26-02-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow SÖZ VE ANLAM
SÖZ VE ANLAM PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 4
KötüÇok iyi 
Yazar Necmettin EVCİ   
06-03-2009
Aşağıdaki yazı, 19 Mayıs Üniversitesi’nin davetlisi olarak 2 Ocak 2009’da Samsun’da Atatürk Kongre Merkezinde Necmettin Evci’nin başlıktaki konu üzerine verdiği konferansın özetidir.

                   SÖZ ve ANLAM                                                               

                                              Necmettin Evci
Modern dünya derin, korkunç bir anlamsal çöküş içine girmiştir. Filistin’de bütünüyle savunmasız bebek, çocuk ve kadınlar eşi görülmedik bir vahşilikle katlediliyor. Halklar ve BM dâhil tüm kurumlarıyla İnsanlık, olup bitenlere film izleyen seyircilerin neredeyse eğlenceli sessizliğiyle ilgisiz kalıyor. Yaşam biçimine dönüşmüş koyu,
karanlık tepkisizliğe bakılırsa insanlığın aklı ve vicdanı da öldürülüyor. Gelinen aşamada yeni insanın anlam ve değerler dünyası bütünüyle yok olmuştur. Anlam hiçlikle denkleştirilmiş, söz tükenmiştir. Baudrillard’ın isabetle işaret ettiği gibi, Politik ve ekonomik hesaplarla ekranları başına kilitlenen kitleler üzerinde, tek tek bireyleri hedef alan dehşet simülasyon uygulanmaktadır. Beyni ve ruhu felç edilen insan, yaşadığı kölelik ve yok oluşu eğlenceli bir oyuna dönüştürmüştür. Çöken; insanlığın aklı, ruhu ve vicdanı, kısaca anlamıdır. Sonuçta insan varlığımız ontolojik bir kopuş içindedir. Bu aşamaya gelişimizde pozitivist koşullanmaların ‘üzüntüyü bırak yaşamaya bak’ savrukluğunda ifadesini bulan boş benliklerin putlaştırılmış arzularla tatmin edilmesi başat etken olmuştur.


Önceden bizleri iyi kötü bir anlam çerçevesi içinde bütünleyen millet, toplum hatta ulus gibi kavramlar şimdilerde yerini kitle olgusuna bıraktı. Kitle bir inancı, dini, kültürü; özetle ayırıcı belirgin bir yaşam algısını ifade etmemekte, tüm insanları kendi muğlâk potası içinde eriterek aynileştirmektedir. Kitleler anlık etkilerin, uçucu, geçici yapay arzuların çoğunluğudur. Kitlelerin tarihi de, değeri de hatta tercihleri de olmaz. Kitle sarmalında partiküle olmuş bireyin kapitalizme elverişli bir Pazar kıvamına getirilmiş biçimlendirilmiş arzusu, isteği, tüketimi vardır. Eğer insan olarak kendi var oluşumuzun amaçsal bir değeri olacaksa, sözün ve konuşmanın vazgeçilmezliği ortadadır. Çünkü konuşmak çoğulcu ve sahici anlamda kendimizi birbirimizle ve birbirimize karşı konumlamak demektir. Söz, kendi var oluşsal istikametimize göre renk ve içerik kazanır. O bakımdan farklı amaçsallıklar içinde yaptığımız konuşma biçimlerini münazara, müzakere, sohbet, muhabbet, cedel gibi farklı kelimelerle ayrıştırırız.


Söz kendimizi ve yaşamı ifade etmek içindir. Heidegger ‘Dil varlığın evidir’ der. Hayatı dille yaşarız. Dille düşünür, sevinir, dille umut besleriz. Dili zayıflatmak hayatı zayıflatmak olur. Söz doğası gereği düşünceye, ilme, anlama yönelmek durumundadır. Dil ilahi bir armağan, bir veri ve verimdir. Sözü karanlıkta bırakmak en büyük zulümdür. Eğer zulüm ‘bir şeyin yerinde olmaması, yerinden edilmesi’ ise, her biri birer ideye tekabül eden kelimelerin yatağı dışında akıtılması, anlam karışıklığına ve bulanıklığına, yani anlam üzerinde bir büyük zulme yol açacaktır. Tebliğ, öncelikle kelimeler üzerine çökmüş karanlığı dağıtmak, gerçeği açığa ve aydınlığa çıkarmak içindir. O nedenle hakikati örten, gizleyen tüm çabalar, negatif bilincin karşılığı olarak küfür kavramı ile ifade edilir.
Anlam alanı ve içeriği birbirine karışmış dünya çivisi kopmuş dünyadır. İster Latince ‘logos’ ister kendi kültür iklimimizdeki ‘kelime’ karşılığıyla olsun söz; hakikati, mutlak gerçeklikleri ifade eder. Öyle ki, kelime Allah’ın kelâmı ve onunla dolaysız ilişkili hakikat iken, beşer kelâmı için daha çok ‘kal’ veya ‘kavil’ gibi sözcükler kullanılmıştır. Ayet anlamında Allah kelamının nüzul edilmesi(indirilmesi) onun aşkın niteliğinden dolayıdır. Kelâm yüce olana aittir ve alt kategoride olan bizler için indirilmiştir, indirilmek durumundadır. Doğallıkla söz, mahiyeti gereği aşkın olanı, yüce hakikati içerir. O halde anlamsal yüceliş için kavil yoluyla kelâma ulaşırız. Logos antik felsefenin hakikat arayışının tam merkezinde bir kavramdı. Logos, başta Platon Akademisi olmak üzere tüm felsefi okullarda retoriksel tartışmalarla anlaşılmaya çalışılmıştır. Tarz olarak bizdeki Meşşaik ve İşraki filozofları da etkileyen retorik, sadece karşılıklı konuşma ve hitabet sanatı olarak anlaşılmamalıdır. Retorikte yazının değil de sözün öne çıkarılması üslûp ve içerik olarak anlamın geniş, sonsuz ve özgürlüğüne işaret eden simgesel değerler içerir. Re-otorik; her şeyden evvel, kendisini kalıcı olmasının istenmesi sebebiyle yazı ile ifade eden otoriter paradigmaya karşı veya onu yeniden düzenleyen bir mahiyete sahip olmakla özellik kazanmıştır. Retorik gücün bilgisine karşı bilginin gücünü üretir. Kastettiğimiz güç, hayat içinde gözlemlenen her tür ve kademedeki iktidar erki ile örtüştürülerek algılanmalıdır. Yani paradigma sadece bilinen siyasî kurum ve kuramlarla sınırlanmaz. Sivil ve hatta resmi tutuma karşıymış gibi gözlemlenen paradigmatik düzenleri gözlemlemek zor değildir. Ülkemizin entelektüel birikimi aydın vasfını ve aydınlık çizgisini ancak özgür ve özgün düşünsel arayışlarıyla, kendimize ait değer üretmekle belirgin kılabilir.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 06-03-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
64848359 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net