26-02-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow KENDİMİZİ TARTIŞMAK
KENDİMİZİ TARTIŞMAK PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 8
KötüÇok iyi 
Yazar M. Selami ÇEKMEGİL   
06-12-2008
1995 YILINDA DEMİŞTİK Kİ!.. 
                               
                                   M. Selami ÇEKMEGİL
            Dolar ve faiz neredeyse yeniden oyununu oynamaya yöneldi; yakınıyoruz. İstihdam açığı en kibar tahminle on milyonu çoktan aştı, yakınıyoruz. İstihdam, üretim ve ticaret gibi helal geçim yollarımız küçük atölyelerimiz, işyerlerimiz, bürolarımız, yasaların yüklediği mali ve bürokratik yükümlülükler sebebiyle, şevksizlikle kapanıyor, işçi çıkarıyor, yakınıyoruz. Yolsuzluk, hırsızlık, vicdansızlık olaylarının boyutu devamlı vicdanları meşgul ediyor, çözümsüzleşiyor, yakınıyoruz.. ve biz hala toplum olarak, aç kaldığı için bir ekmek
çalanla uğraşıyor, onları cezalandırmak için, onca bütçe açığının sebebi kamu harcamalarını devamlı artırıyoruz. Sorunlar büyüyor, çözümsüzleşiyor ve biz hala yaralarımızın gerçek sebebi bünyesel bozuklukları teşhis ederek illetin nedenini aramıyor, bünyesel tedaviye yönelmiyor, yaranın kabuğuyla uğraşıyoruz.

            Devleti yönetenlerin hiç bitmeyen ve her gün bir yenisi daha ortaya çıkan toplumsal problemler için ilk akıllarına gelen önlem, hemen bir yasa çıkararak topluma bir dizgin daha vurmak oluyor. Oysa ki her yeni yasa, genel müşahademiz odur ki, bugüne kadar sorunları çözmüyor; yeni sorunlara yol açıyor, yeni sıkıntılar oluşturuyor. Halbuki işe tam tersinden bakanlar da var. Mesela filozof Lao Tse şöyle söylemiş: “ ne kadar çok yasa varsa o kadar çok hırsız vardır.” Bunun bir başka söylenişi hukukçu Tacitus’un ağzında şu biçimdedir: “devlet bozuldukça kanunlar artar.”

            İNSANLAR TABİİ YASALARA MUHTAÇ
            Tabi bunlar hikmetli ifadeler; dengeli anlamlarını yakalamak lazım. Hayatı yöneten aslında kanunlardır; hem de ilmin , iz’anın(anlamanın) , aklın ve basiretin gereği ve eseri olan kanunlar... İlmin ve doğanın kanunlarını kim bozabilir? Biz o tabii yasalara muhtacız...

            Yasaların böyle çoğalması yasa enflasyonuna yol açıp hukuk anarşisinin sebebi de oluyor. Yıllar önce, eski hukukçu politikacılardan (ki onların en zayıfı, şimdikilerin en güçlüsünden daha vasıflı gözüküyor artık) Talat Asal, Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yapılan bir açık oturumda, mülga (kaldırılmış) kanunların çokluğunu hukuk anarşisi olarak tanımlamış ve bizde mülga kanunların daha o tarihlerde bir kütüphane oluşturacak boyuta ulaştığına işaret etmişti. Oysa biz yasa değiştirmekten başka bir şey sanki düşünemiyoruz. Yazgıyı, pardon yargıyı, hızlandırmak için yeni yasa çıkarmaya yöneliyoruz. Sanki daha yenilerde en girift bir davayı (*) üç ay gibi çok kısa bir sürede mevcut yasa ile nasıl bitirmiş olduğumuzun bile farkında değilmişiz gibi. Esasen sun’i yasalar uzun süre zorlansalar da kabul görmüyorlar toplumdan. Toplumu dejenere edip, kötü sonuçlarını miras bıraktıktan sonra yürürlüklerini kısa veya orta vadede, hatta bazen hemen yitiriyorlar; çekilip gidiyorlar; ya da bir süre daha zorlanarak topluma ıstırap vermeye devam ediyorlar.

            İpin Ucu Bizim Elimizde Değil
            Ama bütün bunlardan bize ne? Bıktık bu tartışmalardan. Biz yönetmiyoruz ki toplumu; bizim elimizde değil ki ipin ucu. Biz sade vatandaşız; dağdaki çobanız biz. Biz ne anlarız böylesine ciddi, derin ve büyük işlerden. Bunları büyüklerimiz bilir!.. Bırakalım bütün bu konuları büyüklere (!) de biz kendimize bakalım. Edebiyat, felsefe, şiir, fizik, matematik.. gibi küçük işlerle (!) uğraşalım. Merhale katetmek, seviye tutturmak için kendimizi tartışalım en önce. Yazımın iki cümlesini atarak kuşa çeviren bakış tavrımızı, bilimsel bir meselede bile birbirimize tahammül etmeyen tahribatı ele alalım...

            İşte bakın: ta Urfa’dan bir okuyucum, nasıl duygulanmış da neler terennüm etmiş, neler söylemiş şiir içinde. Siyasal Bilgiler Fakültesi mezunu 27 yaşlarında, muhtemelen işsiz bu genç kardeşim Kemal Polat, adeta kendimizi tartışıyor mısralar arasında, kendimizi eleştiriyor. İşte şiiri:

Kalemler Binbir Surat
Bakıp durdum, tonlarca kalabalık boşandı beynimden
Kurarken gözlerimi ısrarın dayanılmazlığına, bildim:
Ne gökyüzü haberli bizden, ne insanlar koşmakta peşimizden
Biz ki, hakkı batıldan ayırmak için bilenmiş bıçak
Biz ki, yaşadığımız yer cehennemden de sıcak
Söyleyin bana: neyi tartıştık ki,çağlar bizi tartışacak?..
O kadar çok kapalı ki kapımız, gerçekler giremedi içeri
Yakub’un gözyaşına rağmen çıktığımız Mısır seferi
Atıp Yusuf’ları kuyulara, ateşte bıraktık İbrahim’leri.


Paylaşamadığımız egomuzu, benlerin ve hiçlerin kavgası
Kısır döngüdür ördüğümüz; yerlere çaldığımız sefertası
Yalanlarımız bir yolunu bulsun diye.
İnanç yapıp kutsadık onları, yerleştirdik ayet arası.
Umursamadık evrenin incelikle yazılan buluttan yasasını
Okuyamadık, avuçlarımızda nurlaşan gençliğin yazgısını
İman diye başlayıp Allah’ı da katınca ağız kokumuza
Geveledik her şeyi ; aldık cenneti verdik cehennemi başkalarına
Allah yerine ritimleşince gönlümüzde tespihin şaklaması
Takkelere görev verdik, sakallara kaldı dinimin pusulası
Kimi tasma peşindeyken, klişelere dayandı birileri
Hikmet bulamayınca sözlerde, sistem işler:üç geri – bir ileri


Ne alem-i islam kalmış ortada, ne gezinir Mesih’in havarileri
Gözleri dolduracak kadar ateş varken aramızda
Ölümü bile değiştirip, kefenine uydurdu dünyanın şebekleri.
Korku, umut varsa yaşanır; takat, varsa kesilir, bildiğim
Korkusuzluğun alaşımı yapılmış şeytan ortaklığında
Gazap unutulmuş, gözlere sonsuzluk indirim yapılmış azapta
Bulup bulup, dinime sokmuşlar caniler, ne bulmuşlarsa sokakta


Kaç asır oldu? Koparılan kıyametin sığdırıldığı kaç kaşık?
Kelimeler birbirlerine girmiş, satırlar katil
İçimdeki yangını dindiremeyince var gücümle bağırdım:
“Allah hakem olmadan, ilim (!) zulme çakışık!”


Israr, ısrar, ısrar...
Kafatasının en ücra köşelerinde bilinmedik nakışlar
İslam diye neler yazılıyor. Her beyinsiz kalemde binlerce bahar
Alıp hüznün kucağından vahye sar beni
Frekansını bulamasan da medyanın, gün gelir Allah seni alkışlar”


            İşte böyle demiş Kemal Polat, böyle söylemiş. Bunca sorunların sebebinin biraz da kendimiz olduğunu anlatmak istemiş.

            Bakalım siz de bir ilgi bulacak mısınız, sorunlarla kendimiz arasında?

(*) İski Davası

Yorum
sorun tabiki bizlerde.
Yazar ibrahimonal açık 2008-12-26 12:25:15
bizlerin sınavı dünyada. uzun gibi görünün en fazla 80 yıllık zamanda. Ne yaparsak bu zaman diliminde yapacağız.  
Sanki bize Kuran-ı Kerim yetmiyormuş gibi illa yaşayan beşerden yardım alacağız, İlla yüzünde sakalı (sünnetmiş), elinde tesbihi ve dayanılması güç hacı misi kokusu olan bir beşerden yardım alacağız. Onun kanun ve yasalarına uyacağız.  
Anamıyorum bu insanları. sorduğun zaman mangalda kül bırakmazlar " o mübarek bir zad" derler. çünki biliyorlar, o onların yaptığı günahlara sözde hadislerle kılıf uyduruyor, Kuran-ı Kerimi okumaya anlamaya cesaret edemiyor ve onuda arapçasından okuyor ondanda hiç bir şey anlamıyor.  
Sorsanız, bu nasıl müslümanlık? Sizi müslümanlıktan çıkartır.  
Affınıza isteyerek, bu kişiler müslümansa biz ne yiz?

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 07-12-2008 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
64847991 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net