15-07-2024
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
İŞSİZLİK VE BASİT ÇÖZÜM ÖNERİLERİ PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 52
KötüÇok iyi 
Yazar Raci Durcan   
28-11-2005
Image                                               
                                                                  

                                                                                                                                                                          
      İşsiz kalmış bir insanın, dünyanın en önemli sorunu olarak işsizliği görmesini anlayabileceğinizi sanıyorum. İş sahibi olmak, sanayi merkezleri olan şehirlerde can alıcı ehemmiyettedir. Her şeyin parayla satın alınabildiği böyle yerlerde bir gelir sahibi olmak için tek yol anlamına gelen iş, hayati önemdedir.

      Herkese yetecek işin olmasının tek çözüm yolu, üretim yapacak fabrika sayısının artmasıdır. Günümüzde nüfus artışının frenlenmesinin, iş imkanları üzerinde olumlu değil tam tersine olumsuz etkileri olduğu gittikçe anlaşılan bir gerçektir. Bir ülkede nüfus artmadığı halde yine de iş alanları darabilmektedir. Çünkü gelişen teknoloji sonucu sürekli yenilenen modelleriyle imalat makinaları, gün geçtikçe daha çok insan emeğine duyulan ihtiyacı azaltmaktadır. Bir dönem çok moda olarak bu problemin doğuş yeri olarak gösterilen ‘nüfus artışı’nı frenleseniz bile işsizlikten kurtulayamayacağınız açıktır. Uzun bir süre bu konu tüm dünyanın gündeminde kalmaya devam edecektir.
    
     Gelişmesini tamamlamış ülkelerde eğer nufus artışı da olmuyorsa yeni hiç bir şey yapmaya gerek kalmamaktadır. Yeni ev, yeni yol, yeni okul, yeni stadyum... Bunların hiçbiri eğer nüfus artmazsa gerekmez. Fabrikalarda üretilen gıda maddelerinin ve insanın ihtiyaç duyduğu diğer tüketim maddelerinin de miktarını artırmak gerekmez. Zaten bu teker yürüsün diye sürdürülen reklam kampanyaları sonucu insanlık haddinden fazla şeyi temel ihtiyaç olarak kabul etmiştir. Herşey bir sabit haline geldiğinde ilerleme durur. Ekonomi, bir bisiklete binmeye benzer. Nasıl ki bisiklet üzerinde ilerlemeden duramazsanız, gelişmeyen bir ekonomi de yıkılır, çöker. Batmış bir ekonomi, atıl çalışan fabrikalar ve iş gücüne ihtiyaç duymayan yerler demektir. Çalışmanın hayati bir anlamda olduğu şehirler, insanın canlı gömüldüğü mezarlar haline gelirler. Allah hiç kimseyi böyle bir ortamda ve işsiz olarak bırakmasın.

     Konuya bir çözüm getirmek mümkün mü? Bunu zaten ekonomistler ve dünyanın lider konumundaki politikacıları düşünüyorlar. Mesela Amerika ve İngiltere, ülkesindeki silah sanayii yeterince iş yapamadığında askerlerini gönderip zayıf ülkeleri bombalayabiliyor. Bizim böyle bir şansımız olmadığına göre farklı bir yol bulmalıyız.

     Geçenlerde okuduğum bir yazı, tüm dünyada işssizlik oranının %23 olduğunu söylüyordu. Aynı yazı, tüm dünyadaki kadınların işe yerleşme oranı olarak %40 rakamını vermiş. Bu rakamlar ne derece doğrudur ve nasıl bulunmuştur bilemiyorum ancak yukarıdaki rakamlara bakınca küçük bir değişiklikle dahi insanların çok büyük bir felaket olan işsizlikten kurtulabileceği geldi aklıma. Kadınlar, asli işlerine dönüp yarının kuşaklarını, insanoğlunun geleceğini yetiştirmek üzere evlerine dönseler, böyle bir sorun kalmıyor. Hatta tüm kadınların dönmesi bile gerekmiyor. Erkeklerin yapamayacağı, sadece kadınların yapabileceği işler için bile önemli bir fark artmaktadır. Böyle bir çözümü kimsenin önereceğini, bu yönde  bir adım atılacağını düşünmüyorum tabiiki. Çünkü sanayi devleri kadını önemli bir tüketim aracı olarak görmekteler. Onların çalışması üzerine kurulu müthiş bir sektör varken buna kimse yanaşmayacaktır. Onların yaptığı baskıyla, böyle bir girişim, insanlığın lehine bile olsa ‘gerici’ damgasını yiyeceğinden hiç bir babayiğit yetkili bunu öneremez.

      Fakat konu gündeme getirilmeli, böyle hayati problemlere ve yıkıma neden olan işssizliğin bu kadar basit çözümleri olabileceğini insanlar görmelidir. Kadın eve, asli görevine dönerek dünyanın kötü geleceğini kurtarmalıdır. Kadın işsiz kalırsa buna katlanabilir. Fakat işsizlik bir erkekte ölümcül önemdedir. Kadın para kazandığında nadiren bir erkeği sırtında taşır, ona bakar. Fakat bir erkek için eşine bakmak bir görevdir. Bununla kendini güçlü hisseder, huzur bulur. Bir erkeğe iş vermek bir kadın ve onların çocuklarına da gelecek vermek demektir. Bir kadını iş sahibi yapmanın aynı şey demek olacağını bana kim söyleyebilir?

      Ne yazık ki toplumumuz bu konunun öneminin farkında değildir. Sürekli yapılan propagandanın etkisinde kalıp, kadınların korunmaya ihtiyacı olduğunu düşünüp iş için onları tercih etmektedir. Yıllardır ülkemizde sürdürülen bu propagandanın tesiriyle devlet daireleri, bankalar kadın çalışanlarla doldurulmuştur. Kadın ve erkek personel birlikte çalıştıran iş yeri sahipleriyle yaptığım görüşmelerde verim olarak kadınların hep erkeğin iki katına mal olduğunu işitmişimdir. Çocuklarından da sorumlu olan kadın, işe tam olarak kendini veremediği gibi, almış olduğu doğum ve diğer izinler de cabasıdır. Aslında hiçbir kadın çalışmak asli işi olmadığı için kendini tam olarak o işe vermez. Bunu yapanlar varsa da onlar da dişilik, annelik özelliklerini kaybettiklerinden topluma bir artı kazandırmazlar.

      Bundan 20 sene önce üniversitlerde kız öğrenciye az rastlanırdı. Mesela bizim mühendislik sınıfında 90 öğrenciden sadece 5 tanesi kızdı. Şimdi bu oranların çok yükseldiğini duyuyor, görüyorum. Ülkemizde iyi bir iş sahibi olmak için tek geçit olarak kabul edilen üniversitler kız öğrencilerle doludur. Çünkü ergenlik kız öğrencilerde, erkeklere göre erken başlar ve onlardan çabuk olgunlaşırlar. Aynı sınıfta okuyan kız ve erkek çocukları arasında duruma göre 3-5 yaş arasında fark bulunduğunu sanırım herkes kabul eder. Üniversiteye hazırlık ders çalışmaya ve o da bir anlamda dış dünyayla ilişkiyi keserek evde oturmaya bağlıdır. Erkek doğası gereği dış dünyayla daha çok ilgilidir. Öğrencilik döneminde bir kız çocuğu rahatlıkla dışarıyla ilgisini kesip ders başında saatler geçirebilmesine rağmen, bir erkek için bu tam olarak zindana girmek gibidir. Bu iki dezavantajın sonucu, üniversitelerde daha çok kız çocuğunun bulunması ve dolayısıyla iş dünyasında daha çok yer almaları demektir. İş sahibi bir kızın, işsiz bir erkekle evlenmesi düşünülemez bile. Yani kadını iş sahibi yapmayı öncülleyen bir toplum her bakımdan işsizlikle kuşatılır.

      Şehirlerin kısa zamanda insanın temel ihtiyaçlarını karşılayabilecek yerler haline getirilmesi gerekmektedir. Barınağı olan bir insan kötü de olsa beslenebildiği zaman ayakta kalabilir. Para sahiplerinin hortumlarını, ihtiyaç sahibi insanların üzerinden koparmak gerekmektedir. Bu hortumların en zalimi, başını sokacak yer bulamayanlardan ev sahiplerinin aldıkları kiralardır. Ev ve iş yeri sahibi olmak kolaylaştırılmalı, insanların temel giderleri konusunda devlet elinden geleni yapmalıdır. Arazisi bol olan bir ülkede yaşamımıza rağmen dar şehir merkezlerine yerleşme polikası terk edilerek, bahçeli ev sistemine geçilmelidir. İnsanlar küçük te olsa toprak sahibi olabilmelidir. Elektrik, su, doğalgaz, telefon gibi temel ihtiyaçları devlet, vergi tahsil aracı olarak görmekten vazgeçmelidir.

      Diğer önemli bir nokta; Türkiye’de işçi almanın ve onu işten çıkarmanın çok zor olduğu gerçeğidir. Çalışan kişiler lehine düzenlendiği iddia edilen böyle çalışma yasaları aslında kişiyi gerçek manada işsiz kalmalarına yol açmaktadır. Sosyalist düşünce mantalitesinden harektle çıkarıldığı aşikar bu yasalar işçiyi koruyabilir ancak iş sahibi olmasını engeller: Bir işyeri kendisini büyük bir risk altına sokacak şekilde düzenlenmiş bu yasalar yüzünden işçi çalıştırmamayı, büyüyecekse bile büyümemeyi, işini geliştirmemeyi tercih etmektedir. İnanmayanlar, sanayi bölgelerini dolaşıp işyeri sahipleriyle görüşebilir, anket düzenlettirebilirler. Kaldı ki bu tür yasaların bizde, Amerika’dan daha ileri görüşlü kişilerce çıkartıldığı iddia edilemez. Amerika’daki sistem ‘easy hire, easy fire’ diye adlandırılan işe kolay alıp kolay çıkartabilecek bir esneklik taşır. Böylece insanlar gerektikçe işçi çalıştırmakta, işi bitince onu göndermekte ve kimse işçi çalıştırmaktan korkmamaktadır. Bizdeki kanunlar işvereni ürkütüp onu işçi çalıştırmaktan uzaklaştırmaktadır.

 İşsizlik insanlığın geleceğini tehdit eden çok önemli bir problemdir. Basit çözümlerle kendini ölüm mahkumu gibi görmeye başlayan gençliğin önünü açabilir, yaşama umudunu yeniden pompalayabiliriz.

Yorum
Nihayet!..
Yazar Melitenli açık 2007-08-24 14:11:57
23. 08. 2007 tarihli ZAMAN gazetesinde bir duyuru diyor ki:  
 
"Sosyal güvenlik, vergi ve eğitim reformları istihdamı canlandırır!.. 
 
Güler Sabancı, enflasyonu düşürme ve mali disiplini koruma gibi makroekonomik uygulamalarını sürdürmesini beklediği yeni hükümetin sosyal güvenlik, eğitim ve vergi reformları konularına öncelik vermesinin gerektiğini söyledi.  
 
Enflasyon ve büyüme gibi makroekonomik alanda sağlanan başarılardan sonra mikro reformlar konusunda çalışılması gerektiğini vurgulayan Sabancı'ya göre, sosyal güvenlik, eğitim, kayıt dışının kayıt içine alınması için gerekli olan vergi reformunun eşzamanlı ve ivedilikle yapılması gerekiyor. İstihdam artırıcı yatırımların yapılması, ancak bu reformların yapılmasına bağlı. Önümüzdeki beş yılın ekonomik uygulamalarının ana omurgası, istihdamı ve verimliliği artırmak olmalı. Genç nüfusa 2030'a kadar iş sağlanması lazım. Eğer sıfırdan yatırım isteniyorsa, önce yatırım için gereken iklimin söz konusu reformlarla sağlanması şart. Bu reformlar yapılırsa Türkiye'nin, son haftalarda global piyasalarda yaşanan dalgalanma gibi şoklardan daha az etkilenmesi sağlanacak; çünkü daha az sıcak paraya ihtiyaç olacak.  
 
Diğer yandan Türkiye, OECD ülkelerinde iş güvencesinde katılık derecesi araştırmasına göre Portekiz'den sonra ikinci. İş yasalarının esnekleştirilmesi gerekiyor. 100 kuruşun 47'si sigorta ve diğer fonlara gidiyor. Ücretlerin üzerindeki yük inanılmaz, mutlaka düşürülmeli. İşsizlik sigortası fonunda 27 milyar YTL birikti, halen yüzde 3 olan işverenin işsizlik sigortası katkısı indirilmeli. Yapılacak çok iş olduğunu belirten Sabancı, "Yapılması gerekenler yapılmazsa, Türkiye önemli istihdam potansiyelini kaçırır." dedi. Ayrıca Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, Ekonomik ve Sosyal Konseyi yeniden toplamasını temenni etti.  
 
23 Ağustos 2007, Perşembe  
undefined
Önlemler düşündüğümüzden daha basit:
Yazar kubha açık 2009-11-29 17:56:11
1. Erkeklere, aynı işi yapan bayanlara göre 2 kat ücret verilmelidir. 
 
2. Çocuk başına ev hanımlarına maaş bağlanmalıdır. 
 
3. Ticari işletmeleri finans kurumlarına bulaştıran teşvik anlayışı terkedilmelidir. 
 
4. Emeklilik sistemi iptal edilmeli, sadece iş yapamaz hale gelenlere devlet asgari geçim parası vermelidir. 
 
5. İşsizlik durumunda devlet asgari geçim parası vermelidir. 
 
6. İşe almada işçi ve işveren arasında akit sözleşmesi serbestçe yapılmalı, devlet taraf olmamalıdır. Devlet bu sözleşmede hakkaniyete ve iyi niyete aykırı madde olmamasını gözetmekle yükümlü olmaktadır. 
 
7. Memurluk sınıfı tamamen iptal edilmeli, devlette çalışan herkes işçi olmalıdır. 
 
8. KDV gibi tüketimi engelleyici vergiler kaldırılmalıdır 
 
Bu ve benzerleri uygulaması basit önlemlerdir. YETERKİ AMAÇ HAVANDA SU DÖVMEK OLMASIN!!! 
devamı...
Yazar kubha açık 2009-11-29 18:34:42
9. Savunma ve genel gelir idaresi gibi alanlar dışındaki herşey yerel idarelere bağlanmalıdır. 
 
10. Tek mahkeme olmalı, herkes bu mahkemeye tabi olmalıdır. 
 
11. Eğitim en fazla 12 yaşına kadar mecbur olmalı, çocuklar çırak olarak çalışabilmelidir. 
 
12. Askerlik herkese eşit olmalıdır ve herkese en az 1 dil öğretilmesi amaç olmalıdır.  
 
13. Yaşamı ikame ettirecek kadar elektrik-su gibi temel maddeler bedava olmalı, üstü lüks kabul edilerek bedava verilen kısmı + yeni yatırımları karşılayacak kar marjı ile satılmalıdır. 
 
14. Borsa yasaklanmalı, döviz ve TL mevduatı yüksek vergilerle harcamaya yönlendirilmelidir. 
 
Devam edecek...  
 
devamı...
Yazar kubha açık 2009-11-30 01:51:45
15. Mevduat yerine kar payı ortaklığı yaygınlaştırılmalıdır. 
 
16. Gönüllü öğretmenlik müessesesi oluşturulmalıdır. 
 
17. İnsan emeği yoğun çalışma biçimleri seçilmelidir. 
 
18. Üretilen eserler (mesela duble yollar) ücretli olmalı, yeni yatırımlar için kaynak oluşturulmalıdır. 
 
19. Dolaylı vergiler temel yaşam ürünlerinden alınmamalıdır. 
 
devam edecek...
Bu şiir okunmalı...
Yazar Melitenli açık 2009-12-02 09:13:55
BİR ANNE  
Hurşit Peker  
http://www.kriter.org/index.php?option=com_content&task=view&id=207&Itemid=59

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 30-11-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
116032740 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net