28-10-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow KORKU ADLI BİBLOMUZ
KORKU ADLI BİBLOMUZ PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 4
KötüÇok iyi 
Yazar Prof. Dr. Mustafa Erdoğan Sürat   
08-04-2009
Millet feryat etmede: “Savcılar, korkusuz olsun, başbakanlar korkmasın, helikoptere binenler de uçaktan inenler de korkudan uzak olsun!”

O zaman buyurun korkuyu inceleyelim:                       

         KORKU ADLI BİBLOMUZ
                                     Prof. Dr. Mustafa Erdoğan Sürat        
        

Neyi simgeliyor bu biblo? Hafif bir rüzgârı, seher yelinden daha ağır çekmeyen bir esintiyi… “Havanın şekli yoktur ki,  hareketinin katı bir simgesi yahut biblosu olsun” diyeceksiniz, haklısınız. Ben de haklıyım ama;
çünkü, PANEGYRIC’te Hazreti İbrahim’in korkuyla temasa geçtiği an, korkunun ağır bir metal misali eriyip, biblo gibi kalıba döküldüğü anlatılıyor. (Bakınız: Kierkegaards, Fear and Trembling; Translation by Walter Lawrie, 1941)

O hafif rüzgârı, o üç boyutlu havasal devinimi algılayamadan, “Korku ve Titreyiş” kavranamıyor. Taraf Gazetesinde “Kelimebaz” sütununda yazan değerli dilci dostum Sevan, İbranice ve Arapça müşterek kökten gelen “fasıl” sözcüğünü benden öğrendiği gün, fasılla alakalı eski bilgilerini de unutmuştu. Bu acı ders nedeniyle, yazımın bu kısmında “Panegyric”in ne manaya geldiğini katiyen açıklamamama izin veriniz! Orada anlatılanlar tanıtlıyor ki, rüzgâr biblosu bir ölünün simgesi olmuştu. Ölen neydi? Korku! Hazreti İbrahim’le tanıştıktan sonra korku öldü ve insanların tenine hafifçe temas ederken, ibadet saatinin geldiğini hatırlatmaktan gayrı işlevi olmayan bir-teşbihimi bağışlayın-cep telefonu uyarı “bip”- ine dönüştü.

İbrahim Halilullah, namaz saatlerinde dakikti, korkuya ömrü boyunca hiç gereksinim duymadı: ne korkuya, ne çalar saate, ne de başka uyarıcılara… Bu nedenle korku adlı tuhaf biblonun bize ondan miras kaldığını söyleyemeyiz, asla! Yalnız korkunun, kişiden kişiye değişen işlevleri hala zengin bir ürperme mönüsü oluşturmada. Evvelki yıl çok yoğun, ürpertici, yorucu, hatta tehlikeli bir Viyana yolculuğum olmuştu. Morgda görevli bir hekim-meslektaşım-, işinin geç saatlere dek sürdüğü günler, cenazelerle yan yana yatıp, horul- horul uyuduğunu söyledikten sonra lafına bir itiraf eklemişti:

-“Eşimin annesinde gece yatısına kaldığı zamanlar, yatağımdan hortlak çıkacakmış gibi gülünç bir korkuya kapılıp, ardı sıra koşarak kayınvalidelere gitmek zorunda kalıyorum.”

Şu hale nazaran, korkunun korkunç fetbazlığından Rabbimize sığınmalıyız. Korku, Allah Azimüşşan’ın dostu İbrahim peygamber tarafından öldürülmüş olsa da, kavi müminler dışında herkese oynayabileceği muhtelif oyunlara, hala, hükmediyor; insanoğlunu uyutup, korktuğu zehabına kaptırıyor! Fakat itiraf edelim ki, korktuğunu zannetmek, bizzat korku sahibinin de işine yaramıyor değil… Küçücük veletler hem kendilerini hem de ebeveynlerini kandırarak, geceleri, ana-babalarının şefkatli yataklarına kapağı atmıyorlar mı? Özellikle uzun kış gecelerinde bunun aç farelerin tasallutundan ve zemheri ayazından korunma avantajı da, şüphesiz, mevcut!

Şu günlerde, yazarı olmaktan onur duyduğum yüce gazetede korkusuz bir ekiple beraber çalıştığım için, yıllarca korkuyla alay ettiğimi anımsayıp, kıs kıs gülüyorum. Hakikaten ve de gerçekten, korku, Hazreti İbrahim’den sonra, alay edilmeye en çok müstahak ve açık bir obje haline geldi. Çoğumuz, korkunun bizi eğlendirmek için karşımıza dikildiğini fark etmeyip ondan korkuyoruz. İlk kez makine dondurmasıyla karşılaşan birinin, onu, süslü bir yılan kafası zannetme olasılığını kim yadsıyabilir ki? Kim, benden başka hiç kimsenin duymuş olamayacağı şu Amasya türküsünü unutabilir:

Korku sen hiç korkmaz mısın, / Bazen tavandan sarkmaz mısın;
Pala Remzi’nin bıyıkları çok pala / Onu görsen ürkmez misin?

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 08-04-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
73647951 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net