15-04-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Medyadan Seçmeler arrow Bütünsel tıp, bilimsel tıbbın paradigmasına karşı
Bütünsel tıp, bilimsel tıbbın paradigmasına karşı PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 1
KötüÇok iyi 
Yazar EYLEM YILMAZ* / Taraf - Istanbul - 01.01.2009   
01-01-2009

Bütünsel tıp, bilimsel tıbbın paradigmasına karşı

                          EYLEM YILMAZ* / Taraf - Istanbul - 01.01.2009

Bilimsel tıbba karşı ‘bütünsel (holistik) tıbbın’ iddiası, insanın beden, akıl ve ruhtan oluşan çok boyutulu bir varlık olduğu, tek tek organlara ve sistemlere indirgenemeyeceği ve insanın tüm bu parçaların toplamından daha fazla bir şey olduğudur. Ana teması “hastalığı nasıl tedavi ederiz” değil, “nasıl sağlıklı insanlar yaratırız”dır.

“Her hastalık toplumca yaratılmış bir gerçektir. Bunun anlamının ve uyandırdığı tepkinin bir tarihi vardır. Bu tarihin incelenmesi, bize empoze edilen tıbbi ideolojinin ne denli tutsağı olduğumuzu anlamamızı sağlayacaktır. Hastalık insanları ele geçiren bir şey, onların “yakalandığı” ya da “tutulduğu” bir şey olduğu sürece bu doğal olayın kurbanları durumlarından dolayı sorumlu tutulamazlar.” –Ivan Illich  

2006’da dünya çapında reçeteli ilaç tüketimi 600 milyar doları aşmıştır. Bu büyük rakam, modern tıbbın basit anlamda, “hastalık biyokimyasal bir problem olduğuna göre sağaltım da biyokimyasal bir işlem olmalıdır” önermesine dayanmaktadır. Descartes’tan önce beden ve ruhun bir bütünlük içinde ele alındığı ve insan sağlığının kendi özel sosyal ortamlarında değerlendirildiği bir bakış hakimken, Descartes’ın madde alemiyle ruhlar alemini birbirinden ayıran dualizmi ışığında gelişen modern tıp insan vücudunu ayrı uzmanlık alanlarının konusunu oluşturacak parçalardan oluşan bir makine olarak değerlendirmeye başladı.

DEĞİŞEN BEDEN ALGISI


Bu yaklaşım, modern bilimsel tıbbın kavramsal çerçevesini oluşturan “biyomedikal” modeli yarattı. Hastalık vücuttaki biyolojik mekanizmalardaki bir bozukluğun ifadesi olarak sunuldu ve doktorun görevi bu “bozuk mekanizmayı düzeltmek için fiziksel veya kimyasal olarak müdahale etmek” olarak tanımlandı. Descartes’tan 300 yıl sonra modern tıp hala, George Engels’in de belirttiği gibi insan vücudunu bir “makine”, hastalığı “makinenin bozulması”,doktorun görevini de “bozulan makineyi tamir” olarak değerlendiriyor.

Biyomedikal bilimin araştırma alanı vücut organları ve fonksiyonlarından hücre ve en son molekül düzeyindeki araştırmalara kaydıkça, beden ve ruhu bir arada değerlendirecek bütünlükçü bir sağaltım yaklaşımından uzaklaşıldı. F. Capra’nın psikiyatri alanıyla ilgili şu sözleri, genel olarak modern tıbbın geldiği yeri tanımlamaktadır: “Şifacılar yüzyıllar boyu fiziksel hastalıkları psikolojik yöntemlerle tedavi etmişken, bugünün modern psikiyatristi psikolojik rahatsızlıkları fiziksel yöntemlerle [ilaçla] tedavi ediyor.” Bedeni bilime, ruhu da kiliseye havale eden modern tıp, insan aklını, enerjisini ve iradesini göz ardı etti.

BİR ‘PAZAR’ OLARAK SAĞLIK


Biyomedikal sistemin insan bedeni üzerindeki otoritesi arttıkça, bireyin kendi bedeni üzerindeki etkinliği ve özgürlüğü de azaldı.

Türkiye’de devletin sağlığa ayırdığı bütçenin yüzde 80’ini ilaç harcamaları oluşturuyor. (İlaçta İsraf Raporu, Ankara Ticaret Odası. 03.06.2006) 2003’te 60 dolar, 2004’te 79 dolar olan kişi başına yıllık ilaç tüketimi, 2007 yılında 145 dolara yükseldi. Bu rapora göre ilaç harcamalarının milli gelire oranı bakımından Türkiye tüm dünyada birinci ülke. Gittikçe artan sayıda ilaç tüketiminin yanı sıra gittikçe artan sayıda sağlık personeli toplum sağlığında bir iyileşmenin değil, ancak giderek yayılan hastalığın belirtisi. Türkiye’de toplum sağlığı ironik bir şekilde kişi başına düşen doktor sayısıyla ve daha çok hastane inşasıyla tanımlanıyor, oysa sağlıklı bir toplum daha az doktor ve daha az sağlık harcaması gerektirir.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde sağlık bütçelerinin büyük bir kısmının ayrıldığı ilaç sektörü ve hastanecilik hizmetleri halk sağlığını ancak sınırlı düzeyde etkileyebilir; çünkü hastanelerin işlevi sağlık düzeyini optimum düzeye taşımak ve koruyucu sağlık tedbirleri sağlamak değil, hastalıkların teşhisi ve semptomları ortadan kaldıracak tedavi süreçlerinin izlenmesinden ibarettir. Türkiye şu anda dünyanın 13. büyük ilaç pazarı konumunda ve yakın gelecekte 10. sıraya yükselmesi bekleniyor.Sağlığın bir “pazar” ortamında tanımlanması, en temel insan hakkı olan sağlık hizmetini standart bir mala dönüştürüyor. Bu ürünün değeri de, serbest piyasada parasal olarak belirleniyor.

Ivan Illich’in belirttiği gibi, “paranın olumsuz işlevi, satın alınamayan mal ve hizmetlerin uğradığı değer kaybının göstergesi olmasıdır.” Dolayısıyla hava, su, toprak, güneş yani doğada (henüz) sınırsız, insan sağlığı açısından yaşamsal değerde ve (henüz) bedava bulunan unsurların sağlık sektörü açısından herhangi bir parasal karşılığının bulunmaması, bunların insan sağlığı açısından değerini ve tıp oligarşisinin bunlara yaptığı vurguyu azaltmaktadır.

Günümüz modern tıp sektörü acil tıptan cerrahiye, diş hekimliğinden psikiyatriye kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Biyomedikal tıbbın gözardı edilemeyecek büyük başarıları olduğu tartışılmaz; ancak bu başarıların sağladığı bireysel faydalardan kitlesel düzeyde yararlanılamamakta, daha geniş ve kitleleri eğitici ve koruyucu bir sağlık yaklaşımına ihtiyaç duyulmaktadır. Öncelikli olan, sağlık ve hastalık konusundaki yaklaşımlarımızı değiştirmek; daha fazla sağlığın daha çok tıbbi müdahaleyle değil, daha sağlıklı bir çevre, daha kontrollü bir nüfus artışı ve kentleşme, daha sağlıklı bir yaşam tarzı, daha fazla barış ve iç huzuru ve daha pozitif bir yaşam algısıyla kazanılabileceğidir. Bütünsel (holistik) tıbbın iddiası, insanın beden, akıl ve ruhtan oluşan çok boyutulu bir varlık olduğu, tek tek organlara ve sistemlere indirgenemeyeceği ve insanın tüm bu parçaların toplamından daha fazla bir şey olduğudur. Bütünsel tıp insanların birbirleriyle ve çevreleriyle ilişkilerinin, yaşayış tarzlarının, ruhsal durumlarınının genel sağlıkları üzerindeki belirleyiciliğine vurgu yapar.

SAĞLIKTA PARADİGMA SAVAŞI


Hastalık, tüm bu unsurlardaki dengesizlikten kaynaklanır. İnsan, kendi içinde bu dengesizliği yenebilecek potansiyele sahiptir. İyileştirme rolünü üstlenen kişinin öncelikli görevi, insanın içindeki bu iyileşme yeteneğini canlandırmaktır. Bu görev, herhangi bir dışsal müdahaleden (cerrahi veya ilaç tedavisi) önce “bilinç” le başarılır. Bu bilinç de eğitimle sağlanır. Bu açıdan doktorun öncelikli görevi “müdahale etmek” değil, “eğitmektir”. İnsana kendi sağlığının kontrolü devredilir. Yani insan sağlığının sorumluluğu doktordan önce, kişinin kendisine aittir.

Bu yönleriyle bütünsel tıp, sağlık anlayışımızda bir devrimdir. Beden ve ruhu birbirinden ayıran biyomedikal dogmanın aşılarak, insanın parçalara ayrılmadan bütün varlığıyla ele alınmasıdır. Bireyleri, sağlık örgütlerini ve sivil toplumu sağlığın korunması konusunda sorumluluk almaya çağırmaktır. Doğaya hükmetmek değil, onunla uyum içinde yaşamaktır. Ana teması “hastalığı nasıl tedavi ederiz” değil, “nasıl sağlıklı insanlar yaratırız”dır. ütünsel tıp insanlara o anki acılarını dindirecek geçici çözümler üretmek ve uygulamak yerine kalıcı hayat tarzı değişiklikleri önerir ve öğretir.

GSMH’nin ne kadarının askeri harcamalara, ne kadarının koruyucu sağlık hizmetlerine harcanacağı kararı siyasi bir tercih, bu yönüyle de hepimizi ilgilendiren bir karardır. Ülkemiz sağlık sisteminin “ulusal çıkarlar ve hedefler” sıralamasındaki yeri sadece sağlık profesyonellerinin değil, tüm halkın ortak derdi olmalıdır. Klasik güvenlik ve tehdit algılamalarının bir adım ötesine geçilip sağlık sisteminin bizatihi kendisinin en önemli “iç düşman” olduğu anlaşılırsa, sağlığa bütünsel yaklaşımlara biraz daha öncelik verilebilir.

* Doğal Tedavi ve Kaplıca Kür Merkezi Yöneticisi /


Not: alıntı:


Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
66496998 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net