15-04-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa
VİKAYE - TAKVA PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 16
KötüÇok iyi 
Yazar Bayram Karaçor   
17-11-2005
Image

Bayram KARAÇOR


   İttika, vikaye ve takva aynı anlamları taşıyan kelimelerdir. İttika, vikayeyi kabul etmektedir. Bu kabûlün muhatabı ise, mutekkidir. Vikaye ise, kişinin elem ve ızdırap verecek şeylerden kendini koruması ve sakındırmasıdır. Bu korumaya yönelik her türlü emniyet tedbirlerini almasıdır. Takva, kuvvetli birinin koruması altına girmektir. Bu herhangi bir malın yed-i emine verilmesi gibi basit bir olay değildir. Kişiyi mümin yapan ve onu cennete götürecek olan imanın koruma altına alınmasıdır. Bunu koruyacak kuvvetli varlık ise, ancak Allah'tır. İmanın başka bir koruyucusu yoktur. Mümin olan kişinin nefsi emniyet altındadır. Nefsi, her türlü zararlı fiil ve sözlerden koruyacak imandır. Bu dört kavramın anlamları tamamen olumludur. Müslümanın malıdırlar. İttika, vikaye, takva, iman, müslümana özgüdür. Bir kafire takvalıdır, imanlıdır denilemez. Çünkü emniyeti yoktur, kendisini cehenneme götürecek yollar üzerindedir. Oysa mümin kendisini Allah'ın korumasına bırakmıştır.

İslam'ı yaşamak isteyen herkes vikayeden giderek, Allah'ın emirlerine uyarak ve resulleri de kendisine örnek alarak takvaya ulaşabilir. Takva, belirli kişi ve zümrelere özgü değildir. Bunun için, şirkten sakınmalı, günahlardan ve şüpheli şeylerden kaçmalı ve çaba göstermelidir. Resuller hariç, günahsız kişi olamaz. Müminin gücü ölçüsünde günahlardan kaçmaya çalışması takvadır ' Razı olarak isteyerek günaha yaklaşmak takva değildir. Farzlar kesinlikle yerine getirilmelidir. Bundan başka kişinin; aklını, malını, canını ailesini ve bütünüyle dinini korumaya çalışması takvadır. Bu çalışmayla kişi, aklını gereksizce yoracak, ona elem ve ızdırap verecek, canını, malını tehlikeye düşürecek olaylardan uzaklaşmış olacaktır.
   Dinini korumanın yolu, -akıl, mal, can da dahil' onu kaynağından öğrenmektir. Bilgisini, vahiyden almalıdır ki, kendisine öğretilmek istenen yanlış ve zararlı bilgilerden kaçınabilsin. Neyin şirk, neyin iman olduğu ancak Kur'an'dan öğrenilebilir. Demek ki kişinin dinini Kur'an'dan öğrenmeye çalışması, takvadır. Kur'an dışı kişi ve kaynaklardan öğrenmesi takva değildir. Böyle birisi bütün ömrünü namaz ve oruçla da geçirse, takvalıdır denilemez. Çünki, bilginin kaynağına ulaşıp ona sahip olmuş ve koruyabilmiş değildir. Onun koruduğu yanlışlardır.

   Yanlışlara sahiplenmek ise ancak itikat olur, şirkten uzaklaştıran vikaye ise imandır. Aklını temizleyip tevhide ulaşmış kişinin davranışlarını da pisliklerden koruması gerekir. Büyük-küçük günahlardan ve şüphelilerden kaçınmalıdır. Farzlarını terk etmemelidir.

   Allah'ın kendisine lütfettiği malı korumalıdır. Korumak, onu saklayıp-yığmakla eş anlamlı değildir. Onu beyinsizlere, düşmana kaptırmamalı, ilişkide bulunduğu ortak, işçi, aile bireyleri gibi herkesin hakkını vermelidir. Alırken, satarken tartıya dikkat etmelidir. Senetleşmelidir. Dürüst olup, sözünde durmalıdır. Noksan tartan, başkasının hakkını gasbeden, yalan söyleyen ve adaleti korumayan kişi neticede, elem ve ızdıraba düşeceğinden bütün emniyet kurallarını çiğnemiş olacaktır ve imanı törpülenecektir.

   Allah'ın kendisine maldan da önemli olmak üzere bağışladığı aklını, O'nun emrettiği ölçüler içinde kullanmalıdır. Zararlı ve gereksiz bilgi ve düşüncelerle onu yıpratmamalıdır. Tüm zamanını yalnız kadın veya para düşünerek geçirmek akla zarar vermez mi? Aklını kullanmayıp, başkalarının yalan-yanlış her söylediklerini araştırmasız kabullenmek, ölünün yıkayıcısına teslim olduğu gibi teslim olmak aklı korumak değildir. Onu çalıştırmamak, paslanmaya bırakmaktır. Pası korumak takva değildir.

   Müminin canını koruması da takvadır. Sürekli uykusuz kalmak, sürekli evlenmemek, vücudu haramlara alıştırmak, intihar gibi fiiller kötülüğü korumaktır. Takva, iyi ve temiz olanı barındırmaktır. İntihar takva sayılmazken müminin kendi yurdunu korurken ateş hattına atılması takvanın yüce noktasıdır.

   Mümin, çeşitli durum ve olaylara göre özelliklerini koruyabilen insandır. Yerine göre öfkesini, bazen kederini, bazen sıkılmış yumruklarını bazen de neşesini korumasını bilmelidir. Bir kardeşinin zaferinden dolayı sevincini, zararından dolayı kederini gösterebilmelidir. Kafirin, mümine saldırması halinde öfke ve yumruk gösterisi takvanın gereğidir. Ticaretin zorluklarını faizli kredi ile atlatmak, nikahsız ilişkilerde bulunmak, gibi çok çeşitli günahlarla haşır-neşir olmak, ahirette hesabı çetinleştirir.

   Takva; dikenli yolda, dikenlere basmadan yürüyebilmeyi becermektir. Allah, nefsinde daima iyi özellikleri salkıyan kişinin imanını korusun.

Kriter, Temmuz 1984, 45. sayıdan

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
66501752 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net