15-04-2021
 
 
 
  :: Ana Menü
 
 
 
Duyurular
AKIL IÇIN YOL BIRDIR

(THERE IS but
ONE WAY for REASON)
       
(linkleri SAG TIKLAYIN
                                 lütfen)

Sn.Soner YALÇIN'dan 
dikkate değer bir yazı: 
Edebiyatla 
               Ahmaklaştırma
https://www.sozcu.com.tr/
2021/yazarlar/soner-yalcin
/edebiyatla-ahmaklastirma
-6335565/
 


Önerdigimiz sayfalar:
M. SAID ÇEKMEG?L 
anisina
https://www.facebook.com/
groups/35152852543/?mul
ti_permalinks=1015385
0899667544&notif_t=grou
p_highlights&notif_id=147
2405452361090




Nuri BiRTEK
                kardeşimizin
(facebook sayfasından 
              ilginç tespitler)
https://www.facebook.
com/nuri.birtek




Raci DURCAN
                  kardeşimizin
(facebook sayfasından
             ilginç tahliller)
https://www.facebook.com
/raci.durcan?fref=ts



Mesut TORAMAN
                   karde?imizin
(facebook sayfas?ndan
dikkate de?er görüntüler)
https://www.facebook.
com/mesut.toraman.52









M. Selami Çekmegil 
                          kimdir!









    ____________________
BU SITE
    Selami ÇEKMEG?L’in
Yegenleri:
    Melike TANBERK ve 
    Fatih ZEYVELI'nin
 beyaz.net ekibi ile birlikte
      M.Said ÇEKMEGIL 
  an?sina ARMAGANIDIR!  


   Anasayfa arrow Medyadan Seçmeler arrow Mahkemenin zihniyeti (3)
Mahkemenin zihniyeti (3) PDF Yazdır E-Posta
Kullanıcı Oylama: / 2
KötüÇok iyi 
Yazar Etyen Mahçupyan - Taraf, 02.11.2008   
03-11-2008

                                 Mahkemenin zihniyeti (3)


                                                      Etyen Mahçupyan - 02.11.2008

Kamu hizmetlerinden ve yüksek öğrenimden eşit bir biçimde yararlanmanın tüm vatandaşlar için bir hak olduğunu tekrarlayan anayasa değişikliklerini iptal eden Anayasa Mahkemesi’nin akıl yürütme biçimi, Türkiye’deki rejimin de adını koyuyor. Bizzat yüksek mahkemenin gerekçesinden anlaşılıyor ki, ‘cumhuriyet’ dediğimiz rejim gerçekte meşruiyetini darbeden alan bir düzen. Yargının kendisini bağlı hissettiği ‘hukuk’ da aslında darbecilerin tercihlerinin oluşturduğu yasal çerçeveden ibaret.

Böyle bir yargı mekanizmasının aldığı her karar ister istemez darbeyi ve darbeciyi ideolojik olarak meşrulaştırma gayreti içinde olacaktır. Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararının gerekçesi de, darbe hukukunu ‘evrenselleştirmeye’ çalışmakta...

Metnin ‘laiklik’ ile ilgili bölümünde şöyle deniyor: “(1)Laiklik ilkesi düşünsel temellerini Rönesans, Reformasyon ve Aydınlanma dönemlerinden alır. Çağdaş demokrasilerin ortak değeri olan bu ilkeye göre, siyasal ve hukuksal yapı, dogmalardan arındırılarak akılcılığı ve bilimsel yöntemleri esas alan katılımcı demokratik süreçlerin ürünü olan ulusal tercihlere dayanır. (2)Bireylerin anayasal özgürlüklerinden inanç, din, mezhep veya felsefi tutum nedeniyle ayrımsız yararlandığı, akılcılığı esas alan bir süreç olan aydınlanma koşullarının sergilendiği toplumlarda laik ve demokratik değerler özümsenir, siyasal, sosyal ve kültürel yaşam da buna bağlı olarak evrensel değerlerin egemen olduğu çağdaş bir görünüm kazanır. (3)Bireylerin özgür vicdani tercihlerine dayanan ve sosyal bir kurum olan dinler, siyasal yapıya egemen olmaya başladıkları ve ulusal irade yerine siyasal yapının hukuksal kurallarının meşruiyet temelini oluşturdukları anda toplumsal ve siyasal barışın korunması olanaksızlaşır.” (Rakamları kolaylık amacıyla ben ekledim...)

Birinci önerme bu konudaki klasik kemalist sığlığı yinelemekte... Her şeyden önce, laiklik kavramının Avrupa’nın kendine özgü tarihinin içinde şekillenmesi o zaman bile tek tip bir laikliğin olduğunu göstermez. Nitekim diğer ülkelerin uygulamada getirdikleri anlayış özelliklerini bir yana koysak bile, Fransız ve İngiliz örnekleri yeterince farklı laiklik algılarının olduğunu gösteriyor. Öte yandan günümüzdeki laikliğin tarihsel bir belirlenme altında olduğunu söylemek de zor, çünkü bugün her toplum artık olası bir laiklik yelpazesinin içinden zihniyetine göre tercihte bulunuyor. Dolayısıyla Mahkeme’nin sandığı üzere ‘laiklik’ diye herkesin kabullendiği bir evrensel gerçeklik yok... Yani Türkiye’deki laiklik, tamamen Türkiye’nin tercihi. Öte yandan eğer laiklik ilkesine göre siyasal ve hukuksal yapı “akılcılığı ve bilimsel yöntemleri esas alan katılımcı demokratik süreçlerin ürünü olan ulusal tercihlere” dayanmakta ise, bu tam da Türkiye’de olan şey! Çünkü söz konusu anayasa değişiklikleri ulusal iradeyi taşımakta olan Meclis tarafından önerildi ve Meclis de ‘bilimsel yöntemleri esas alan katılımcı demokratik süreçlerin’ sonucu olarak oluştu.

İkinci önerme Mahkeme’nin içine düşmüş olduğu bu çelişkinin nasıl bir mantıksızlık yarattığını açıkça ortaya koyuyor... Söylendiğine göre eğer anayasal özgürlüklerden ayrımsız yararlanılırsa, laik ve demokratik değerler özümsenir ve nihayette “çağdaş bir görünüm” kazanılırmış. Çağdaş görünümün laik ve demokratik değerlerin ölçüsü olarak sunulmasının ardındaki yüzeyselliği bir yana bırakalım... Düşünün ki burada amaç görünümün çağdaş olmadığından hareketle, düzenin de laik olmadığını kanıtlamak. Ne var ki laik olabilmek, yine Mahkeme’ye göre, ancak anayasal özgürlüklerden “ayrımsız” yararlanılırsa mümkün... Gerçekten de öyle! Nitekim başörtülü kadınlar bu özgürlüklerden yararlanmadıkları için Türkiye laik değil! Bunun da sorumlusu Meclis değil, ayrımcılığın bizzat sorumlusu olan darbe rejimi ve darbe hukuku.

Üçüncü önerme ise dinlerin siyasal yapının hukuksal kurallarını koymaya başladığı takdirde toplumsal barışın korunmasının zorlaşacağını söylüyor. Bu genellemenin altında dindarların inanç özgürlüğü ve eşitlik talebinin ‘din devletini’ ima ettiği ve bunun ‘doğal’ olarak ulusal iradeye karşı olduğu kabulü var. Oysa söz konusu anayasa değişiklikleri ulusal iradeye uygun olarak Meclis’te tasarlanmıştı ve üstelik de laikliği dinselleştiren bir rejim nedeniyle mağdur olan bir kesimin diğerleri ile eşit koşullara gelmesini hedefliyordu...

Gerekçenin laiklik üzerinden darbe hukukunu ‘evrenselleştirerek’ meşrulaştırma gayreti ne yazık ki mantıksal tutarlılığa bile sahip olmayan bir akıl yürütme ile sonuçlanmış. Öyle ki Mahkeme Türkiye’nin laik olmadığını, iki anayasa maddesindeki değişimde ima edilen eşitlik talebinin ise ulusal iradeyi yansıttığını ve bunun da temelinde rejimin ayrımcılığının yattığını bir paragrafta bir güzel kanıtlamış

Yorum

Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler.
Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz.

Powered by AkoComment 2.0!

< Önceki   Sonraki >


Advertisement

Kullanıcı Girişi
Ziyaretçi Sayısı
66498278 Ziyaretçi
 
www.beyaz.net