18-11-2017
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL İÇİN YOL BİRDİR

(THERE İS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleriSAĞ TIKLAYIN
lütfen)

Bülent ECEVİT'e dair


How Nice to be 
                  remembered...
        (Sesi de açınız lütfen)
Murat Bardakçı'dan: 

Değerli yazar 
Soner YALÇIN sorup: 
Hangi Gerçek diyor!... 











 
Önerdiğimiz sayfalar:
M. SAİD ÇEKMEGİL 
anısına
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090


Nuri BİRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek



Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   kardeşimizin
(facebook sayfasından
dikkate değer görüşler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52



M.Selami Çekmegil'den
(twitter'da kısa beyan 
                ve tartışmalar)
https://twitter.com/M
SelamiCekmegil



M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!
1-
http://tr.wikipedia.org/
w
iki/Selami_%C3%87
cekm
egil
2-
http://www.biyografya.com
/biyografi/5959



    ____________________
BU SİTE
    Selami ÇEKMEGİL’in
Yeğenleri:
    MelikeTANBERK ve 
    Fatih ZEYVELİ'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGİL 
  anısına ARMAĞANIDIR!  


   Anasayfa arrow Temel Konular arrow "TÜRKÇE İBADET" MESELESİ yahut ÖYLE Mİ DEĞİL Mİ?
"TÜRKÇE İBADET" MESELESİ yahut ÖYLE Mİ DEĞİL Mİ? PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 5
KötüÇok iyi 
Yazar Esra PEKER   
28-02-2009
                           “ÖYLE Mİ, DEĞİL Mİ?”         
                                                   Esra PEKER / OSMANİYE
         Bilinmeyen, anlaşılmayan bir sözün; mesajın yaşanması, eyleme dönüşmesi, kalpleri huşua kavuşturması beklenemez. Özellikle bu mesaj bir hayat programı, yaşam kılavuzu olan Kur’an’ı Kerim ise; anlaşılmadan okunması, O’nun gönderilişine aykırıdır.
        “Hiçbir hatip anlaşılmamak için konuşmaz. Hele Allah için ise hiç!..” (2)  Kur’an’ı Kerim insanlığa okunması, anlaşılması ve yaşanması için “…Dura dura, yavaş, yavaş okuyasın / anlayasın diye ayet ayet, süre süre indirilmiştir.” (isra-17-106)…

         Anlamadan yaşamak, hayata geçirmek, amel etmek nasıl mümkün olur? “Kur’an anlaşılmadıkça uygulanmaz, uygulamadıkça da Allah’a kulluk, O’nun rızasına uygun bir hayat gerçekleşemez.”(3)
         Okuyup anlayacağız ki; “İndiği toplumun sorunlarını nasıl çözmüş, dünyayı nasıl açıklamış; dün, bugün ve yarın hakkında neler söylemiş, insanoğlunun sorunlarına nasıl yaklaşmış?” (4) olduğunu bilelim. Madem ki bizim kılavuzumuz / rehberimiz; O’nunla hayatımızı yeniden inşa etmek için anlamak şarttır.
         Kur’an-ı Hakim “ Müslüman olanlar, işte onlar doğruyu arayanlardır. En layık, en uygun olana talip olanlardır. Hareket halinde dinamiktirler. Yani işin hakikatini araştırıcı ve iyiye müteharrik bulunan Müslüman menfaatine, hayrına olacak olan doğru yolu şuurla arayan ve onu bulunca da ona layık olmaya çalışandır.”(5) diye müslümanın meziyetlerini açıklar.
                Hz. Ali (r.a) “Kendisinde idrak ve anlayış bulunmayan ibadette hayır olmadığı gibi, düşünmeksizin yapılan Kur’an okumada da hayır yoktur.”(6) derken Prof.Dr. Zeki Duman, “Üzülerek söylemeliyim ki O’nun manasını ihmal etme, neticede de Kur’an’ı hayattan uzaklaştırmaya kadar götürmüştür.”(7) 
              Müslümanlar, anlayarak inanır ve yaşamaya çalışırlar. Yaşama ve hayata geçirmenin yolu anlamaktır. İslamın ilk muhatapları “İslama girerken manasını tam anladıktan sonra onu kabul ediyorlardı. Hiç kimse ön araştırma yapmadan Müslüman olmayı düşünmemişlerdi.”(8)
            “İlk ve doğrudan muhataplar, açıkça anladıkları bir kitaba iman etmişler veya yine açıkça anladıkları bir kitabı inkar etmişlerdi. Sonraki nesillerden bazıları ise Kur’an’ın ne dediğini bilmeksizin O’nun Allah katından geldiğini ikrar etmekle aynı vasfı almaya hak kazanıyorlardı.” (9 )
            Kur’ani hayat Dergisinde sözü  edilen  gazeteci-yazar, (10) “Türkçe ibadetin daha bilinçli  ve  kalpten  olacağı“ sözlerinde  -yanlış bir kasıt yoksa- bir görüştür, saygı duyulur... Bu görüş sahibi, insanımızın dinlerini iyi anlamaya, onları; şuurlu/bilinçli kılmaya katkısı olacağı kanaatine varmış olmalı ki bilgisizlikten kurtarmak, amellerine bilinç katmak -belki- maksadıyla ihtiyaç duymuş olabilir.
           Hatta bazı İslam alimleri de Hasan ül- Basri Hazretleri gibi “İlimsiz ve fıkıhsız amel edenler, yoldan sapmış yürüyenler gibidir. İlimsiz amel edenlerin ifsat ettikleri islah ettiklerinden daha çoktur.”(11) diyerek tarihin derinliklerinden benzeri açıklamaları seslendirmiştir.
           Zaman zaman Türkçe ibadet hangi ihtiyaçtan dolayı gündeme getiriliyor? Türkçe ibadet, samimi olarak Türk müslümanların daha bilinçli, kalpten ibadet yapmaları için mi gündeme getirilmekte yoksa bir proje olarak mı dayatılmaktadır?
           “Türkçe ibadet projesi” cumhuriyetin ilk yıllarında öne getirilmiş ancak tutmamış… O günlerde “İslam’ın Türkçeleştirilmesi Projesi”ni şiddetle arzu eden bir mebusun, “Türkçe Kur’an mı?” sorusuna Elmalı Hamdi Yazır, “ Türkçe Kur’an mı olur? Behey şaşkın!..” der.(12)
          Benzer  bir durum, Ali Rıza Sağman’ın Yerebatan Camiinde namazda Türkçe olarak Kur’an’ı Kerim’in mealini okuduğu, selam verince arkasında cemaat kalmadığını görmüş (13) olması bu projenin tutarsızlığını göstermiştir.
Mustafa Kemal, bu tür projelerin tutmadığını, tutamayacağını görmüş olmalı ki “Milleti kendi haline bırakınız, Kur’an’ını Arapça okusun, ibadetini,   dininin,  Kur’an’ının   lisanıyla  yapsın.”(14) demiş ve proje kaldırılmıştır.
         Milli dilde ibadet olur mu olmaz mı? Onu uzman fıkıhçı ve akademisyenlere bırakalım… Bizce böyle bir projenin altında yatan sır; ümmet birliğinin ve Müslüman ulusların arasındaki mesafeyi –varsa- açmak / ayrıştırmaktır. Dünya Müslümanları bu birliğin olmayışından olmalı ki ipi kopmuş tesbih taneleri gibi paramparçadırlar.

 “Va’fuannâ,  vağfirlenâ,  verhamnâ,  ente  Mevlanâ  fensurnâ  alel  kavmil  kâfirin.” (Bakara-286)

KAYNAKLAR:
1- Kur’ani hayat Dergisi, yıl 1, sayı 4, sayfa 116.
2- M. İslamoğlu, Hayat Kitabı kur’an, c.I., s.106., c.II.,s.715.
3- Kur’an Yolu, Türkçe Meal Tefsir, Diyanet Yay. C.I., s.37.
4- R. İhsan Eliaçık, Yaşayan Kur’an, İnşa Yay. s.11.
5- M. Said Çekmegil, İnsanın Yolu İslam, Sanih Yay. s.43.
6- Dr. Mahmut Yücer, Kur’an’ın Anlamı ile Buluşmak, Server İletişim A.Ş. yayınları, s.26.(Broşür)
7- Prof. Dr. Zeki Duman, Kur’an ve Müslümanlar, Fecr Yay. 3.baskı s.224.
8- Mevdudi, Tefhim, c.II.s.272.
9-  Dücane Cündioğlu, Anlamın Tarihi, Kitabevi Yay. s.10-126.
10-Kur’anihayat Dergisi, yıl 1, sayı 4, sayfa 116.
11-Mehmet Alptekin, Özgün İrade Dergisi, Yıl 3, sayı 30
….
12- Elmalı Hamdi Yazır, Kur’an-ı Kerim ve Meali Şerifi, İşaret Yay., s.15
13- Dücane Cündioğlu, Bir Kur’an Şairi Mehmet Akif ve Meali, Birun Yay. s.364.
14- Dücane Cündioğlu, Türkçe Kur’an ve Cumhuriyet İdeolojisi, Kitabevi Yay. 2.baskı s.276.

Yorum
İbadet zaten kendi ana dilimizde olur...
Yazar Melitenli açık 2009-03-01 08:05:31
Biz şekil şartı olmayan tüm ibadetlerimizi ve dualarımızı zaten kendi anadilimizde yaparız; yapıyoruz. Şekil şartı olan ibadetlerimizde ise o şekil şartlarını da yerine getirmek konumundayız. Kendi anadilimiz de -Allah'ın tüm nimetleri gibi- şükür ibadetimize bir sebep ve vesiledir diye düşünüyorum.
Hatta!...
Yazar Melitenli açık 2009-03-01 08:12:34
Kendi anadilimizi hakkını vererek temiz ve doğru kullanmaya özenmek kendi başına bir şükür ibadetidir diye düşünüyorum... 
İ. Melitenli
Katılmıyorum...
Yazar Sanih açık 2009-03-01 09:34:03
Yazar hanımefendinin ilk paragraftaki "...yaşam kılavuzu olan Kur’an’ı Kerim ise; anlaşılmadan okunması, O’nun gönderilişine aykırıdır..." görüşüne katılmıyorum. anlamak lüzumuna inanmakla beraber, ilahi mesajın orjinalinin okunması gereğini dışlayıcı bir ifade bu. Bu ilahi mesajın eğer okuma bilmiyorsak yüzüne bakmanın bile düşünme bereketine yol açacak bir ibadet olacağı sanısındayım. Ona özlemle ve hürmetle bakmanın bile bile çok asil bir duygu olacağını düşünüyorum. Allah bizden sadece gücümüzün yeteceğini ister.
Yazar Fahri açık 2009-03-02 01:34:07
Hikaye bu ya. Geçmiş zaman. Muhterem dervişin biri, haç yoluna koyulmuş. Beyşehir gölü yakınlarında, ağaçlık bir yer görünce, hem yorgunluğunu atmak, hem karnını doyurmak için mola vermiş. Bakmış ki, bir başka ağacın altında hirpani kılıklı adamın biri eğiliyor kalkıyor, mırıl mırıl bir şeyler söyleniyor. 
Bitinceye kadar, şayanı dikkat takip etmiş.  
-Selamün aleyküm. 
-Aleykümselam. Buyur şöyle. Sen öyle eğil-kalk n'aparsın.? 
-Namaz kılarım. 
-İyi güzel de, şimdi namaz vakti değil bir, kıbleyi yanlış seçmişsin iki. 
-Nur yüzlü beyim, valla ben çocukluktan böyle öğrendiydim, kendimce böyle kılarım. Sen madem doğrusunu bilirsin, bana göster, bundan kelli öyle kılarım. 
-Şükürler olsun, hayırlı vazifedir. Bak, önce güneş şuraya gelince öğle, şurda ikindi namazı kılınır. Akşam, güneş batınca.. Kıble şöyle tayin edilir. Şu kadar rekattır. Şöyle rükua durulur, şöyle secdeye varılır. Secdede şu dua okunur, söyle selam verilir. Sabah böyle, öğle şöyle..vs 
-Ben o duaları bilmiyorum.  
-Ben artık sana duaları dönüşte öğretirim. Vaktim yok. O zamana değin, sen bildiğin duayı oku.. inşallah kabul olunur. 
-Rüku şöyle, secde böyle miydi.? 
-Hayır şöyle, diğeri böyle. Hadi iki lokma yiyelim, daha benim yol çok uzun. 
Vesselam, derviş gölün kenarından dolaşan yola koyulmuş. Akşam karanlığı basmış. Tam abdest almaya suya eğilmişki, çok uzaktan tanıdık bir ses duymuş. 
-Hoca efendi, hoca efendi.. 
-Buyuuur. 
Sesin geldiği yöne bakmış ki, ne görsün.! O, öğlenki adam gölün üzerinden koşarak kendisine doğru gelmekte. 
Salavat getirmiş. Toprağa vurmuş.  
-Buyur mübarek, buyur.! Ne istersin.? 
-Hoca efendi, hoca efendi. Önce secdeye mi varacaktım, yoksa rükua mı duracaktım.? 
Derviş, şaşkın, apallamış vaziyette.! Bir adama bakmış, bir göle bakmış. Adam karşısında suyun üstünde ayakta durmakta. Başını yukarı kaldırmış, "Aziz Allah'ım sen beni mi sınarsın, senden bir işaret mi.? Bu kulun in mi cin mi, ermiş mi.?" Bir bir müddet karar verememiş, ne desin.?  
-Evladım, var sen bildiğin gibi kıl. Belki, senin kıldığın doğru olandır. Belliki, sen yüce rabbimin sevdiği, yüreği temiz, saf bir kulusun. Var git, bildiğin gibi kıl. 

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 05-03-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
29404432 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net