26-02-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Daha Nice güzel 
                       bayramlara 
ermemiz dileklerimizle 
                       Selam Size...
 
Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                karde?imizin
(facebook sayfas?ndan 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Güncel Yazılar arrow tarihsel süreç içinde şehirlerden medeniyete:
tarihsel süreç içinde şehirlerden medeniyete: PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 4
KötüÇok iyi 
Yazar Necmettin EVCİ   
23-11-2008

tarihsel süreç içinde şehirlerden medeniyete:


                                                               Necmettin EVCİ


Şehirleri kuran ve geliştiren dinamikler de aynı değildir. Yapıları, insan tipleri ve yaşamlarının çeşitliliği gibi şehirlerin kuruluş ve gelişme sebepleri, süreçleri de çeşitlidir. Bu çeşitlilik onların planlarından havasına, kokusuna, diline, tavrına kadar etki eder. Kimi şehirler güvenliği öne çıkararak kurulmuştur. Kimi sanatı, kimi inancı, kimi ticareti veya sanayiyi merkeze alarak kurulmuş gelişmişlerdir. Şehirler kimi baskın karakterlerini bu oluşum süreçlerinden alırlar ve daha baskın bir süreç yaşamaksızın da kolay kolay sıyrılamazlar.
Böyle olmakla birlikte şehirleri diğer yerleşim yerlerinden ayrıcalıklı kılan oraların gerçek anlamda birer ticaret ve kültür merkezleri oluşlarıdır. Şehirler kültürel ve emtia olarak değerlerin toplanıp dağıldığı cazibe merkezleridir. Şehirler bağlı yerleşim birimlerini de etkileyen, çekip çeviren durumda olurlar, olmalıdırlar. Etki alanlarını da düşünürseniz şehir daha geniş bir mekân ve doğal olarak daha geniş bir zamana sahiptir. Şehrin ufku diğer yerlere meselâ köylere göre kıyaslanmayacak kadar açık ve geniştir. Şehirli pratikte de bakışı geniş ve açık olandır. Çevredekiler için düş olanı o her zaman ve her yerde somut gerçek olarak yaşar. Tüm farklılıklarına karşın doğunun ve batının hatta değişik medeniyetlerin şehirleri kuruluş ve gelişmeleri açısından belli ana başlıklar altında tasnif edilerek incelenebilir. Örneğin Mezopotamya ve Hitit şehirleri nasıldı? Veya Grek, Roma ve Feodalite sonrası Avrupa şehirleri ve sonra İslâm şehirleri nasıldılar? Medeniyete katkıları ve katılımları bakımından burada gelişen anlayış ve yaşamlar takdir edilir ki ayrı ve yorucu bir çalışma konusudur. Bu alanda birçok çalışma da yok değildir. Ancak ben burada değerlendirmemizi daha açık ve anlamlı kılmak için, bir pencere açarak gerek görüldüğü kadar yaklaşımımızı genişletmek istiyorum.


Şehir Farsça bir kelime. Dilimize oradan yerleşmiş. Daha da önemlisi şehir kültürümüzde Farisî özellikler yok değildir. Selçuklukların Fars kültürü etkisinde olmadığını kim söyleyebilir? Selçuklu şehirleri bu kültürel etkinin bariz çizgilerini taşır. Şehir bir versiyonda orijinal söylenişi ‘Şahr, Şhır’ dır. Yani Şah’a ait olan, Şah’ın oturduğu yer (merkez) anlamındadır. Şehir Şah’ların oturduğu yer etrafında teşekkül eder. Şah’ın oturduğu ve devlet işlerini icra ettiği saray şehrin merkezidir.(33) Şehrin şeması, şehrin yaşamı, kültürü, ticareti bu merkeze göre, bu merkezden belirlenir.  


İster Aryan ister Sami Kökenli olsun medeniyetler şehir merkezlerinde, başta göç olmak üzere büyük kütlesel hareketler ve arayışlar sonucu kuruldular. Doğal olarak her şehir ortak insanlık birikiminin kurumsal anlamda tertip edildiği ve belli bir düzen içinde sentezlenerek hayat bulduğu yerler oldu. Farklı algı, anlayış ve yaşam tecrübelerinin tarihin ve toplumun zorunlu akış sürecinde birleşip ayrışarak üretilen ortak değerin başta şehir yaşamında çoğaltılması ve yaygınlaştırılması, kurumsal bir sürekliliğe ve değere dönüşmesi medeniyeti ifade eder. Bazı tarihçilere göre ‘Mezopotamya’nın ilk destan ve mitleri iyi analiz edilirse, kralsız ilkel bir demokrasinin varlığı anında gözlemlenebilir. Krallık kurumu daha sonra ortaya çıkmıştır. Mezopotamya’daki kentlerde yaşayan halk toplulukları, kendi kendilerini yönetiyorlardı. Politik yürütme halkın elindeydi. Bu kentlerde ‘Ensi’ olarak adlandırılan (Bakan veya müdür gibi algılanabilir. N.E) bir iş lideri, işçi başkanı veya ekip başkanı vardı’(34) Bu anlamda başta Sümer, Babil, Asur gibi Mezopotamya yoğunluklu uygarlıklarda şehir medeniyet ilişkisinin bildiğimiz ilk evrelerine tanık oluruz. İnsanın medeniyet serüveni içinde ırmak boyları çok önemli bir aşamadır. Kuruluşları en az 5500- 6000 yıl öteye giden Mısır, Mezopotamya ve Hitit uygarlıkları hep bu sınıflandırma içinde incelenebilecek uygarlıklardır. O dönemlerde insanların dil, kültür, ekonomik ilişkiler anlamında birbirleriyle kurdukları iletişim ve etkileşim sadece şehirlerinin kıyısından veya içinden değil aynı zamanda yaşamlarının tam ortasından akıp giden ırmakların akışını izliyordu. Irmaklar tam manasıyla bir medeniyet, kültür olup akmaktaydı. Sümerler bilinen en eski uygarlıklardan biridir. MÖ. 3500- 3000 yıllarının Uruk ve Lagaş gibi önemli Sümer şehirleri her bakımdan canlı hayatlarıyla medeniyetin önemli cazibe merkezleri oldular. Sümerlerde şehrin sahibi olan tanrı aynı zamanda devletin de koruyucusuydu. Bilebildiğimiz kadarıyla site devletler (şehirler) ve yazı Sümerler’in Mezopotamya ve antik uygarlıklara bıraktıkları en önemli mirastır. Birinci planda Uruk’un rol oynadığı Sümer şehir devletlerinde tanrının koruyuculuğu altında insanlar ve şehirler ayrılmaz bir varlıktır. Uruk’ta oturanların bütün tanrılarının babası ve sahibi, göklerin kralı Anu’ya dualar ettikleri zigurat şehrin tam ortasındaydı.(35) Bu mimari şeması ve ana fikriyle Mısır ve Babil tapınaklarına örnek olmuştur. Anlaşılan o ki din ve inanç etrafında oluşan maneviyat ilk zamanlardan bu yana kentlerin ve kent yaşamın kurucu unsuru olmuştur. Bu çok önemlidir. Çünkü şehirler karakterlerini bu çok önemli olan kurucu ve geliştirici unsurlara borçludurlar. Esasen bir şehrin yükselmesi veya ruhunu yitirmesi biraz da bu unsurların yükselen veya zayıflayan değerler olmasına bağlıdır. Sümerler gök tanrısı Anu ile beraber, tanrıça Ana İnanna’ya (ya da İmun) tapınmaya sıkı sıkıya bağlıydılar. Daha sonra İnanna’ya tapınma Uruk’lular arasında Anu’ya tapınmadan da üstün sayıldı. Zaman geçtikçe İnanna Samiler’in iştar’ı oldu. Sümer dininde dişi tanrılar üstün bir rol oynamışlardır. (36)


Mezopotamya değişik kavimlerin çok yönlü ilişkiler geliştirdikleri canlı uygarlık merkezi olma özelliğini Babil, Akat ve Asur dönemlerinde de sürdürdü. MÖ. 3000 yıl önce Agadya (Akat) şehrini kuran Sargon, Suriye’yi himayesine almış görünüyor. O’nu ‘Lübnan’ın ve Toroslar’ın Hâkimi’ diye selamlayan bir yazı bulunmuştur. O zamanlar Akat’lı birçok tacir ticaret için kervanlarla geldikleri Suriye’de yaşıyordu. Merkezinde ticaret olan ilişkiler Hitit bölgesini Sümer ve Mısır’a kadar etkileşim içine almıştı. Arkeolojik kazılarda çok sayıda bulunan kil tablet ve damgalar önemli belgeler olarak ayrıntılı sayılacak bilgi edinmemizi sağlar.(37) Bu cinsiyet yakıştırması antikitede mitolojik tanrı anlayışını sonradan da bu anlayışların etkisinden kurtulamadığını sandığım Hıristiyanlığı etkileyecektir. O zamanlarda müthiş ve heyecan verici bir kavimler göçüne tanık olmaktayız.


(34)-Şerefxan Cizîrî, Anadolu’dan Mezopotamya’ya Tarih ve Uygarlık, s.27, Doruk yay. Ank. 1997.
(35)-Ivar Lissner, Uygarlık Tarihi, s.14, Milliyet Yay. İst. 1973.
(36)-bkz.Ivan Lissner, age. s.14.
(37)-bkz. H. G. Wells, Dünya Tarihi, Çev. Ziya İhsan, s.48-55, ayrıca J. Gabriel-Leraux, age. S.21, Varlık Yay. İst.1959

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

Son Güncelleme ( 23-11-2008 )
< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
64848070 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net