23-10-2018
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)





































 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
Benim Said ağabeyim... PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 3
KötüÇok iyi 
Yazar Ahmet Kekeç   
26-04-2009

Benim Said ağabeyim...

                                              Ahmet Kekeç

İsmini, ilk, babamdan duymuştum. Rahmetli Bahaddin Bilhan hocanın da bulunduğu bir fikir ortamında, bazı aykırı çıkışlar yapıp hazirunun canını sıkmış. Anlata anlata bitiremiyordu babam: `Öyle bir çıkış yaptı ki Said Çekmegil` diyordu. Yalnız, mutsuz, ihtilaçlı, hep başka coğrafyaları özleyen bir çocuktum. Hayatım, Atatürk Ortaokulu, ev, babamın marangozhanesi ve Söğütlü Camii arasında geçiyordu.

Bahaddin Bilhan ve Mehmet Alptekin hocadan Kur`an yazısını öğreniyor, Söğütlü Camii`nde mukabeleye gidiyordum. Said ağabeyi işte bu `sosyal çevrede` tanıdım. Alptekin hoca bir gün Çekmegil`in bir kitabını hediye etmişti. Elimde `Diyalektik Anlayışımız`, öyle bakakaldığımı hatırlıyorum. Karmaşık şeyler anlatıyor, karmaşık kitaplar yazıyordu. İlkgençlik yazarlarımı, Kerime Nadir`i, Muazzez Tahsin Berkant`ı, Oğuz Özdeş`i, Bekir Büyükarkın`ı hatmettikten sonra o zor ve karmaşık kitaplara geçebilirdim. Öyle oldu. Çocuk aklımla `Kur`an`a muhatap İslam` gibi, ancak bugün anlamını çözebildiğim iddialı laflar ediyor, `sünnet anlayışımızı` sorguluyordum. Bugün hepsi uzak bir anı olan kitapların çoğunu, Said ağabeyin de özendirmesiyle o yıllarda okudum. Liseye giderken, hem ilgilerim, hem okumalarımın yönü değişmişti. Türk ve dünya klasiklerini okuyor, avant-garde yazarlarla düşüp kalkıyordum. Burhan Bayhan`la, Nurettin Yaşar`la, Murat Kapkıner`le, Necmettin Evci`yle, Taner Cömert`le, Abdulvahid Keleşyılmaz`la tanışmıştım. Bir taraftan yazıyor, yazdıklarımı Yaşar Kaplan`ın çıkardığı `Aylık Dergi`de yayımlatıyordum. Biz de bir dergi çıkaracaktık. Burhan`la buluşup derginin fizibilitesini yapıyorduk. Ara Çayevi`nde başlayan dergi buluşmaları önce rahmetli Alaeddin Gürün`ün Can Sineması pasajındaki dükkanına, sonra rahmetli Fevzi Özer`in terzihanesine, ardından Said ağabey ve arkadaşlarının finanse ettiği dernek lokaline taşındı. Said ağabeyle asıl halleşmemiz bu dönemde oldu. 12 Eylül`ün ufunetini yaşadığımız günler. Sabah mesaiye gider gibi lokale gidiyor, mekana düşecek arkadaşları bekliyorduk. Hasan Begeç, Ömer Şevki Hotar, Necati Mengüşoğlu, Alaaddin Bora müdavimdi. Arada bir C. Ü. Hasannebioğlu, Metin Önal Mengüşoğlu, Turan Korkmaz, Ebubekir Eroğlu uğruyordu. Said ağabey genellikle öğlenden sonraları gelirdi. O gelince hava birdenbire değişirdi. Bütün hayatını, geleneksel din algısını değiştirmeye, bidat ve hurafeleri `ayıklamaya` vakfetmişti. Çok dikkatli, hatta zaman zaman çok acımasız olabilen bir tartışmacıydı. Öyle bir muhakeme tarzı vardı ki, muhatabını çürütmez, adeta parçalardı. Hayatımın en renkli, en verimli günleri o dernek lokalinde geçti. Said ağabey anlatıyor, biz dinliyorduk. Kuzu kuzu dinlediğimiz için de kızıyordu. `İtiraz edin, irade koyun, her söyleneni hemen kabullenmeyin, araştırın` diyordu Vefat haberini aldığımda üzüldüm, içlendim. En son, Fehmi Koru ve Mehmet Barlas`la çağrılı olduğumuz Malatya Belediyesi`nin bir etkinliğinde görüşmüştük. Hasta yatağından kalkıp ziyaretimize gelmişti. Fehmi ağabeye dönüp, `Hemşerime iyi bakın, o bizim için çok kıymetli` demişti. Çok duygulanmıştım! Said ağabeyden aldığım en büyük hediyeydi. Fatma K. Barbarosoğlu, bir yazısında, `Sevdiklerinizin arkasından ölüm yazıları yazmak ziyadesiyle güçtür. Çünkü kolaylıkla rahmetliyi anlatıyorum derken kendinizi anlatmaya başlayıverirsiniz` diyordu. Baştan beri kendimi, çevremi(zi) anlattığımın farkındayım. Evet, gidenin arkasından yazılanlar her zaman `bak ben buradayım` anlamına gelebilecek bir çiğliğe teşnedir. Ama beni, bizi, çevremizi oluşturan biraz da Said ağabeydi. Said ağabeyin anlattıklarıydı. Mekanı cennet olsun.


kaynak



Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
36116320 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net