavramların ne ifade ettiklerini anladığımı söyleyebilirim. Yine bunun gibi masa başında öğrenirken zorlandığım birçok kavramın gerçek hayattaki karşılığının hiç öyle zor olmadığını fark ettim. Edindiğim bu tecrübe; hayata dair gerçeklerin ancak onun içindeyken anlaşılabileceğini düşündürdü. Eğer hayatı böler ve ona katılmayı eğitim v.s gibi sürelerle birbirinden ayırırsanız işimizi kolaylaştırmaz, aksine gerçeklere ulaştıran yolu uzatmış olursunuz.

      Gerçeklerin başkalarına aktarılamayacağı gerçeği, öğrenmemiz gereken en önemli bilgidir. Fakat bu bilginin hiçbir okulda öğretildiğini sanmıyorum. Yaşayan herkes kendi gerçeğini kendi bulmak zorundadır. Bu kadar çok sayıda düşüncenin olmasının nedeni bu olsa gerektir. Gerçek tekdir fakat herkes onu farklı anlar. Eğer böyle olmasaydı insanlar kutsal kitaplarda yazan metinlerin dışında iş yapmazlar ve dünya orada tasvir edilen masumiyet cennetine dönüşebilirdi. Hâlbuki en dindar insanlarda dahi kuralların dışına taşma (günah) eğilimi mevcuttur. Çünkü Tanrı’nın o buyruğunda ne kadar haklı olduğunu insan ancak bu şekilde anlayabilir. En katı gerçek olan Tanrı’nın kendi varlığını dahi insan, O’nun gönderdiği kitaplardan zahmetsizce öğrenemez. Bu bilgiyi kendisi bulmalı, anlamalı ve kavramalıdır. Kuranın kendini bir kılavuz olarak tanımlamasının anlamı budur. Bunun eğitimi okulda olmaz. Hayatın kendisinden elde edilecek bilgilerdir bunlar. Bilmek derin bir şekilde kavramak ve hissetmektir. Bunu laboratuarda elde edemezsiniz. Bilgiye önem veren toplum hayatın önünü açmalı, insanları yaşamaya bırakmalıdır. Okullarda ancak basmakalıp bilgiler.

      Kutsal kitaplardaki metinlerin niçin uzun uzadıya açıklamalar ihtiva etmediğinin üzerinde kafa yormuşluğum vardır. Hatta onu insanlara ileten peygamber bile ‘ayetleri böyle anlamalısınız’ kati telkininde bulunmamıştır. Uzun uzadıya yapılacak olan izahlarla bile alınamayacak bir sonuçtur bu. Derinlikli bilgi kişinin ancak kendi yöntemiyle ve kendisinin elde edebileceği bir şeydir. Harici şeyler ancak ona yol gösterir, kılavuzluk yapar.

     Milli Eğitimin asıl işi insanlara meslek öğretmek olmalıdır. Mesleki bilgi yani teknoloji aktarılabilir, öğretilebilir. Hiçbir mesleğin masa başında öğrenilemeyeceğini unutmamalıyız. Masa başında yapılacak bir eğitimle bir çocuğa bisiklet kullanmayı dahi öğretemezsiniz. O halde okul süresini kısaltmalı, eğitimi hayatın içine yaymalıyız. Beş yaşındaki çocuk bisiklet sürüp arkadaşlarıyla kavga ederek, fizik dersinde gördüklerinden daha fazla ders çıkarır kendisine.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 24-05-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
73645184 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net