18-01-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Medyadan Seçmeler arrow Bir Sait Çekmegil vardı!
Bir Sait Çekmegil vardı! PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 4
KötüÇok iyi 
Yazar Nureddin DURMAN - DÜNYA BİZİM'den   
22-03-2009
Bir Sait Çekmegil vardı!

                                    Nureddin DURMAN
Malatya'nın iki Saidi de yazılmalı. Tanınmalı, bilinmeli. Çok değişik adamlardı onlar...

21 Mart 2009 Cumartesi 11:03
Sait Ağabey 
21 Ağustos 2004–11: 42- Beylerbeyi
Bunlar çok değişik adamlardı doğrusu. Sait Çekmegil, Sait Ertürk, Musa Çağıl, Nihat Armağan. Gerçi adlarını duydukça, yapıp ettiklerini işittikçe bende de bir merak uyanmıştı bu jargonları değişik adamlara karşı. İlk önce Sait ağabeyin adını duymuştum. Malatya'da terzilik yapıyormuş falan, diyorlardı. Malûm ya yazdığımız dergiler, okuduğumuz dergiler, gazeteler, kitaplar, dostlar ahbaplar derken ister istemez alıp bir yerlere götürecekti elbet beni.  

Beylerbeyinde Nizamettin Kurultay dükkân açmış duvar kâğıtçılığı yapıyordu. Arkadaş sert mizaçlı ve bir o kadar da gayretli, meal okuyan bir zattı. Çevresi geniş, tanıdıkları bir hayli kalabalıktı. Benim çevremden ayrı bir çevre. Bana İsmet Özel, Ahmet Özalp, Cahit Zarifoğlu, Osman Konuk, Sukuti Memioğlu, Mehmet Akyıl, Yüksel Kanar uğruyordu, ona da Hikmet Zeyveli, Kalem dergisini çıkaran gençlerden Mehmet Akif Ersin, Süleyman Kalkan ve arkadaşları. Ha bana ayrıca Şerafettin Yapıcı, Ekrem Baki, Sami Börekçi, Ergün Anasoy, Hilmi Hülür ve böylece genişleyen bir dostlar arkadaşlar gurubu.
Dücane Cündioğlu o zaman harıl harıl kitap dergi arıyor!

Zaten Beylerbeyindeki dostlar, Küplüce'deki dostlar, Çengelköy'deki dostlarla görüşüyoruz. Aylık dergide yazmaya başlamıştım. Nizamettin bu vesileyle Yaşar Kaplan'la tanıştırıyordu beni. Yaşar Kaplan ile Sabah Kara ise ona uğruyorlardı. Bir gün de Süleyman Çelik'i alıp getirmiş bu delikanlı seninle tanışmak istiyor, demişti. Kelime dergisine şiir göndereyim diye de ısrar ediyordu boyna. Daha şimdi akla gelmeyen bir hayli kıymetli meselenin müntesipleri. Dücane Cündioğlu o zaman harıl harıl kitap, dergi arıyor büyük bir gayret ve hızla okuyor, inceliyor, hatim ediyordu. Acelesi varmış gibi bir hal içindeydi. Hikmet Zeyveli Bursa'dan geliyor onun sohbet halkasına iştirak ediyoruz. Orhan Poyraz'ın hakkı vardır üzerimizde. Hikmet beyi, Musa Çağıl ağabeyi hep onun evinde dinliyor, onlardan faydalanıyorduk. Kelime dergisi derken akla ilk gelenler malûm olduğu üzere Murat Kapkıner, Metin Önal Mengüşoğlu ve tabii ki Hikmet Zeyveli.  Hikmet beyin yazıları biz şairlere iyi geliyordu. Zihin açıcı şeylerdi bilhassa benim için. Okuyup yazdığım için de yeni bilgilere, yeni açılımlara şiddetle ihtiyacım vardı.  
Derken Hikmet Zeyveli İstanbul'a taşınıyor, Çengelköy'e geliyordu. Çengelköy vapur iskelesinin girişindeki ahşap binada ikâmet etmeye başladı. Bazı insanları görür görmez kanınız ısınır ya; Hikmet bey içinde öyle oldu. Mesele yok dedim. Sohbeti, anlayışı, anlatışı, kavrayışı, olayları sunma şekli.  
Zeyveli Sait Çekmegil'in damadı

Hikmet Zeyveli Sait Çekmegil'in damadı oluyor. Onu da öğrenmiş oluyorduk böylece. Zaten Nizamettin ile hay huy içindeki dostluğumuzla birlikte çevremiz de genişliyor, ikimiz de hemen hemen aynı şahısları büyük ölçüde tanımış dostluklar kurmuş oluyorduk. İsmail Kazdal Çengelköy'de Çınaraltı sohbetlerine devam ediyordu. O da faydalanılacak, lâkin sert mizaçlı bir şahsiyetti.

Malatya caddelerinde kol kola gezenler!

Bir gün Hikmet Bey ile Sait ağabey dükkândan içeri girdiler. Bir sevinmişim ki sormayın. Hal, hatır, sohbet... Zaten namını şanını oldukça geniş şekilde duymuştum. Malatya'da iki tane Sait vardı. Onlardan biriyle artık yüz yüze görüşüyor oluyordum. Bu az bir şey değildi benim için. Sait Çekmegil ve Sait Ertürk hoca. Hikmet Beyin Sait Hocası… Malatya'nın caddelerinde kol kola girip gezdiği muhterem... Ve oradan başlayarak Malatya ekolu… İşin peşini bırakmayan bir gayretin uzayan ve yayılan hali...  
"Namaz kılıyor musun sen bakim?!"

Dükkânda daha doğru dürüst dinlenmemişken, daha şöyle bir nefes almamışken hemen küçük oğluma yapışmıştı Sait Ağabey. Bu benim oğlum, demişim. Ya, der demez, namaz kılıyor musun bakim. Ne, dedi bizim oğlan. Namaz, Kur'an nasihat. Sanki ilkokula başlamamış gibiydi bizim oğlan, Beylerbeyi Camiindeki yaz Kur'an kursuna gitmiş, kısa sürede Kur'an'a geçmiş ve ardından da ben artık öğrendim gitmiyorum deyip ayak diretmişti bizim oğlan. Hakikaten Kur'an'ı öğrenmiş lâkin Hoca Efendi öteki çocuklarla meşgul olduğu için bizim oğlan sıkılmış, bakmış ki bir ilerleme yok bize restini çekmiş sokaklarda arkadaşlarıyla oyunlarına devam etmişti. Demek namaz kılmıyorsun ha! Olur mu böyle? Sait Ağabeyden bir nasihat bir nasihat bizim oğlan kıpkırmızı olmuş ve tabii ki soluğu dışarıda arkadaşlarıyla oyunda almıştı.

Çocuğu çok sıkıştırdın Bey Baba demişti Hikmet Bey tebessüm ederek. Anlatmak lazım, söylemek lazım, bu yaşlarda olur ancak, gibi laflar ediyor Sait Ağabey. Ben Nizamettin'den dolayı biraz o sert tarza muttali olduğum için dinliyorum, tebessüm ediyorum, Sait Ağabeye hak veriyorum. Hikmet Bey gayet terbiyeli bir tarzda ama Bey Baba böyle olmaz. Daha yumuşak bir şekilde söylemek lazım... Bunlara benzer bir tarzda konuşmalar, sohbetler. Sait Ağabey artık Hikmet Beylere her gelişinde bana da uğrar olmuştu. Böylece saygım belirginleşti ve sevgim giderek arttı.   
Musa Çağıl ve İsmail Kazdal'ı nerde görsem neden hatıralarını yazmıyorlar diye sitem ediyordum. Musa Çağıl'a bir hayli ısrar etmiştim Orhan Poyraz Beyin evinde. Hâlâ ısrarımı sürdürüyorum; hâlâ neden Musa Çağıl hatıralarını yazmıyor. İsmail Kazdal'a söyleye söyleye nihayet hatıralarını yazdı ve yayımlattı. Sait Ağabeye de söylüyordum, artık hatıralarınızı yazmanız lazım, yazmanız lazım, yazmanız lazım. Son yıllarda pek görüşemedik. Hatıralar ne oldu sormak hakkımı saklıyorum. Belki de yazmıştır bilemiyorum…  

Limon Ağacım diye bir şiir kitabı vardı
Malatya'daki adresine Düşçınarı dergisini gönderiyordum. Bir şiirini göndermiş ben de yayınlamıştım. Şiir yazdığını da biliyordum. Limon Ağacım adlı bir de şiir kitabı vardı. Şiirleri bizim yazdığımız şiirlere benzemiyordu ama benim hoşuma gidiyordu. Böyle mesaj yüklü ve hatta didaktik şiirler de gerekliydi bana göre edebiyat dünyamızda.  Lâkin “Ay Dede” isimli bir şiir daha göndermişti. Bana göre hoş bir şiirdi. Sanki tatlı bir ihtiyarın serzenişleri gibi geliyordu bana. Acaba arasam imha etmediğim dosyalarımın arasında var mıdır? Ay Dede şiirini saklamış olduğumu şimdi anımsıyorum ama kim bilir hangi dosyanın içindedir. O şiiri dergiyi birlikte çıkardığımız arkadaşlarım bana yayınlatmadılar. Ne olur dedimse de, olmaz dediler. Aslında yayınlanır bir şiirdi. Bir de o ara arkadaşlarım galiba bana biraz kızıyorlardı derginin yayın politikası yüzünden. Ondan mıdır nedir Sait Çekmegil'in ismi bu dergiye gitmez dediler. Çaresiz kaldım. Sait Ağabeye bir türlü diyemedim. O da sormadı. Zaten başka şiir de göndermedi. Olan bana oldu, benim içimde bir ukde olarak kaldı. Yahu, neler yayınlamadık ki bir Sait Ağabeyin şiiri mi yayınlanmayacak? Benim bu tavrımı da onaylamadı arkadaşlarım, yalnız kaldım. Hâlâ bir üzüntü tutar beni Ay Dede şiiri aklıma geldikçe.  
Bilge Terzi!

Çağdışı adlı kitabını 22–9-1992'de imzalamış benim için. Büyük ihtimalle dükkâna geldiği gün vermiş olabilir: “Hz İsa'dan üç yüz yıl önce yaşamış olan Demokritos ve Epiküros gibi münkirlerin suladığı, Hz. İsa'dan 19.yüzyıl sonra yaşayan Comte ve Nictzsehe gibi akıllı sanılan çıldıran delilerin sulandırdığı maddeci bir dünyada yaşıyoruz.”
Ay dede!
Acaba o şiir kitaplarına girdi mi?
Ay dede, aydınlık dede,
Metin Önal Mengüşoğlu, Bilge Terzi Sait Çekmegil diyor onun için. Arkasında elliye yakın kitap bırakan bir bilge terzi. Ne mutlu ona!
Bu Malatya'nın iki Sait'ini yazacak birileri olmalı mutlaka. Bu Malatya'yı yazacak birileri bulunmalı…  

Nureddin DURMAN



Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 22-03-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
63392003 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net