20-11-2017
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL İÇİN YOL BİRDİR

(THERE İS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleriSAĞ TIKLAYIN
lütfen)





























 
Önerdiğimiz sayfalar:
M. SAİD ÇEKMEGİL 
anısına
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090


Nuri BİRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek



Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   kardeşimizin
(facebook sayfasından
dikkate değer görüşler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52



M.Selami Çekmegil'den
(twitter'da kısa beyan 
                ve tartışmalar)
https://twitter.com/M
SelamiCekmegil



M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!
1-
http://tr.wikipedia.org/
w
iki/Selami_%C3%87
cekm
egil
2-
http://www.biyografya.com
/biyografi/5959



    ____________________
BU SİTE
    Selami ÇEKMEGİL’in
Yeğenleri:
    MelikeTANBERK ve 
    Fatih ZEYVELİ'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGİL 
  anısına ARMAĞANIDIR!  


   Anasayfa
Hükümetin Yapmadıkları PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 8
KötüÇok iyi 
Yazar Raci DURCAN   
01-04-2009

               Hükümetin Yapmadıkları


                                                 Raci DURCAN
     Seçim sonuçları hükümet kanadında kendini öz eleştiriye tabi tutacağı; yanlışlarını arayıp düzelteceği açıklamasını getirdi. Birçok çevrede tartışma ortamı doğuran bu konuda biz de bir şeyler söyleme ihtiyacı duyduk. Aslında daha önce yazmamız gereken bu açıklamaların şimdi daha çok dikkate alınabileceğini umut ediyoruz…  Açıklamanın, seçim sonuçlarını değerlendirme fırsatı içinde çok öncelerden gelen bazı yanlışların düzeltilmesi için iyi bir fırsat yaratmış olmasını temenni ediyoruz. Şimdiye kadar çoktan düzeltilmesi, en azından ele alınması gereken bazı hususlardaki yanlışların öncelikle farkına varılması gerekiyor. Yanlış olduğunun farkına varılmayan bir uygulama düzeltilebilir mi?
     
     Şahsen benim eleştirmek istediğim konuların başında ekonomi yönetimi geliyor. Ekonominin, enflasyonun halka karşı bir silah gibi kullanıldığı dönemler gibi iyi  yönetilmediğini  düşünüyorum. Bu hükümetle gelen tek iyi şey, doların yükselişine endekslenmiş zincirleme fiyat artışı uygulamsından vazgeçilmesidir. Buna karşın yapılan veya düzeltilmeyen onlarca yanlış vardır ve bunun sonucu ülkede esnaf ticaret yapamaz duruma gelmiştir:

    Halkın elinde dolaşması gereken ve bir ödeme aracı olan nakit para çoktandır ortalıkta görünmemektedir. Çünkü belirli dönemlerde (maaş, hasat vakti vs.) halkın eline geçen para çok fazla el değiştirerek piyasayı rahatlaması gerekirken, birkaç dolaşımdan sonra ya bir bankanın kasasında; ya da bir vergi dairenin hesabında kilitli kalmaktadır. Oradan belki bir daha hiç çıkmamakta ( dış borç ödemeleri, silah alımlar vs.) ya da çıkma vakti uzun sürmektedir. Nakit sıkıntısı çeken esnaf, çözüm yolu olarak işçi çıkarmayı, yatırımlarını kısmayı ya da borcunu ödememeyi hatta iflasını ilan etmeyi tercih edebilmektedir. Bunların hepsi istihdamın azalmasıyla sonuçlanmaktadır. Ki bu nokta hükümetin çok önem verdiği bir konu olarak anlaşılmaktadır.

    Başbakanımızın işçi çıkartan firmalara gözdağı veren açıklamalarını  tuhaf bulduğumu beyan etmeliyim. İşçiye ihtiyacı olan hiç kimse işçi çalıştırmaktan imtina edemediği gibi, bu ihtiyacı olmayan bir işletmeyi de işe yaramadığı anlaşılan kişileri zorla çalıştırmaya kimsenin gücünün yeteceğini sanmıyorum. Bunun kendine bakamayan her aile reisini bir kişiye daha bakmaya mahkûm etmekten farkı yoktur. Hiçbir işletme uzun emek sonucu yetiştirdiği bir işçiyi ilk fırsatta kapı önüne koymayı düşünmez. İşletmeler ülkemizde nitelikli iş gücünün zaten zor bulunduğunun farkındadırlar.

   Bankaların bu kadar halkla iç içe olması -Özal'la başlamış olmakla beraber- bu hükumet  döneminde olduça artan bir durum ortaya çıkarmıştır. Daha önce sadece devlete para satan, yani devletten nemalanan, bu nedenle halka burun kıvıran bankaların bu kaynağının kesilmesi, halkın yararına olması beklenirken tersi gerçekleşmiştir. Bankalar müşteri bulmak için halka yönelmişlerdir. Bu kuruluşlarla temas kurmada tecrübesiz halk adeta onların kurdukları tuzağa düşmüştür. Bir ev sahibi olmak umuduyla yola çıkan insanların aldığı krediler 3–5 lik ödemelere rağmen borç hanelerinde hala borç aynı kalırken, satın aldıkları malların değeri yarıdan fazla azalmıştır. Bu olayların normal ekonomik seyir içinde gerçekleştiğini düşünmüyorum. Hadise ekonomi monopolünün piyasalara bir operasyonudur. Üstelik bu operasyonlar çeşitli alanlarda tekrarlanmakta ve halk sürekli yoksullaştırılmaktadır. Hükümetin gözü önünde cereyan eden bu olaylarda hiç dahli görünmemekte; sesi çıkmamaktadır. Halkın büyük teveccühü ile iktidara gelen hükümetin, monopolün bu operasyonlarda halkın yanında yer alarak müdahalesi beklentimizdi. Kurulu düzenin bu şekilde müdahale olmadan devam ettirileceği anlaşılmaktadır. Yüzde 12 ile para toplayan bankalar yüzde 26 ile kredi vererek büyük karlar elde etmektedir. Sanayinin gelişmesi yatırıma bağlıdır. Bu oranlarlar sanayi gelişemez, yatırım yapılamaz. İşletmeler ancak finans kuruluşların sömürgesi olabilirler.

      Hükümet maalesef halkın kooperatifler kanalıyla soyulmasına da göz yummaktadır. İyi ve dürüst yönetilen kooperatiflerin oranı, diğerlerinin yanında önemsiz kalmaktadır. Dürüst olanların dahi büyük kısmı beceriksizce yönetilmekte ve üyeler zarar uğramaktadır. Kooperatifler yasası hazırlanırken görüş açıklamak üzere Sanayi bakanlığı bürokratlarına ve bakanına defalarca iletişim kurma çabamız oldu. Dikkate alınmadık. Bu da insanda açıklaması zor düşünceler uyandırmaktadır. Bu yasadaki en önemli eksiklik, daha önce izah etmeye çalıştığımız gibi, kooperatifler için ömür biçilmemiş olmasıdır. Kooperatife giren kişi, boş bir kâğıda imza atmaktadır.

    Bir başka önemli konu, kendi alacağını asla vatandaşta bırakmayan devletin, vatandaşın alacağına duyarsız davranmasıdır. Ticaret yasaları adeta kötünün kötülük yapma imkânını sağlamak üzere hazırlanmıştır. Benim düşüncem, bir fatura kesilmiş ve devletin bu faturadan gerek KDV, gerek kazanç vergisi olarak hakkı doğmuşsa, bu alacağın devlet takibinde olması gerektiği şeklindedir. Nasıl devlete olan bir borç hatta mezarda dahi önünüze çıkıyorsa, aynı durum ticaret yapanlar için de sağlanmalıdır. Vatandaşın tahsil edemediği her kuruş, büyük ekonomik kayıptır. Yatırıma dönüşecek fırsatların heba olması, halkın zenginliğinin yok edilmesi demektir.

    KDV oranlarının düşürülmemiş olması, ekonomiyi kötü etkileyen unsurlardan biridir. Benim kazanamadığın bir oranı, devletin hemen hiç faydası olmadığı noktada talep etmesi haksızlıktır. Bu uygulamayı ülkemize getiren T. Özal’ı burada da yâd etmeden geçemiyoruz. Halkın çoğunluğu onu ne yazık ki bu haliyle değil, Kocatepe’de Cuma namazı kılan bir cumhurbaşkanı olarak hatırlamaktadır. Halkın içinden gelen biri olarak böyle bir vergiyi halktan korkmadan uygulamaya sokmaya sadece o cesaret edebilirdi.

     Teşvik yasaları bu hükümet döneminde de sürdürüldü. Teşviklerin neyi teşvik ettiği pek açık değildir. Kendi yağıyla kavrulup büyümeyi düşünen işletmeler, sunulan nakit paraları eline aldıklarında bu fikirlerini bozabilmektedirler. Teşviklerin ne kadarının yatırıma dönüştüğü araştırılması gereken bir konudur. Ben bu konunun bu şekilde ele alındığını duymadım, görmedim. Aksine bütün basın-yayım kuruluşları kendilerini, bazı sektörlere nakit para aktarmanın görevlisi saymaktadırlar. Hükümet nakit para teşviklerini kaldırmalıdır. Bu yolla zenginleşenler ortaya çıktıkça diğer iyi niyetli insanların da umudu tükenmektedir.

   Zenginliğin temel unsurlarından biri gelir-gider dengesini doğru kurmaktan geçer. Gerek vatandaşa, gerek işletmelere bu konuda yardımcı olması gereken ekonomi kurmayları, tam tersine düşüncesiz harcamaya yönlendiriyorlar. Mesela sıradan vatandaşlara kolay kredi kartı dağıtmak bunlardan biridir. Zaten zor geçinen vatandaş, bu zorluk içinde ilerisini düşünmeden elindeki kartla olmayan ve olmayacak parayı harcama kararı verebilmektedir. Hakeza işletmelerin maruz kaldığı yüksek enerji, su vesaire girdileri de bellerini bükmektedir. Bu durum, işlerin az zamanında bekleyebilme tahammüllerini azaltmakta, iflasların artmasına neden olmaktadır.

     Çeşitli Devlet kuruluşlarının açmış olduğu ihalelerde yapılan yasal düzenlemeler, kuruluşların daha düşük maliyetlerle müteahhitlere iş yaptırma imkânı doğurmuştur. Ne yazık ki bu iyi niyetli çaba dahi halka zarar olarak dönmüştür. Düşük kar marjıyla alınan işler ya müteahhidin işin tamamını yapmadan kaçmasına; ya da kendinden alt birimlere ödeme yapmadan ortadan kaybolmasına neden olmuştur. Bu da servet kaybı ve fakirlik olarak dönüşüm yapmaktadır.

    Son olarak söylemek istediğim şey, unutmaya çalıştığımız bıktırıcı bürokrasinin tekrar hortlatıldığıdır. Son seçimde yaşanan T.C kimlik numarası yüzünden oy kullanamama durumu, benzer şekliyle başka alanlarda devam etmektedir. Mesela lisans almak isteyen oğlumdan nüfus kayıt örneği istemişler. Kendi gittiğinde 18 yaşından küçük olması dolayısıyla velisini talep etmişler. Ben gittiğimde daha önce kimsenin uğramadığı bu birimde yüz civarında kişinin sırada beklediğini görmek şaşırtıcıydı. Görevli memur her türlü nedenle bu belgenin talep edildiğini söylüyor ve yığılan işine bakıp homurdanıyordu. Üstelik belge, talep edenden başkasına verilmiyormuş. Yaşlıca bir kadın kendi kızı için geldiğinde işi tamamlanmadı. Yükü böylesine ağırlaşan memurun acısını kadından çıkartırcasına söylenmesini izlemek zorunda kaldım. Çaresi yok, ölüm döşeğinde olsanız kalkıp geleceksiniz! Devlet sizi görmek istiyor. Buna benzer uygulamalar vergi dairelerinde de mevcut. Eğer bir devlet dairesinde alacağınız varsa, tahsil için devlete borcunuz olmadığını ispatlamak zorundasınız ve her 10 günde yenilenmek şartıyla! Bu belgeyi yetkiliden başkasına vermiyorlar. Bu yasaları çıkartanların amacı acaba halkı yıldırmak ve eziyet etmek mi diye düşünmeden edemiyorsunuz. Tam geçmiş dönemin vergi, su ve elektrik faturaları tahsil kuyrukları bitti derken şimdi yeni bürokratik işkence yolları devreye girmiş. Anlaşılmaz bir durum!

     Başkaca daha pek çok yanlış uygulama vardır sanıyorum. Onları da okuyucuya bırakıyorum

Yorum
yA EĞİTİM KONUSUNDAKİ İHMALLER
Yazar kubha açık 2009-04-02 09:03:33
Bu konuda da çok yanlış uygulamalar var. Kızım sabah 9'da okula gidiyor, 3'te dönüyor. Sonra bir dağ yığını gibi ödev. Ailede huzur kalmıyor. Bir de etüd yoluyla ek gelire alıştırılan öğretmenler. Hadi bizim ev okulda. Kızım öğle tatilinde eve geliyor veya annesi yemek götürüp okulda ilgilenebiliyor. Ya diğer çocuklar? Bu milli eğitim bakanının heralde başka öncelikleri v...

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 03-04-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
29460476 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net