26-02-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow TÜRK EĞİTİMİNDE İMAM HATİP OKULLARI
TÜRK EĞİTİMİNDE İMAM HATİP OKULLARI PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 6
KötüÇok iyi 
Yazar Ercan Arslaner (*)   
28-12-2008
TÜRK EĞİTİMİNDE İMAM HATİP OKULLARI

Ercan Arslaner (*)                                                         


Tevfik İleri’nin kendisi bir mühendis olmalıydı. DP zamanında daha çok Eğitim ve Nafia Vekillikleri yaptı. Zamanlarında iki önemli eğitim hareketi Köy Enstitülerinin kapanması ve İmam Hatip Okullarının açılmasıydı.

DP iktidarının milli iradeye rağmen yıkılmasında Köy Enstitülerinin kaldırılması türünden hareketlerin etkisi var mıdır? 27 Mayıstan sonra iktidara gelenler bu okulları isteselerdi açabilirlerdi. Bu okulları açmak yerine hiçbir değişiklik bile yapamadılar. Anlaşılan eğitimi düzeltmek ihtilal yapmaktan kolay değildi. Gençliği meslek eğitimi ve yüksek tahsille hayata atılan insanlarımızın varlığı bir ihtilale izin vermeyebilirdi. Problem sistemin kurulmasındaydı.


Bu sistem yeniliği, öğrencinin yeteneğinin tanınarak geleceğinin meslek okulu veya yüksek tahsille belirlenmesiyle olabilirdi. Bunun için öğrencide değil, öğretmende yeterlik olmalıydı. Sistem uzun yıllardır Almanya’da uygulanmaktadır. Bu uygulamanın en dikkate değer yönü sistemdeki demokratiklik, her türlü zekânın değerlendirilmesi ve herkese meslek kazandırılmasıdır. Konulara ideolojik bakışlar yapmak yerine kas ve kafa birlikte çalışarak ortaya ürün ve eser konmalıydı.


Benim bakış açım konunun siyasi değil, eğitsel yönüne olacaktır. Köy Enstitüleri köylerimizin öğretmenlik, dülgerlik veya rençberlik ihtiyacını karşılayacak idiyse, bu meslek alanlarına ihtiyaç olduğu bir gerçekti. İşin çok acı yönü bu okul çalışmalarının halkımız üzerine yansıma derecesiydi.


Ayrıca onların kültürel açılımları herhalde Lise yerine geçemiyordu ki Öğretmen Liseleri açılıncaya kadar Köy Enstitüleri bir yana Öğretmen Okul mezunları da Lise mezunu sayılmıyordu. (1Kısaca Alm sistemi)  İşin komik yanı lise ve dengi okullarda öğretmenlik yapan Eğitim Enstitüsünden branş öğretmenleri üniversiteye gitmek için Lise diploması almak zorundaydı. Bu gülünç durum gösteriyordu ki bizdeki eğitim yapısı uzun zamandır çalkantılar (depresyon değil) yaşıyordu. Köy Enstitülerinin toplumumuza vermesi gereken yetenek gelişiminin amacı doğru tespit edilmeli ve sistem buna göre kurulmalıydı. Köy Enstitüsünden mezun şahıslar daha sonraki hayatlarında mesleklerinin zanaat yönünü genellikle terk ettiler, kısacası amaçlarına uygun yetiştirilmeleri endüstri ve tarım alanında gerektiği gibi görülmedi. Tarım ve endüstri makine yapımı ile ilerleyecekken ülkemizde fabrikalar değil, 27 Mayıslar görüldü. Köylerimiz yabani meyvelerle dolu olmasına rağmen bu alanda Köy Enstitileri yoluyla bir seferberlik yapılmadı. Hâlbuki hem yabani meyveleri aşılamak hem de yenileri ile oksijen ve su varlığını artırmak büyük önem taşıyordu. Anadolu’da nisan ayları gelince köylünün hayvana vereceği samanı bile kalmazdı. Meyvelerden hayvan yemi yapılsa da onu insanlar bulamayınca insanlar da bulamayacaktı.


Tekrar vurgulamak gerekir ki eğitim ve öğretim kendi temel esaslarına uygun gelişmeliydi. Bu gelişmenin metodik esası “Hikmet müminin yitiğidir; onu nerede bulsa alır. Hz. Muhammed ” sözleriyle ilan edilmişken ülkemizde bilime hiçbir yaklaşım görülmedi. Bizde her nedense Decroli, Piaget, Rousseau’lar bilinirdi ama kendi dünyamız pekiyi tanınmazdı. Hâlbuki en mantıki tarif ve yapısıyla en doğru ve genel eğitim yapısını açıklayan Osmanlı Eğitim Nazırı Emrullah Efendi olmuştu. Bununla  “Piaget’lerden uzaklaşalım.” Demiyorum. Öğrencisi Hans Aebli’nin yazdığı “Grundlehre des Lehrens und Lernens=Öğrenme ve Öğretmenin Temel İlkeleri” adlı çok önemli eseri elimdedir. Dünyanın ortasındaki medeniyetler beşiğine yerleşen Türkiye özellikle eğitimde ileriliği ile daima uygarlığın merkezi olmalıydı. Keşke özellikle zamanımızda her ezandan sonra müezzinler “Unutmayın kurtuluş okulda, bilimdedir! “diye de bağırsalar. BÖYLECE MÜSLÜMANLAR Allah’a yaklaşmanın bilimle olacağını bilseler o zaman dünyada bir bilim ahlakı olduğu bilinecektir.”Müslümanların bilgilisi, Hristiyanların cahilleri dindar olur. “gerçeği aslında yaşanarak yahut bu bilim ahlakı ile bilinir. Okul, böyle bir davranış düzeninin başlangıcı olacaktır sadece.


Bugünlerde vatandaşı her yönüyle bıktıran bir eğitim yumağına battığımız yetmiyormuş gibi İHL’ler yeni bir çile ile karşılaştı.”Çile” deyince hemen akla bir yandan Türk halkı gelir. Bu arada şu kalıbını bulamayan eğitim içinde  -şimdiye kadar nasibini alamamış gibi- İHL’ler de sürekli günlük değiştirmelerle karşılaştı.1970’lere doğru bu okulun meslek derslerinden bir kısmı iptal edilir.


Geçen yıllardaysa.”Meslek Okulu” kavramı yüzünden hangi acı olayları yaşadığımızı biliriz. O zamanlar Ankara’nın önemli meslek liselerinden birinde iş atölyeleri kapanmıştı. Güya Ecevit iktidarı bir köy enstitüsü heveslisi olduğu halde liselerdeki ezbercilik eğitimine yönelmişti. Dünyadaki diğer okullar meslek eğitimi ile gençlerine iş, ekmek vermek isterken bizde durum tam tersine idi. Eğitim bakanlığını yönlendirenler ne yapacaklarını bilmedikleri gibi İHL’lere de belki niçin karşı olduklarını bilmiyorlardı. Belki de bir yerlerden aldıkları emri uyguluyorlardı. İHL’yi kapatmak isteyenlerin gerekçesi oldukça mesnetsizdir. Bu okulların çeşidi çok fazla imiş. Sebep buymuş. O zaman düz bölümlerini kaldırırsınız. Galiba bu bakanlık da emri kendi dışında bir yerlerden almış olmalıdır. Her taraf gül gülistan mı olmuştur da sıra İHL ANADOLU LİSELERİNİN iptaline gelmiştir? Son yıllarda. AÇILAN Sosyal Bilgiler Liseleri mi bu fazlalığı mı getirmiştir? Fikri büyük ve uzayları kuşatması gereken bir yetkili bu okullar arasında dostça bir rekabet ortamı açar ve onların birlikte yükselmesini isterdi. Bu geri kafa yalnız bize değil, bütün dünyaya ve geleceğimize zarar verir.
           
Dün gibi bir zamanda dünyada çok şeyler değişti. Almanya’lar bir oldu ve ortaya tek Avrupa çıktı. Beyefendiler biz nerelerdeyiz? Yıllardır birlikte olduğumuz insanlarla aramıza mayın tarlaları dökmüş ve Suriye’yi de Fransızların gümrüksüz pazarı yapmışız. Oysa başta yazı ve alfabe olmak üzere dünyanın üçte ikisi ile birliğimz varmış. Akıl ve fikir,  kardeşlik temelleri ile büyümemizi isterken bir yerlere kapanmış, bir yerlere açılmışsak da bu batılılar bizi halen istemiyorlar. Yüce bir milletin MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI şimdi kalkıp darbesiz kalmamış İmam Hatip Okullarına bir darbe daha vurmak istiyor. İnsanlarımız Japonca, Çince; Hintçe öğrenmek istiyorsa yetkililerimiz buna sadece yardımcı olmalıdır.
Oysa en ileri düzeyleriyle İHL milletimizin tarihi yapısına ve ihtiyaçlarına uygundur.Yahya Kemal Beyatlı “Kökü mazide olan atiyim..” sözleriyle  bir bakıma tüm okullarımız için genel varlık ve yön kuralını koymuştur.İHL.deki  Kuran ve Osmanlıca  öğretimi her yönüyle geçmiş,şimdiki,gelecek  zamanlar dışında fizik  ötesine yöneliktir.
           
Şiirleriyle Mehmet Akif gibi Yahya Kemal de Türk Edebiyatına sarsılmaz bir öğe olmuştur. Türk dilini belki tamamen değiştirmek isteyenlere “Çıkmaz yoldasınız.” diyen Beyatlı şu tarihi sözleri de söylemek zorunda kaldı:”Ben bir dil bilgini değildim ama benim vehmim sizin ilminizi yendi.” İsterseniz biz de şu sonuca varalım: Dünya birleşmelerle huzur bulmaya, büyümeye çalışırken Türkiye de muhakkak okullarına  gerekli özgürlüğü verecek  ve bizde de bir gün doğru eğitim kuralları egemen olacaktır. Milletler eğitimde krallıkla değil, özgür eğitimlerle yükselir.
               
Bugün imparatorluktan arta kalan Balkan, Doğu Rumeli, Kafkasya gibi ülkeler yıllarca elimizde olduğu halde onlarla hiçbir kültürel bağımız kalmamıştır. Onlar da yıllarca Osmanlıca okudu ve yazdıysa aramızdaki tarihi bağları canlandırmak kimsenin zararına olmayacaktı. Bu ise elbette en doğru İHL öğretimini yapmakla olurdu. Herhalde Türk kültürü Bulgaristan’da bile uzun zaman yaşamış olacak ki Malatya’nın Yeşilyurt kazasında müftülük yapan Osman Bey oradaki bilgisiyle göreve atanır. Çok daha önce gelenler ise Rumeli’ye döndüklerinde atalarının mezar taşlarını bile okuyamamış, hangi mezarlarda yattıklarını anlayamamışlardır.


1900’lerden sonraki savaş yıllarından beri Türk eğitimi maalesef gelişirken değişmeyen bir sistem bulamadı.


Bu okulları kapatmak mı, milletin talepleri doğrultusunda geliştirmek mi gerekir? Bir yerde taşlar bağlanır ve gayrileri serbest kalırsa bunun kötü sonuç vermeyeceği düşünülmemeli. Bir okula gelince üç defa SBS, OKS yine SBS değiştirmeleri yapılır; Yök başkanı giderayak “Yüksek öğretimin problemlerini çözün!” der. SAYIN BAŞKAN GÖREVDE KALDIĞI DÖRT YIL İÇİNDE ACABA NE İLE UĞRAŞMIŞTIR. Böyle konuşmak büyük bir sorumsuzluktur. Fakat iş İHL’ye gelince bu okulun kapatılması istenir. Zaten bu okulların yıllardır bir puan meselesi vardır ve her istediği okula gidemez, istediği branşta yüksek tahsil yapamaz. Sayın bakandan özgürlükçü bir parti mensubu olarak çok kıymetli yavrularımızın önündeki setleri kaldırması beklenirdi. ABD’de görev yapan Prof. Hurşit Ahmet’in “Eğitim, barış zamanında savaştaki gibi çalışmaktır.” Sözünü önder tanıyanlar herhalde kimsenin işini kimseye bırakmasını, asalak olmasını istemeyecektir. Bu ülkenin fazilet temelleri üzerinde özgürce çalışmağa ihtiyacı vardır. Bir zamanlar dünyaya adalet dağıtan Hz Ebubekr ve Hz Ömer gibi insanlar kendiişlerini yapmayı kimseye emretmezlerdi.


Milli Eğitim Bakanlığında yıllardır çalışan bir eğitim akademisi vardır. Onun varlık sebebini anlayan ve anlatan kimse olmadı.


Tevfik İleri’nin değerli hatırasından günümüze İHL’lere vurulan darbeler mi kalacaktı? Dünyanın en çileli okul modeli İHL’lerdir. Her zaman zafer sabredenlerin, gayretlilerin ve barışta savaştaki gibi çalışanların(Prof. Hurşit Ahmet) olacaktır. Belki idealistler günün birinde Osmanlıca bir GAZETE çıkarırlar. Hemen aklınıza bu gazete ile yükseleceğimiz mi gelir. Elbette hayır… Yükselmek ancak fazilet ufuklarına açılarak olur.  
  
NOT: Bugünkü haberlere göre MEB İHL Anadolu Liselerini kapatmaktan vazgeçmiştir. Milletimiz bu okullara olan borcunu onların önündeki bütün engelleri kaldırarak ödeyebilir.


(*)Hannover Eğitim Eski Ateşemiz
    Türk Edebiyatı ve Almanca Öğretmeni

Yorum
Nefis bİr yazı
Yazar bilal sürgeç açık 2008-12-30 20:53:00
Bu yazıyı saklamak lazım. Eğitim meselemizi çok iyi özetlemiş. 
 
Köy Enstitüleri Batılıların tavsiyeleri doğru ortaya çıkmıştır.İstiklal Harbinden sonra Türkiye nasıl kalkınır sorusuna cevap aranırken,Batılı danışmanlar getirilmiş.Onlar şu görüşü ileri sürmüş sizin nüfunuzun % 80'ni köylerde yaşıyor kalkınmayı köylerden başlatın.Önce askerlik yapan köy çocukları eğitimden geçirilmiş,okuma yazma ve bazı pratik bilgiler verilmiş "eğitmen" adı ile köylere tayin edilmiş olumlu sonuçları görülünce Köy Enstitüleri kurulmuştur. Burada devreye ideoloji girmiştir.Eğitimenlerle Alman yanlısı politika takip edilmiş Almanya İkinci Dünya savaşında gerileyince Marksit bir anlayış okullara hakim olmuştur. Türk ABD ilişkileri güçlenince de bu okullar kapatılmıştır. 
 
İmam Hatip okulları yerlidir. Halkın kendisi kurmuştur. 
 
Sayın yazarı verdiği bilgilerden dolayı kutluyorum bu konuda daha fazla bilgi istirham ediyorum
Re:İmam Hatipler
Yazar girisim açık 2008-12-31 11:04:54
İki Dünya savaşının kesin galibi olarak Amerika( aslında İngiltere), işgal ettiği Almanya’yı sanayileştirirken, Türkiye’yi askeri bir ülke halinde tutmayı tercih etti. Almanlar sanayileşerek Rusların Avrupa’da yayılmasını önlerken bu işi askeri alanda Türkler gerçekleştirecek ve Böylece Rusların Akdeniz’e inmesinin, Bütün Avrupa’yı avucunun içine alarak İngiltere’nin hayat damarlarını kesmesi önlenecekti. Tablodaki bu büyük resmi görüyorsanız, Almanya’da teknolojiye ön plana çıkartan eğitim sisteminin doğrularını da görürsünüz. Türklere ise savaşta verilen görevi bihakkın yerine getirmek üzere lazım olacak şey iman idi. Bunu teknik okullarla değil ancak imam hatip liseleriyle yapabilirlerdi. Şimdi bu açıdan bakarak resmi tamamlayabilirsiniz. Tabii onların bu amaçları daha farklı meyvelere dönüşmüş olabilir. Zaten Almanya’da Rus ilerlemesini engelledi ama şimdi her fırsatta kafa çıkartıp ‘ben buradayım’ demiyor mu? İngiltere için her fırsatta tehdit olduğunu hissettirmiyor mu? 
Ben Ercan Bey gibi değerli bir araştırmacı ve Malatya ekolünden gelme bir eğitmenin İmam Hatip okullarına gereğinden fazla önem arz etmesini anlayamadım. Müslümanlıkta ilahiyat, ancak uzmanlık alanı olarak seçilirse, yani bir meslek olarak değer ifade edebilir. Ülkemizde bu kadar ilahiyatçıya ihtiyacı var mıdır? Yoksa niçin her müslümanın öğrenmesi gereken bilgiler ayrı bir okulda öğretilmiş olsun? Altın bilezik kazanmak için geçmesi gereken yıllar böyle bir alanda harcansın? Matematik, mantık, fizik, coğrafya, tarih, edebiyat öğrenince Müslümanlık olmuyor mu? Müslümanlık ahlak ve ilahiyattan mı ibaret? Niçin böyle bir ayırım yapıyoruz. Bu ayrımın vahametini aydınlarımız nasıl fark etmiyor? 
Raci D. 
Raci Bey'e
Yazar bilal sürgeç açık 2009-01-01 16:17:19
Raci Bey'in üsteki yazısı bayağı ilginç.Amerika(İngiltere) nin bu planını ilk kez duyuyorum; ancak garipsemiyorum. Amerika Birinci Dünya Savaşı sonunda gelişen Alman Sanayisinin ürettiği mamaüllerin en önemli müşterisiymiş. 
 
AncakMatematik,Fizik vs eğitimini de alsan dini eğitim almak lazım.Bir ara Yahudi iş adamı İshak Alaton'a Yahudilerin başarılı olma nedeni sorulmuştu o bu milletin çok eğitimli olduğunu söylemişti geçen gün Samanyolun'da Ayna Proğramında Amerika'da yahudi çocukları fen, matematik derslerine başlamadan önce dört saat yahudiliğin teolojik eğitimini alıyorlardı.Başarıyı burada aramak lazım.
Yazar dedemin mesleği açık 2009-01-01 22:45:00
Yukardaki yazıya ilgi göteren beyefendilere çok teşekkürler.Bu işler şu veya bu ülkenin yönetimindeydi diyenlere bir ayet mealini hatrlatırım:Kendilerine ne yaptıkları sorulan zayıflara onlar suçu kuvvetlilere atarak onlar bize suç işlettiler,diyecektir.Fakat bunun hiçbir faydası yoktur.Bunu "Şu yaptı,bu yaptı. dmek insana hiçbir fayda getişrmez. Her işini insan kendis yapmak zorundadır.Yalnız İHL'lerin yerliliği değil,bizm yüzyıllarca taşıdığımız üstün değerleri ortaya koyması. önemlidir. Bildiğim bir şey varsa onlar da maçlatrına ulaşamamaıştır. Almanyada lise öğrencisi biri antik olarak (Yunanca,Latince) gibi lisanlar yanında iki adet yabancı dil daha öğrtenmektedir.Bideki fırtınalar içinde ise öğrencilerin ne zamanları ne de öğrendikleri kontrol edilememektedir.Sonuç:Ülkemizin trilyonlarca lirası bu denetimsizlik içinde heba olup gitmektedir..Bilal Bey yazımın genişletilmesini istemişler. Ben bu ilk yazıda ortaya attığım her düşünce veya olayı daha genişletmek isterim aslında. Tabii mümkün şartlar içinde. Elbette bir yazının da amacı var o da anlaşılmaktır. Selam Ercan 
Allah Tevfik İLERİ'ye Rahmet etsin
Yazar Sanih açık 2009-05-12 23:25:22
1-Bir azizemiz olmayacak mı?  
 
http://www.habervaktim.com/yazaroku.php?id=14033 
 
2-Kindar “mağdure”! 
 
http://www.habervaktim.com/yazar/14059/kindar_magdure.html
Konuyla ilgili önemli bir hatıra...
Yazar Melitenli açık 2009-05-14 21:09:13
Menderes’in göz yaşları  
Faruk Çakır - Yeni Asya 2009-05-14  
 
Geçtiğimiz aylarda bir vesile ile bir araya gelen “İlk İmam Hatip Lisesi mezunları” önemli hatıraların gün yüzüne çıkmasına sebep oldular. İlk mezunlardan konuşma yapanların hemen hemen hepsi, o dönemde bu okulların açılması için büyük emekleri geçen dönemin Başbakanı Adnan Menderes ve Millî Eğitim Bakanı Tevfik İleri’yi rahmetle yadetmişler.  
 
İmam hatip liselerinin ilk mezunlardan olan Prof. Dr. Cevat Akşit’in hatırası, hem bir dönemi anlatması bakımından, hem de bu günlere nasıl gelindiğini gözler önüne sermesi bakımından da dikkat çekici. Hatırayı özetleyerek sunmak istiyorum:  
 
“Yüksek İslâm Enstitüsü açılma çalışmalarının yapıldığı günlerle ilgili bir hatıramı anlatmak istiyorum. Bazı gerçekler bilinsin diye anlatıyorum bunları. Hiç yorum yapmıyorum. Yorumu tarihçilere bırakıyorum. Benim amcam Demokrat Parti Grup Başkan Vekiliydi. Yüksek İslâm Enstitüsü’nün açılması için Türkiye genelinden bütün dernek üyeleri Ankara’da toplanıp girişimlerde bulunmak istedik. İstanbul’dan da İhsan Bey ve beni aldılar. İhsan Bey meşhur vaiz. Beni de amcam grup başkan vekili olduğu için Adnan Menderes’ten randevu almamız kolay olur diye seçtiler. Hakikaten amcama söyledim, randevuyu aldı. O zaman 1957 yılıydı. İhtilâlin ayak sesleri duyuluyor. Çok sıkıntılı bir dönemden geçiliyordu. Adnan Menderes hiçbir heyeti kabul etmiyordu. Durumu çok sıkışıktı. Amcama ‘İmam Hatip Okuluna hayır diyemem’ demiş. ‘Ama gece gelsinler. Toplu girmesinler, ayrı ayrı kapılardan girsinler. Ben tembih edeceğim. Kapıdan birer ikişer alacaklar’ demiş.  
 
“Akşam saat 10’dan sonra başbakanlığa geldik. Menderes’in tarif ettiği gibi ayrı ayrı kapılardan birer ikişer içeriye aldılar. Bakanlar kurulu toplantı salonunda uzun bir masa vardı. Baktım, Menderes için masanın baş tarafında bir yer ayrılmış. Ben de onu iyi göreyim diye tam karşısına gelecek şekilde oturdum.  
 
“Gittiğimiz grupta tam ters partiden adamlar da vardı ve giderken Menderes’in aleyhinden bile konuştular. ‘Bizi rey için kabul ediyor’ diyenler bile oldu. Adnan Menderes geldi ve özel personele ‘siz çıkın oğlum’ dedi. Anahtarı aldı ve kapıyı içerden kilitledi. Herkes ayağa kalktı. Nazik bir şekilde ‘Oturun oturun’ dedi. Sözcümüz ayağa kalktı ve niye geldiğimizi anlatmak için birkaç kelime söyledi. Menderes kibar bir şekilde ‘oturun oturun’ dedi ve konuşmaya başladı. Öyle bir konuştu ki hâlâ unutamıyorum.  
 
“– Bu memlekette iman, ahlâk, İslâm olmazsa biz ayakta duramayız. Bizim milletimizin mayası ahlâktır, imandır, İslâmdır. Eğer biz bugün ayaktaysak, ak sakallı bir dedenin kucağında büyüdüğümüz için ayaktayız. Eğitim-öğretim sahasında din konusuna önem veremiyoruz. Bunu laikliğe aykırı sayıyorlar. Arkadaşlarım beni yalnız bırakıyorlar” dedi ve ağlamaya başladı. Tabi bu kadar basit değil, çok güzel konuştu. Bu arada üniversitelerdeki masonik, solcu faaliyetlerden ayrıntılarıyla bahsetti.  
 
“– Yalnızım, benim müsteşarım bile meşrıkı a’zam (Mason/FÇ). Burnumun dibine bile böyle adamlar koydular. Yalnızım, ama hayatım pahasına bile olsa İmam Hatip okullarının yüksek kısmını açacağım” dedi. Bir taraftan da sürekli ağlıyordu. O bizimle gelen ters düşüncedeki arkadaşlar bile ağlıyorlardı. Hem ağladı hem de hepimizi ağlattı.  
 
“O sene Yüksek İslâm Enstitüsü’nü açamadı. Yalnızım diyordu ya, bakanları bile karşı çıktı açamadı. Başbakana rağmen açtırmadılar. Ertesi sene Millî Eğitim Bakanını görevden aldı, devlet bakanı yaptı. Rahmetli Tevfik İleri’yi vekâleten Millî Eğitim Bakanlığına getirdi ve o yıl açmak nasip oldu. Allah hepsine rahmet eylesin.” (Altınoluk dergisi, Kasım 200ff8)  
 
Bu hatıra aslında sadece bir ‘hatıra’ olarak görülmemeli. Hatıra, kimlerin gerçekten ‘İslâm kahramanı’ olduğunu da göstermesi bakımından dikkat çekici. Bakanlarının ve müsteşarların bile karşı çıkmasına rağmen ‘bedel ödemeyi’ göze alan bir tavır. Türkiye’yi ‘idare edenlere’ örnek olması temennisiyle... 
 
 
İmam-hatipliler de artık eşit vatandaş
Yazar Melitenli açık 2009-10-06 06:02:17
 
http://taraf.com.tr/haber/38130.htm

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 25-01-2009 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
64848268 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net