26-02-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow ÖNCE SAĞLIK
ÖNCE SAĞLIK PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 8
KötüÇok iyi 
Yazar Raci DURCAN   
24-01-2009
ÖNCE SAĞLIK

                                                Raci DURCAN

       Sağlık, ülkemizde tali önemdedir. Gerek öğrenim hayatı boyunca öğrencilere yüklenen müfredata, gerek günlük hayatta servis edilen bilgilere baktığınızda bu kanaatin dışında bir şeye ulaşmazsınız. Son zamanlarda T.V ekranlarında çokça sağlık konuşuluyor olması tezimizi çürütmez. Bu programların asıl amaçlarının reklam olduğunu düşünüyorum. 

      Her şeyin başı olan beden ve ruh sağlığına gereken önem verilmiş olsaydı insanımız daha bilinçli davranırdı. Belini sakatlamadan bir yükü nasıl kaldıracağını öğrenir; genel ve temel sağlık kurallarını vazgeçilmez bir alışkanlık olarak benimsemiş olarak hayata başlardı.Bazı
bilgilerin insana ulaşması, o konuya hassasiyet verildiği anlamına gelmez. Bilgi, gereken önem ve şiddette iletilmiyorsa hiç ulaşmıyor demektir. Mesela otomobil kullanırken emniyet kemeri takmayı tercihe bağlamak ya da yasal olarak zayıf kontroller yapmak, gereken önemin verilmediğinin işareti sayılabilir.

         Bizde sağlığa verilen önem; hastalanınca hastaneye gitmek ve uzmana danışmadan ilaç kullanmamak olarak anlaşılıyor. Kendi başına eczaneden ilaç alıp kullananlar neredeyse toplumdan dışlanıyorlar da aynı basit hastalığa sık yakalanmak normal karşılanabiliyor. Çünkü tıp, hastalıkları önlemeye yönelmemiştir. Ya da en azından bizde böyledir. Hâlbuki tedaviden daha önemli olan şey, ona hiç ihtiyaç duymamaktır. Ben mühendislikten biliyorum; bir makinenin orijinalliği gittiğinde bir daha ondan eski verimini almak mümkün olmuyor. Bu nedenle makinecilikte koruyucu bakım, arızaların giderilmesinden her zaman daha önemlidir.  Mesleğe ilk adım attığımda öğrendiğim bu bilginin doğruluğunu çok defa müşahede ettim. Bir makineden çok daha karmaşık insan vücudu, bozulmadan korunmayı hak etmiyor mu?

        Yukarıdaki eleştirilere ilaveten cerrahi müdahaleler dışında çağdaş tıbbın, ilaçla tedavi eden bölümünün insanlığa faydası konusunda ciddi şüpheler içindeyim. Faydasızdır demiyorum ama sanki zararları faydasından çok gibidir. Bunlar akademik bir araştırma sonucu edinilmiş fikirler değil; şahsi gözlemlerimdir. Bu nedenle tartışmaya açıktır.

         Beni bu yargıya götüren bazı hadiseleri anlatınca bilmem siz de hak verir misiniz?

         Kış aylarında halkımızın çoğunu rahatsız eden grip ve nezleye ben de sıklıkla yakalanırım. Nezle basit bir hastalık olmasına rağmen, nefes alışverişini engellediğinden yaşama sevincini götürüyor. İşte böyle bir kış günü, tıpla ilgili zihnimden geçenleri teyit eder bir olay yaşadım. Nezleden ne kadar muzdarip olduğumu gören bir Türk Cumhuriyetleri vatandaşı yanında bulunan bir ilacı içmemi önerdi. ‘Ne faydası olacak?’ der gibi baktığımda emin bir şekilde ‘nezleniz hemen geçer’ dedi. O ana kadar nezlenin ilaçla tedavi olmayacağına dair kesin bir inancım oluşmuştu. Çaresiz kullandım. Sonuç mükemmeldi. Bundan sonraki kışlar benim için kâbus olmaktan çıkmıştı. Halkı bu kadar rahatsız eden bir hastalığın tedavisinin böylesine basit ve ucuz olması şaşırtıcıydı. Eczacılık genel müdürlüğündeki yetkili ve etkili arkadaşıma durumu anlatıp ilacın numuneleri verdim. ‘Bu ilaçtan mutlaka Türkiye’ye getirmelisiniz’ dedim. Nezlenin ilaçla tedavi edilebileceğine kendisi de inanmadı. Bana mahsus bir iyileşme olmuş olabileceğini, durumu incelemesi gerektiğini söyledi. Yeni bir ilacın ithal listesine girebilmesi, karaborsadan nükleer silah tedarik etmekten daha zormuş.

       Çocuklarımdan en küçüğü, kış aylarında sürekli nezle ve gribe yakalanıyor, okulu aksıyordu. Her seferinde hekime gidip kullanmak zorunda kaldığı antibiyotiklerin başka bir rahatsızlığa yol açabileceği düşüncesinden muzdariptik. Bu kış tedbir aldım ve henüz soğuklar başlamadan kendisine bağışıklık sistemini güçlendirici doğal karışımlar verdim. Şimdi evde kışın herkes soğuk su içiyor ve henüz sağlık harcamamız olmadı. Bir baş kuru soğanın üzerinde dökülen balla elde edilen antibiyotik bünyesini güçlendirmiş, hastalığa direnci artmıştı.

       Eşimin diz ve kemik ağrısı şikâyetlerinde oldukça telaşlanmıştım. Herhangi bir cerrahi müdahale riskinden endişe duyuyordum. Çaresizce alternatif tıp tedavisi alıp almayacağını sordum. Kabul edince rahatladım. Kullanmış olduğumuz yakı ve bazı karışımlardan sonra şikâyetleri neredeyse sona erdi. Elde ettiğim olumlu sonuç, bu konuda beni daha çok araştırmaya teşvik etti. Modern tıbbın yan etkisi bol ilaçları yerine bitkilerle tedavi olmak hem daha ucuzdu, hem de kendi kendine uygulamayı mümkün kılıyordu. Bu durum benim yöntemime daha uygundu. Kendimi korumayı niçin kendime değil de başkalarına emanet etmeliyim? İnsanlar her şeyi kendileri yapabiliyorlar da niçin illa başkaları tarafından tedavi edilmek zorunda olsunlar?

        İnsanın sağlam bir bedene sahip olması için kan değerlerinin normal olması gerekiyor. Eğer kanda bir eksiklik varsa, birçok arızaya yol açıyor. Kan değerlerinin normal olması için de karaciğerin düzgün çalışması gerekiyor. İlaçlarla böyle bir şeyi gerçekleştirmek ne kadar mümkün bilmiyorum ancak denediğim yöntemlerle bu konuda mükemmel sonuçlar aldım. Bedenen biraz çalışınca yorgunluk günlerce üzerimde kalıyor, vücudumda hamlık oluşuyordu. Adnan Saraçoğlu’nun önerdiği maydanoz küründen sonra şimdi kaslarda hamlık oluşmuyor. Bazı insanların kendilerini kıpır kıpır yapan bunca enerjiyi nereden bulduklarına şimdi şaşırmıyorum. Çünkü maydanoz hem gençleştiriyor, hem de sizin hastalık olduğunu dahi fark etmediğiniz; doğuştan gelen bazı problemlerinizi kökünden çözüyor. Asıl faydası, ruhsal sıkıntıları gidermesinde. Aşırı duygusal, melenkolizme yatkın insanların bu hislerinin normal seviyeye gelmesine yardımcı oluyor.

        Yirmi yılı aşkın süredir katlanmak zorunda kaldığım ülseri, bu kadar kolayca tedavi edebileceğimi düşünmezdim. Ülsere süt içmenin iyi geldiğini duymuş ve denemiştim. İyileşme olmamasının nedeni, içilen süt miktarını ve zamanının bilmemekten kaynaklanıyormuş. Ağrı hissedince içilen oda sıcaklığındaki iki küçük yudum, kesin tedaviyle sonuçlanıyor. Bir sefer yapıp ömür boyu ülserden uzak kalanlar oluyormuş fakat benimki iki hafta kadar sürdü. Soğuk algınlığında meydana çıkan karın ağrısının nasıl bir şey olduğunu dahi unutmuşum ülser ağrısı yüzünden. Geçen gün böyle olunca hemen bir bardak suya bir tatlı kaşığı bal koydum ve karın ağrısının bu şekilde kolayca tedavi edilebildiğini hatırlamış oldum.

        Dikkatten kaçan önemli nokta, beslenme alışkanlıklarındaki değişimin toplumda yol açtığı hastalık türleridir. Bir bölge halkının beslenme amacıyla kullandığı bazı yiyecekler diğer bir yerde ilaç olarak kullanılabilmektedir. Eğer eskiden beri kullanılagelen bir yiyecek, kullanımdan kalkmışsa, kimse farkında olmadan önlediği hastalıklar gün yüzüne çıkagelmektedir. Geçmişte en önemli tatlandırıcılardan olan keçiboynuzunun tüketimi günümüzde son derece azalmıştır. Bu durumda onun doğal olarak önlediği birçok hastalığın ortaya çıkması da tabii olacaktır ve olmaktadır. Bu durumun farkına varmak zaman almaktadır.

       Her sektörde olduğu gibi bu alanda da yanlış şeyler olmuyor değil. Hiçbir değeri olmayan otlar, size çok pahalıya mal olabilir. Ürünlerin üzerinde yazan ilaç olmadığına ve hiçbir şeyi tedavi garantisi vermediğini anlatan bilgi kupürleri bu durumu destekler nitelikte. Toplumda ilginin gün geçtikçe bu alana kaydığı şu dönemde daha da dikkat gerekiyor.

        Modern tıpla bitkisel tedavi sektörü birbirinden habersiz gibi davranıyorlar. Daha doğrusu burnu havalardaki tıp, kendisi dışındakini tanımamakta ısrar ediyor. Teşhis yöntemleri gelişmiş modern tıpla, tedavi ve önleyici tedavi konusunda binlerce yıllık birikimi olan ‘bitkilerle tedavi’nin bir noktada yollarının kesişmesi gerekiyor. İnsanlık bundan büyük fayda görecektir.

       Modern tıp’ın büyük handikabı, insanı bir makine gibi ruhdan bağımsız ele almasıdır. İnsanın ruh halinin, mideden kalbe kadar birçok organ üzerindeki tesiri günümüzde artık bilinmektedir. Modern tıp, tedavi yönteminde bu noktayla hemen hiç ilgilenmez.  Diğer bir hatası, hastalık tanımlayıp bu hastalığa standart tedavi formüle etmesidir. Günümüzde artık kabul edilen gerçek şudur; hastalık değil, hasta vardır. Her hastanın ayrı bir tedavi yöntemi olmalıdır. Bu anlayış modern tıpa yerleşmedikçe daha çok canlar yanacak, ömürler heba olacaktır.

           Lise öğrencisi iken tıp okumayı, biraz da aile yönlendirmesi dolayısıyla arzu etmiştim. İnsanların acılarını dindirmek ilgimi çekiyordu. Bunun için tıp okumak gerekmediğini, hatta tıp tahsilinin aksine, olumsuz etkisi olacağını yıllar sonra öğrenmek benim açımdan şaşırtıcı oldu.

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 24-01-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
64848209 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net