18-04-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Medyadan Seçmeler arrow Vahşet, bir başka açıdan...
Vahşet, bir başka açıdan... PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 2
KötüÇok iyi 
Yazar Atilla Özdür - Vakit17.01.09   
17-01-2009

Vahşet, bir başka açıdan...


                                         Atilla Özdür - Vakit
Otuz kadar ülke arasında mukayeseli bir inceleme yapılıyor…Dağılım eşitsizliği en yoğun ülke Meksika… Meksika’yı takip eden de, necip Türk ulusunun Türkiye’si…
Meksikalılar Katolik, Türkiyeliler ise Müslüman…
Bu otuz ülke arasında son yirmi yıllık sürede eşitsizliğin en hafif, en düşük olduğu devlet, Danimarka ve İsveç…
Yarınlarına güvenini tüketmemiş insanların yaşadıkları bu müreffeh toplumlarda dinsizlik haylice yaygın… Amma, iklim, buralarda soğuk mu soğuk…

Dağılım eşitsizliği bir sonuç, sebebi adaletsizlik…Tuhaf şey, adaletsizlik temelli yoksulluğun yaygın olduğu topraklar, sıcak iklim kuşağında yer alıyorlar…Türkiye gibi Meksika’nın toprakları da sıcak mı sıcak…
Körfez’deki sıcaklığa bakmayın… Oralardaki yakıcı ateş, kralların ve şeyhliklerin ihtiras ateşi…
Şeytani ateş, Allah’ın dinine sadakati zahirde yakıp kavurmuş. Tıpkı Türkiye’de yakıp yok ettiği gibi…

12 Eylül himayesindeki Özal’lı yıllar, yeni sağın, yeni liberalizmin, bir başka anlatımla iktisadi devletçiliği terk hareketinin hız kazandığı yıllardır… Devletin, Hazine parkında mevcut millete ait kamu sermayesini özelleştirme adı altında, yerli yabancı ayrımına dikkat etmeksizin, hem de Atatürk adına, özel sermaye devrine and içildiği yıllardır…
Bu dönem içinde hemen bütün ülkelerde gelir dağılım dengesi bozulmuş ve yoksullaşma oranı da artmıştır… Yoksullaşmadaki bu nisbi artışı bizzat yaşayarak görmekteyiz…
Son yirmi yılda refah seviyelerinde pek fazla nisbi gerileme görülmeyen Kuzeydeki İsveç, Norveç ve Danimarka gibi ülkelerde din kavramına pek yer verilmiyor. Din olsa da olur, olmasa da…
Yoksulluk ve yoksunlukta nisbi artışların yoğunlaştığı ülkelerde ise, din ve dindarlık haylice yaygın. Mesela Türkiye gibi…

Bu manzara global… Amma bu Kuzey - Güney farklılaşması, Türkiye’nin kendine has fotoğraf karesinde de aynen görünüyor. Türkiye, global dünyanın hem bir cüzü, hem de varoşlarından biri… Bu arada Türkiye, kendi coğrafyasında mahalli bir glob… Varoşlarıyla Ataşehir’leri, bu mahalli globun kendi cüzleri…
Türkiye’nin Kuzeyini oluşturan Ataşehir’leri Kemer Country’leri ve Bursa’sından örnek Bademli’leri minaresiz... Amma tertipli, düzenli ve tertemiz…
Güney kesiminde yerleşik insanların sahip oldukları cami, minare ve şerefe sayısında birbirleriyle yarışa kalkıştıkları varoşlar ise, Türkiye’nin ideolojik politik temelinden develope edilmiş sosyal fotoğrafı…
Camisiz minaresiz alanlar, Danimarka ve İsveç’lerin Türkiye’deki kopyaları, beyaz Türklerin medar-ı iftiharı modern ‘yaşam’ merkezleri…
İsimlerini zikretmeye gerek yok, minare ve kubbe gölgesinden gün ışığına çıkabilmenin hemen hemen imkânsız olduğu varoşlarda ise, okumamışlık ve okuyamamışlık ile raşitizm Güneylilerin ortak paydası…
Neden bu discriminasyon… İnsandan sayılmak için dinimizi mi değiştirelim, kafalarımızı mı…

12 Eylül sonrasında yönetime gelip tebelleş olan zihniyet, kitaba karşı savaş açtı… Okuyabilen, konuşabilen ve yanlışa ‘hoopp, hoopp’ çekebilen yetenekli kafaları ensesinden koparıp aldı.
Solu temizlerken, Allah’a dost görüntüsü vermek için sağın toprağını gübrelemesi, zahiridir… Müşterek düşmana karşı işbirliğinin devletçi eksene düşen zahiri izdüşümüdür. Bu izdüşümü, 12 Eylül faşizminin tarikatları besleyerek halkı miskinliğe ve tepkisizliğe şartladığı biçiminde okundu…
Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok ve çizgisi, bu izdüşümünün, bilinçli ya da gafil, veya kasıtlı yanlış kıraatçilerindendir…
12 Eylül faşizminin kitaba ve itiraza karşı açtığı temizleme ve tenkil hareketinin meydana getirdiği boşluk, ekranlarla dolduruldu…
Baba Özal, müşterek mülkiyetteki stoklanmış servet ve sermayeyi, 12 Eylül’ün süngülü himayesi altında yerli-yabancı özel ellere devrinin kapısını açıp akışını hızlandırırken; oğul Özal da, de-facto bir devrimle, televizyon yayıncılığında devletçiliğin etik yoğun duvarlarını yıkıverdi…
Efsane kumandan mahlası ile anılan emekli muharip Albay Erdal Sarızeybek de bu etik yoğun yıkılışı bilinçli ya da gaflete düşerek yanlış okuyan kahramanlardan…
Güngören’de onlarca insanı hayatından eden teröristin bombasını patlattığı anda, ATV televizyonu çalıp oynatıcı keyfemayeşa, göbek havalı programına, utanıp sıkılmadan devam ediyordu…
Diğer ekranlar ne haldeydiler, albayım…

Her neyse, özüne gelelim…
Türkiye’yi çekip çevirenler, belli bir sınıf… Bu sınıf, sahip olduğu bu imtiyazını babadan oğula miras, ebed müddet bir hak ve yetki olarak görüyor.
Derin devlet denilen olgu da bu… Bu sınıf, uzun vadede kendisi için tehlikeli gördüğü fikir hareketlerinin fiziki harekete dönüşebileceği kuşkusuyla bu hayali tehlikeyi mahrecinde boğuntuya getirerek yok ediyor…
Aynen İsrail-Amerika ortaklığının Filistin’de sergilediği, Bush ve Olmert organize vampirlikleri gibi…
Derin devlet ve ondan el alan asker-sivil bürokrasi, Ağzı laf yapabilen vatandaşın eline bakıyor. Kadehli ise solcu komünist ve bölücü… Tesbihli ise, tarikatçı, gerici ve bölücü…
Camili-minareli varoşların pis ve yoksul, imamsız müezzinsiz modern mahallerin ise bayındır görmüşlüğü, hukuksuzluktan… Modern ırkçılıktan…
Bu kafanın değişmesi gerek… İmtiyazlı sınıf bu değişime direniyor.
Ergenekon, bu direnişin tahkimcisi mi, yoksa tahripçisi mi olmaya gidiyor...(du)

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 17-01-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
66629782 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net