(Akşam Gazetesinden alıntıdır.)
Allah, elçisi Muhammed'e 'İqra!' emrini vermişti: Oku!... Allah'ın naçiz kulu bendeniz de okurlarıma şöyle söyleyeceğim: 'İmşi!'...
Yani, yürü!
Çünkü sihirli spor, yürüyüşmüş meğer.
Dün İlker Sarıer kardeşim de kendi gazetesinde yazmış bu konuyu, 'mükerrer' gibi olacak ama bundan hiç gocunmam, İlker'in her satırının altına kendi imzamı da atarım.
Hani sağda solda birtakım 'fındıkçı doktorların' otuz kupon karşılığı öğütlerini okuyorsunuz ya, sigarayı bırak, içkiyi kes, fındık ye, yürü... İlle de yürü!.. Ötekileri boşver, fakat mutlaka yürü!... Adamlar haklılarmış!
Yürüyüş, temel spor. Başka hiçbir şey yapmanıza gerek yok, düzenli ve tempolu yürüyün yeter.
Yalnızca yürüyüşle iki haftada iki buçuk kilo verdim. Üstelik hiç 'boğazımdan kısmadan'. İçkiyi de kesmeden. Tam tersine, metabolizma daha düzgün çalışmaya başladığından iştahım iyice açıldı, 'Agop'un kazı gibi' gibi yiyorum fakat bir yandan da zayıflıyorum.
Yani bu yazının üst köşesinde gördüğünüz davul gibi şişko herif gitti, yakında yeni bir resim çektirip onu değiştirmem gerekecek...
Bütün o Montignac rejimi, Rastignac rejimi falan hikaye. Hepsini boşverin, yürüyün.
Haftada en az üç gün, kırk beşer dakika yürüyeceksiniz. İki gün yaparsanız yalnızca 'kendinizi kandırmış' sayılıyorsunuz. Elbette her gün yapmak da en iyisi. Fakat bu bir 'tenezzüh' olmayacak, yani sallana sallana, 'vitrin bakar gibi' değil, tempolu yürüyeceksiniz. Ara vermeyeceksiniz, 'şurada bir mola alalım da soluklanalım' ya da 'hele bir sigara yakalım da iki nefes çekelim' demeyeceksiniz. Sigarayı yürüyüş bitince içersiniz.
Vaktiniz yoksa, sabah erken çıkıp işe gidiyor ve akşam yorgun argın dönüyorsanız, bunu cumartesi ve pazar sabahları yapacaksınız, haftada bir kere de, kendinizi en az yorgun hissettiğiniz günün akşamı. Bu kadar basit.
Kesmeden yürüyeceksiniz. Fakat koşmayacaksınız, kendinizi zorlamayacaksınız. Yalnızca yürüyeceksiniz. Bir saat yürümenize gerek yok, önce yirmi, sonra otuz dakika, bacaklar iyice açılınca da kırk beş dakika yeterli.
Elbette bunu şehirde yapmak çok zor, hiçbir engel olmasa bile trafik ışıkları kesiyor yolunuzu; onun için deniz kenarı, orman yolu, dağ başı falan bir yer bulacaksınız. Fakat en iyisi, paraya kıyıp bir 'yürüyüş bandı' almak ve bu yürüyüşü evden çıkmadan, 'tembel işi' yapmak.
Şimdi Babıali veletleri gene kıskanacaklar ve kızacaklar, iki bin yeni liraya aldım. On taksit. Ayda iki yüz yeni lira taksitle. Hiç öyle kolunuza göbeğinize birtakım kablolar takmaya da gerek yok, aracın bilgisayarı kaç dakikada kaç metre yürüdüğünüzü ve kaç kalori yaktığınızı kendiliğinden gösteriyor.
Buna ayıracak paranız yoksa da bana küfür etmek yerine doğru sakince bir yürüyüş yoluna, hadi bakalım...
Yürümeye başlayınca, inanılmaz bir şey daha gerçekleşti, bir mucize oldu:
Yıllardır 15-8'de çakılmış kalmış olan tansiyonum, iki hafta içinde kaça düştü biliyor musunuz? Büyük 11.2, küçük 7.2... Evet!
Rahatladım, kendime geldim. Şimdi kendimi zıpkın gibi hissediyorum.
Gözünüzü seveyim siz de yürüyün, Allah aşkına yürüyün, ne olur yürüyün. Bu konu erken seçimden de, döviz kurlarından da, ihracat rakamlarından da, CHP kurultayından da çok daha önemli.
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilirler. Lütfen hesabınıza giriş yapınız veya kayıt olunuz. Powered by AkoComment 2.0! |